Avrupa
Birleşik Krallık, İran meselesinde karar anına yaklaşıyor
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, kabinesini ABD’nin İran’a olası bir saldırısı için alarma geçirdi.
İngiliz yetkililer, durumun “ciddi ve değişken” olduğunu söylerken, başbakanın ekibi, Trump’ın Hint Okyanusu’nda bulunan Diego Garcia’daki ortak ABD-Britanya hava üssünden İran’ın nükleer tesislerine saldırı düzenleyip düzenlemeyeceğini tartıştı.
Birleşik Krallık şu ana kadar İsrail-İran savaşına doğrudan dahil olmadı ve Orta Doğu’daki önemli bir Batı diplomatik merkezi olan Tahran’daki büyükelçiliğinin kapatılmasına yol açabilecek hiçbir adım atmamaya kararlı görünüyor.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi yetkililerin Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Starmer çarşamba günü Whitehall acil durum komitesi toplantısında ABD’nin İran’a saldırı olasılığını tartıştı.
Toplantıya üst düzey kabine bakanları, askeri yetkililer, istihbarat şefleri ve ABD Büyükelçisi Lord Peter Mandelson katıldı.
Başbakan, İngiltere’nin İran’ın hava saldırılarından kendini savunması için İsrail’e herhangi bir destek sunmamasının resmi nedeni olan “gerginliğin azaltılması” çağrısını sürdürdü.
Çarşamba akşamı Starmer, İran ile yakın ilişkileri olan Katar emiri ile çatışma hakkında bir telefon görüşmesi yaptı.
Downing Street, Starmer ve Şeyh Tamim bin Hamad Es-Sani’nin “gerginliğin azaltılması ve diplomasiye ihtiyaç olduğunu” vurguladığını söyledi.
Salı günü Kanada’da düzenlenen G7 zirvesinde Starmer, Trump’ın “bu çatışmaya müdahil olacağını gösteren hiçbir şey” söylemediğini belirtti.
Fakat İngiliz yetkililer daha sonra Trump’ın Batılı liderlerle akşam yemeğinde gerçek düşüncelerini paylaşmasının olası olmadığını ve Beyaz Saray’ın krize yaklaşımının “tekerrür eden bir süreç” olduğunu kabul etti.
ABD’nin B2 hayalet bombardıman uçaklarıyla hava saldırıları için Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssünü kullanması, İngiltere’yi çatışmaya daha da yaklaştırabilir.
Bir İngiliz yetkili, Washington’un üssü saldırı için kullanmak üzere Londra’dan onay alması gerekip gerekmediğine dair net bir “evet veya hayır” cevabı olmadığını söyledi.
Bununla birlikte The Times’ın haberine göre ABD bu üssü kullanabilek için Birleşik Krallık’ın iznine ihtiyaç duyuyor.
Gazeteye konuşan bir ABD askeri kaynağı, “Diego Garcia, Birleşik Krallık’ın egemenliği altında. Diego Garcia ile ilgili her türlü faaliyet için izin talep ediyoruz,” diye konuştu.
ABD, Birleşik Krallık’ın Kıbrıs’taki üssünü de kullanabilir. Burada, Amerikan yakıt ikmal uçaklarını konuşlandırması da istenebilir.
Birleşik Krallık geçen ay, Chagos Adalarının egemenliğini Mauritius’a devretmek için 3,4 milyar sterlinlik bir anlaşma imzalarken, adaların en büyüğü olan Diego Garcia’daki hava üssünün 99 yıllık kiralama hakkını elinde tutmuştu.
İsrail’in Londra Büyükelçisi salı günü, Londra’nın savunma desteğinin tartışılmadığını veya talep edilmediğini söyledi.
Bu, geçen yıl nisan ayında İran’ın İsrail’e ateşlediği insansız hava araçlarının Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) savaş uçakları tarafından vurulmasına tezat oluşturuyor. RAF uçakları, geçen ekim ayında Tahran’ın İsrail’e düzenlediği füze saldırısı sırasında da yardım sağladı.
Britanya ile Mauritius arasındaki Chagos meselesi: ABD de topa girdi
Birleşik Krallık, geçen yıl ABD’nin Yemen’de düzenlediği askeri saldırılara da yardım etmişti.
İngiltere’nin mevcut krize müdahil olması, ABD’nin büyükelçiliği bulunmayan Tahran’da İngiliz diplomatların varlığının devamı konusunda soru işaretleri yaratabilir.
Downing Street sözcüsü, Whitehall komitesi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Bakanlar, bölgedeki İngiliz vatandaşlarını destekleme ve bölgesel güvenliği sağlama çabaları ile devam eden diplomatik girişimler hakkında bilgilendirildi,” dedi.
Starmer, “İsrail’in kendini savunma hakkını” defalarca vurguladı ve İran’ın nükleer silah geliştirmesine izin verilemeyeceğini söyledi, fakat ABD’nin İsrail-İran çatışmasına müdahalesini destekleyip desteklemeyeceğini söylemekten kaçındı.
Başsavcı Lord Hermer, Londra’nın çatışmaya müdahalesinin yasallığı konusunda endişelerini dile getirdi. Hukuki görüşüne göre, Britanya müdahalesini “savunma amaçlı” destekle sınırlamalıdır.
Fakat başka bir hükümet kaynağı, İngiltere’nin ABD’nin İran’a karşı bombardıman düzenleme talebini reddetmesinin “özel ilişkiler” üzerinde önemli etkileri olacağı endişesini dile getirdi.
The Times’a göre toplantıda bakanlar, desteği tamamen kesmek, Diego Garcia’nın kullanımına izin vermek, lojistik destek sağlamak ve tam ölçekli bir askeri müdahale gibi çeşitli senaryoları tartıştı. Sınırlı bir destek teklifi en olası karar olarak görülüyor.
Henüz bir karara varılamadı ve hükümet, ABD askeri güçleri yerleştirilmeden önce kısa bir “fırsat penceresi” içinde Trump’ın müdahale etmemesi için ikna edilebileceğini umuyor.
Bölgede konuşlanmış birliklerin hedef alınacağı endişesiyle İngiliz ordusu yüksek alarmda. İngiliz personelini korumak için şu anda Kıbrıs’ta 14 adet Typhoon uçağı bulunuyor ve İngiltere’nin çatışmaya katıldığı görülürse Bağdat ve Erbil’de konuşlanmış 100 İngiliz askerinin saldırıya uğrayabileceği endişesi var.
Teorik olarak, Typhoonlar, IŞİD’e karşı yürütülen “Shader Operasyonu” kapsamında Irak ve Suriye üzerinde uçuyor ve İngiliz askerlerini insansız hava araçlarının saldırılarından korumak veya vekil güçlere hassas güdümlü Paveway IV bombaları atmak için kullanılabilir.
ABD’nin İran’a yönelik herhangi bir saldırısının, başlangıçta İsrail’in yok etmek için yeterli bombaya sahip olmadığı, ağır şekilde güçlendirilmiş Ferda nükleer tesisine odaklanabileceği konuşuluyor.
Ferda’yı delebilecek ABD’nin sığınak yıkıcı bombaları, Amerikan B2 hayalet bombardıman uçaklarından fırlatılmalı ve Washington, Tahran’a nükleer anlaşmayı kabul etmesi için baskılarını artırırken mart ayında Diego Garcia’ya en az altı adet B2-A yerleştirdi.
Uzmanlar, ABD’nin Missouri’deki ana üssünden B2 saldırıları düzenleyebileceğini fakat ek mesafe ve yakıt ikmali ihtiyacının herhangi bir görevi daha da zorlaştıracağını belirtti.
Bir İngiliz hükümet sözcüsü, “varsayımsal operasyonlar hakkında yorum yapmayacaklarını” söyledi.
Bu arada, Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı (FCDO), Tel Aviv ve Kudüs’teki İngiliz büyükelçiliği ve konsolosluk personelinin aile üyelerinin “ihtiyati tedbir olarak geçici olarak geri çekildiğini” açıkladı.
Bu karar, İsrail’deki İngiliz vatandaşlarına İngiliz büyükelçiliği veya konsolosluğuna kayıt yaptırmaları, fakat ülkeyi terk etmeleri talimatı verilmeyen FCDO’nun mevcut tavsiyesiyle çelişiyor.
İngiliz yetkililer, danışmanlık ve diğer konsolosluk yardımları için kayıt yaptıranların sayısının “binlerce” olduğunu ve bunların çoğunun çifte vatandaşlığa sahip (İngiliz-İsrail) kişiler olduğunu belirtti.
FCDO, Mısır veya Ürdün üzerinden ticari karayolları kullanarak ülkeden ayrılmanın hala mümkün olduğunu bildirdi, fakat İngiliz vatandaşlarının İsrail’den çıkmaya çalışmamasını tavsiye etti.
10 Numara sözcüsü, “İngiliz vatandaşlarına temel mesajımız, yerel yetkililerin tavsiyelerine uymaları, barınakların yakınında kalmaları ve FCDO’ya varlıklarını bildirmeleri,” dedi.