Ortadoğu
Birleşik Krallık dahil dört Batı ülkesi Filistin devletini tanıdı
Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Portekiz, “iki devletli çözümü” teşvik etmeyi amaçlayan bir adımla pazar günü Filistin devletini tanıdı.
Geleneksel olarak İsrail’in müttefiki olan Batıdan dört ülke, aldığı bu kararla işgal altındaki topraklarda bağımsız bir vatan kurma arzusunu destekleyen 140’tan fazla ülkeyle aynı çizgiye geldi.
Londra’nın kararı, İkinci Dünya Savaşının ardından İsrail’in devlet olarak kurulmasında oynadığı önemli rol nedeniyle özel bir sembolizm taşıyordu.
Başbakan Keir Starmer, “Bugün, Filistinliler ve İsrailliler için barış umudunu ve iki devletli çözümü yeniden canlandırmak amacıyla Birleşik Krallık, Filistin Devletini resmen tanıyor. Gazze’de insan eliyle yaratılan insani kriz yeni boyutlara ulaştı. İsrail hükümetinin Gazze’ye yönelik acımasız ve artan bombardımanı, son haftalardaki saldırılar, açlık ve yıkım kesinlikle kabul edilemez,” dedi.
Starmer “iki devletli çözüm”ün, “güvenli ve emniyetli bir İsrail” ile birlikte, “yaşayabilir bir Filistin devleti” anlamına gelidiğini savundu.
İngiliz lider, “Bu çözüm Hamas için bir ödül değildir. Gerçek bir iki devletli çözüm çağrımız, [Hamas’ın] nefret dolu vizyonunun tam tersidir,” dedi.
Kanada Başbakanı Mark Carney, X’te “Kanada Filistin devletini tanıyor ve barışçıl bir gelecek vaadini inşa etmek için ortaklığımızı sunuyor,” diye yazdı.
Carney, ülkesinin kararını açıklarken, bu kararın barış içinde bir arada yaşamayı ve “Hamas’ın sonunu isteyenlere” güç vereceğini söyledi ve “Bu, terörizmi hiçbir şekilde meşrulaştırmaz ve terörizme ödül de değildir,” diye ekledi.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Canberra’nın bu hamlesinin “Filistin halkının kendi devletine sahip olma konusundaki meşru ve uzun süredir devam eden arzularını tanıdığını” söyledi.
Portekiz Dışişleri Bakanı Paulo Rangel, bu tanıma kararının “Portekiz dış politikasının temel ilkelerinden biri” olduğunu söyledi. New York’taki Portekiz’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’nde gazetecilere konuşan Rangel, “Portekiz, adil ve kalıcı barışa giden tek yol olarak iki devletli çözümü savunuyor… Acil bir ateşkes gerekiyor,” dedi.
Fransa da dahil olmak üzere diğer ülkeler de bu hafta New York’ta yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda aynı yolu izlemesi bekleniyor.
Arap devletleri tarafından artık tam olarak desteklenen Fransız planının merkezinde, tanıma sürecini daha geniş bir sürecin parçası haline getirmek yer alıyor.
Bu süreç, ateşkes durumunda Gazze’de silahsızlandırılmış ve dağıtılmış Hamas’ın yerini alacak, reformdan geçmiş, demokratik olarak seçilmiş bir Filistin Yönetimi’ni de içeriyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu kararı kınadı. Netanyahu, “7 Ekim’deki korkunç katliamın ardından Filistin devletini tanıyan liderlere açık bir mesajım var: Terörizme büyük bir ödül veriyorsunuz,” dedi.
İsrailli lider, “Ürdün Nehrinin batısında bir Filistin devleti kurulmayacağını” ileri sürdü.
Netanyahu, X’te yaptığı açıklamada, “Bugün İsrail sınırında bir cihatçı devlet, yarın İngiltere’yi tehdit edecektir,” dedi.
İsrail işgali altındaki Batı Şeria’nın El Halil (Hebron) kentinde yaşayan Filistinli Şeref el-Tarda, “Filistinlilerin yaşadıkları zorlu süreçte onlara destek olmak, dünyadaki her saygılı ve özgür insanın insani görevidir ve İngiltere’nin rolü de bu kapsamdadır,” dedi.
Hamas bu adımı memnuniyetle karşıladı, fakat Gazze’deki savaşı sona erdirmek ve İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmesini önlemek için “pratik önlemler” alınması gerektiğini belirtti.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, tanıma kararının “Filistin Devleti’nin İsrail Devleti ile güvenlik, barış ve iyi komşuluk içinde yan yana yaşaması” için zemin hazırlayacağını söyledi.
Starmer, Abbas’a bir mektup yazarak ülkesinin kararını teyit etti ve Londra’nın 1917 Balfour Deklarasyonu ile Yahudi vatanını desteklediğini, fakat “Yahudi olmayan toplulukların” haklarını da koruyacağına söz verdiğini belirtti.
İngiliz siyasi yelpazesinin her kesiminden politikacılar İsrail’in Gazze’deki eylemlerini kınadı, fakat Starmer’ın Filistin devletini tanıma kararı bazı muhafazakarlar tarafından eleştirildi.
Muhafazakârların lideri Kemi Badenoch, başbakanı “ahlaki kafa karışıklığı” ile suçladı.
Badenoch cumartesi günü The Telegraph gazetesinde, “Bu, teröristlere ve zorbalara İngiltere’nin artık hangi yöne gittiğini bilmediğine dair bir sinyal gönderiyor,” diye yazdı.