Diplomasi
Avrupa Titanik’te delik açmaya devam ediyor
Emekli İngiliz Donanma Komodoru ve strateji uzmanı Steve Jermy, Batı dünyasının Ukrayna savaşında ve küresel jeopolitik hamlelerinde “tarikatvari” bir körlük içinde hareket ettiğini belirterek, endüstriyel kapasite ve enerji gerçeklerinin Rusya’nın zaferini kaçınılmaz kıldığını vurguladı. Jermy, Avrupa’nın gerçeklikten kopuk politikalarını Titanik metaforuyla eleştirirken, dünyanın tek kutuplu düzenden ABD, Çin ve Rusya eksenli üç kutuplu bir yapıya evrildiği tespitinde bulundu.
Emekli İngiliz Donanma Komodoru ve yazar Steve Jermy, Neutrality Studies yayınında Pascal Lottaz’ın konuğu olarak uluslararası politikanın mevcut durumuna dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Batı dünyasının strateji üretme ve uygulama konusundaki yetersizliğine dikkat çeken Jermy, Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve son olarak Ukrayna’daki başarısızlıkların tesadüf olmadığını vurguladı.
Jermy, dünyanın artık tek kutuplu bir düzenden çıkarak, çok kutuplu değil, “üç kutuplu” bir yapıya büründüğünü ifade etti.
Bu yeni düzenin aktörlerini ABD, Çin ve Rusya olarak tanımlayan İngiliz komutan, bu güçler arasındaki temel farkın ekonomik modellerde yattığına işaret etti.
Michael Hudson’ın çalışmalarına atıfta bulunan Jermy, “Batı, finansal kapitalizm modeline kayarken; Çin ve Rusya endüstriyel kapitalizm modeline sıkı sıkıya bağlı kaldı” diyerek, askeri gücün temelini oluşturan sanayi kapasitesinin önemine değindi.
“Rusya’nın stratejisi toprak işgali değil, demilitarizasyondu”
Ukrayna savaşının askeri safhalarını detaylandıran Jermy, Rus ordusunun harekatını beş aşamalı bir strateji çerçevesinde analiz etti.
İlk aşamanın diplomatik baskı ve müzakere arayışı olduğunu belirten Jermy, 190 bin kişilik bir kuvvetle Ukrayna’nın tamamını işgal etme fikrinin askeri açıdan mantıksız olduğunu savundu.
Jermy, Rusya’nın sahadaki manevralarını şu sözlerle özetledi:
“Rusların niyeti Ukrayna’nın tamamını almak değildi; bu kuvvetle mümkün de olmazdı. Amaç Donbass’ı güvenceye almak ve Kiev üzerine yapılan hamleyle siyasi baskı kurmaktı. Batı’nın müdahalesiyle savaşın uzayacağı anlaşılınca, Ruslar ‘temas halindeyken geri çekilme’ taktiğini uygulayarak Surovikin Hattı’nın gerisine çekildi. Bu hat, aşılması neredeyse imkansız bir tahkimattı.”
Ukrayna ordusunun Batılı generallerin tavsiyesiyle bu hatta taarruz ederek büyük kayıplar verdiğini hatırlatan Jermy, Rusya’nın “yıpratma amaçlı savunma” (attritional defense) stratejisiyle Ukrayna ordusunu sistematik olarak erittiğini belirtti.
Jermy, gelinen noktada Rusya’nın stratejik hedeflerini genişleterek Odessa’yı da içine alan Novorusya (Yeni Rusya) bölgesini kontrol altına almaya yöneleceği öngörüsünde bulundu.
“Avrupa, Titanik’te delik açmaya devam ediyor”
Batılı liderlerin ve medyanın savaşa yaklaşımını “tarikatvari düşünce” (cult thinking) olarak niteleyen Jermy, halkın sistematik bir dezenformasyona maruz kaldığını savundu.
Rusya’nın savaşı kaybettiği veya Putin’in tüm Avrupa’yı işgal edeceği yönündeki iddiaların hiçbir kanıta dayanmadığını belirten Jermy, Avrupa’nın kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını yok ettiğini vurguladı:
“Avrupalı liderlerin tutumu, Titanik’i buzdağına doğru sürmeye devam ederken bir yandan da gemide daha büyük delikler açmaya benziyor. Rusya’nın askeri ve endüstriyel kapasitesine çarptılar. Amerikalılar, bu savaşın kaybedildiğini anladıkları için Titanik’ten atladı; Avrupalılar ise hala gemide ve felaketi inkar ediyor.”
Jermy, üst düzey deniz subayı arkadaşlarının dahi yüzde 90’ının Putin’i “Avrupa’yı ele geçirmek isteyen kötü bir tiran” olarak gördüğünü, ancak bunun sahada hiçbir karşılığı olmadığını, Rusya’nın Avrupa’yı işgal etmek için hiçbir nedeni bulunmadığını ifade etti.
Analizinde enerji güvenliğine geniş yer ayıran Jermy, savaşın ve yaptırımların Avrupa sanayisi üzerindeki yıkıcı etkilerine değindi.
Sanayi üretiminin enerji arzıyla doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatan Jermy, Rus gazının kesilmesiyle Avrupa’nın rekabet gücünü kaybettiğini belirtti.
Yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinin kısa vadede bir çözüm olamayacağını savunan Jermy, şu ifadeleri kullandı:
“Hidrokarbonlar küresel enerji arzının yüzde 80’ini oluşturuyor. Bunu kısa sürede ikame etmek bir fantezidir. Mevcut ilerleme hızıyla net sıfır hedefine ancak 2260 yılında ulaşabiliriz. Avrupa, fabrikalarını çalıştıracak ucuz enerjiden mahrum kaldı. Rusya ise hem enerjiye hem de endüstriyel kapasiteye sahip. Finansal illüzyonlarla, sentetik borç senetleriyle Rusya’ya karşı savaş kazanamazsınız; savaşlar 155 milimetrelik top mermileri ve hipersonik füzelerle kazanılır.”
“NATO kağıttan bir kaplan”
NATO’nun caydırıcılık yerine “yüzleşme” politikası izlediğini belirten Jermy, ittifakın Rusya ile doğrudan bir çatışmaya girmesi durumunda kaybedeceğini iddia etti.
Rusya’nın hipersonik füze teknolojisindeki üstünlüğüne dikkat çeken eski komutan, Batı’nın bu silahlara karşı savunma geliştirmesinin en az on yıl süreceğini öngördü.
Jermy, sözlerini Batı’nın kendi eliyle yarattığı ekonomik ve toplumsal krize dikkat çekerek noktaladı:
“Yaptırımlar bumerang etkisi yarattı ve Rusya’dan çok Avrupa’yı vurdu. Ekonomik durgunluk, toplumsal huzursuzluk ve liderlik krizi kapıda. Gerçekler ortaya çıktığında, yani Ukrayna’nın yenilgisi kesinleştiğinde, Batı halkları liderlerine dönüp ‘Bunu nasıl bu kadar yanlış hesapladınız?’ diye soracak.”