Amerika
ABD, Venezuela’ya petrol ambargosunu sürdürecek
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio pazar günü, hükümetinin Venezuela’nın yönetiminde, ülkede mevcut “petrol karantinası”nı uygulamak dışında günlük bir rol üstlenmeyeceğini belirtti.
Bu, Başkan Donald Trump’ın bir gün önce, ABD’nin ülkeyi yöneteceğini açıklamasının ardından yapılan yeni bir yorum.
AP’ye göre Rubio’nun televizyon talk şovlarındaki açıklamaları, rejim değişikliğini sağlamak için ABD’nin sert tutumunun yine uzun süreli bir dış müdahaleye veya başarısız bir ulus inşa girişimine yol açıp açmayacağına dair endişeleri yatıştırmak için yapılmış gibi görünüyordu.
Trump’ın açıklamaları, Caracas’ın Washington tarafından kontrol edileceği bir tür yönetim yapısının kurulacağını ima ediyordu.
Fakat Rubio, daha nüanslı bir yaklaşım sergileyerek, ABD’nin Maduro’nun cumartesi günü kaçırılmasından önce yaptırım uygulanan tankerlere zaten uygulanan petrol ambargosunu sürdüreceğini ve bu baskıyı Venezuela’da politika değişiklikleri için bir araç olarak kullanacağını söyledi.
Rubio, Trump’ın cumartesi günkü basın toplantısında açıkladığı hedeflerden biri olan Venezuela’nın petrol altyapısına ABD yatırımlarının yapılmasına izin verilmesi konusuna da değindi.
Başkan cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Dünyanın en büyük petrol şirketleri olan ABD’li dev petrol şirketlerimizi buraya göndereceğiz, milyarlarca dolar harcayacaklar, ciddi şekilde bozulmuş altyapıyı, petrol altyapısını onaracaklar ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar,” demişti.
Pazar günü Rubio, “Venezuela’nın petrolüne ihtiyacımız yok. ABD’de bol miktarda petrolümüz var,” dedi ama dışişleri bakanı, Trump yönetiminin hedefinin, Çin, Rusya ve İran gibi “ABD’nin düşmanlarının” Venezuela’nın petrol endüstrisine yatırım yapmasını engellemek olduğunu söyledi:
“Venezuela’daki petrol endüstrisinin ABD’nin düşmanları tarafından kontrol edilmesine izin vermeyeceğiz. Anlamanız gerekir, Çin neden onların petrolüne ihtiyaç duyar? Rusya neden onların petrolüne ihtiyaç duyar? İran neden onların petrolüne ihtiyaç duyar? Onlar bu kıtada bile değiller. Burası Batı Yarımküre. Burası bizim yaşadığımız yer ve Batı Yarımküre’nin ABD’nin düşmanları, rakipleri ve rakipleri için bir operasyon üssü olmasına izin vermeyeceğiz.”
Bakan, ABD askeri operasyonunun temel amacının ülkeye uyuşturucu kaçakçılığını durdurmak olduğunu ve Venezuela’da seçimlerin yapılmasının “şu anda erken” olacağını söyledi.
Rubio, işgalle ilgili olarak, “Seçimleri önemsiyoruz, demokrasiyi önemsiyoruz, tüm bunları önemsiyoruz, ama en çok önem verdiğimiz şey ABD’nin güvenliği, emniyeti, refahı ve refahı ve burada öncelikle buna odaklanacağız,” dedi.
Rubio, ABD ile Venezuela arasında “savaş olmadığını” söyledi ve “Yani, biz uyuşturucu kaçakçılığı örgütleriyle savaşıyoruz, Venezuela ile savaşmıyoruz,” diye ekledi.
Rubio, Amerikan destekli muhalif María Corina Machado’yu “fantastik” diyerek övdü, fakat ABD yetkililerinin Venezuela’daki acil hedeflerine, ülkenin muhalefet partisinin iktidara gelmesinden daha hızlı bir şekilde ulaşmayı umduklarını da ekledi.
Bakan, “Ne yazık ki, muhalefetin büyük çoğunluğu artık Venezuela’da bulunmuyor. Hemen ele alınması gereken kısa vadeli sorunlarımız var,” dedi ve ülkenin fiili lideri Delcy Rodríguez’in liderliğinde “daha önce aldığımızdan daha fazla uyum ve işbirliği görmeyi beklediklerini” ekledi.
Dışişleri Bakanı NBC’de yaptığı açıklamada, Kübalı subayların “Maduro’yu destekleyenler” olduğunu söyledi ve “Onun tüm iç güvenlik gücü, iç güvenlik aygıtı tamamen Kübalılar tarafından kontrol ediliyor,” iddiasında bulundu:
“Bu zavallı adanın bazı durumlarda Venezuela’yı ele geçirmiş olması şaşırtıcı. Venezuellalıların en büyük sorunlarından biri, Küba’dan bağımsızlıklarını ilan etmek zorunda olmaları. Temel olarak güvenlik açısından burayı kolonileştirmeye çalıştılar.”
Küba’nın 32 vatandaşının Amerikan işgalinde öldürüldüğü açıklaması öncesinde Trump, pazar gecesi Florida’dan Washington’a dönerken Air Force One uçağında gazetecilere “Biliyorsunuz, dün birçok Kübalı öldürüldü. Karşı tarafta çok sayıda ölüm oldu. Bizim tarafımızda ise hiç ölüm olmadı,” demişti.