Diplomasi

ABD ile İngiltere arasında ‘sessiz savaş’

Yayınlanma

Jeopolitik analist Alex Krainer, Washington yönetiminin İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel düzeni sistematik olarak tasfiye ettiğini ve İngiltere ile arka planda şiddetli bir nüfuz mücadelesi yürüttüğünü söyledi. Krainer, Trump’ın İran ile sıcak bir savaştan kaçınarak “göstermelik gerginlikler” üzerinden diplomasi yürüttüğünü ve Arktik bölgesinde Rusya-Çin ekseniyle yeni bir ticaret rotası inşa etmeyi hedeflediğini vurguladı.

Piyasalar ve jeopolitik gelişmeler üzerinde çalışan analist Alex Krainer, Dialogue Works YouTube kanalıyla gerçekleştirdiği mülakatta, 2026 yılının başında dünya siyasetini şekillendiren kritik dinamikleri değerlendirdi.

Krainer, Beyaz Saray’daki Trump yönetiminin, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ve “kurallara dayalı uluslararası düzen” olarak adlandırılan yapıyı bilinçli ve sistematik bir şekilde parçaladığını savundu.

Özellikle İngiltere ile ABD arasında kamuoyuna yansımayan ancak istihbarat ve finansal kanallar üzerinden yürüyen derin bir çatışma olduğuna dikkat çekti.

“İran’da hedef rejim değişikliği değil, kontrollü gerilim”

ABD Hazine Bakanlığı yetkilisi Scott Bessent’in, İran ekonomisine yönelik “maksimum baskı” politikasının sonuç verdiğine dair açıklamalarını değerlendiren Krainer, Washington’da İran konusunda iki farklı fraksiyonun çatıştığını belirtti.

Krainer’a göre, bir kanat ısrarla rejim değişikliği talep ederken, Trump bu maceraya girmekten kaçınıyor.

Krainer, Trump’ın geçmiş dönemdeki İran politikasını hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Trump’ın İran’ı bombalayacağını düşünenler yanılıyor. Eğer bir saldırı olursa, bu yine geçen haziran ayında olduğu gibi ‘yarım saatlik sahte bir savaş’ şeklinde gerçekleşecektir. Hatırlayın, o zaman da sadece 40 kadar füze atılmış ve operasyon yarım saatten kısa sürmüştü. Bu, gerçek bir savaş değil, diplomatik manevra alanını koruyan kontrollü bir gerilimdi.”

Krainer, Trump’ın İran’da rejim değişikliği peşinde olmadığını, zira böyle bir hamlenin ABD’ye hiçbir stratejik kazanım sağlamayacağını, aksine ortaya çıkacak kaostan en çok İngiltere ve İsrail’in faydalanacağını ifade etti.

Tahran sokaklarında CIA fiyaskosu

Londra ile Washington arasında ‘terör finansmanı’ kavgası

Mülakatın en çarpıcı bölümlerinden biri, Krainer’ın ABD ve İngiltere arasındaki ilişkilere dair ifadeleriydi.

Analist, Trump yönetiminin İngiltere’yi Balkanlar, Suriye ve diğer stratejik bölgelerden dışlamaya başladığını öne sürdü.

Krainer, İngiltere’deki “istismar çeteleri” (grooming gangs) soruşturmasının, aslında terör finansmanıyla bağlantılı devasa bir kara para aklama operasyonunun parçası olabileceğini ve Elon Musk’ın bu konunun üzerine gittiğini belirtti:

“Bu konu sadece bir iç güvenlik meselesi değil. KDV dolandırıcılığı ve kara para aklama yoluyla elde edilen fonların bir kısmının, Pakistan’daki günlerinde Usame bin Ladin’e aktarıldığına dair kanıtlar var. Washington, bu süreçte İngiliz hükümetinin dahli olup olmadığını araştırıyor. Keir Starmer’ın X platformunu kapatma ve Musk’ı susturma çabasının arkasında bu korku yatıyor.”

Trump’ın Grönland’ı satın alma ısrarını ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu konuya “esprili” yaklaşımını yorumlayan Krainer, meselenin özünde küresel ticaret rotalarının kontrolünün yattığını vurguladı.

İngiliz deniz gücünün tarihsel olarak Süveyş, Malakka Boğazı ve Cebelitarık gibi dar geçitleri (choke points) kontrol ederek ticarete hükmettiğini hatırlatan Krainer, Arktik rotasının bu hegemonyayı kıracağını dile getirdi:

“Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru ve Arktik rotası, İngiliz kontrolündeki tıkanma noktalarına alternatif, yıl boyu açık, daha ucuz ve hızlı bir güzergah sunuyor. ABD, Rusya ve Çin, Arktik bölgesini birlikte geliştirmek için stratejik bir ortaklık kuruyor olabilir. Putin’in Grönland konusunda ABD’ye itiraz etmemesi, hatta fiyat biçerek sürece dahil olması, Kremlin ile Beyaz Saray arasında Arktik stratejisi konusunda bir mutabakat olduğunu gösteriyor.”

“Avrupa Birliği Sovyetler Birliği gibi çökebilir”

Avrupa’nın jeopolitik konumunu “lidersiz ve çaresiz” olarak nitelendiren Krainer, kıtanın ABD ve Asya güçleri arasında sıkışıp kaldığını belirtti.

Avrupalı liderlerin Rusya karşıtı söylemlerini “çitin arkasından havlayan köpeklere” benzeten Krainer, koruyucu bariyer kalktığında bu cesaretin de yok olacağını savundu.

Krainer, Avrupa’nın geleceğine ilişkin şu karamsar tabloyu çizdi:

“Avrupa Birliği, muhtemelen Sovyetler Birliği’nin akıbetini paylaşacak ve bir gecede dağılabilir. Trump yönetimi AB ile değil, doğrudan ulus devletlerle; Fransa’yla, Almanya’yla, Macaristan’la muhatap olmayı tercih ediyor. Putin de benzer bir sinyal vererek ‘Avrupa ülkeleriyle’ ilişki kurmaya hazır olduğunu söyledi, AB ile değil. 2026 baharı, Avrupa’da büyük protestolara ve iktidar değişikliklerine sahne olabilir.”

Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının Filistin’in yeniden inşası için kullanılması ihtimalini de değerlendiren Krainer, bunun ABD ve Rusya arasında zımni bir anlaşmanın parçası olabileceğini belirtti.

Krainer, sözlerini şu öngörüyle tamamladı:

“Eğer Amerikalılar ve Ruslar, bu fonların Gazze ve Ukrayna’nın inşası için kullanılacağı konusunda anlaşırsa, Avrupa’nın buna direnme şansı kalmaz. Trump, ‘Rusları masaya oturttum’ diyerek bu parayı Avrupa bankalarından çekip kendi kontrolündeki projelere aktarabilir. Bu süreç, İsrail üzerinde de baskı kurarak tek devletli çözüme ve bölgede kalıcı bir değişime kapı aralayabilir.”

ABD’de anayasal kriz derinleşiyor

Çok Okunanlar

Exit mobile version