Bizi Takip Edin

Amerika

Pentagon, Ukrayna’ya yasaklı fosfor mühimmatı tedarik etmeyi önerdi

Yayınlanma

Pentagon, Ukrayna’ya savaşta kullanılması için beyaz fosfor mühimmatı sağlamayı teklif etti ancak Beyaz Saray bu öneriyi reddetti. Fosfor mühimmatının yalnızca aydınlatma ve sis perdesi oluşturmak amacıyla kullanılacağı belirtilse de, bu silahların sivillere yönelik tehlikeleri ve uluslararası hukuka aykırılığı tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Konuya yakın üç kaynağın NBC‘ye verdiği bilgilere göre, üst düzey ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, Ukrayna ordusuna savaş alanında kullanılmak üzere beyaz fosfor mühimmatı sağlamayı önerdi. Ancak Beyaz Saray, bu teklifi birkaç kez reddetti.

Kaynaklar, mühimmatın ‘düşman birliklerine karşı değil, aydınlatma ve sis perdesi oluşturma amacıyla’ kullanılacağını belirtti.

Askeri yetkililer, fosfor mühimmatını çeşitli yardım paketlerine dahil etmeyi önerdi, bunlara en son yardım paketi de dahildi.

Bununla birlikte kanalın görüşüne başvurduğu kaynaklardan biri, bir karar verilse bile bu bilginin kamuoyuyla paylaşılmasının olası olmadığını ifade etti.

Beyaz fosfor, oksijenle temas ettiğinde anında alev alan, mumsu bir madde. Yaklaşık 1300 santigrat dereceye kadar yanabilir ve söndürülmesi zor.

Bu madde, giysilere, cilde ve diğer yüzeylere yapışarak ölümcül yanıklara yol açıyor. Küçük dozlarda dahi, beyaz fosfor kemiklere, kemik iliğine ve sert dokularda nekroza neden olabilir; solunduğunda ise akciğerlerde ciddi hasar yaratıyor.

Fosfor, hava bombaları, top mermileri, roketler, roket güdümlü el bombaları, havan mermileri ve el bombalarının yapımında ve ayrıca napalm karışımlarının etkisini artırmak için kullanılıyor.

Beyaz fosfor mühimmatları kimyasal silah olarak sınıflandırılmasa da uluslararası hukuk bu mühimmatların yoğun nüfuslu bölgelerde kullanılmasını yasaklıyor.

ABD, beyaz fosfor mühimmatını 1965-1973 yılları arasında Vietnam Savaşı’nda ve 2004’te Irak’ta kullanmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna ordusunu 2022’de fosfor bombası kullanmakla suçlamıştı. Bakanlık, özellikle Rusya ordusunun ele geçirmeye çalıştığı Kiev’in banliyösü Gostomel havaalanı yakınlarına fosfor dolu mühimmat atıldığını bildirmişti.

‘Bahmut gibi olacak’: Ukrayna, Pokrovsk’u 2-3 ay içinde kaybedebilir

Amerika

Brezilya’da başkanlık seçimleri ikinci tura kaldı

Yayınlanma

Brezilya’da Lula ile Flavio Bolsonaro arasındaki başkanlık seçimleri ikinci tura kalırken, Bolsonaro ailesi tam kadro Senato’ya girdi.

Sağcı Flávio Bolsonaro, seçimlerin ilk turunu, görevdeki Lula da Silva’yı geride bırakarak kazandı. Fakat tek turda kazanmak için gereken oyların %50’sinden fazlasını alamadı.

25 Ekim’de bu iki aday arasında ikinci tur oylama yapılacak.

Flávio Bolsonaro, son seçimleri kaybettikten sonra başarısız bir darbe girişiminin planlayıcısı olmak suçundan 27 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu.

Seçimler başa baş geçti; kampanya süresince Cumhurbaşkanı Lula anketlerde hafif bir üstünlük sağlamıştı. Oyların %99’u sayıldığında, Bolsonaro %47,03, Lula ise %45,16 oy aldı.

Bolsonaro’nun aldığı sonuç beklentileri aştı; bu da, ilk turda elenen diğer bazı başkan adaylarının sağcı alternatifler olduğu göz önüne alındığında, ikinci turun artık onun elinde olduğunu gösteriyor.

Bolsonaro’nun Liberal Partisi (PL) ayrıca, şu ana kadar açıklanan sonuçlara göre en fazla vali, senatör ve federal milletvekili çıkaran parti oldu.

Bu da partinin Kongre’de en fazla etkiye sahip olmasının beklendiği anlamına geliyor.

Oyunu kullandıktan sonra 80 yaşındaki Lula, seçimin demokrasi ile “barbarlık” arasında bir seçim olduğu uyarısında bulundu.

45 yaşındaki Bolsonaro ise “Brezilya halkını özgürleştirmek” istediğini söyledi.

2002 ve 2006 yıllarında seçildikten sonra Lula, 2022’de Jair Bolsonaro’yu oyların %2’sinden az bir farkla mağlup etmişti ve bu, Brezilya tarihindeki en çekişmeli cumhurbaşkanlığı seçim sonucu olmuştu.

O seçimden sonra, 8 Ocak 2023 tarihinde Bolsonaro’nun destekçileri devlet binalarına zarar verdiler.

Jair Bolsonaro, hapis cezasını çekmeye başlamadan önce bile yeniden seçime aday olmaktan men edilmişti; yerine en büyük oğlu Flávio’nun adaylığını destekledi.

Jair Bolsonaro’nun eşi Michelle de pazar günü Senato’ya seçildi.

Flávio Bolsonaro, seçilmesi halinde babasına ve 8 Ocak ayaklanmalarından sorumlu destekçilerine af çıkaracağına söz verdi.

Bolsonaro, güney bölgelerde, daha varlıklı seçmenler ve evanjelik Hıristiyanlar arasında daha popüler.

Bolsonaro pazar günü yaptığı açıklamada, ilk tur oylamasında Lula’nın önüne geçmesinden “çok mutlu” olduğunu belirtti ve üç hafta sonra yapılacak ikinci turda zaferi elde edeceğinden emin olduğunu ifade etti.

Sağcı siyasetçi, “Üç hafta sonra Brezilya’nın modern bir hükümeti seçerek kesin bir cevap vereceği yönündeki gerçek olasılıktan dolayı çok mutluyum,” dedi.

Lula, seçim sonucunun “beklenmedik” olduğunu kabul etti ama yarışın henüz bitmediğini vurguladı.

Pazar günü yaptığı açıklamada Lula, “İlk turda kazanacağıma ikna olduğumu itiraf ediyorum. Maç başlamak üzere. Uzatmalardayız. Uzatmalarda Brezilya halkının kalbini kazanacağız,” dedi.

Seçim kampanyası sırasında Başkan Lula, “egemenlik” konusunu kampanyasının temel dayanaklarından biri haline getirdi ve zaman zaman ABD’yi Brezilya’daki seçimlere müdahale etmeye ve bunları etkilemeye çalışmakla suçladı.

Lula, savunma harcamalarını artıracağına söz verdi.

Bu yılın başlarında Flávio Bolsonaro, ABD’yi ikna ederek Brezilya’nın en büyük iki çetesinin “terör örgütü” ilan edilmesini sağladı.

Temmuz ayında Brezilya, ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı iki yetkiliye vize vermeyi reddetti. Brezilya, bu yetkililerin ülkenin seçim sistemine şüphe uyandırmaya çalıştığını iddia ederken, ABD ise bu iddiayı “asılsız” olarak nitelendirdi.

Bu gelişme, Flávio Bolsonaro’nun bir grup yabancı diplomatın önünde, Brezilya’nın oy verme makinelerinin Venezuela’dakilerle aynı menşei taşıdığını söylediği iddialarının ardından yaşandı.

Geçen yıl Donald Trump, Jair Bolsonaro’nun darbe davasını, Brezilya’ya gümrük vergileri uygulamak ve bazı üst düzey yetkililer ile hakimlere yaptırım uygulamak için gerekçe olarak kullandı.

Flávio Bolsonaro’nun kazanması halinde Brezilya’nın, uyuşturucu kaçakçılığına karşı ABD’nin “Amerika Kalkanı” koalisyonuna katılması ve ABD ile daha yakın bir işbirliği içine girmesi muhtemel.

Fakat Bolsonaro, Brezilya’nın en büyük ticaret ortağı olarak ABD’yi geride bırakan ve Brezilya’nın soya ve sığır eti ihracatı için hayati öneme sahip bir müşteri olan Çin ile “iktisadi açıdan pragmatik” bir ilişki sürdürme sözü verdi.

Yolsuzluk, Brezilya’nın en büyük finansal dolandırıcılık olaylarından birini düzenleyen ve şu anda hapiste bulunan bankacı Daniel Vorcaro’nun, siyasi yelpazenin her kesiminden üst düzey isimleri içine çeken bir skandalın ardından bu seçim kampanyasının ana gündem maddesi haline geldi.

Flávio Bolsonaro, babası hakkında çekilecek bir biyografik filmin finansmanını Vorcaro’dan talep ettiğini kabul etti.

Polis, Vorcaro’nun tutuklanmaktan kaçınmak için Yüksek Mahkeme yargıcı Alexandre de Moraes’e yardım talebinde bulunduğunu öne sürdükten sonra, Lula da bu skandaldan dolaylı olarak etkilendi. Moraes ise herhangi bir suçu olduğunu reddediyor.

Moraes, Lula tarafından atanmamış olsa da, Jair Bolsonaro’nun darbe davasına başkanlık ettiği için Lula’nın müttefiki olarak görülüyor.

Suç ve güvensizlik de seçmenlerin en önemli endişeleri arasındaydı. Brezilya’daki cinayet oranı düşmüş olsa da, seçmenlerin gözünde oldukça belirgin olan telefon hırsızlığı gibi sokak suçları arttı.

Şiddet ve uyuşturucu kaçakçılığı ise hâlâ büyük sorunlar olarak görülüyor.

Flávio Bolsonaro, Brezilyalı çeteleri terörist olarak ilan etme ve El Salvador’dakine benzer maksimum güvenlikli hapishaneler inşa etme sözü verdi.

Babası ise başkanlığı döneminde silah sahipliği kısıtlamalarını gevşetmişti.

Lula, ABD’nin Brezilyalı çeteleri terör örgütü olarak tanımlamasını eleştirmiş olmakla birlikte, organize suç şebekelerinin finansal ağlarıyla mücadele etmek, cinayet soruşturmalarını iyileştirmek ve cezaevlerine yatırım yapmak amacıyla çeşitli reformlar başlatmıştı.

Ekonomi bu seçim kampanyasının da merkezinde yer aldı: Ülkede yüksek düzeyde bireysel borç ve yavaşlayan büyüme söz konusu.

Lula, mirasını bir dizi sosyal yardım programı aracılığıyla şekillendirmişti. Bunların en önemlisi, çocukların eğitim hayatına devam etmelerini ve aşı gibi sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak amacıyla ailelere ödeme yapan Bolsa Família programı.

Ayrıca daha fazla üniversite inşa etti. Bu programlar, milyonlarca Brezilyalıyı yoksulluktan kurtardığı için takdir toplamıştı.

Brezilya’nın zengin kaynaklara sahip olduğu veri merkezleri ve nadir toprak minerallerine daha fazla yatırım yapılmasını destekledi ve Brezilya’nın bundan fayda sağlamasını garanti altına almak için devletin aktif katılımını sağladı.

Ayrıca, çevreciler arasında tartışmalara yol açan Amazon Nehri’nin ağzı yakınlarındaki petrol arama çalışmalarını da destekledi.

Fakat Lula’nın, çevre koruma önlemlerini sıkılaştırma ve Amazon’daki ormansızlaşma oranını azaltma konusunda bir sicili bulunuyor.

Ormansızlaşma, Jair Bolsonaro’nun başkanlığı döneminde önemli ölçüde artmıştı.

Flávio Bolsonaro, kamu borcuna bir tavan getirilmesini ve hükümet harcamalarında kesintiler yapılmasını, sosyal yardım programlarının revize edilmesini ve kritik mineraller sektörünün güçlendirilmesini taahhüt ediyor.

Brezilya, Latin Amerika ve Karayipler’in toplam gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık %31’ini oluşturuyor.

Michael Roberts, kişisel bloğunda yazdığı makalede, Lula’nın daha fazla kamu harcaması yapacağına dair desteğinin sorgulandığına işaret etmişti.

Onun aktardığına göre Lula’nın danışmanları, sağlık hizmetlerinde ve yaşlılar ile engellilere yönelik yardımlarda kesintiler yapılmasını gizlice değerlendiriyor.

Bolsonaro ise, devlet varlıklarının özelleştirilmesiyle birlikte sosyal harcamalarda ve kamu yatırımlarında önemli kesintiler yapılmasını açıkça talep ediyor.

Roberts’a göre her iki adayın da kemer sıkma politikasından bahsetmesinin nedeni, Lula’nın görev süresinin ilk üç yılında yaşam standartlarında görülen iyileşmeye rağmen, bu kazanımların geçen yıl kaybolmaya başlamış olması.

İktisadi büyüme yıllık %2’nin altına geriledi; imalat ve sanayi sektörleri ise hızla düşüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD ordusundan İHA tehdidine karşı akıllı telefon hamlesi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD ordusu, yaygınlaşan ucuz İHA tehdidine karşı birliklerini akıllı telefon, yapay zeka ve uydu ağlarıyla birbirine bağlayan NGC2 sistemini devreye sokmaya hazırlanıyor. Geliştirilmesi için 3,8 milyar dolar talep edilen sistem, Endonezya’daki saha testlerinde aşırı ısınma ve veri güvenliği açıklarıyla karşılaştı.

ABD ordusu, ucuz insansız hava araçları ve hassas güdümlü füzelerin yarattığı tehdit ortamında birliklerin hayatta kalma kabiliyetini artırmak amacıyla akıllı telefonları yeni komuta kontrol mimarisinin merkezine yerleştiriyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre akıllı telefonlar, kara birliklerinin sahadaki hareket tarzını dönüştürmeyi hedefleyen “Yeni Nesil Komuta ve Kontrol” (NGC2) sisteminin ana unsurlarından birini oluşturuyor.

NGC2 sistemi; akıllı telefonlar, Wi-Fi destekli telsizler, insansız hava araçları, uydu iletişimi, yapay zeka ve bulut teknolojilerini tek çatı altında topluyor. Sistem, sahadaki unsurların konumunu eş zamanlı olarak takip etme ve farklı komuta kademeleri arasında anlık veri paylaşımı sağlama imkanı tanıyor.

ABD ordusu, ucuz İHA’lar ile güdümlü mühimmatların büyük ve sabit birlikleri kolay hedeflere dönüştürmesi nedeniyle, NGC2 vasıtasıyla birliklerin temas ve eşgüdümü kaybetmeden geniş alanlara yayılmasını amaçlıyor.

Sistem Endonezya’daki tatbikatta denendi

Yeni mimari, Endonezya’ya bağlı Sumatra Adası’nda düzenlenen askeri tatbikatta test edildi. Tatbikat sırasında askerler göğüslerine sabitledikleri akıllı telefonları, mobil ağ üzerinden bağlanan telsizleri ve arazi keşfi sağlayan İHA’ları kullandı.

Tatbikat esnasında bir asker, NGC2’nin dijital harita arayüzü sayesinde tıbbi tahliye helikopterinin iniş noktasını yaklaşık 30 saniyede tespit etti. Askerin değerlendirmesine göre klasik kağıt haritalarla bu işlem birkaç dakika sürüyordu.

Tatbikata katılan Birinci Sınıf Çavuş James Luce, “Birkaç dakika ölüm kalım meselesine dönüşebilir” diyerek hız faktörünün sahadaki önemine işaret etti.

Sumatra’daki denemeler bazı teknik aksaklıkları da gün yüzüne çıkardı. Akıllı telefonlar yaklaşık 32 derece sıcaklıkta aşırı ısınma sorunu yaşarken, konum verilerinde zaman zaman sapmalar görüldü ve iletişim kesintileri yaşandı.

Hedef belirleme süresi dakikalara inecek

ABD ordusu NGC2 ile hedefin tespit edilmesinden vurulmasına kadar geçen süreyi saatlerden dakikalara indirmeyi planlıyor.

Geliştirme sürecinde 80’i aşkın şirket yer alırken, sisteme entegre edilen yapay zekanın İHA görüntülerindeki hasım unsurları saptaması ve mühimmat ikmalini planlaması hedefleniyor.

Test sürecine 2024 yılında başlanan programın kapsamı genişletiliyor. Ordu yetkilileri sistemin tam kapasiteyle konuşlandırılmasının 2032 yılına kadar sürebileceğini öngörüyor.

ABD yönetimi, modernizasyon öncelikleri arasına aldığı sistemin geliştirilmesi için 2027 mali yılı bütçesinde yaklaşık 3,8 milyar dolar talep etti.

Güvenlik açıkları ve erişim denetimi tartışma yarattı

NGC2’nin ordu genelinde yaygınlaştırılması sürecinde ciddi güvenlik riskleri tespit edildi.

Breaking Defense ve Reuters’ın aktardığına göre, ABD Ordusu Baş Teknoloji Sorumlusu Gabriel Ciulli’nin hazırladığı resmi bilgi notu sistemdeki zafiyetleri ortaya koydu.

Notta, sistemin kullanım sırasında verilere, askeri harekatlara ve personele yönelik önemli riskler doğurduğu; iç tehditlere, dış saldırılara ve veri sızıntılarına karşı açıklar taşıdığı vurgulandı.

Belgeye göre en büyük sorunlardan birini veri erişiminin yetki kademelerine göre sınırlandırılmaması oluşturdu. Yetkilendirilmiş herhangi bir kullanıcının güvenlik izin düzeyine bakılmaksızın tüm verilere ulaşabildiği belirlendi.

Sistemde kullanıcı hareketlerinin tam anlamıyla denetlenemediği, yazılım güvenliğinin yeterince doğrulanamadığı ve ordu onayından geçmeyen üçüncü taraf uygulamaların NGC2’ye dahil edilmesinin ek güvenlik riskleri barındırdığı kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English