Diplomasi

Afrika rekabetinin gözdesi: Lobito Koridoru

Yayınlanma

Son dönemlerde, ABD ve Avrupa Birliği, Donald Trump ve Von der Leyen öncülüğünde Afrika üzerindeki yatırımlarını ve etkilerini yoğun bir biçimde artırmaya çalışıyor. Lobito Koridoru projesi bu kapsamda öne çıkıyor.

Hazırlayan: Mert Cafer Eral

Haziranda Roma’da düzenlenen  “The Mattei Plan for Africa and Global Gateway: A common effort with the African continent” başlıklı zirvede Angola-Zambiya-Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasındaki Lobito Koridoru demiryolu, tarım, dijital altyapı ve enerji sektörlerini içeren 1.2 milyar euro değerinde anlaşma açıklandı. Ayrıca Afrika ülkelerinin 235 milyon euroluk borcunun kalkınma projelerine dönüştürülmesi planlanıyor. 2023–25 arasında bu kapsamda, 138 öne çıkan proje hayata geçirdi; enerji, dijital, sağlık, girişimcilik gibi alanlarda somut ilerlemeler kaydedildi. Güney Afrika’daki Clean Trade and Investment Partnership kapsamında AB, yeşil hidrojen, kritik hammaddelerin işlenmesi, kömürden temiz enerjiye dönüş gibi alanlara €4.7 milyar yatırım taahhüdünde bulundu. 2025’in ilk yarısında AB, Afrika’da kritik maden projelerini hızlandırdı: Malawi, Güney Afrika, Madagaskar ve Zambiya’daki nadir topraklar, kobalt ve grafit projelerine finansman ve teknik destek verildi.

Angola’da düzenlenen ABD-Afrika iş ortaklığı zirvesinde ise 2.5 milyar dolarlık anlaşma açıklandı. Bu anlaşmalardan en önemlileri Angola lojistik otoritesi ile Angola’nın Lobito Koridoru’nda 22 tahıl silo terminali inşası, Cybastion & Angola Telecom arasında 170 milyonluk dijital altyapı ve siber güvenlik yatırımı, Sierra Leone’de ABD menşeli ilk LNG terminali için ön anlaşma, Kongo ve Ruanda’yı kapsayan $760 milyonluk hidroelektrik projesi, Etiyopya’da 200 milyonluk turizm ve konaklama altyapısı yatırımı ve Angola’da 1.150 km uzunluğunda, 1,5 milyar dolarlık özel enerji iletim hattı projesiydi. Tüm bunların yanında U.S. International Development Finance Corporation (DFC) Afrikada 36 ülkede $13 milyar üzeri proje düzenlediği gibi, son dönemde $5.3 milyarlık yeni yatırım açıkladı. Trade and Development Agency (USTDA), dijital bağlantı, temiz enerji, finans altyapısı gibi alanlarda $7 milyarlık proje hazırlığı finanse etti. 

Washington geçtiğimiz haftalarda Gabon, Gine-Bissau, Liberya, Senegal ve Moritanya liderlerini ağırladı. Bu toplantıda, Afrika’da artık yardım değil ticaret yapmaya istekli olduğunu ifade eden Trump yeni stratejik ortaklıklara hevesli olduğunu gösterdi. 

Ham madde, pazar ve ortak arayışı 

Bu hevesli girişimler oldukça dikkat çekerken, atılımın sebepleri arasında en öne çıkan başlık Çin ile girilen yeni teknoloji rekabetiyle beraber önemini artıran kritik mineraller. Kobalt, lityum, nikel, grafit gibi madenler çip, yeşil enerji altyapısı, elektrikli araçlar ve savunma sanayi gibi pek çok yüksek teknoloji sektöründe kullanılıyor. Bu minerallerin büyük bir kısmı ise Çin anakarası ve Kongo, Zambiya, Güney Afrika, Madagaskar gibi Afrika ülkelerinde bulunuyor. F-35 savaş uçaklarından iPhone’a kadar her şey bu minerallere bağlı. ABD, özellikle Lobito Koridoru gibi büyük lojistik projeler aracılığıyla kobalt, bakır vb. kritik minerallerin tedarik zinciri üzerinde söz sahibi olmayı hedefliyor. AB, Afrika‑Yenilenebilir Enerji Girişimi (AEGEI) çerçevesinde şu ana kadar €20 milyar yardımda bulunarak 2030’a kadar ek 50 GW yenilenebilir enerji kurulmasını hedefliyor. Elektrik erişimiyle 100 milyon kişiye ulaşılması planlanıyor. Bu yatırımlarla hem Çin’in Kuşak ve Yol hem de Rusya’nın Afrika stratejisine karşı alternatif oluşturulması hedefleniyor. Öte yandan Çin de Afrika üzerindeki etkisini giderek artırıyor. Kenya, Tanzanya, Zambiya, Mozambik gibi ülkelerde kritik demiryolları ve köprüler inşa ediyor, Namibya ve Nijerya’da önemli yeşil enerjiye, Zambiya, Namibya ve Zimbabve’de lityum ve kobalt madenlerine, Botsvana’da bakır madenlerine, Afrika boynuzunda limanlara ve deniz üslerine, Afrika genelinde ise uzay ve uydu teknolojilerine yatırımlar yapıyor. Afrika büyük güç mücadelesinin öne çıkan alanlarından biri olmaya devam ediyor.

Angola’nın Lobito Limanı’ndan başlayıp Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ve Zambiya’ya uzanan demir yolu hattını kapsayan Lobito Koridoru Projesi, başta ABD olmak üzere Batı ülkelerinin Afrika’daki stratejik varlığını yeniden tanımlama aracı olarak görülüyor. 

Çok Okunanlar

Exit mobile version