Avrupa
AfD, Münih Güvenlik Konferansına davet edildi
Almanya için Alternatif (AfD), üç yıl boyunca yasaklandıktan sonra dünyanın en prestijli güvenlik forumlarından biri olan Münih Güvenlik Konferansına (MSC) geri dönüyor.
AfD milletvekillerini şubat ortasındaki toplantıya davet etme kararı, konferans için önemli bir geri adım ve özellikle yeni Trump yönetimi ile ilişkilerini geliştirerek normalleşmeye çalışan parti için sembolik bir zafer anlamına geliyor.
AfD, MSC’ye yeniden kabul edilmek için geçen yılın sonlarında agresif bir kampanya başlattı. Bu kampanya, konferans organizatörlerine karşı yasal işlem başlatmayı ve Trump yönetimi yetkilileriyle olan ilişkilerden yararlanmaya çalışmayı da içeriyordu.
Bu çabalar, en azından kısmen, sonuç vermiş görünüyor. MSC organizatörleri, üç AfD milletvekilini bu yılki konferansa davet etti, fakat parti, eş başkan Alice Weidel de dahil olmak üzere daha önde gelen isimlerin de dahil edilmesini istedi.
Davetiyeleri alan üç AfD milletvekilinden biri olan Heinrich Koch, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Davetiyeler, Amerikalılarla kurduğumuz temaslarla iyi bir izlenim bıraktığımız için gönderildi,” dedi.
Koch, kendi ifadesine ve AfD’nin yasal temsilcilerinden birinin ifadesine göre, parti tarafından MSC’ye erişim sağlamak için görevlendirildi.
Bu yıl MSC başkanlığını yürüten önde gelen Alman diplomat Wolfgang Ischinger, konferans organizatörlerinin baskı kampanyası nedeniyle AfD’yi davet ettiği iddiasınıreddetti ve bu kararı, AfD’nin Almanya’daki en büyük muhalefet gücü olduğu şeklindeki basit bir siyasi gerçeği kabul eden bir karar olarak nitelendirdi.
POLITICO’ya verdiği demeçte şunları söyledi:
“Bu, mevcut gerçekliği yansıtabilmek için doğru olanı yapmaya çalışarak, kendi vicdanımıza göre aldığımız bir karar. Birçok karşıt görüşü, düşmanı, birbirlerini katil veya soykırımcı olmakla suçlayan insanları bir araya getiren Münih Güvenlik Konferansı için, Almanya’nın en büyük muhalefet partisini kategorik olarak dışlamayı haklı çıkarmak bizim için çok zor olurdu.”
Bu yıl, AfD politikacılarının MSC’ye ilk katılımı olmayacak. Ischinger’in 2008’den 2022’ye kadar süren önceki konferans başkanlığı döneminde, savunma alanına odaklanan AfD politikacıları konferansa davet edilmişti.
Fakat o zamandan beri AfD, anayasaya aykırı olduğu düşünülen grupları izlemekle görevli ulusal ve eyalet iç istihbarat kurumlarının artan denetimi altına girdi ve geçen yıl partinin federal düzeyde “aşırı sağcı örgüt” olarak sınıflandırılmasıyla sonuçlandı.
Ischinger’in halefi, diplomat Christoph Heusgen, son üç konferansa AfD liderlerini davet etmeyi reddetti ve istihbarat yetkilileri tarafından o noktada en azından kısmen “aşırı sağcı” olarak değerlendirilen bir partinin bu etkinlikte yeri olmadığını savunmuştu.
Heusgen geçen yılki konferansın ardından görevinden ayrıldı ve bu yıl Ischinger yeniden göreve döndü.
AfD, Heusgen’in partiyi reddetmesi üzerine geçen yılın sonunda bu yılki konferansa katılmak için dava açtı. POLITICO’nun Münih bölge mahkemesinden aldığı belgelere göre, AfD “hedefli dışlanma”nın kurbanı olduğunu iddia etti.
Mahkeme, “Davacı, muhalefet grubu olarak söz sahibi olmak için dış politika ve güvenlik politikası konularına dahil olmak istiyor,” dedi.
Fakat mahkeme, AfD’nin argümanını reddederek, geçen aralık ayında MSC’nin özel bir kuruluş olarak kimi davet edeceğine serbestçe karar verebileceğine hükmetti.
AfD parlamento grubu adına mahkemede bulunan Koch, duruşma sırasında MSC tarafına, Amerikan delegasyonunun konuğu olarak konferansa katılmakla tehdit ederek parti üyelerini davet etmesi için baskı yaptığını söyledi. Kısa süre sonra partisinin üç davet aldığını ileri sürdü.
Öte yandan AfD’nin tehditleri çoğunlukla boş laftan ibaret gibi görünüyor. Koch, konferansa katılacak ABD Senatörü Lindsey Graham’ın ofisine ulaştığını, fakat Cumhuriyetçi senatörden hiçbir cevap almadığını söyledi.
Geçen yılki MSC’de, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, aşırı sağı dışlayan Avrupalı merkezcileri sert bir şekilde eleştirerek “güvenlik duvarlarına yer yok” demişti. Vance daha sonra Weidel ile görüşmüştü.
Koch, AfD’nin bu yıl da benzer bir üst düzey toplantı düzenlemeye çalışacağını söyledi, ama Vance’in konferansa katılıp katılmayacağı belli değil.
Koch, Weidel için de davet talep ettiğini, fakat MSC’nin bunu reddettiğini söyledi. MSC’den Ischinger, kendisi ve ekibinin AfD politikacılarına başka davet göndermeyeceklerini söyledi.
Weidel’in sözcüsü Daniel Tapp, AfD’nin MSC’ye davet edilmek için Trump yönetiminin üst düzey bir yetkilisiyle bir başka toplantı olasılığını kullandığı iddiasını reddetti, fakat “belli bir baskı”nın üç milletvekilinin davet edilmesine yol açtığını söyledi.
Weidel’in konferansla ilgili planları hâlâ belirsiz. Tapp, geçen ayın sonunda, “Önümüzdeki birkaç gün içinde bu konuda başka bir gelişme olup olmayacağını bekleyeceğiz,” demişti.
Tapp’a göre, cuma günü itibarıyla MSC sırasında Weidel ve ABD’li yetkililer arasında herhangi bir toplantı planlanmamıştı.
Ischinger, MSC’nin sınırları dışında gerçekleşen AfD etkinliklerinin konferansla ilgisi olmadığını söyledi:
“Bana sorarsanız, büyük bir konferans düzenleyebilirler. Onları durdurmak veya bu konuyu onlarla tartışmak benim işim değil. Bu onların işi, fakat Münih Güvenlik Konferansı ile hiçbir ilgisi yok.”