Bizi Takip Edin

Diplomasi

Azerbaycan Avrupa’ya Karadeniz’in altından elektrik gönderecek

Yayınlanma

Avrupa Birliği’nin (AB) enerji alanında “Rusya’ya bağımlılıktan kurtulmak” ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için attığı adımlara bir yenisi eklendi.

Bükreş’te Azerbaycan, Gürcistan, Romanya ve Macaristan liderlerinin yanı sıra Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de katıldığı törende Azerbaycan’dan Avrupa’ya Karadeniz’in altından elektrik taşınması için imzalar atıldı.

1.195 kilometrelik kablolarla taşınacak elektriğin, enerji krizi ile boğuşan AB’ye can simidi olması hedefleniyor. Leyen, Rusya-Ukrayna savaşından sonra AB’nin “güvenilir enerji ortakları” aracılığıyla enerji kaynaklarını çeşitlendirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Yapımına önümüzdeki sene başlanacak olan denizaltı nakil hattı Azerbaycan’ı Gürcistan aracılığıyla Macaristan ve Romanya’ya bağlayacak. Hattın 2029’dan önce işlemeye başlaması beklenmiyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, anlaşmayı “Avrupa enerji güvenliğine katkımız” ve “AB ile Azerbaycan arasında yeni bir köprü” olarak nitelendirdi. 

Ursula von der Leyen ise AB üyesi olmayan Gürcistan’ın anlaşma ile birlikte bölgesel bir enerji merkezi olma fırsatı yakalayacağını belirtti.

Başkan, anlaşma ile birlikte Moldova ve Ukrayna’ya da elektrik tedariğinin sağlanacağını söyledi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, “En uzun denizaltı elektrik kablosunu yapmaya hazırlanıyoruz. Daha genç olsaydım, buna gerçek bir rock’n roll derdim,” dedi. 

Romanya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, denizaltı nakil hattı anlaşmasının yanı sıra yeni enerji teknolojileri, hidrojen üretimi ve enerji transit altyapısının genişlemesi başlıklarından işbirliğini güçlendirme kararı alındı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Birleşik Krallık’taki tüm B-1 bombardıman uçakları ABD’ye döndü

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık’taki RAF Fairford hava üssünde bulunan tüm B-1 bombardıman uçaklarını geri çekti.

Amerikalı yetkililer pazar günü, bu kararın tesise yönelik “terör planları” ile ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle alındığını belirtti.

Bu karar, Londra’nın kuzeybatısındaki askeri üssü İran’a yönelik bombardıman saldırıları düzenlemek için bir merkez olarak kullanan ABD için bir yön değişikliğini temsil ediyor.

Yakın zamanda üsten ayrılana kadar, üssünde bir düzine B-1 uçağı konuşlandırılmıştı.

Bu karar, ABD ve İngiliz yetkililerin geçen pazar günü engellendiğini açıkladıkları üsse yönelik bir saldırı şüphesi ile bağlantılı olarak altı kişinin gözaltına alınmasının ardından alındı.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, İngiltere’nin şüphelileri kefaletle serbest bırakmasına rağmen soruşturmaya devam etmesiyle gizemle örtülü kalan olayda İran’ın rol oynadığına dair “güçlü işaretler” olduğunu söyledi.

Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD’li yetkililer, bombardıman uçağına saldırı düzenleyip üssündeki personeli öldürmeyi amaçlayan İran bağlantılı bir komplo hakkında bilgi sahibiydi.

Üst düzey bir ABD’li yetkiliye göre, Devrim Muhafızları’nın bir kolu, komployu gerçekleştirmek üzere İngiliz vatandaşlarını işe almıştı.

Komplo, yakın mahallede dikkatleri başka yöne çekmeyi de içeren çok aşamalı bir planı içeriyordu.

Birleşik Krallık’ta yetkililer hâlâ olayın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışıyor ve bazı İngiliz yetkililer planlanan saldırının ne kadar sofistike olduğu konusunda şüphelerini dile getiriyor.

Donald Trump daha önce, gözaltına alınan kişilerin üsse ciddi zarar verme niyetinde olduklarını ve hakkında soruşturma yürütüldüğünü belirtmişti.

Trump, şüphelileri kefaletle serbest bırakma kararını sorgulayarak, “Ben olsam onları serbest bırakmazdım” demişti.

Bu kişilerden beşi geçen pazar günü üç beyaz minibüsle Fairford’a gitti. İngiliz polisi, minibüslerde patlayıcı bulunmadığını ama önemli miktarda yakıt olduğunu açıkladı.

Gruptan bir kişinin polisi arayarak komployu ihbar etmesinin ardından bu kişiler gözaltına alındı.

Altıncı kişi olan İngiltere-İran çifte vatandaşı ise birkaç gün sonra terör eylemi planladığı şüphesiyle alındı ama o da kefaletle serbest bırakıldı.

Uzun pistiyle Fairford üssü, ABD tarafından İran’a yönelik B-1 ve B-52 saldırılarını başlatmak için yoğun bir şekilde kullanılıyordu.

Üs, ABD anakarasından yapılan uçuşlara kıyasla Amerikan bombardıman uçaklarının kat etmesi gereken mesafeyi kısalttığı için ABD hava operasyonları açısından önemliydi.

Savaş uzadıkça B-52’ler üsten ayrıldı ve bazı B-1’ler ABD’ye geri döndü ama bir düzine B-1 hâlâ üsteydi.

Fairford’daki ABD varlığı, Birleşik Krallık’ta siyasi açıdan tartışmalı bir konu.

Birleşik Krallık hükümeti başlangıçta ABD’nin üssünden İran’a yönelik sortiler düzenlemesine izin vermeyi reddetmişti.

Fakat daha sonra İran’ın Körfez’deki İngiliz müttefiklerine ve çıkarlarına yönelik misillemelerinin ardından üssün “savunma amaçlı” görevler için kullanılacağı şartıyla bu kararından vazgeçmişti.

Engellendiği sanılan saldırının ardından, Birleşik Krallık savunma yetkilileri, özellikle insansız hava aracı saldırılarına karşı askeri üslerin çevresindeki korumanın güçlendirilmesi için daha fazla önlem alınması gerektiğini belirtti.

ABD ayrıca, İngiltere’nin doğusundaki RAF Lakenheath üssünde F-35 ve F-15E avcı uçakları konuşlandırmış durumda ve bu üssün güvenlik alarm seviyeleri yükseltildi.

ABD, Lakenheath üssünün yakınındaki RAF Mildenhall üssüne de yakıt ikmal uçakları konuşlandırdı.

Uçuş izleme sistemleri, bu hafta sonu RAF Fairford üssünden kalkan B-1 bombardıman uçaklarını tespit etti.

İran, RAF Fairford’a yönelik saldırı planının arkasında olduğu iddialarını yalanladı.

Devrim Muhafızları, Temmuz ayında ABD’nin İran’a saldırmak için kullandığı İngiliz üslerinin “kuvvetlerimiz için meşru bir hedef” olacağı uyarısında bulunmuştu.

Pentagon yaptığı açıklamada, “Operasyonel güvenlik nedenleriyle varlıklarımızın ve kuvvetlerimizin hareketlerini gerçek zamanlı olarak teyit edememiş olsak da, RAF Fairford’a konuşlandırılmış tüm ABD bombardıman uçaklarının ABD’deki ana üslerine geri çekildiğini şimdi teyit edebiliriz,” dedi.

Bakanlık, ABD bombardıman uçaklarının ABD’den saldırılar düzenlemeye hazır durumda olduğunu ekledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı ise yorum yapmaktan kaçındı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Mark Carney Türkiye’yi ziyaret etmeyi planlıyor

Yayınlanma

Kanada Başbakanı Mark Carney, bu ay Türkiye’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmeyi planlıyor.

Reuters’a konuşan kaynaklardan biri, Carney ve Erdoğan’ın Temmuz ayında Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi sırasında başlattıkları serbest ticaret müzakerelerinin yanı sıra, enerji ve savunma alanlarında olası işbirliği konularını da görüşebileceklerini belirtti.

İki kaynağa göre, Kanada ve Türkiye ticaret bakanları bu hafta, liderler toplantısı öncesinde müzakereleri hızlandırma konusunda anlaştılar.

Bu ziyaret, Carney’in Kanada’nın en büyük ticaret ortağı olan ABD’ye olan bağımlılığını azaltmaya çalıştığı bir dönemde, Ağustos ayında ticaret görüşmelerinin çöküşünün ardından, Kanada’nın diplomatik geleneklerinden yaptığı en son sapma olarak kayda geçecek.

Carney, önümüzdeki on yıl içinde Kanada’nın ABD dışındaki ticaret hacmini ikiye katlayacağına söz verdi ve geçmişte gerginlikler yaşadığı Çin ve Hindistan dahil olmak üzere pek çok ülkeyle ilişkiler kurmak için hamleler yaptı.

ABD’nin gümrük vergileri karşısında ekonomiyi güçlendirme çabalarına Kanadalılar arasında güçlü bir destek olduğunu gösteren anket sonuçlarının da desteğiyle, ilerleme kaydetmek için öncüllerine kıyasla insan hakları konusuna daha az odaklandı.

En büyük ticaret ortağı Avrupa Birliği olan ve gelişmekte olan bir piyasa ekonomisine sahip olan Türkiye, enerji, altyapı ve madencilik alanlarında da ortaklıklar ve yatırımlar arıyor.

Kaynaklar, bu ayın sonlarında planlanan ziyaretin tarihlerini veya gündemini açıklamadılar.

Reuters’a göre Türkiye, önde gelen bir savunma sanayi gücü ve “Rusya’nın saldırganlığına” karşı bir kalkan haline geldikçe, Batılı güçler ülkenin insan hakları sicili konusunda nispeten sessiz kalmaya başladı.

Temmuz ayında düzenlenen NATO liderler zirvesinde Carney ve Erdoğan, serbest ticaret anlaşması müzakerelerini resmen başlattı.

Aynı ay içinde Türkiye, Carney’in çok taraflı “orta güçler” bankasının 10 kurucu üye ülkesinden biri olarak Kanada’nın Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası’na katılmayı kabul etti.

Kanada hükümetinden yapılan açıklamada, iki ülkenin ticaret bakanlarının Haziran ayında bir araya geldiği ve yenilenebilir enerji ile nükleer enerji alanlarında işbirliğini genişletmeyi planladıkları belirtildi.

Açıklamada, havacılık, savunma ve güvenlik alanlarının da potansiyel yeni ortaklık alanları olarak sıralandı.

Türkiye, ikinci ve üçüncü nükleer santrallerinin olası inşası konusunda Kanadalı mühendislik firması AtkinsRealis ile Güney Kore’nin Korea Electric Power Corporation ve Çin’in State Power Investment Corporation şirketleriyle görüşmeler yürütmüştü.

Kanada tasarımı CANDU reaktörlerinin münhasır lisansına sahip olan AtkinsRealis’ten bir yönetici, bu yıl Reuters’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bilgi alışverişinin ardından CANDU reaktörlerine ilişkin ön incelemesini tamamlayacağını ve bunun da santral ihalesi için somut görüşmelere yol açabileceğini belirtti.

2024 yılında ikili ilişkilerin yumuşamasına katkıda bulunan bir adım olarak Kanada, Türkiye’ye yönelik silah ihracat kısıtlamalarını kaldırdı.

Bu kısıtlamalar, Türkiye’nin onlarca ülkeye ihraç ettiği insansız hava araçlarında kullanılan optik teknoloji de dahil olmak üzere geniş bir yelpazeyi kapsıyordu.

Fakat ikili ticaret hacmi oldukça düşük. Kanada İstatistik Kurumu verilerine göre, 2025 yılında Türkiye, Kanada’nın toplam mal ticaretinin %0,3’ünden azını oluşturdu.

Bu rakam 4,34 milyar Kanada doları (3,05 milyar ABD doları) iken, ABD ile yapılan ticaretin hacmi ise 1 trilyon Kanada dolarıydı.

Kanada, Türkiye’ye ağırlıklı olarak mercimek, uçak ve elektronik ürünler ihraç ederken, tıbbi cihazlar, balıkçı tekneleri, uçak motorları ve mücevher ithal ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

G7 stratejik rezervlerden 100 milyon varil dizel yakıt çıkaracak

Yayınlanma

Uluslararası Enerji Ajansı üyesi ülkeler, Hürmüz Boğazı’ndaki krizin ardından kararlaştırılan acil durum planı kapsamında 325 milyon varil petrolü serbest bıraktı. Taahhüt edilen rezervin yüzde 80’inden fazlası piyasaya aktarılırken G7 liderleri arz açığını kapatmak için dört ay içinde 100 milyon varile kadar dizel yakıt çıkarma kararı aldı.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkeler, mart ayında kararlaştırılan 400 milyon varillik program kapsamında stratejik petrol rezervlerinden yaklaşık 325 milyon varili piyasaya sundu.

Kurumun yayımladığı basın bildirisinde açıklamalarına yer verilen IEA Direktörü Fatih Birol, taahhüt edilen miktarın yüzde 80’inden fazlasının pazara girdiğini belirtti.

Birol, acil durum rezervlerinin devreye sokulmasının arz açığını dengelemeye ve piyasadaki tedirginliği hafifletmeye yardımcı olduğunu vurguladı.

Hürmüz krizi ve rafineri saldırıları dizel arzını baskılıyor

Ortadoğu’dan ham petrol sevkiyatının büyük ölçüde toparlandığına dikkat çeken Birol, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin etkilerinin özellikle dizel yakıt tedarikinde ciddiyetini koruduğunu ifade etti.

İşlenmiş petrol ürünleri sevkiyatının halen ciddi biçimde kısıtlandığını kaydeden IEA Başkanı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta rafinerilere yönelik saldırıların dizel piyasasındaki tabloyu daha da ağırlaştırdığını dile getirdi.

Daralan arzın ve yükselen fiyatların küresel ekonomi açısından riskler barındırdığı uyarısında bulunan Birol, arzı kısa vadede istikrara kavuşturacak ve piyasa dayanıklılığını güçlendirecek olası adımları G7 liderlerine aktardı.

Zirvede yer alan liderler, ajansa bu yöndeki çalışmalarını sürdürme talimatı verdi.

IEA ülkeleri, Ortadoğu’daki çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol ve petrol ürünleri akışının çatışma öncesi seviyenin yüzde 10’una kadar gerilemesi üzerine 11 Mart’ta tarihinin en büyük rezerv kullanım kararını almış ve 400 milyon varilin serbest bırakılmasında mutabık kalmıştı.

ABD takas ihaleleri açtı, G7 dizel rezervlerini devreye sokuyor

Ortak plan doğrultusunda ABD, kendi stratejik rezervinden 172 milyon varil çıkarma kararı almış, Enerji Bakanı Chris Wright sevkiyat sürecini başlangıçta yaklaşık 120 gün olarak öngörmüştü.

ABD Enerji Bakanlığı daha sonra şirketlere, ilerleyen süreçte ilave miktarla geri verilmesi şartıyla 40 milyon varil ham petrol aktarılması için ihale açtı.

Başvuruları 6 Ekim’e kadar toplanacak teslimatların Kasım ve Aralık 2026 döneminde yapılması planlanıyor. Bakanlık, daha önceki dört takas işleminde şirketlere 133 milyon varili aşkın petrol aktarıldığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, 2 Ekim’de Avrupa ülkelerinin stratejik dizel rezervlerini kullanmayı kabul ettiğini duyurdu.

Reuters’ın haberine göre Fransa, pazara 50 milyon varil dizel sunulmasını ve IEA ülkelerinin de 50 milyon varil ilave ham petrol sağlamasını önermişti.

Müzakereler, Washington’ın Avrupa rezervlerinin açılması yönündeki ısrarı ve Avrupa’ya dizel ihracatını kısıtlama uyarıları eşliğinde yürütüldü.

G7 toplantısının ardından açıklama yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, IEA koordinasyonunda dört ay içinde stratejik rezervlerden 100 milyon varile kadar dizel yakıtın serbest bırakılması konusunda uzlaşmaya varıldığını duyurdu.

G7 liderleri ayrıca rafineri kapasitelerini artırma ve ortak ülkeler arasında enerji ürünleri ticaretine yönelik kısıtlamalara gitmeme kararı aldı.

Bünyesinde Türkiye, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Japonya’nın da yer aldığı IEA’nın toplam 32 üyesi mevcut.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English