Rusya
Batı, 2040’ta nükleer yakıtta Rusya’ya daha bağımlı hale gelebilir

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu CSA’nın raporuna göre Rusya, 2040 yılına kadar küresel uranyum üretiminin üçte birinden fazlasını tek başına kontrol edebilir. Financial Times gazetesinin aktardığına göre mevcut sahalar tam kapasite çalışsa dahi Moskova’nın pazardaki payının yüzde 36’ya tırmanması bekleniyor.
İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşu Centre for Strategic Advantage (CSA) tarafından hazırlanan rapor, Rusya’nın küresel uranyum üretimindeki payının 2040 yılına kadar neredeyse dörtte bir seviyesinden yüzde 36’ya çıkabileceğini gösteriyor.
Financial Times gazetesinin aktardığı raporda, ülkelerin mevcut projelerini tam kapasiteyle hayata geçirmeleri durumunda dahi Moskova’nın dünya genelindeki uranyum arzının üçte birinden fazlasını kontrol edebileceği uyarısı yer alıyor.
CSA Özel Projeler Direktörü Gareth Heywood verileri değerlendirirken, “2040 yılına gelindiğinde, 2022’de Rus petrol ve doğalgazına duyduğumuz bağımlılıkla kıyaslanabilecek boyutta bir Rus uranyumu bağımlılığıyla karşı karşıya kalabiliriz” uyarısını yaptı.
Rusya, 2024 yılında dünya uranyum madenciliğinin yaklaşık yüzde 5’ini tek başına üstlendi.
Ancak devlet nükleer enerji şirketi Rosatom’un Uranium One üzerinden kontrol ettiği yurtdışı varlıkları dahil edildiğinde, Moskova’nın stratejik sahalardaki küresel üretim kapasitesi payı yaklaşık yüzde 25’e ulaşıyor.
CSA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerine seslenerek, uzun vadeli alım sözleşmelerinin sübvanse edilmesi ve fiyatların sabitlenmesi yoluyla yeni sahalara yönelik yatırımların teşvik edilmesini öneriyor.
Piyasa uzmanları da tedarik açığı riskine dikkat çekiyor. Yatırım şirketi Stifel analisti Alex Bedwani, “Gelecek on yılın ortasına kadar bu sektörün kesinlikle yeni arz kaynaklarına ihtiyaç duyacağı açık” dedi.
Kanada gibi ülkelerin yeni sahaları devreye alma potansiyeline sahip olduğunu belirten Bedwani, bu projelerin yüksek risk barındırdığını ve piyasanın büyük ölçüde bu adımlara bel bağladığını ekledi.
Kanadalı NexGen Energy, Saskatchewan eyaletinde büyük ölçekli bir proje yürütürken; madencilik devi Cameco, McArthur River sahasındaki yıllık üretimini üçte birden fazla artırma izni aldı.
Uranyum zenginleştirme şirketi Urenco’nun Strateji Direktörü Sarah Foreman ise sistemin yeterli esneklik ve dirence sahip olup olmadığının sorgulandığını vurguladı.
Foreman, “Yeni madenlerin açılması uzun zaman alıyor. Hükümetlerin, nükleer enerjinin enerji sepetinin kalıcı bir parçası olacağına dair net bir işaret vererek iş dünyasına ‘Bu alana yatırım yapabilirsiniz’ mesajını iletmesi hayati önem taşıyor” dedi.
Sektör analiz şirketi UxC verilerine göre uranyumun uzun vadeli fiyat öngörüsü bir yıl önceki 80 dolar seviyesinden libre başına 94 dolara yükseldi.
UxC Başkanı Jonathan Hinze fiyat artışının süreceğini belirterek, “Yeni maden yatırımlarını sahiden teşvik edecek bir fiyat düzeyine ulaşıp ulaşmadığımız henüz netleşmedi” değerlendirmesinde bulundu.
Batı’nın tedarik kaynaklarını çeşitlendirme gayretine karşın Rusya’ya olan bağımlılık artıyor.
Sprott Asset Management raporu, geçen yıl Avrupa Birliği’ne Rus uranyumu sevkiyatının yüzde 7, dönüştürme hizmetlerinin yüzde 9, uranyum zenginleştirme hizmetlerinin ise yüzde 12 arttığını ortaya koydu.
Bloomberg verilerine göreyse olası ithalat yasaklarına rağmen Rusya, ABD için en büyük uranyum zenginleştirme hizmeti sağlayıcısı konumunu sürdürüyor.
ABD’deki nükleer santrallerin alımlarında Rus yakıtının payı 2015 yılındaki yüzde 17 düzeyinden 2025 yılında neredeyse yüzde 26’ya ulaştı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaz aylarında yaptığı açıklamada ülkesinin ABD pazarına uranyum tedarik etmeyi sürdürdüğünü ve en büyük üç tedarikçi arasında yer aldığını kaydetmişti.
Putin, “ABD’ye hacim bazında en çok uranyum sağlayan birinci şirket bir Amerikan firması, ikincisi Avrupa ve ABD sermayeli, üçüncüsü ise halen Rusya. Ve hiçbir sorun yok, her şey yolunda gidiyor” ifadelerini kullanmıştı.
Rusya
Lahey kararının ardından Finlandiya Rus mülklerinin haciz sürecini durdurdu

Finlandiya yargısı, Ukrayna şirketi Naftogaz’ın davası kapsamında Rus mülklerine yönelik yürütülen yeni haciz işlemlerini askıya aldı. Daha önce el konulan Rus Bilim ve Kültür Merkezi dahil yaklaşık 44 milyon euro değerindeki gayrimenkul üzerindeki kısıtlamaların yürürlükte kalacağı bildirildi.
Finlandiya’da mahkeme kararıyla, Ukrayna şirketi Naftogaz’ın açtığı dava kapsamında 2024 sonbaharında başlatılan Rus mülklerine yönelik haciz işlemleri durduruldu.
Helsingin Sanomat gazetesinin haberine göre, Finlandiya İcra Dairesi (Ulosottolaitos) son dönemde yeni bir haciz işlemi uygulamadığını yayın organına teyit etti.
Rus varlıklarına yönelik hacizlerin durdurulması, Helsinki Temyiz Mahkemesinin 4 Kasım Çarşamba günü aldığı ara karara dayandırılıyor.
Söz konusu hüküm, Lahey Temyiz Mahkemesinin eylül ayında aldığı kararla bağlantı taşıyor.
Lahey Temyiz Mahkemesi, Ukrayna şirketi Naftogaz’ın açtığı davada Lahey’deki tahkim heyetinin 2024 yılında Rus varlıklarının önemli bir bölümü üzerinde yetkisinin bulunmadığına hükmetmişti.
Finlandiya mahkemesi, yeni koşullar ışığında ayrıntılı bir inceleme yapılıncaya veya davaya ilişkin nihai karar verilinceye kadar ülkedeki Rus varlıklarına yönelik mevcut icra işlemlerinin askıya alınmasını kararlaştırdı.
Helsinki’deki Rus Bilim ve Kültür Merkezinin arsası ve binası da dahil olmak üzere, Finlandiya makamlarının daha önce el koyduğu yaklaşık 44 milyon euro değerindeki Rus varlıklarına uygulanan kısıtlamalar ise yürürlükte kalmayı sürdürüyor.
Finlandiya, 2024 yılında Lahey Mahkemesinin kararını uygulamaya koyan ilk ülke olmuştu.
Finlandiyalı icra memurları, Ekim 2024’te ülkenin farklı noktalarında bulunan onlarca Rus gayrimenkulüne haciz koymuş, haczedilen taşınmazların yarısının diplomatik dokunulmazlık koruması altında olduğu belirtilmişti.
Yalnızca Ekim 2024’te yaklaşık 40 milyon euro değerinde 40’tan fazla gayrimenkule haciz uygulanmıştı.
Bu taşınmazlar arasında Helsinki’deki Rus Bilim ve Kültür Merkezi, Kirkkonummi’de diplomatların dinlenme amacıyla kullandığı deniz kıyısındaki geniş bir arazi, 30’u aşkın lojman ve konut, ofis binaları ile Aland Adaları’ndaki mülkler yer alıyordu.
Finlandiyalı siyasetçiler Rus varlıklarına yönelik geniş kapsamlı haciz işlemlerini kamuoyunda gündeme getirmezken Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, konuyu siyasi bir mesele olarak görmediğini ve durumun bir mahkeme kararının icrasından ibaret olduğunu ifade etmişti.
Rusya Federasyonu ise varlıkların haczedilmesinin yasa dışı olduğunu savunarak bu adımlara Finlandiya mahkemelerinde itiraz etmeyi sürdürüyor.
Helsinki Bölge Mahkemesi geçen yıl Rus devlet mülkleri üzerindeki haczin kaldırılması talebini reddetmiş, uzmanlar da itiraz süreçlerinin yıllarca sürebileceği uyarısını yapmıştı.
Finlandiya makamları bu yılın haziran ayında, sınır ötesi işbirliği programı çerçevesinde birkaç yıl önce aktarılan 3,7 milyon euro değerindeki Rus fonuna da el koymuştu.
Rusya
Lüksemburg Mahkemesi, Rus varlıklarında AB tüzüğü yorumunu geçersiz saydı

Lüksemburg İdare Mahkemesi, AB yaptırım listesinde yer almayan Rus şirketine ait menkul kıymetlerin iadesini reddeden Maliye Bakanlığı kararını mevzuat yorumunu hatalı bularak iptal etti. Kararda, yaptırımlardan önceki sözleşmelere dayalı ödeme kavramının menkul kıymet devirlerini de kapsadığı ve ret tarihinde şirketin yaptırım altında olmadığı kaydedildi.
Lüksemburg İdare Mahkemesi, Avrupa Birliği (AB) yaptırım listesinde bulunmayan Rus şirketine ve müşterilerine ait menkul kıymetlerin blokajının kaldırılması talebini reddeden Lüksemburg Maliye Bakanlığının kararını iptal etti.
Mahkemenin 30 Ekim tarihli kararına göre, Lüksemburg Maliye Bakanlığının AB yaptırım mevzuatına getirdiği yorum hatalı bulundu.
İsmi açıklanmayan Rus şirketi, AB’nin Ulusal Takas Depozitosu’na (NRD) Haziran 2022’de uyguladığı yaptırımların ardından bloke edilen kendi varlıkları ile müşterilerinin varlıklarının iadesi için hukuk mücadelesi yürütüyordu.
Rus şirketi, Aralık 2022’de Lüksemburg Maliye Bakanlığına başvurarak varlıkların serbest bırakılması için izin talep etti ancak ret cevabı aldı.
Bakanlık, ret kararını Eylül 2023’te yeniden teyit etti.
Lüksemburg Maliye Bakanlığı ret gerekçesinde, 269/2014 sayılı AB Tüzüğü’nün 6. maddesinin yalnızca yaptırımlardan önce akdedilen sözleşmeler kapsamındaki ödemelere izin verdiğini, menkul kıymetlerin devrini kapsamadığını ileri sürdü.
Mahkeme, bakanlığın bu yorumunu geçersiz bularak AB tüzüğündeki ödeme kavramının yalnızca para transferleriyle sınırlı olmadığını, menkul kıymetlerin hak sahiplerine iadesini de kapsadığını karara bağladı.
İdare Mahkemesi ayrıca, Lüksemburg Maliye Bakanlığının ret kararı verdiği tarihte ne şirketin ne de müşterilerinin AB yaptırım listesinde yer almadığını tespit etti.
Mahkeme, bu gerekçelerle bakanlığın ret kararını hukuka aykırı bularak iptal etti.
2022 yılı başı itibarıyla Rusya’nın dondurulan egemen varlıklarının tutarı yaklaşık 300 milyar dolar olarak hesaplanıyordu.
Rusya’nın Avrupa’daki rezervlerinin büyük bölümü Belçika merkezli Euroclear depozitosunda tutuluyor.
Avrupa Birliği, Aralık 2025’te Rusya’ya ait 210 milyar euro tutarındaki varlığı süresiz olarak dondurdu.
Batılı ülkeler son aylarda dondurulan bu kaynakların Ukrayna’ya yardım amacıyla kullanılmasını yeniden tartışmaya açtı.
Moskova yönetimi ise yurt dışındaki varlıklarına yönelik her türlü adımı yasa dışı olarak nitelendiriyor ve hukuki sonuçlar doğuracağı uyarısını yapıyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, eylül ayı başında yaptığı açıklamada, Rus varlıklarını açıkça çaldıkları gerekçesiyle Batılı ülkelere duyulan güvenin tamamen kaybolduğunu belirtti.
Lavrov, “Gizlice çalıyorlar, bildiğiniz üzere açıkça da yağmalıyorlar. Batı şu anda hem varlıklar hem de sözde gölge filo konusunda açık bir yağma yürütüyor” ifadelerini kullandı.
Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Basın Bürosu ise AB’nin Rus kaynaklarını ele geçirme girişimlerinin Avrupa genelindeki kurumlara güveni sarsacağını duyurdu.
SVR’ye göre Avrupa ülkeleri, Rusya’nın varlıklarına el koymadan Ukrayna’yı süresiz finanse edemeyeceklerinden endişe duyuyor.
Rusya
Ermenistan’da iş insanı Samvel Karapetyan ve yeğeninin evinde arama

Ermenistan Soruşturma Komitesi, Taşir Grubu Başkanı Samvel Karapetyan ve yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı. Soruşturma, Taşir Vakfı üzerinden aktarıldığı öne sürülen 4,4 milyon dolar ile 230 bin euroluk kaynak ve kara para aklama iddialarıyla bağlantı taşıyor.
Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, Taşir Şirketler Grubu Başkanı ve Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ile yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı.
Aramaların Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adresleri de kapsadığı bildirildi.
Gelişmeyi Güçlü Ermenistan Partisi Sözcüsü Agavni Sukiasyan sosyal medya hesabından duyurdu.
İnterfaks ajansının aktardığına göre Sukiasyan, “Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, sabah saatlerinden itibaren Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ve Meclis Grubu Başkanı Narek Karapetyan’ın evlerinde arama yürütüyor. Aramalar Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adreslerde de sürüyor.” açıklamasını yaptı.
Karapetyan hakkındaki kara para aklama suçlaması
Aynı zamanda Güçlü Ermenistan Partisi Meclis Grubu Başkanı olan Narek Karapetyan’ın evi, bir ceza soruşturması kapsamında 31 Temmuz 2026 tarihinde de kolluk kuvvetlerince aranmıştı.
Aramadan bir hafta önce Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, Başsavcılığın Karapetyan’ın milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki talebini onaylamıştı.
Narek Karapetyan’a bu süreçte nitelikli kara para aklama suçlaması yöneltildi.
Sputnik Ermenistan’ın aktardığı bilgilere göre soruşturma, partinin destekçilerinden Aleksan Aleksanyan hakkındaki suçlamalarla bağlantı taşıyor.
Soruşturma makamları, Aleksanyan’ın Karapetyan’a ait Taşir Vakfından hediye ve kredi adı altında yaklaşık 4,4 milyon dolar ile 230 bin euro aldığını öne sürüyor.
Taşir Şirketler Grubunun sahibi olan iş insanı Samvel Karapetyan hakkında ise Haziran 2025’te Ermenistan’da yönetimi zorla ele geçirmeye yönelik kamuoyu önünde çağrıda bulunma suçlamasıyla dava açılmıştı.
Soruşturmanın sonraki aşamalarında Karapetyan’a ayrıca nitelikli vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamaları yöneltildi.
İş insanı kendisine yöneltilen üç suçlamayı da reddetti. Güçlü Ermenistan Partisi, Şubat 2026’da Karapetyan’ı parlamento seçimleri için başbakan adayı olarak göstermişti.
Diplomasi2 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Asya2 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Dünya Basını2 hafta önceGünah keçisi olarak Netanyahu
Ortadoğu2 hafta önceYBŞ, Irak ordusuna katılacak
Avrupa2 hafta önceSırbistan seçimleri: Dört sütunlu illüzyonun dağılışı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Dr. Hudson: Trump aynı anda iki petrol cephesinde savaşamaz
Asya2 hafta önceÇin, ticari sırlarını ‘yabancı kuruluşlara’ karşı korumak için yeni kurallar hazırladı
Dünya Basını2 hafta önceEmperyalizmin açmazları: Savaşlar, yalanlar ve çöken refah devleti









