Bizi Takip Edin

Rusya

Kremlin’den Avrupa’ya diyalog mesajı: ‘Ruslarla konuşmak gerek’ yaklaşımı olumlu

Yayınlanma

Kremlin, Avrupalı liderlerin Rusya ile yeniden diyalog kurulması yönündeki açıklamalarını “pozitif bir evrim” olarak nitelendirerek memnuniyetle karşıladı. ABD Başkanı Trump’ın Grönland çıkışını uluslararası hukuk dışı bulan Moskova, İran ile stratejik ortaklık ve bölgesel gerilimi düşürme vurgusunu yineledi.

Ukrayna’da barışın tesisi için karşılıklı çabaların eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini belirten Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yeni küresel güvenlik mimarisi tartışmalarına dönülmesi çağrısını değerlendirdi.

Bugün düzenlediği basın toplantısında Peskov, “Ukrayna düzenlemesine ilişkin sorunların, daha geniş bir bağlamda Avrupa’nın güvenliği konuşulmadan ele alınması mümkün değil. Güvenlik garantileri her halükarda bu konuya temas edecektir” ifadelerini kullandı.

Bu sürecin ancak diyalogla mümkün olduğunu vurgulayan Peskov, Rusya’nın ABD ile bu iletişimi sürdürdüğünü ve Amerikalıların çabalarına değer verdiğini belirtti.

Buna karşın Moskova’nın Avrupa ülkeleriyle benzer bir diyaloğa sahip olmadığını ifade eden Peskov; Paris, Roma ve Berlin’den son günlerde yükselen “Ruslarla konuşmak gerek” yönündeki açıklamaları kaydettiklerini söyledi.

Peskov, “Bu yaklaşım Rusya’nın vizyonuyla tamamen örtüşüyor ve Avrupa’nın pozisyonunda pozitif bir evrime işaret ediyor” dedi.

Sözcü, kısa süre öncesine kadar Avrupa’dan Rusya ile diyaloğu dışlayan ve ülkenin ağır bir yenilgiye uğratılması gerektiğini savunan sesler yükseldiğini hatırlattı.

Putin’den “yeni güvenlik mimarisi” çağrısı

Devlet Başkanı Vladimir Putin, 15 Ocak’ta Kremlin’de yabancı büyükelçilerin güven mektuplarını kabul ettiği törende Ukrayna’da bir an önce çözüme gidilmesi çağrısında bulunmuştu.

Rusya’nın yeni, güvenilir ve adil bir Avrupa ve küresel güvenlik mimarisi inşa etme girişimlerini hatırlatan Putin, çatışmanın çözüm şartlarını sabitlemek için bu konuların esaslı bir şekilde tartışılmasına geri dönülmesi gerektiğini belirtmişti.

Putin, Ukrayna ve onu destekleyen başkentlerin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir barışa henüz hazır olmadığını ancak bu ihtiyacın anlaşılmasının “er ya da geç gerçekleşeceğini” dile getirdi.

Britanya’dan Fransa ve İtalya’ya ‘Putin’ reddi

“Grönland krizi uluslararası hukuk açısından sıra dışı”

Dmitri Peskov, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a yönelik çıkışlarını ve adanın statüsüne dair tartışmaları “uluslararası hukuk açısından sıra dışı” olarak nitelendirdi.

Moskova’nın süreci yakından takip ettiğini belirten Peskov, “Dünya gibi biz de Grönland konusunu izliyoruz ve oldukça çelişkili bir tabloyla karşı karşıyayız” dedi.

Rusya’nın Grönland’ı Danimarka Krallığı’nın bir parçası olarak gördüğünü hatırlatan Peskov, ABD Başkanı Trump için uluslararası hukukun öncelikli olmadığını ve bu nedenle durumun farklı bir yöne evrildiğini ifade etti.

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, 13 Ocak’ta yaptığı açıklamada bölgenin Danimarka, AB ve NATO ile olan ittifakını seçtiğini ve ABD’ye katılma olasılığını değerlendirmediklerini belirtmişti.

Trump ise Grönland sakinlerinin bu isteksizliğini “kendi sorunları” olarak yorumlamıştı. Trump, adanın Rus ve Çin gemileri tarafından kuşatılabileceğini savunarak, bölgenin ABD’nin “Altın Kubbe” füze savunma sistemi için gerekli olduğunu iddia etmişti.

Trump’ın Grönland fikrinin arkasındaki isim: Ronald Lauder

Putin ve Pezeşkiyan İran’daki iç gelişmeleri ele aldı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde ülkesindeki durumu normalleştirmeye yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, her iki lider de İran çevresindeki bölgesel gerilimin bir an önce düşürülmesi konusunda hemfikir olduklarını belirtti.

Putin ve Pezeşkiyan, ortaya çıkan sorunların yalnızca diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği görüşünde birleşti.

Görüşmede ayrıca Rusya ve İran arasındaki stratejik ortaklığın daha da güçlendirilmesi ve ortak ekonomik projelerin hayata geçirilmesi konusundaki kararlılık teyit edildi.

İran’da Aralık ayı sonunda Tahran Kapalıçarşısı’nda başlayan ve döviz kurundaki sert düşüş ile fiyat artışlarına tepki olarak yayılan kitlesel gösteriler tüm eyaletlere sıçramıştı. Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump, göstericilere yardım etme sözü vermişti.

Putin, İran ve İsrail liderlerini arayıp arabuluculuk teklif etti

Rusya

Körfez destekli konsorsiyum Lukoil için ABD’li Carlyle’a rakip çıktı

Yayınlanma

Amerikalı milyarder Todd Boehly, ABD devlet kurumu DFC ve Körfez sermayesiyle birlikte Lukoil’in yurt dışı varlıklarına talip oldu. Yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki varlık paketi rafinerileri, binlerce istasyonu ve 3 milyar varili aşkın petrol rezervini kapsıyor.

Amerikalı milyarder Todd Boehly, Rus petrol şirketi Lukoil’in yurt dışı varlıklarını satın almak amacıyla ABD hükümetinin ve Körfez bölgesindeki güçlü yatırımcıların desteğini arkasına aldı.

Financial Times (FT) gazetesinin teklife aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre bu hamle, Washington yönetimini kendi içinde çıkar çatışması yaratabilecek sıra dışı bir konuma yerleştiriyor.

Haberde aktarılan ayrıntılara göre resmi bir kamu kuruluşu olan ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC), Boehly liderliğindeki konsorsiyum bünyesinde Lukoil varlıkları için teklif sunan taraflar arasında yer alıyor.

Diğer yandan satışın tamamlanması için nihai onayı yine ABD yönetiminin vermesi gerekiyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, DFC’nin kurulacak yeni şirkette yaklaşık yüzde 15 hisse sahibi olabileceğini belirtiyor.

Konsorsiyumda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı’nın kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayid ile Katarlı milyarder Al-Hayat ailesi de ortak olarak yer alıyor.

Katarlı ailenin daha önce Beyaz Saray ve Donald Trump’ın aile üyeleriyle gayrimenkul ve enerji projelerinde ortaklık yürüttüğü biliniyor.

Ortaklık yapısına göre konsorsiyumun liderliğini Şeyh Tahnun’un kontrolündeki International Holding Company ile BAE merkezli Allied Investment Partners üstlenecek.

Kurulacak yeni şirketin yönetim kurulundaki çoğunluk sandalyelerinin ise Boehly ve DFC temsilcilerine verilmesi planlanıyor.

Söz konusu satış için nihai izni Trump yönetiminin vermesi gerekiyor.

Gazeteye konuşan bir kaynak, ABD’ye ait bir kamu kurumunun alıcı konsorsiyumda yer almasının, sürece daha önce talip olan Amerikan yatırım fonu Carlyle’ı dezavantajlı duruma düşürebileceğine dikkat çekti.

Görüşmelerin ileri bir aşamaya ulaştığı, ancak Lukoil ile henüz kesin bir mutabakat sağlanmadığı kaydediliyor. Kaynaklardan biri, portföyün tamamına veya münferit varlıklara talip olan diğer tarafların yarıştan çekildiğini aktardı.

FT, satışa konu olan uluslararası iş hacminin piyasa değerini yaklaşık 20 milyar dolar olarak hesaplıyor.

Satış paketi; Orta Asya, Meksika ve diğer bölgelerdeki petrol sahalarını, kanıtlanmış ve muhtemel 3 milyar varili aşkın rezervi, binlerce akaryakıt istasyonunu, Bulgaristan ve Romanya’daki büyük petrol rafinerilerini kapsıyor.

Lukoil, Ocak ayında LUKOIL International şirketinin satışı için Amerikan yatırım fonu Carlyle ile bir ön anlaşma imzalamıştı. İşlemin nihayete ermesi için ABD Hazine Bakanlığı dahil olmak üzere düzenleyici kurumların onayı şart koşuluyor.

Yaklaşık 20 milyar dolarlık bu ilk anlaşmanın onay süreci ABD’deki kurumlar arası mekanizmalara takıldı. Habere göre ABD Hazine Bakanlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) işleme onay verdi; ancak Trump yönetiminin nihai kararı henüz netleşmedi.

Müzakerelerin yürütülmesine imkan tanıyan resmi lisansın süresi ise 22 Ekim tarihine kadar uzatıldı.

Washington daha önce petrol ticaret şirketi Gunvor’un Lukoil’in yurt dışı operasyonlarını satın alma girişimine izin vermemiş, bunun üzerine Gunvor teklifini geri çekmişti.

Lukoil, ABD’nin Ekim 2025’te yürürlüğe koyduğu yaptırımların ardından uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı almıştı.

Rus şirketi, yurt dışındaki operasyonlarının kontrolünü kaybetmesi sebebiyle bilançosunda 1,67 trilyon rublelik değer kaybı kaydetti. Moskova yönetimi ise Batılı ülkelerin uygulamaya koyduğu yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Romanya’da Lukoil rafinerisinin kapatılması iflas dalgası yaratabilir

Yayınlanma

Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu, Rus Lukoil grubuna ait Petrotel rafinerisinin kapalı kalmaya devam etmesi halinde 460 yerel şirketin iflas edebileceğini duyurdu. Tesisin devre dışı kalmasının 8 bin kişilik istihdam kaybına ve akaryakıt arzında daralmaya yol açabileceği belirtiliyor.

Romanya hükümetinin Rus enerji şirketi Lukoil’e ait Petrotel rafinerisini yeniden faaliyete geçirmemesi halinde yaklaşık 460 yerel şirketin iflas riskiyle karşı karşıya kalabileceği bildirildi.

DCBusiness platformuna konuşan Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu (Cartel Alfa) Başkanı Bogdan Hossu, tesisin kapalı kalmasının 8 bin kişinin işini kaybetmesine yol açabileceğini belirterek ciddi bir toplumsal sorunun kapıda olduğuna dikkat çekti.

Başkent Bükreş’e 55 kilometre mesafedeki Ploieşti kentinde yer alan Petrotel-Lukoil, yıllık 2,5 milyon ton ham petrol işleme kapasitesiyle Romanya’nın en büyük rafinerileri arasında yer alıyor.

Mülkiyeti 1998 yılında Lukoil’e geçen tesis, ürettiği akaryakıtın bir bölümünü Moldova’ya da sevk ediyor.

Almanya ve Bulgaristan yönetimlerinin benzer krizleri hızla aştığını hatırlatan Hossu, Romanya makamlarının adım atmakta geciktiğini savundu.

Sendika lideri, “Almanlar, elde edilen gelirlerin Rusya Federasyonu’na gitmesini engellemek ve denetlemek amacıyla bir hafta içinde özel bir kayyum atadı. Bulgarlar da aynı süreci bir ayda tamamladı. Biz ise bu tür krizlerdeki tecrübeye rağmen 14 aydır özel kayyum atamayı başaramadık” dedi.

Tesisin kapalı kalmasının iç pazardaki yakıt arzını daraltacağını ve fiyat baskısını artıracağını vurgulayan Hossu, yoğun motorin tüketicisi konumundaki tarım ve ulaştırma sektörlerinin ilk darbeyi alacağını kaydetti.

Sendika başkanı, olumsuz etkilerin zamanla tedarikçi şirketlere, bu işletmelerin personeline ve ulaştırma ağına bağımlı diğer sektörlere de sıçrayabileceği uyarısını dile getirdi.

Digi24 televizyonunun haberine göre, Romanya mahkemesi daha önce Petrotel Lukoil rafinerisinin iflas koruma sürecine girmesine onay verdi.

Süreç kapsamında alacak taleplerine ilişkin ön listenin 29 Eylül’e kadar hazırlanması, nihai tablonun ise 23 Ekim tarihine kadar onaylanması planlanıyor. Alacaklılar kurulu ilk toplantısını 3 Ekim’de gerçekleştirecek.

Şirket yetkilileri, yargı denetimindeki bu sürecin iflası değil; ticari faaliyetlerin devamını, şirket varlıkları ile çalışanların korunmasını, ortaklarla ilişkilerin dengelenmesini ve tesisin yeniden üretime hazırlanmasını hedeflediğini belirtti.

Petrotel rafinerisindeki üretim, planlı bakım çalışmaları gerekçesiyle Ekim 2025’te durduruldu ve aradan geçen sürede yeniden başlamadı.

Tesis daha sonra ABD yaptırımlarının hedefi oldu.

Bükreş yönetimi mart ayında rafinerinin tekrar çalışabilmesi için ABD’den izin talebinde bulundu.

Yetkililer yaptırımlardan gerekli muafiyetlerin sağlandığını duyursa da tesis faaliyete geçmedi.

Yaptırımlar nedeniyle uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı alan Lukoil, ocak ayında Carlyle Group ile anlaşmaya vardığını duyurmuştu.

Petrotel Lukoil hisselerinin neredeyse tamamı, Rus enerji devinin uluslararası yapılanması çatısı altındaki İsviçre merkezli Litasco S.A. şirketinin elinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

WSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı

Yayınlanma

Amerikan The Wall Street Journal gazetesi, Rusya’nın yeni nesil düşük maliyetli saldırı dronları ile füzelerin seri üretimine hızla geçerek rakiplerini geride bıraktığını yazdı. Yaklaşık 100 bin dolara mal olan bu silahlar, ABD ve Ukrayna gibi müttefikleri daha pahalı savunma sistemleri kullanmaya zorlayarak ekonomik açıdan zorluyor.

Rusya, yeni nesil düşük maliyetli saldırı dronları ile füzelerin geliştirilmesinden seri üretimine kısa sürede geçti. Amerikan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, bu adımla Moskova’nın rakiplerinin önüne geçtiğini yazdı.

Haberde özellikle Geran tipi insansız hava araçları ile Banderol seyir füzelerine dikkat çekildi. Uzmanlar bu silahların birim maliyetinin yaklaşık 100 bin dolar seviyesinde kaldığını hesaplıyor.

Buna karşılık Amerikan Tomahawk seyir füzeleri ve bunlarla karşılaştırılabilecek Rus sistemlerinin maliyeti 2 milyon doları aşıyor.

Rus mühendisler ardışık modernizasyon süreçleriyle araçların hızını artırırken, seyrüsefer ve iletişim kabiliyetlerini de geliştirdi. WSJ, Geran-5 modelinin son versiyonunun teknik özellikler bakımından artık bir seyir füzesine daha yakın olduğunu kaydetti.

Gazeteye konuşan diplomatlar ve analistler, Rusya’nın ürettiği bu yeni ve görece ucuz silahların, ordunun uyum sağlama ve yenilik üretme yeteneğini koruduğunu gösterdiğini ifade etti.

Eski modelleri modifiye eden Rusya, iki silah türünü de iki yıl içinde geliştirip hızlıca seri üretime soktu.

Geliştirilen bu Rus dronları, Ukrayna dahil olmak üzere ABD ve müttefikleri için ekonomik açıdan ciddi sorunlar yaratıyor; müttefikler bu araçları düşürmek için daha az maliyetli yöntemler aramak zorunda kalıyor.

Ukrayna’nın da silah geliştirme ve imalatında hızlı hareket edebileceğini kanıtladığı, ancak üretim kaynaklarının yetersiz kaldığı ve yakın geleceğin ötesine odaklanmakta zorlandığı aktarıldı.

Daha önce Financial Times gazetesi, Ukrayna’daki savaşta uzun menzilli insansız hava araçları kullanımındaki üstünlüğün, üretim kapasitesindeki artış ve daha hızlı araçların devreye girmesiyle Rusya lehine kaydığını yazmıştı.

Gazeteye konuşan bir uzman, mevcut üretim temposunun ve yabancı motor teknolojilerine erişimin sürmesi halinde, Rusya’nın kısa sürede dünyanın en büyük ucuz seyir füzesi üreticisi haline gelebileceğini dile getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yerli insansız hava araçlarının etkinliğinin arttığını, fakat bu alandaki teknolojilerin geliştirilmesine devam edilmesi gerektiğini açıklamıştı.

Putin, görevlerini gittikçe daha iyi yerine getiren yeni sistemlerin ortaya çıktığını kaydetti.

Geçen yılın Kasım ayında Rusya’da İnsansız Sistem Kuvvetleri kurulduğu duyurulmuştu. Devlet Başkanı, bu yeni askeri yapının kurulma gerekçesini sahada edinilen deneyim ve askeri operasyon bölgesindeki durumla açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English