Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD elçisi Guilfoyle görevden alındı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, aleyhindeki ciddi haberlerin ardından Atina’daki ABD Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle’u görevden aldı.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Katie Zacharia, gazetecilere verdiği ilk brifingde, Guilfoyle’dan istifa etmesinin istendiğini söyledi.

Trump, “İyi bir iş çıkarıyordu, ancak basında okuduklarımız hoşumuza gitmedi. O benim ailemden biri değildi. Sanırım uzun zaman önce oğlumla çıkmıştı,” dedi.

Guilfoyle bir paylaşımda, “Bu iddialar asılsızdır ve adımı, itibarımı ve dürüstlüğümü kararlılıkla savunacağım,” dedi ve büyükelçiliğin çalışmalarından özellikle gurur duyduğunu belirtti.

Kathimerini’ye göre görevden alınması Washington’da kimseyi şaşırtmadı. Günlerdir süren yeni ifşalar ve Demokratların bu olayı sert bir şekilde kullanması, hassas ara seçimler öncesi dönemde Beyaz Saray’a siyasi zarar veriyordu.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na yorum yapmaması talimatı verildi ve krizin yönetimi Beyaz Saray’a devredildi.

ABD elçisi Kimberly Guilfoyle, Yunanistan’da ortalığı karıştırdı

Haberlere göre, başkanın ekibinin çoğu hızla Guilfoyle’un görevden alınmasından yana tavır aldı ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Guilfoyle’un kendisine gösterdiği, kamuoyuna yönelik bir gösteri niteliğindeki samimi karşılama karşısında rahatsız olduğu bildirildi.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’ndeki Demokratlar soruşturma açılması çağrısında bulundu.

“İstifa etmesi onu sorumluluktan kurtarmaz” diye yazan Kongre üyeleri, “Amerikan aileleri geçim sıkıntısı çekerken, o Trump yönetimi yetkilisi olarak konumunu zengin olmak için kullandı,” ifadesini eklediler.

Maslahatgüzar Josh Huck, halefi seçilene kadar büyükelçi görevlerini yürütecek.

Öte yandan Guilfoyle’un ayrılmasının, Yunanistan ile ABD arasındaki anlaşmalarda gecikmelere yol açacağı düşünülüyor.

Trump ve Rubio, Kimberly Guilfoyle’u kovmayı değerlendiriyor

Buna, dışişleri bakanının varışından sadece birkaç gün önce sonuçlandırılan, yaklaşık 4 milyar dolarlık silah anlaşmalarından oluşan sözde “Rubio paketi” de dahil.

Sözleşmelerin imzalanması için hâlâ birkaç prosedürel adımın atılması gerekiyor.

Atina’da muhalefet partileri cevap bekliyor. PASOK’tan Dimitris Mantzos, Rubio’nun ziyareti sırasında varılan anlaşmalar hakkında ayrıntılı bir bilgilendirme talep etti.

Diplomasi

Alman istihbaratının 2 bin belgesi ve Mossad bağlantılı şirket trafiği

Yayınlanma

Eski BND Başkanı August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi sızdırdığı iddiasıyla tutuklanırken sızan e-postalar, Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki para karşılığı bilgi paylaşımı ve ticari ortaklıkları ortaya çıkardı.

Almanya Federal İstihbarat Teşkilatını (BND) 1998-2005 döneminde yöneten August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi ele geçirdiği ve bunları yabancı bir ülkenin istihbarat görevlileriyle yürüttüğü temaslarda kullandığı iddiasıyla 6 Ekim’de tutuklandı.

Vatana ihanet ve yabancı bir istihbarat kuruluşu adına casusluk yapmakla suçlanan eski istihbarat şefinin, belgeleri eski BND çalışanı Manfred D.’den temin ettiği ileri sürülüyor.

Savcılık, sızdırılan evrak arasında üst düzey Alman yetkililere sunulan kurum içi bilgilendirme notlarının da yer aldığını aktarırken, söz konusu gizli verilerin hangi ülkeye aktarıldığı Berlin yönetimi tarafından henüz kamuoyuna açıklanmadı.

The Cradle’dan Jake Green’in özel haberine göre, ele geçirilen elektronik posta yazışmaları, tutuklanan Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki kapsamlı ilişkileri açığa çıkardı.

Yazışmalar, iki eski istihbarat yöneticisinin kamu görevlerinin ardından ticari faaliyetler, siyasi nüfuz arayışları ve istihbarat bağlantılarını bir araya getiren süreklilik arz eden bir temas ağı kurduğunu ortaya koyuyor.

Bu durum, kişisel bağlantıların ve resmi yetkilerden kaynaklanan bilgi erişiminin özel kazanç amacıyla kullanılmasının Alman istihbarat mekanizmasını savunmasız bıraktığı tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Yazışmalarda 10 bin avroluk istihbarat notu ve seçim kampanyası teklifleri yer alıyor

İncelenen e-postalara göre Hanning, 2018 yılında Yatom’a gönderdiği iletide, kimliği açıklanmayan bir aday hakkında “üst düzey Alman yetkililerden ve istihbarat kurumlarından edinilen bilgilere dayalı genel bir değerlendirme” hazırlayabileceğini iletti.

Eski BND başkanı, bu raporu 10 bin avro karşılığında 13 Temmuz tarihine kadar tamamlama taahhüdünde bulundu.

İki isim arasındaki temaslar sonraki süreçte Almanya’daki siyasi süreçleri de kapsayacak biçimde genişledi. Yatom, Eylül 2021’deki Almanya federal seçimleri öncesinde Hanning’den önde gelen adaylarla temas kurmasını talep etti.

Eski Mossad şefi, bir “siyasi kampanya şirketi” diye nitelediği CIY Global’in imkanlarını Alman siyasetçilere tanıtmayı hedeflediğini kaydetti ve aynı yazışmada bir siber güvenlik şirketine ilişkin belgeleri aktarma niyetinden söz etti.

MI6, eski BND Başkanı’nın gizli bilgileri sızdırmasından endişe ediyor

Siber güvenlik şirketindeki ortaklık ve Avrupa’daki gözetim operasyonları

Yatom ve Hanning arasındaki ortaklık siyasi lobi girişimlerinin ötesine geçerek siber güvenlik sektörüne de uzandı.

Hanning’in, Yatom’un ilişkili olduğu World Health Energy Holdings adlı siber güvenlik şirketinde danışman olarak görev yaptığı belirtiliyor.

Eski istihbarat mensuplarının kurduğu veya yönettiği bu tip şirketler, İsrail menşeli gözetim, siber istihbarat ve siyasi nüfuz kabiliyetlerine uluslararası pazarda ticari bir zemin kazandırıyor.

İsrail merkezli özel gözetim teknolojilerinin Avrupa’daki operasyonel varlığı, son dönemde Polonya, İspanya ve Yunanistan’daki skandallarla adli kayıtlara girdi.

Polonyalı savcılar, 12 Ekim’de yaptıkları açıklamada, önceki hükümet döneminde siyasi muhalifleri hedef alan Pegasus casus yazılımıyla toplanan verilerin ülke dışına aktarıldığını ve üretici NSO Group’un teknik altyapıya erişimi sürdürdüğünü duyurdu.

İspanya’da ise 2022 tarihli CatalanGate araştırmasıyla aralarında siyasetçi, avukat ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı en az 65 kişinin Pegasus veya Candiru yazılımlarıyla hedef alındığı saptandı; Citizen Lab araştırmacıları operasyonu İspanyol makamlarıyla ilişkilendiren kuvvetli kanıtlar yayımladı.

Yunanistan’da gazeteci Thanasis Koukakis ile Avrupa Parlamentosu üyesi Nikos Androulakis’i hedef alan dinleme sürecinde de eski İsrail istihbarat mensubu Tal Dilian’ın kurucusu olduğu Intellexa bağlantılı Predator yazılımının kullanıldığı belirlendi.

Almanya’da yürütülen casusluk soruşturmasında, Hanning’in Yatom ile kurduğu ücretli raporlama, seçim adayı temasları ve ticari ortaklık trafiği, yaklaşık 2 bin gizli belgenin nihai varış noktasına dair henüz kesin hukuki bir kanıt sunmuyor.

Bununla birlikte ortaya çıkan yazışmalar, Alman soruşturma makamlarına gizli devlet sırlarının İsrail istihbaratıyla ilişkili ticari ağlara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek adına somut bir inceleme alanı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Sunak: Trump, dağılan küresel düzenin bir semptomu

Yayınlanma

Eski İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, ABD liderliğindeki küresel düzenin sona erdiğini ve dünyanın jeopolitik belirsizliğin arttığı bir döneme girdiğini savundu.

Sunak, Yeni Delhi’de düzenlenen Bloomberg Yeni Ekonomi Forumu’nun ilk gününde, “Başkan Donald Trump bunun nedeni değil, bunun bir semptomu. Şu anda içinde bulunduğumuz dünya, tam olarak neye alıştığımızı bilmediğimiz bir dünya ve bu durum muazzam bir jeopolitik belirsizlik ve hatta tehlike yaratıyor,” dedi.

Sunak, dünyanın yeni bir jeopolitik gerçekliğe uyum sağladığını, Çin’in artık iktisadi, askeri ve teknolojik alanlarda ABD’nin eşit bir rakibi haline geldiğini, Hindistan ve Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere bazı ülkelerin ise kendi rotalarını çizme konusunda daha fazla özgürlüğe sahip olduğunu belirtti.

Hâlâ milletvekili olan Sunak, kritik mineraller ve ilaçlarda kullanılan temel bileşenler konusunda Çin’e bağımlılıktan kaynaklanan risklere de dikkat çekti.

Ona göre ABD, Birleşik Krallık ve diğer ülkeler tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için güvenilir ortaklar aradıklarından, bu kırılganlıkları azaltmaya yönelik çabalar Hindistan’ı “büyük bir kazanan” haline getirebilir:

“Eğer size bu dayanıklılığı sağlayabilecek Hindistan gibi güvenilir bir ortak istiyorsanız, bu bana göre izlenmesi gereken doğru yol gibi görünüyor.”

Sunak ayrıca, teknoloji şirketlerinin 2027 yılında uzun vadeli borç ihracında ABD hükümetini geçerek en büyük net ihraççı konumuna gelme yolunda ilerlediğini belirtti.

Öte yandan Hindistan Başbakanı Narendra Modi, forumda Rishi Sunak ile bir araya geldi. Rishi Sunak, Başbakan Modi’yi kamu hizmetinde 25 yılı doldurması nedeniyle tebrik etti ve onun “adanmışlığını, çalışma ahlakını ve enerjisini” övdü.

Sunak ayrıca, özellikle ticaret, teknoloji ve yapay zeka (AI) alanlarında Hindistan-Birleşik Krallık ilişkilerinin güçlendiğine dikkat çekti.

Sunak, X’te paylaştığı bir gönderide şunları söyledi:

“Başbakan @narendramodi, bugün Yeni Delhi’de sizi görmek harika. Kamu hizmetinde geçirdiğiniz 25 yıl için tebrikler, bu olağanüstü bir başarı. Başbakan olduğum dönemde sizinle çalışmak benim için bir zevkti. Adanmışlığınız, iş ahlakınız ve enerjiniz hepimiz için bir örnek teşkil ediyor. İngiltere-Hindistan ilişkileri, sizin liderliğiniz altında giderek güçleniyor. Tahmin edilebilirliğin azaldığı bir dünyada, iki ülkemizin ticaret, teknoloji ve yapay zeka alanlarında daha fazla işbirliği yapması hayati önem taşıyor. Önümüzdeki yıllarda İngiltere ve Hindistan’ın birbirine her zamankinden daha da yakınlaşmaya devam edeceğini biliyorum.”

Başbakan Modi, Sunak’ın X’teki paylaşımına yanıt vererek, “Bugün Bloomberg Yeni Ekonomi Forumu’nda sizinle buluşmak harikaydı!” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO, 17 ülkenin katılımıyla Steadfast Noon nükleer tatbikatını başlattı

Yayınlanma

NATO, 17 ülkenin katılımıyla nükleer savunma kabiliyetlerini test ettiği yıllık Steadfast Noon tatbikatını başlattı. İttifak manevraların 23 Ekim’e kadar süreceğini ve nükleer harp başlığı taşımayan eğitim mühimmatıyla icra edildiğini açıkladı.

Kuzey Atlantik İttifakı (NATO), üye ülkelerin topraklarını nükleer silah kullanımıyla savunma senaryolarını içeren yıllık “Steadfast Noon” tatbikatını başlattı.

Almanya merkezli n-tv televizyonunun NATO’nun Belçika’nın Mons kentinde yer alan askeri karargahındaki bir yetkiliye dayandırdığı habere göre, 23 Ekim’e kadar sürecek askeri manevralara 17 ülkeden askeri personel katılıyor.

Almanya Hava Kuvvetleri, tatbikat kapsamında 33. Taktik Hava Kanadı’na bağlı üç Tornado avcı-bombardıman uçağını İtalya’nın kuzeyindeki Aviano Hava Üssü’ne sevk etti. Alman Hava Kuvvetlerinin paylaştığı verilere göre tatbikatta ülkeden birkaç düzine asker görev alıyor.

Normal şartlarda Rheinland-Pfalz eyaletindeki Büchel Hava Üssü’nde konuşlu tutulan Alman Tornado uçaklarının, NATO’nun nükleer paylaşım programı çerçevesinde, ihtiyaç duyulması halinde aynı üste muhafaza edilen ABD’ye ait nükleer mühimmatı kullanma yetkisi var.

Tatbikat sahte mühimmatla icra ediliyor

İttifak yönetimi mevcut tatbikatın senaryosu ve ayrıntılarına ilişkin bilgi paylaşmazken, manevraların kapsamının geçen yılla benzer büyüklükte olduğunu aktardı.

Geçtiğimiz yıl icra edilen tatbikatta F-35 savaş uçakları, gözetleme uçakları ve havada yakıt ikmal uçakları dahil olmak üzere 70’ten fazla hava aracı ve yaklaşık 2 bin asker yer almıştı.

Benzer askeri tatbikatlar sırasında birlikler nükleer mühimmatın yer altı depolarından çıkarılarak uçaklara taşınması ve savaş jetlerine monte edilmesi safhalarını çalışıyor. Bu kapsamdaki uçuş ve eğitim faaliyetlerinde nükleer harp başlığı içermeyen tatbikat bombaları kullanılıyor.

NATO: Endişelenecek bir durum yok

NATO Nükleer Politika Direktörü Nassima Barrow, söz konusu tatbikatın Rusya açısından herhangi bir tedirginlik oluşturmaması gerektiğini açıkladı.

Manevraların periyodik yapısına işaret eden Barrow, “Bu tatbikatı her yıl icra ediyoruz ve bu aynı zamanda Rusya gibi ülkelere açık bir mesajdır: Endişelenecek hiçbir zemin yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

Barrow, tatbikatların öngörülebilir şekilde düzenlenmesinin ittifakın niyetlerine yönelik hatalı değerlendirmelerin önüne geçtiğini kaydetti.

Moskova: NATO’ya saldırma niyetimiz bulunmuyor

Rus makamları ise ülkenin Avrupa’ya ya da NATO üyelerine yönelik herhangi bir saldırı planının olmadığını yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın NATO ülkeleriyle çatışmaya girmesi için “jeopolitik, ekonomik, siyasi veya askeri açıdan hiçbir gerekçesi” olmadığını ifade etmişti. Rusya’nın Avrupa ülkelerini tehdit etmediğini dile getiren Putin, karşı tarafın adımlarını değerlendirirken, “Yaptıkları her şey sadece Rusya ile çatışmayı sürdürmek ve Avrupalı vergi mükelleflerinin cebine girerek devletlerinin bütçelerinden yapılan fahiş harcamaları meşrulaştırmak içindir” ifadelerini kullanmıştı.

Batılı ülkelerin Moskova’ya yönelik suçlamalarını gerçeği yansıtmayan iddialar olarak nitelendiren Putin, mayıs ayındaki değerlendirmesinde Nazi Almanyası’nın Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in sözlerine atıfla, Batılı siyasetçilerin ve medyanın gerçek dışı söylemleri günlük pratiklerine dahil ettiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English