Avrupa
Avrupa merkez bankaları “enflasyonla mücadele”nin ötesine geçiyor
Avrupa’daki merkez bankalarının yetkilileri, fiyat istikrarının koruyucuları olarak geleneksel rollerinin ötesine geçiyorlar.
Bloomberg’e göre Avrupa Merkez Bankası Başkanı (AMB) Christine Lagarde ve Bundesbank Başkanı Joachim Nagel, savunma ve Avrupa Birliği’nin karar alma sürecinin yeniden düzenlenmesi gibi konularda sesini yükseltenler arasında yer alıyor.
Bu konular, bir zamanlar teknokratlar için yasak bölge olarak kabul edilen, yüksek riskli konular.
Motivasyonlar farklılık gösteriyor. Bazıları, “popülistlerin iktisadi ortamı bulanıklaştırması” nedeniyle kamuoyundaki tartışmayı yeniden canlandırmanın gerekli olduğunu düşünüyor.
Enflasyonun %2’ye yakın bir seviyeye geri dönmesiyle, diğerleri daha geniş tartışmalara girme konusunda daha özgür hissediyorlar; kısmen miras oluşturmak, kısmen de AMB liderliğinin yenilenmesi için pozisyon almak amacıyla.
Fakat AB’nin doğu kanadında şiddetli bir savaş sürerken ve siyasi liderler ABD ve Çin’e karşı artan rekabete ikna edici bir yanıt bulmakta zorlanırken, birçok politika yapıcı, bu konuda söz sahibi olmanın kendilerine düştüğünü düşünüyor.
Bazı ulusal merkez bankaları maliye politikası gibi konularda görüş bildirme konusunda hareket alanına sahip olsa da, sınırları aşmak hükümetlerin misilleme yapmasına neden olabilir ve bu da 20. yüzyılın ikinci yarısında standart hale gelen “merkez bankası bağımsızlığı”nı tehlikeye atabilir.
Bundesbank şefi Nagel’in bu değişimi belki de en iyi şekilde yakalayan kişi olduğu ve bunu “modern merkez bankacılığı” olarak adlandırdığı vurgulanıyor.
Nagel, kendi ülkesinde, borçlanma kurallarını reform etmek için önerilerde bulunmuş ve sağcı AfD’ye karşı kampanya yürüttü. AB için, orduları finanse etmek amacıyla ortak borçlanma önerisini ortaya attı ve Lagarde’ın, tekil üye devletlerin önemli girişimleri ele geçirmesini engellemek için çoğunluk oyu prosedürleri çağrısına destek verdi.
Bu ay Paris’te Fransız mevkidaşı Francois Villeroy de Galhau ile sahnede yaptığı münazara sırasında, “Çevredeki dünya değişirken, merkez bankacılığının da bir dereceye kadar değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Yerimizde sayamayız,” demişti.
Villeroy da benzer görüşte ve bu tür konuları AMB’nin enflasyon görevine bağlıyor. Fakat daha geniş bir açıdan bakıldığında, hükümetlerin ve siyasi partilerin etkisini yitirmesiyle birlikte AMB’nin devreye girme sorumluluğu olduğunu düşünüyor.
Fransız bankacı, “Genel bir ışık tutuyoruz, ders vermiyoruz. Şu anda enflasyonla da yakından bağlantılı olan yapısal politikalar gibi daha geniş kapsamlı konuları ele almazsak, görevimizi yerine getiremediğimizi düşünüyorum,” demişti.
Federal Rezerv ve İngiltere Merkez Bankası’nın aksine, AMB görev sınırlarını genişletme konusunda bir geçmişe sahip. En dikkat çekici müdahaleleri arasında, Avrupa’nın devlet borç krizi sırasında zor durumda kalan ülkelere kemer sıkma ve yapısal reformlar konusunda yardım etmek ve Lagarde’ın iklim değişikliğini operasyonlara entegre etme çabası sayılabilir.
Son gündem maddesi, Villeroy’un Avrupa sermaye piyasalarını ve avronun küresel rolünü güçlendirmek için bir yol olarak yeniden gündeme getirdiği ortak borç.
Değişen jeopolitik koşullar hakkında uzun uzun konuşan Lagarde, Nagel’den kısa bir süre önce, bir hafta içinde bu konuya değindi.
Brüksel’deki bazı kişiler, Almanların manevra yapmaya açık olmasını, AMB Yönetim Kurulundaki değişikliklerle ilişkilendiriyor. Yönetim Kurulunun altı üyesinden dördü, Lagarde’ın kendisi de dahil olmak üzere, 2027 sonuna kadar değiştirilecek.
Nagel, en üst düzey pozisyon için yarışmayı dışlamadı ve yaptığı açıklamalar onu bölgenin diğer kesimlerinde sevimli kılabilir. Nitekim, AMB başkan yardımcılığına aday olan Finlandiyalı Olli Rehn de benzer görüşleri dile getirdi.
Fakat bu konu, Nagel’in gelecekteki adaylığını desteklemek zorunda kalacak olan Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in pek de hevesli olmadığı bir konu.
Başka engeller de var. Donald Trump’ın Fed’e borçlanma maliyetlerini düşürmesi için baskı yaptığı bir ortamda, son aylarda Fransa ve İtalya’daki politikacılar AMB’yi sadece faiz oranlarını düşürmeye değil, aynı zamanda parasal genişlemeyi yeniden başlatmaya da çağırdı.