Avrupa

Alman belediyeleri savaşa hazırlanacak

Yayınlanma

Alman federal hükümetinin merkezi askeri politika düşünce kuruluşu, yaklaşık 11.000 Alman belediyesinin olası bir savaşa yönelik hazırlıklara daha yakından dahil edilmesini talep ediyor.

Federal Güvenlik Politikası Akademisi’nin (BAKS) yakın zamanda yaptığı bir analize göre, belediyeler büyük bir felaketle başa çıkılırken “sahadaki operasyonel temel” işlevi görse de, bu konuda çok az eğitim rutini mevcut.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre savaş durumunda belediyeler, örneğin halka “ikmalin sağlanması” ve “toplumsal düzenin istikrara kavuşturulması”ndan sorumlu olacak.

Okullar “sadece eğitim yerleri” olmaktan öte, aynı zamanda “potansiyel acil durum sığınakları ve acil durum toplanma noktaları” olarak da işlev görecek. Bu nedenle “okul yerlerinin envanterinin” derhal çıkarılması gerekiyor.

BAKS analizi, federal hükümetin Mayıs ayında kabul ettiği “Sivil Koruma Paktı”nı yetersiz buluyor.

Rapor, diğer hususların yanı sıra, “ağır yaralıların nakli” için yeni “özel amaçlı araçlar”ın tedarik edilmesini talep ediyor ve Berlin’in “kimyasal, biyolojik ve radyolojik tehlikelere” karşı koruma sağlamak amacıyla, potansiyel iç kullanım için “on binlerce modern koruyucu giysi” satın alacağını duyuruyor.

Federal hükümetin “Sivil Koruma Paktı”

Federal hükümet, Mayıs ayında yeni “Sivil Koruma Paktı”nın temel hükümlerini kabul etmişti.

Altı sayfalık belgede, Almanya’nın 2029 yılına kadar sivil korumaya on milyar avro yatırım yapacağı belirtiliyordu.

Özellikle, Federal Teknik Yardım Ajansı’na (THW) yeni inşaatlar için üç milyar avro tahsis edilecek.

Bunun amacı, yerel şubelerdeki gönüllü personele “yeterli barınma imkânı sağlamak.”

Ayrıca Berlin, eyaletlere yeni özel araçlar sağlayacak. Örneğin, ağır yaralı hastaların nakli, kimyasal, biyolojik ve radyolojik tehlikelerin tespiti ve buna bağlı dekontaminasyon işlemleri için.

Federal İçişleri Bakanlığı ayrıca, “2029 yılına kadar eyaletlerin acil durum müdahale ekipleri ve THW için on binlerce modern koruyucu giysi” tedarik edecek.

Bu giysiler, “kimyasal, biyolojik ve radyolojik tehlikelere karşı” koruma sağlayacak ve “böylece acil durum müdahale ekiplerinin görevlerini başarıyla tamamlamalarının yanı sıra sağ salim geri dönebilmelerini” sağlayacak.

Toplu yaralanma olaylarına hazırlık

Ana noktalarda federal hükümet, Federal Tıbbi Görev Gücü’nün (MTF) kurulmasına ve genişletilmesine özel önem veriyor.

Federal İçişleri Bakanlığı’na göre, bu görev gücü şu anda 50’den fazla yerde kuruluyor ve birimleri, çok sayıda yaralının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi gerektiğinde görevlendirilecek.

Tam donanımlı olduğunda bir MTF birimi, yardım kuruluşları ve itfaiye teşkilatlarından 140’un biraz altında personelden oluşacak ve 27 araca sahip olacak. Bunlardan altısı, “kısmen tahrip olmuş yollarda bile hastaları nakletmek” üzere tasarlanmış ki bu nedenle, dört tekerlekten çekiş ve arazi süspansiyonu ile donatılmış olmalı.

Araçların iç mekanı da “belirli gereksinimleri karşılamak üzere” tasarlanmış: Örneğin, “patlamalardan kaynaklanabilecek” gibi “ağır yaralanma durumlarında” kullanılacak “arteriyel turnikeler” bulunacak. Spesifik olarak, bunlar “ağır kanamayı durdurmak için uzuvlarda” kullanılacak.

“Anahtar noktalar”ın tanıtımı vesilesiyle İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Berlin, Brandenburg ve Thüringen’deki operasyonlar için altı adet “yaralıların komuta ve dekontaminasyonu için mürettebat taşıma aracı” ile altı adet “B Tipi sivil savunma ambulansı” teslim etti.

Belediyeler “operasyonel temel” haline gelecek

Uzmanlar genel olarak “Sivil Koruma Paktı”nın ana hatlarını olumlu değerlendiriyor fakat bunları savaş zamanında düşmanca bir saldırı sırasında meydana gelebilecekler gibi ciddi hasar durumlarında optimum destek sağlamak için yetersiz buluyor.

Örneğin, Alman federal hükümetinin merkezi askeri politika düşünce kuruluşu olan Federal Güvenlik Politikası Akademisi (BAKS) tarafından yapılan yakın tarihli bir analizde, önlemlerin öncelikle “teknik yatırımlara” ve “devlet kurumları arasında daha iyi koordinasyona” odaklandığı belirtiliyor.

Fakat analizde, yerel belediyelerin oynadığı “temel ve kilit rol”ün ele alınmadığı da savunuluyor.

Bu belediyeler, özellikle gerginlik veya savunma senaryoları durumunda bölge genelinde operasyonel temeli oluşturuyor ve tehditlerin yönetilmesine önemli bir katkı sağlaması isteniyor.

Fakat BAKS’a göre şu anda, bir yandan bu görev ile diğer yandan fiili kapasite arasında çarpıcı bir uçurum bulunuyor.

Örneğin, rutin tatbikatlar çok az ve olası acil durumlara daha iyi hazırlanmanın aciliyetine ilişkin farkındalık ancak yavaş yavaş gelişiyor.

Uygulamada, Federal Cumhuriyet’teki yaklaşık 11.000 belediyenin günlük faaliyetlerinde “personel, organizasyonel ve iletişim hazırlığı” hâlâ “diğer görevlerle rekabet halinde.”

Belediyelere “düzen koruyuculuk” görevi

Belediyeleri savaş sırasında beklenebilecek senaryolara hazırlamak için, BAKS analizinin yazarları, örneğin “gerginlik veya savunma durumunda bile hareket edebilme yeteneğini korumak, aksaklıkları hafifletmek, kritik işlevleri sürdürmek ve mümkün olduğunca çabuk düzenli bir duruma dönmek” için mevcut olması gereken birkaç “dayanıklılık unsurunu” vurguluyor.

Bu nedenle, örneğin bir yerel yetkilinin savaş eylemleri nedeniyle görevlerini yerine getirememesi durumunda, sadece “karar alma” süreçlerini değil, aynı zamanda “yetki devri kurallarını” da belirleyerek “sağlamlık” sergilenmesi gerekecek.

“Yedeğe sahip olma” da önemli çünkü birinin bir saldırı sonucu devre dışı kalması ihtimaline karşı “ikinci komuta merkezleri” talep ediliyor.

“Tepki verebilirlik”; “uyum sağlama ve öğrenme yeteneği” ya da “ağ oluşturma ve kendi kendine yeterlilik” de istenen özellikler arasında.

Özellikle, “dayanıklılık”, ciddi, kriz düzeyinde veya kritik bir olayın ardından gelen aşama için de vazgeçilmez görülüyor.

Örneğin, “kritik altyapının onarımı”, “tedarik hizmetlerinin yeniden başlatılması”, “insanların geçici kabul merkezleri ve acil durum barınaklarından düzenli bir şekilde geri dönüşü” ve “toplumsal düzenin istikrara kavuşturulması” garanti altına alınacak.

Savaş çabalarına yerel halkın dahli

BAKS analizine göre, yerel yetkililerin yanı sıra halkın da sürece daha fazla dahil edilmesi gerekiyor.

Odak noktası “her şeyden önce yetkinliklerin sistematik olarak geliştirilmesi” ama aynı zamanda “kriz ve tehdit durumlarında inisiyatif almak.”

Yazarlar şöyle diyor:

“Vatandaşlar, kendi güvenliklerinin hem nesnesi hem de öznesidir. Bu, ortak sorumluluk ruhu içinde işbirliği yapma istekliliği ve çoğu kişi için kendi beklentilerinde de bir değişiklik gerektirir.”

Sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için halkın sistematik olarak “konular hakkında bilgilendirilmesi ve eğitilmesi” gerektiğini savunan BAKS, buna ek olarak, altyapı önlemlerinin de gerekli olduğuna işaret ediyor.

Örneğin, her yerel yönetim “acil durum gücü bulunan dayanıklı bir durum ve komuta merkezinin kurulmasını” ve “yedekli iç ve dış iletişimi” sağlamalı ve ayrıca “alternatif bir yedek konum … bulundurulmalı.”

Okullar da “sivil savunma”ya dahil edilecek

BAKS analizine göre, okullar bu bağlamda özel bir rol oynuyor.

Analizde, okulların “sadece eğitim mekanlarından daha fazlası” olduğu belirtiliyor: Okullar “potansiyel acil durum barınakları ve acil durum toplanma noktaları” olmanın yanı sıra “mahalledeki sosyal dayanaklar” ve öğretmenler ve öğrenciler aracılığıyla “kendini koruma ve kişisel hazırlık konusunda çarpan etkisi yaratan unsurlar.”

Okulların acil durum sığınakları ve acil durum toplanma noktaları olarak uygunluklarını (acil durum güç kaynağı, sanitasyon ve mutfak kapasitesi, doluluk mantığı) değerlendirmek için bir “okul tesisleri envanteri”ne acilen ihtiyaç duyuluyor.

BAKS’a göre orta vadede, acil durum güç kaynağı, su rezervleri, yemek ve konaklama kapasitesi” dahil olmak üzere “öncelikli konumların yapısal ve ekipman iyileştirmeleri gerçekleştirilmeli.

Son olarak, belirli konularda bir “okul müfredatının geliştirilmesi” süreci başlatılmalı: “sivil koruma, kişisel hazırlık ve ilk yardım becerileri.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version