Bizi Takip Edin

Avrupa

Britanya, İran savaşı nedeniyle zorda

Yayınlanma

İran savaşının başında askeri üslerini açmadığı için Donald Trump’ın sert çıktığı Britanya, çatışma uzadıkça iktisadi olarak felaketin eşiğine gelebilir.

The Times’ta yer alan habere göre, Orta Doğu’dan gelen arzın tükenmesiyle birlikte Britanya’nın depolarında sadece iki günlük gaz stoğu kaldı.

Üstelik Britanya, Avrupa’da en yüksek fiyatı ödüyor (komşularından yüzde 6 daha fazla) ve analistler bu durumu rezervlerin azalmasına bağlıyor.

Tankerler Hürmüz Boğazı’ndan geçemiyor ve Katar, insansız hava araçlarının saldırısına uğradıktan sonra dünyanın en büyük doğal gaz tesisi olan Ras Laffan’daki üretimi askıya aldı.

Pazartesi günü, tüccarların birkaç hafta sürecek arz kesintisi endişesi nedeniyle petrolün varil fiyatı 100 doları aştı. Britanya’da benzin fiyatları geçen hafta yükselmeye başlamıştı.

Ada’nın gazı çoğunlukla Avrupa’dan geliyor

Britanya, gazın çoğunu Avrupa’dan gelen boru hatlarından temin ediyor ve gaz, geçtiğimiz hafta ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 30’unu karşıladı.

Şu anda elektrik kesintisi riski bulunmasa da, Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması durumunda Avrupa’yı soğuk hava dalgası vurursa, düşük rezervler krizi daha da kötüleştirebilir.

İletim operatörü National Gas’a göre, Birleşik Krallık’ın gaz rezervleri üç ay önceki 18.000 GWh’den 6.700 GWh’ye düştü. Bu düşüş, geçen yılın aynı dönemine göre benzer bir eğilim izliyor fakat geçen yıl bu dönemde arz 9.000 GWh’nin üzerindeydi.

Bu, başka gaz boru hattıyla gelmezse iki günden az bir süre yetecek gaz arzına denk geliyor. Benzer bir miktar sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak depolanıyor.

Soğuk hava dalgası ile Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması birleşirse, fiyatlar yükselir ve Britanya ithalatı güvence altına almak için önemli ölçüde fazla ödeme yapmak zorunda kalabilir.

Hükümet, hanelerin faturalarının bir kısmını ödemek için müdahale etmemiş olsaydı, 2023 yılında ortalama bir hanenin yıllık fiyat tavanı 4.279 sterline yükselmiş olacaktı.

Kuzey Denizi sahaları ve Norveç’in önemi artıyor

National Gas, şubat ayında bakanlara, Britanya’nın çoğu Avrupa ülkesinden çok daha düşük rezervlere sahip olduğu için, hükümetin Kuzey Denizi dahil olmak üzere gelecekteki gaz arzını desteklemek ve daha fazla depolama alanı geliştirmek için acil önlemler alması gerektiğini söylemişti.

Gaz fiyatlarındaki artış, nisan ayında ortalama bir hane için 1.641 sterline düşecek olan yeni Ofgem enerji fiyat tavanı temmuz ayında yürürlüğe girdiğinde haneleri vuracak.

Enerji araştırma analisti Cornwall Insight, tipik bir çift yakıtlı hane halkı için tarife tavanının yıllık %10 artışla 1.801 sterline çıkacağını öngörüyor.

Sabit tarifelerden yararlanmayan işletmeler, fiyatların yakın zamanda artacağını görecek ve çoğu, artan maliyetleri tüketicilere yansıtacak.

Şirketler, yurt içi enerji fiyat tavanından yararlanamadıkları için enerji faturalarındaki artışlara çok daha fazla maruz kalıyor.

Kuzey Denizi üretimi azalıyor ve devlete ait Ulusal Enerji Sistemi Operatörü, “gaz arzı güvenliğine yönelik yeni bir risk” konusunda uyarıda bulundu.

Yeşil enerjiye geçişin planlanandan daha yavaş olması veya en büyük tek gaz altyapısının arızalanması durumunda, Britanya’nın 2030 yılına kadar ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yeterli gaza sahip olmayabileceği belirtiliyor.

National Gas, hükümetin daha fazla iç direnç sağlamak ve nakliye gecikmelerine, piyasa aksaklıklarına veya aşırı hava koşullarına karşı koruma sağlamak için “mevcut depolama kapasitesini koruması ve genişletmeyi başlatması veya kolaylaştırması” gerektiğini söyledi.

Gaz depolama sorunu İngiliz hükümetinin başını ağrıtabilir

Enerji ve Kamu Hizmetleri Birliği (EUA) genel müdürü Mike Foster, önceki hükümetin on yıldan fazla bir süre önce gaz rezervleri konusunda uyarıldığını söyledi.

“Yatırım yapılmaması İngiltere’yi savunmasız bıraktı ve sorumluluk önceki yönetime ait,” diyen Foster, ülkenin hâlâ önemli Kuzey Denizi gaz kaynaklarından (hem yerli hem de Norveç kaynakları) faydalandığını ve bu kaynakların birlikte ulusal talebin yaklaşık yüzde 80’ini karşıladığını da sözlerine ekledi.

Britanya’nın en büyük gaz depolama tesisi olan ama kapatılma tehdidi altında bulunan Rough gibi tesislerin önemli bir güvence sağladığını da sözlerine ekledi.

Foster, “Bu tesisler olmadan, sistem Ukrayna ve İran’daki mevcut istikrarsızlık gibi küresel şoklara karşı daha savunmasız hale gelir,” dedi.

National Gas ise şunları söyledi:

“Britanya’nın gaz depolama seviyeleri, yılın bu döneminde beklediğimiz seviyelerle büyük ölçüde uyumlu ve geçen yılın aynı dönemine kıyasla benzer seviyelerde.

Depolama, Britanya’nın çeşitli gaz tedarik karışımının sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Gazımızın çoğu, Birleşik Krallık kıta sahanlığı ve Norveç’ten geliyor ve LNG, Avrupa kıtası ile bağlantı hatları ve depolama ile destekleniyor.”

Hükümetten “iki günlük gazımız kaldı” iddialarına yalanlama

Bir hükümet kaynağı, Britanya’nın iki günden az gaz arzına sahip olduğu iddialarını reddetti ve rakamların “şüpheli hesaplamalar” kullanılarak hesaplandığını söyledi.

Kaynak, “Bu, depolamanın tek arz şekli olduğunu varsayıyor ve ardından günlük talebi depolama stoklarına bölüyor. Gaz piyasaları böyle işlemiyor. Depolama, herhangi bir zamanda arz karışımının oldukça düşük bir yüzdesini oluşturuyor,” dedi.

Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Departmanı ise şunları söyledi:

“Britanya’nın sadece iki günlük gaz kaynağına erişimi olduğu iddiası kesinlikle doğru değildir. Çeşitli enerji kaynaklarına sahibiz ve tedarik güvenliğimizden eminiz. Daha güvenli, temiz ve yerli enerjiye geçiş sürecinde, gaz, çeşitlilik ve dayanıklılık içeren enerji sistemimizde önemli bir rol oynamaya devam edecektir. En nadir senaryolarda bile tedarik güvenliğini sağlamak da dahil olmak üzere, gaz sisteminin geleceğe uygun olmasını sağlamak için sektörle birlikte çalışıyoruz.”

Starmer uyarıyor: Savaş uzarsa iktisadi etkisi artar

İran’daki savaşı ele alan Başbakan Keir Starmer, çatışma ne kadar uzun sürerse Birleşik Krallık ekonomisi üzerindeki olası etkisinin o kadar büyük olacağını kabul etti.

Başbakan şunları söyledi:

“Hükümetin görevi elbette ilerlemek, ileriyi görmek, diğerleriyle işbirliği yapmaktır. Maliye bakanı her gün İngiltere Merkez Bankası başkanıyla görüşüyor, hükümet içindeki farklı departmanlarla işbirliği yapıyor, riskleri değerlendiriyor, izliyor, uluslararası ortaklarımızla ve elbette, buradaki insanlara ve işletmelere olası etkisini azaltmak için birlikte daha fazla ne yapabileceğimizi de konuşuyor.. Fakat bu çalışmanın gerekli olduğunu kabul etmek önemli, çünkü insanlar, siz de hissedeceksiniz ki, bu durum ne kadar uzun sürerse, ekonomimiz, herkesin ve her işletmenin hayatı ve haneleri üzerinde olası etkisinin o kadar büyük olacağını hissedeceklerdir.”

Starmer, kendi görevlerinin “bunun önüne geçmek, ileriyi görmek, riski değerlendirmek, riskleri izlemek ve bu konuda diğerleriyle işbirliği yapmak” olduğunu söyledi.

Starmer, enerji tavanının hane halklarını savaştan kaynaklanan iktisadi çalkantının etkilerinden koruyacağını söyledi, fakat işletmelerin ve diğerlerinin gelişmeleri dikkatle izlemekten “endişe duyacaklarını” kabul etti.

Donald Trump’ın askeri eylemleriyle bir dünya savaşı riskine girip girmediği sorulduğunda, başbakan şöyle dedi:

“Durumu yatıştırmanın bir yolunu bulmamız gerekiyor ve tartışmalarımızın çoğu da bununla ilgili: bu durumu yatıştırmanın ve daha da tırmanmamasını sağlamanın bir yolunu nasıl bulabiliriz?”

Starmer ayrıca, Ukrayna savaşının enerji fiyatlarında şoka yol açtığı 2022 yılına kıyasla Birleşik Krallık ekonomisinin daha iyi durumda olduğunu iddia etti.

Amerikan ve İngiliz askerleri birlikte savunma yapıyor

Başbakan, ABD’nin şu anda İran ile ilgili olarak Birleşik Krallık hava üslerini kullandığını ve Londra ile Washington’daki muhataplar arasında “her düzeyde” günlük olarak yakın istihbarat işbirliği ve temasının sürdüğünü söyledi.

Starmer şunları söyledi:

“Bölgede, askeri personelimiz ve ABD askeri personeli aynı yerlerde, aynı üslerde birlikte bulunuyor. Hem ABD hem de İngiltere, bu üsleri korumak için birlikte çalışıyor. Dolayısıyla, ilişkiler açısından, birlikte yapmak zorunda olduğumuz işler, beklediğiniz gibi devam ediyor.”

Fakat Starmer, Britanya’nın “en iyi çıkarları” ile ilgili kararların yalnızca Britanya başbakanına ait olduğunu söyledi ve bunun, İran ile ilgili kararlarını yönlendiren “temel ilke” olduğunu vurguladı.

Maliye Bakanı, akaryakıt vergisini geri çekebilir

Öte yandan Maliye Bakanı Rachel Reeves, hükümetin dört yıl önce uygulamaya koyduğu geçici indirimi geri çekmesiyle, sürücülerin benzin ve dizel için daha fazla ödeme yapmasına neden olacak, eylül ayında planlanan akaryakıt vergisi artışını iptal etmesi için baskı altında.

Press Association ile yaptığı röportajda, Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, parlamentoda akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin uzatılması için baskı yapacağını belirtti.

Salı günü sunacağı oylama hakkında sorulan soruya yanıt olarak şunları söyledi:

“Geçen hafta bahar açıklamasında Rachel Reeves, akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin sadece Eylül ayına kadar süreceğini söyledi. Dünyada olup bitenleri göz önüne alırsak, bu indirimi uzatmalıyız. Bu nedenle yarın, akaryakıt vergisini mümkün olduğunca düşük tutmak için oy kullanacağız. Bu tür önlemler, insanların yaşam maliyetlerini gerçekten azaltmaya yardımcı olacaktır.”

Değişen akaryakıt vergisi oranlarına ilişkin 26 Şubat tarihli politika belgesi şu ifadelere yer veriyor:

“2025 Bütçesinde yaşam maliyetini ele almak için açıklanan diğer önlemlerin yanı sıra, bu önlem de mevcut akaryakıt vergisi oranlarını 2026 yılının Ağustos ayı sonuna kadar dondurarak sürücülere destek olmaya devam etmektedir.

Oranlar, 2027 yılının Mart ayına kadar kademeli olarak 2022 yılının Mart ayı seviyelerine geri dönecek ve kesintinin sona ereceği 2026 yılının Mart ayında 5 penilik bir artış önlenecektir.

2026-2027 yılları için enflasyona paralel olarak planlanan artış da iptal edilmektedir. Bu önlem, ortalama bir sürücünün 2026-2027 yıllarında önceki planlara kıyasla 49 sterlin tasarruf etmesini sağlayacaktır.”

Konut Bakanı: Ekonomimiz şoklara dayanıklı

Konut Bakanı Steve Reed ise, savaşın yol açtığı iktisadi belirsizliğin boyutunu kabul etmekle birlikte, İngiliz ekonomisinin herhangi bir şoka dayanacak kadar dirençli olduğunu söyledi.

ITV’nin “Good Morning Britain” programında konuşan, “Elbette, Britanya, gezegenin dört bir yanında meydana gelen ve ülkemizi etkileyen krizleri kontrol edemez. Kontrol edebileceğimiz şey, kendi koşullarımız,” dedi.

Enerji fiyatlarının uzun süreli maliyetlerini henüz bilmediklerini kabul eden Reed, “Ama dediğim gibi, daha istikrarlı bir ekonomiye sahip olmamız, bu fırtınaları atlatmak için daha iyi bir konumda olduğumuz anlamına geliyor ve elbette durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz,” diye konuştu.

Faiz indirimi başka bahara kalabilir

Petrol fiyatlarındaki keskin artış, piyasaların Britanya faiz oranlarının düzgün bir düşüş eğiliminde olduğu fikrini yeniden düşünmeye zorluyor.

Quilter Cheviot yatırım müdürü Jonathan Raymond, “Brent petrolünün 100 doların üzerinde kalıcı bir hareket, fiilen enflasyonist bir vergi anlamına gelir. Bu durum, işletmelerin maliyetlerini artırır, reel gelirleri sıkıştırır ve manşet enflasyonun hedef üzerinde daha uzun süre kalma riskini doğurur,” dedi.

Pazartesi günü açıklanan piyasa verileri, yatırımcıların İngiltere Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar baz faiz oranını %3,75’te tutacağını ve önümüzdeki haziran ayında %4’e yükselteceğini tahmin ettiklerini gösterdi.

İran savaşı başlamadan önce, Merkez Bankasının 19 Mart’taki bir sonraki toplantısında faiz indirimi olasılığı %80 idi.

Fakat piyasalar, politika yapıcıların çatışmanın nasıl gelişeceğini görmek için bekleyeceklerini ve toplantıda faizlerin %99 olasılıkla sabit kalacağını ve 2026 yılının geri kalanında faiz indirimi olmayacağını gösteriyor.

Finans piyasaları da, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) petrol fiyatlarındaki artışın yol açtığı enflasyonla mücadele etmek için bu yıl Avro bölgesi faiz oranlarını artırmasını bekliyor.

Para piyasaları, ECB faiz oranlarının bu yılın temmuz ayına kadar çeyrek puan artacağını tamamen fiyatlamış durumda.

Bloomberg, swapların (yatırımcıların faiz oranlarına ilişkin beklentilerini ölçen türev ürünler) ECB’nin bu yıl iki kez 25 baz puanlık faiz artışı yapma olasılığının yaklaşık %70 olduğunu, cuma günü fiyatlandırılan tek artışa kıyasla, gösterdiğini bildiriyor.

Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves, Starmer’ın enerji krizinin etkisine ilişkin endişeleri yatıştırmak için bu sabah yaptığı açıklamaya göre, İngiltere Merkez Bankası ile “her gün” görüşüyor.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English