Diplomasi
Avrupa’nın gündeminde ABD’siz NATO var
Ankara’daki NATO zirvesi öncesinde Avrupalı yetkililer, ittifakın ABD katılımı olmadan nasıl ayakta kalabileceğini ve savunma mekanizmasını nasıl kurabileceğini tartışıyor. İttifak içinde, NATO’nun geleceğini kurtarmanın tek yolunun ABD’ye olan bağımlılığı azaltmak olduğu görüşü ağırlık kazanıyor.
Ankara’da yapılacak NATO zirvesi öncesinde Avrupalı yetkililer ve siyasetçiler, ittifakın ABD’nin katılımı olmadan nasıl varlığını sürdürebileceğini ve savunmasını nasıl inşa edebileceğini ele alıyor.
Avrupalı yetkililer arasında, NATO’nun hayatta kalabilmesinin tek yolunun ABD’ye olan bağımlılığın azaltılması ve ittifakın “Avrupalılaştırılması” olduğu fikri giderek daha fazla kabul görüyor.
The Financial Times gazetesinin NATO yetkililerine ve Avrupalı siyasetçilere dayandırdığı haberine göre, ittifakın geleceğine ilişkin tartışmalar siyasi liderlikten savaş doktrinine kadar pek çok alanı kapsıyor.
Fransız yetkililerden oluşan bir kaynak, Grönland’ın NATO’nun Avrupalılaştırılmasını gündeminin merkezine koyduğunu, İran konusunun ise bu süreci arka plana ittiğini belirtti. Fransız kaynak, gelinen noktada bu dönüşümün NATO’yu kurtarmanın tek yolu haline geldiğini vurguladı.
Aynı yetkili, askeri planlamadaki değişimi şu sözlerle aktardı:
“Daha az Amerika demek, sadece yardıma gelen daha az asker veya tank anlamına gelmiyor. Bu durum, Amerikalılar gibi savaşmak zorunda kalmadığımızda nasıl savaşacağımız sorusunu beraberinde getiriyor.”
NATO üyeleri Trump’ı Rusya’ya baskıyı artırmaya ikna etmeye çalışacak
Üst düzey bir İngiliz yetkili de ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin askerleri hızla geri çekme arayışının olağanüstü tehlikeli bir süreç başlattığını ifade etti.
İngiliz yetkili, ABD’nin askeri yönteminin devasa bir güç kullanımına dayandığını, Avrupalıların ise daha farklı hareket ederek karşı tarafa ikilemler yaratacak ve bir tür “kirpi savunması” oluşturacak stratejiler geliştirmesi gerekeceğini kaydetti.
NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutan Yardımcısı Johnny Stringer, ittifakın askeri doktrininin yaklaşık 1991 yılında, yani Birinci Körfez Savaşı’ndan sonra durduğunu ve o zamandan beri neredeyse hiç değişmediğini kabul etti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, The Wall Street Journal gazetesine verdiği demeçte, ittifakın önündeki en büyük iki engelin, Ukrayna’daki çatışmalar nedeniyle aşırı yüklenen savunma sanayisi kapasitesi ile yeni askerlerin askere alınması ve eğitilmesindeki yetersizlikler olduğunu belirtti.
ABD dışındaki NATO üyeleri geçen yıl askeri harcamalarını yüzde 20 artırarak 574 milyar dolara yükseltti. Almanya, askeri bütçesini yüzde 24 artışla 114 milyar dolara çıkarırken, 2029 yılına kadar bu harcamaları 2024 seviyesinin yaklaşık üç katına, yani 180 milyar dolara ulaştırmayı planlıyor.
Haberde, bu bütçe artış hızının, halihazırda yaklaşık 300 milyar dolarlık siparişi bulunan ABD’li savunma yüklenicilerinin üretim kapasitesini aşma riski taşıdığı ifade edildi.
Rutte, tahsis edilen fonların fiilen kullanılabilmesi konusunda sınır noktasına yaklaşıldığını belirtti.
NATO üyesi ülkelerin temsilciler geçen yıl, askeri harcamaları 2035 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5’ine ulaştırma hedefinde uzlaşmıştı.
ABD Başkanı Trump, Avrupalı müttefiklerini askeri harcamaları bu seviyeye çıkarmaya zorlamıştı. Cumhuriyetçi lider, Avrupa ülkelerinin tamamının savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarmamasından şikayetçi olmuş ve bunu ABD’nin NATO’dan çıkmayı değerlendirmesinin nedenlerinden biri olarak göstermişti.
Trump, ikinci gerekçe olarak müttefiklerin İran’a yönelik askeri faaliyetlerde ABD’ye yardım etmek istememesini sunmuş, ittifakı ABD olmadan bir “kağıttan kaplan” olarak nitelendirmişti.