Avrupa
Almanya, şimdi de İtalya ile yakınlaşmak istiyor
Şansölye Friedrich Merz, Avrupa ticaret politikası konusunda Fransız hükümetiyle artan ayrılıklar ve ABD Başkanı Donald Trump ile başa çıkma zorluğu nedeniyle Almanya’nın İtalya ile ilişkilerini derinleştirmeye çalışıyor.
Merz, bugün (23 Ocak) Roma’ya giderek Başbakan Giorgia Meloni ile ortak bir kabine toplantısı yapacak ve Avrupa ekonomilerini güçlendirmenin yollarını tartışacak.
Bloomberg’in gördüğü, görüşmeler öncesinde hazırlanan bir belgeye göre, iki hükümet, Avrupa Birliği’ni ticaret ortaklarının ve küresel güçlerin baskısına daha az duyarlı hale getirecek önlemler konusunda koordinasyon sağlamaya çalışacak.
Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumunda (WEF) yaptığı konuşmada Merz, Alman-İtalyan girişiminin iktisadi büyümeyi teşvik etmek için “neredeyse devrim niteliğinde fikirler” üreteceğini umduğunu belirterek, “acil fren” ve AB bütçesinin yeniden düzenlenerek kaynakların şirketlerin rekabet gücünü artırmaya odaklanmasını istedi.
Merz, “Hızlı, dinamik bir Avrupa istiyoruz,”diye ekledi.
İkili, 12 Şubat’ta Brüksel yakınlarında Avrupa’nın rekabet gücü konularına ayrılacak bir zirvede fikirlerini diğer AB liderlerine sunmayı planlıyor.
Toplantı, Trump’ın Danimarka’yı Grönland üzerindeki egemenliğini Washington’a devretmeye zorlamaya çalışmasıyla Avrupa şirketlerinin daha yüksek ABD gümrük vergileriyle tehdit edildiği çalkantılı bir haftanın sonunda gerçekleşiyor.
Davos’ta, ABD’nin dünyanın en büyük adasındaki varlığını önemli ölçüde artıracağına dair bir taslak anlaşma ile acil kriz çözüldü.
Fakat bu deneyim, Avrupalı liderleri sarstı ve transatlantik ilişkilerdeki güven eksikliğini vurguladı. Bu dramın bir sonucu, Berlin ile Paris arasındaki mesafenin giderek arttığının ortaya çıkması oldu.
AB’nin en büyük iki ekonomisi, bloğun nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda uzun süredir farklı görüşlere sahip. Fransa daha fazla borçlanma ve daha merkezi kontrolü savunurken, Almanya buna direniyor.
Fakat ABD ile kötüleşen ilişkiler, kısmen Berlin’in ABD’ye olan ihracata daha fazla bağımlı olması nedeniyle, Fransa ve Almanya’nın çıkarlarının birbirinden uzaklaştığı hissini daha da şiddetlendiriyor.
AB liderleri bu hafta Grönland krizini kontrol altına almak için çabalarken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, meslektaşlarını, Avrupa Komisyonu’na bloğu büyük değişikliklere zorlamaya çalışan yabancı güçlere karşı geniş yetkiler veren, güçlü ve hiç kullanılmamış bir araç olan “zorlama karşıtı enstrüman”ını (ticaret bazukası) devreye sokmaya açıkça çağırdı.
Ne var ki Alman iş dünyasının çıkarlarını gözeten Merz, Macron’un tutumunu kamuoyuna açık bir şekilde eleştirdi.
Merz pazartesi günü Berlin’de gazetecilere verdiği demeçte, “Fransa, ABD’nin gümrük vergilerinden bizimkinden farklı bir ölçüde etkileniyor,” dedi.
Şansölye bu nedenle Macron’un “bizden biraz daha sert tepki vermek istemesinin” anlaşılabilir olduğunu söyledi.
Son görüşmelerden önce bile Merz, Macron’un bölünmüş bir parlamento ve seçmenler arasında yaygın muhalefet nedeniyle Fransa’da reformları hayata geçirememesinden dolayı giderek daha fazla hayal kırıklığına uğramıştı.
Ayrıca, FCAS olarak bilinen yeni bir savaş uçağı geliştirme projesinin nasıl ilerleyeceği konusunda da anlaşmazlığa düştüler. Fransa, Merz’in desteklediği Mercosur ticaret anlaşmasının onaylanmasını engellemeye çalıştı.
Fransız yetkililer, Trump’ı geri adım atmaya ikna edenin tam da bu tehdit olduğunu ısrarla vurguluyor ve Avrupa’nın sert tutumunun sonuç verdiğini öne sürüyor.
Fransız Maliye Bakanı Roland Lescure RTL radyosuna verdiği röportajda, “Son günlerde, zayıf ve boyun eğen olmaktansa, kararlı ve caydırıcı olmanın daha iyi olduğu ortaya çıktı,” derken, Fransız hükümet sözcüsü Maud Bregeon, Macron’un Grönland konusunda Avrupa liderleri arasında “muhtemelen en güçlü” olanı olduğunu söyledi.
İtalya başbakanı Meloni eskiden “müesses nizam” karşıtı bir sağcı olmasına rağmen, Avrupa’nın en itamat edilen liderlerinden biri haline geldi ve Merz gibi, ABD başkanının iyi tarafında kalmaya çalışıyor ve zaman zaman AB’nin dayattığı kısıtlamalardan rahatsızlık duyuyor.
Görüşmelerden önce hazırlanan üç sayfalık politika belgesinde, Almanya ve İtalya, “Avrupa’nın iki ana sanayi ülkesi” olarak anılıyor.
Meloni’nin partisinden milletvekili Giangiacomo Calovini bir röportajda, “Roma ve Berlin’i birbirine bağlayan dış politika konuları, Batıyı bir arada tutmaktan Orta Doğu’da barışa kadar uzanıyor. İş dünyası da önemli bir odak noktası olacak, çünkü İtalya ve Almanya için çok önemli olan imalat sektörü, Brüksel’de yapılan çok sayıda hatanın bedelini ödedi,” dedi.