Diplomasi
ABD ile Avrupa’nın “NATO 3.0” sınavı
NATO’nun 36. liderler zirvesi, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarının ve ittifakın geleceğine yönelik tartışmaların gölgesinde 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla düzenlenecek zirvede, savunma harcamalarının artırılması baskısı ve Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların geleceği masaya yatırılacak. Türkiye ise ev sahipliği yapacağı bu zirveyi ittifak içindeki artan savunma sanayisi gücünü ve stratejik konumunu pekiştirmek için bir fırsat olarak görüyor.
NATO liderleri, ittifakın geleceğine dair yapısal tartışmaların ve Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki bütçe gerilimlerinin gölgesinde, 36. liderler zirvesi için 7-8 Temmuz’da Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geliyor.
Türkiye’nin 2004 yılındaki İstanbul zirvesinden sonra ev sahipliği yapacağı bu ikinci NATO zirvesine, ABD Başkanı Donald Trump dahil 32 üye ülkenin liderlerinin yanı sıra davetli yaklaşık on ülkenin heyetleri katılacak.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 70 trilyon doları bulan 40’tan fazla ülkenin temsilcilerinin toplanacağını bildirdi.
Katılımcılar arasında ABD Başkanı Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştirmesi beklenen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin yanı sıra Avustralya, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortakları Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) temsilcileri yer alıyor. Avrupa Birliği ise zirvede Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından temsil edilecek.
Zirve kapsamında ayrıca Trump’ın Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara ile görüşmesi planlanıyor ancak el Şara’nın ittifak etkinliklerine doğrudan katılıp katılmayacağı henüz netleşmedi.
Reuters’a konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, Trump’ın Ankara’da Zelenski ile yapacağı görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile temas kurabileceğini aktardı. Yetkili, ABD Başkanı’nın Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirmek konusunda “yoğun bir aciliyet” hissettiğini belirtti.
Trump, 6 i̇mza öncesinde yaptığı açıklamada Ukrayna’da çözüme “tahmin edilenden çok daha yakın” olunduğunu ifade etmişti. Rusya liderinin yardımcısı Yuri Uşakov da iki liderin gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Trump’ın Ankara’daki zirveye katılımını da dikkate alarak Ukrayna konusunu ele aldıklarını doğrulamıştı.
Müttefikler savunmaya ne kadar bütçe ayırdı?
Washington yönetimi için Ankara zirvesi, müttefiklerin geçen yıl Lahey’de alınan kararları ne ölçüde uyguladığını denetleme fırsatı taşıyor. Lahey zirvesinde Trump’ın baskısıyla müttefikler, savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine (yüzde 3,5 doğrudan askeri harcamalar, yüzde 1,5 ise altyapı ve siber güvenlik gibi ilgili alanlar) çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.
ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker, müttefiklerin Ankara’da ilk “başarı karnelerini” alacaklarını belirterek, “Başkan Trump, tüm müttefiklerin yüzde 5 hedefine ulaşmak için derhal ve hızlı adımlar atmasını bekliyor” dedi.
Trump, zirve öncesinde sosyal medya platformu Truth Social üzerinden müttefiklerini hedef alarak, ABD’nin NATO’ya diğer tüm ülkelerden “açık ara” daha fazla yatırım yaptığını ancak karşılığında hiçbir avantaj elde edemediğini yazdı.
2025 yılı savunma bütçelerine atıfta bulunan Trump, ABD’nin 999 milyar dolar harcamasına karşın İngiltere’nin 90,5 milyar, Fransa’nın 66,5 mlyar, İtalya’nın 48,8 milyar ve Polonya’nın 44,3 milyar dolar harcadığını belirtti.
Trump, “Almanya dahil diğerleri çok daha az harcıyor. Bize yardıma gelmediler” diyerek özellikle İran krizinde Avrupa ülkelerinin ABD uçaklarına hava sahası ve üs açmamasını eleştirdi.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in eleştirilerine tepki gösteren Trump, Federal Cumhuriyet’teki ABD askerlerinin sayısını azaltma tehdidinde bulunmuş ve mayıs ayında 5 bin ABD askerinin Almanya’dan çekileceği açıklanmıştı.
Aynı dönemde Polonya’daki 4 bin askerin rotasyonu durdurularak mevcut güç 6 bine indirilmiş, ancak Trump daha sonra Polonya’nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile ilişkiler temelinde bu ülkeye 5 bin ek asker göndereceğini duyurmuştu.
Pentagon, Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirmek için altı ay sürecek bir çalışma başlatırken, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in askerleri tamamen çekme önerisi Beyaz Saray’da kabul görmedi.
Pentagon’un ocak ayında yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin önceliği Çin’i çevrelemeye ve Batı Yarımküre’ye vereceğini, Avrupa’nın ise kendi savunma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
“NATO 3.0” olarak adlandırılan bu yeni modelde, savunma harcamalarını hızlı artıran müttefiklere ABD silah alımlarında ve liderlikle temaslarda öncelik verilmesi planlanıyor.
Türkiye’nin “merkez ülke” arayışı
Ev sahibi Türkiye için bu zirve, ittifak içindeki konumunu güçlendirme arayışını temsil ediyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin artık güneydoğu sınırında bir “cephe ülkesi” olmaktan çıkıp NATO’nun merkezine taşındığını vurguladı.
Nisan ayında Türkiye’yi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Rutte de Türk savunma sanayisini tüm ittifaka örnek göstererek Ankara’nın bu alanda bir devrim gerçekleştirdiğini ifade etmişti.
Türkiye’nin savunma ihracatı 2020’den bu yana yaklaşık dört kat artarak 10 milyar dolar seviyesine ulaştı. Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınmasının ardından F-35 programından çıkarılan ve Avrupa’daki bazı tedarik zincirlerinden dışlanan Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma ticaretindeki kısıtlamaların kaldırılmasını beklediğini ve Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısının hak ettiği değeri görmesi gerektiğini belirtti.
Ukrayna’ya yardımların ölçeği nasıl şekillenecek?
Zirve öncesinde WSJ’ye konuşan Genel Sekreter Rutte, Kanada ve Avrupalı müttefiklerin önümüzdeki iki yıl içinde savunma harcamalarını 250 milyar dolar daha artıracağını açıkladı.
Mart ayında yayımlanan rapora göre, Avrupalı üyeler askeri harcamalarını geçen yıl yüzde 20 artırarak 2025’te toplam 574 milyar dolara (GSYİH’nin yüzde 2,33’ü) ulaştırdı. Polonya GSYİH’sinin yüzde 4,4’ünü savunmaya ayırarak başı çekerken, onu Litvanya (yüzde 4), Letonya (yüzde 3,7), Estonya (yüzde 3,4), Danimarka (yüzde 3,3) ve Norveç (yüzde 3,2) izledi. Portekiz, Kanada, Belçika, Arnavutluk ve İspanya ise henüz yüzde 2 barajını aşamadı. İspanya, geçen yıl Lahey’de yüzde 5 hedefine karşı çıkan tek ülke olmuştu.
İngiltere’de görevden ayrılmak üzere olan Başbakan Keir Starmer, ülkenin savunma bütçesini 2029’a kadar yıllık 80 milyar sterline (GSYİH’nin yüzde 2,7’si) çıkarma taahhüdünde bulundu ve Prince of Wales uçak gemisini İzlanda açıklarındaki NATO tatbikatına gönderdi.
Ancak İngiliz basınında yer alan analizlere göre bu adımların Trump’ın müttefiklere yönelik sert tutumunu değiştirmesi beklenmiyor. Trump, görev süresinin bitimine bir gün kala Starmer’ın istifasını ima eden paylaşımlar yapmış, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile de “uzaklaştırma kararı gerekiyor” diyerek alay etmişti. Trump’ın Ankara’da G7 liderleriyle resmi bir ikili görüşme programı bulunmuyor.
Avrupa ülkeleri, Haziran ayındaki G7 zirvesinde sağlanan ortak mutabakatı Ankara’da da sürdürerek Trump’ı Ukrayna’ya destek konusunda ikna etmeyi hedefliyor. Reuters’ın ele geçirdiği sonuç bildirgesi taslağına göre NATO, Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar euro askeri yardım ve sonraki yıl için en az aynı seviyede destek taahhüt etmeye hazırlanıyor.
Rusya ise Batı’nın Kiev’e yönelik silah sevkiyatlarının çatışmayı uzattığını savunarak bu yardımlara karşı çıkmaya devam ediyor.
Ukrayna ile Trump arasında Patriot kavgası
The Telegraph’ın haberine göre zirve organizatörleri, Trump’ı kızdırmamak adına Ukrayna konusunu resmi gündemde arka plana itmeyi planlıyor.
Zelenski’nin Patriot füzelerinin Ukrayna’da lisanslı üretimi konusunda Washington’dan onay alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor.
Zelenski, 6 Temmuz’daki ulusa sesleniş konuşmasında ABD’nin siyasi iradesinin hava savunma açığını kapatmaya yeteceğini ancak desteğin henüz yetersiz olduğunu belirtti. Trump, temmuz ayında müttefiklerin Ukrayna’ya eldeki sistemleri devredebilmesi için Avrupa’ya 17 yeni Patriot sistemi sevk edileceğini duyurmuştu.
Patriot konusu, Ukrayna ile Polonya arasında da diplomatik krize yol açtı. Polonya Sejm Başkan Vekili Krzysztof Bosak’ın, Polonya’nın ilkbaharda Ukrayna’ya gizlice Patriot füzeleri vermiş olabileceğini iddia etmesi üzerine Polonya Savunma Bakanlığı, 2022’den bu yana yapılan tüm askeri yardımları belgesiyle açıklayacağını duyurdu.
Polonya ayrıca, Kiev’in insansız hava araçları deneyimini paylaşma sözünü tutmadığı gerekçesiyle Ukrayna’ya MiG-29 savaş uçaklarını vermeyi reddetti.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, doğu sınırındaki kendi yükümlülüklerini hatırlatarak bakanlarına Ukrayna’ya yönelik yeni mali taahhütler konusunda “temkinli olmaları” talimatını verdi.
İki ülke arasındaki ilişkiler, Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki’nin, Zelenski’ye verilen Beyaz Kartal Nişanı’nı geri almasıyla daha da gerildi.
Karara gerekçe olarak Ukrayna ordusundaki bir birliğe Polonyalı sivillerin katledilmesinden sorumlu tutulan UPA’nın adının verilmesi gösterildi. Zelenski ödülü posta yoluyla iade ederek Gdansk’taki Ukrayna’nın yeniden inşası konferansına katılmaktan vazgeçti.
Öte yandan ittifak içinde Kiev’e yönelik yardımlara karşı çıkanların sayısı artıyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico, “Ukrayna’nın askeri masraflarını ödemeyeceklerini” yinelerken, Çekya Başbakanı Andrej Babis AB’nin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk kredi paketine karşı çıktı ve L-159 uçaklarının teslimatını bloke etti.
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar da Ukrayna’ya askeri malzeme gönderilmesine karşı duruşunu koruyor.