Amerika
Carlson ve Enjeti, El-Sayed’i övdü

Tucker Carlson, Michigan’daki Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed’i överek, adayın siyasi gündemini “kelimenin tam anlamıyla Trump’vari” olarak nitelendirdi.
Çarşamba günü yayınlanan Tucker Carlson Show programında sunucu, Breaking Points programının eş sunucusu Saagar Enjeti ile bir söyleşi gerçekleştirdi.
İkili, diğer konuların yanı sıra Michigan’daki seçim yarışını da ele aldı. Carlson, “Silah zoruyla bile olsa Mike Rogers’a oy vermem,” dedi.
Enjeti ise, Donald Trump’ın o yıl Michigan’ı kazanmasına rağmen, Rogers’ın 2024’te Demokrat Elissa Slotkin’e karşı Senato yarışını kaybettiğini hatırlatarak yanıt verdi.
Enjeti, “İşte aday bu. Donald Trump’ın eyaleti kazandığı bir seçimde yenilen, tam anlamıyla bir kaybeden; bu da onun ne kadar büyük bir rüzgara karşı mücadele ettiğini gösterir,” dedi.
JD Vance, Tucker Carlson bağlantılı isimlerle kendi bağış tabanını oluşturuyor
Rogers’ın “temelde İsrail’in ve istihbarat teşkilatlarının bir aracı” olduğunu ileri süren Carlson, “Böyle birini nasıl aday gösterirsin? Anlamıyorum… bu hiç mantıklı değil,” diye konuştu.
Enjeti, El-Sayed’i “tam anlamıyla bir solcu” olarak nitelendirdi ve adayın polisin bütçesinin kesilmesi ve futbolun yasaklanması konusundaki geçmiş açıklamalarına işaret etti.
Ne var ki Enjeti, “ideolojik evrimini izlediğini” belirterek El-Sayed’in kampanyasını övdü:
“Şu anda onun seçim kampanyasını izliyorum, ‘Önce Amerika’ sloganıyla devam ediyor. İsrail hakkında konuşurken defalarca şöyle diyor: ‘İsrail bir soykırım işliyor, ama nihayetinde sağlık hizmetleri için daha fazla para ödememenizi sağlamak istiyorum. Vergi paralarınızın bu barbar askeri gücü finanse etmek için yurtdışına gitmesini istemiyorum.’ Devasa bir Amerikan bayrağının önünde duruyor. Bu sorunların çoğu açısından neredeyse Trump’vari bir durum.”
Carlson da Enjeti’ye katılarak, “Açıkçası, tam anlamıyla Trump’vari,” diye karşılık verdi.
Mike Rogers’ı “zavallı” olarak nitelendiren Carlson, bu Cumhuriyetçi isimden “daha fazla iktidardan uzak olması gereken kimsenin olmadığını” savundu.
El-Sayed, geçen ayki Demokrat ön seçimlerinde, İsrail yanlısı AIPAC’ın 30 milyon dolardan fazla tutarındaki reklam harcamalarının rakibi Haley Stevens’a akmasına rağmen ipi göğüslemişti.
El-Sayed, ABD’nin İsrail’e verdiği yardımın devam etmesine karşı çıkacağına söz verdi.
El-Sayed’in Senato yarışındaki Cumhuriyetçi rakibi, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi başkanlığı yapmış ve İsrail’in ateşli bir destekçisi olan eski Kongre üyesi Mike Rogers.
Amerikalıların giderek olumsuzlaşan İsrail hakkındaki görüşleri göz önüne alındığında, Rogers’ın seçim kampanyası ekibinin, AIPAC’ın kendileri adına para harcaması konusunda endişeli olduğu bildiriliyor.
Carlson ve Trump yönetimi ile ters düşmüş bazı muhafazakâr figürler, dış mücadele karşıtı bir politik platform oluşturmak için yola çıktı.
Amerika
Trump: İsrail’e yaptığımız yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir anlaşma yaptığını ve bu yılın ardından Washington’un İsrail’e sağladığı yıllık 4 milyar dolarlık finansmanı durduracağını söyledi.
Öte yandan Başkan, Orta Doğu’daki bu yakın müttefikine silah satışına devam edeceğini açıkladı.
ABD’li seçmenlerin ara seçimler için sandık başına gittiği sırada yapılan bu sürpriz açıklamada, Trump bu hamleyi kısmen, solcu Demokratların İsrail’e askeri yardım desteği konusunda Cumhuriyetçilere karşı kullandıkları “kötü bir tartışma konusu”nu ortadan kaldırmak amacıyla attığını belirtti.
Trump, Fox News’in “Fox & Friends” programında, İsrail’in artık bu fonlara ihtiyaç duymadığını ve bazı Demokratlar ile sol görüşlü politikacıların, ABD’nin İsrail’e sağladığı mali desteği Cumhuriyetçileri eleştirmek için kullandığını söyledi.
Başkan, solun ABD’nin sağladığı fonu “adaletsizliğin bir işareti” olarak kullandığını ve kendisinin “kolay bir hedef” olarak nitelendirdiği bu unsuru ortadan kaldırmak istediğini söyledi.
Washington’un fonu durdurduğunu neden söylediğini açıklarken özellikle Michigan’daki Demokrat aday Abdul El-Sayed’den bahsetti.
Trump, “Çünkü (İsrail’in) buna ihtiyacı yok ve ihtiyaçları yokken neden El-Sayed gibi delilerin saldırılarına maruz kalalım ki?. Bu kötü bir tartışma konusu,” dedi.
Kamuoyu yoklamaları, ABD halkının İsrail’e yönelik genel desteğinin, büyük ölçüde Gazze savaşı nedeniyle azaldığını gösteriyor.
Trump şöyle konuştu:
“İsrail’e yapılan ödemelere gelince, Bibi Netanyahu ile İsrail’e yılda 4 milyar dolar vereceğimiz konusunda bir anlaşma yapmıştık ve aylar önce bunu durduracağımıza dair bir anlaşma yaptık. Bu yılın sonuna kadar İsrail’e ödeme yapmayacağımız konusunda zaten anlaştık. Artık İsrail’in ihtiyacı olursa ona yardım edeceğiz.”
Trump, İsrail’e her yıl 3,8 milyar dolarlık askeri yardım sağlayan Mutabakat Zaptı’nın geçerlilik süresinin Eylül 2028’e kadar devam edeceği göz önüne alındığında, yıl sonunda bu fonun nasıl durdurulacağına dair ayrıntılara girmedi veya açıklama yapmadı.
Fakat Trump, on yıllardır iki partinin de üzerinde uzlaştığı sağlam bir konu olan İsrail’e yapılan yardımın, bazı seçmenler nezdinde kendisi için siyasi bir yük haline geldiğini kabul ediyor gibi görünüyordu.
Analistler, bu açıklamanın seçim günü stratejisi olarak zamanlandığını öne sürdü.
Washington’un İsrail’e sağladığı yardımın 2028’den sonra nasıl şekilleneceğine dair tartışmalar sürerken, Netanyahu da ABD yardımının zamanla azalmasını beklediğini daha önce belirtmişti.
Bununla birlikte Trump, her iki ülke de ortak saldırı düzenledikten sekiz aydan fazla bir süre sonra hâlâ İran ile çatışma halinde olsalar da, ABD-İsrail ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oluşturacak konuda kararını vermiş gibi görünüyordu.
27 Ekim’de yapılan seçimlerin ardından İsrail’in gelecekteki liderliği belirsizliğe büründü. Bu seçimlerde, ABD’li Cumhuriyetçilerle sıkı bir ittifak kuran Netanyahu, iktidar çoğunluğunu kaybetmesine rağmen rakiplerinin kendisini koltuğundan indirecek net bir yol bulmasını engelledi. Seçim sonuçları, yeni hükümetin kurulması konusunda uzun sürmesi beklenen müzakerelere zemin hazırladı.
Ne var ki, rakip bloğun lideri Gadi Eisenkot, X’te şöyle yazdı:
“Güvenlik kurumlarının ve İsrail vatandaşlarının stratejik ilişki çerçevesindeki bir değişikliği medyadan öğreniyor olması, Binyamin Netanyahu’nun davranışlarının ne kadar ciddi bir tehlike oluşturduğunu ortaya koyuyor. Artık ona güvenemeyiz ve onu görevden almalıyız.”
Netanyahu, Ekim ayında bir İsrail televizyon kanalına verdiği röportajda şöyle demişti:
“Eğer benim iki kez sağladığım şeyi, yani savunma bütçesi için on milyarlarca dolarlık Amerikan yardımını almaya devam edeceğimizi düşünüyorsanız, kendinizi hazırlayın ve bunun gerçekleşmeyeceği gerçeğine alışın; çünkü Amerika değişti.”
İsrail’in Gazze’yi işgalinin ardından, ABD’de İsrail’e yönelik kamuoyu desteği, özellikle Demokratlar arasında azaldı.
Haziran ayında yapılan bir Quinnipiac Üniversitesi anketine göre, seçmenlerin %48’i ve Demokratların %66’sı ABD’nin İsrail’e fazla destek verdiğini düşünüyor.
Bu oranlar, sorunun ilk kez 2017’de sorulduğu zamanki sırasıyla %16 ve %20’lik oranlara kıyasla artış gösterdi.
Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) hareketinin bazı üyeleri de İsrail’e karşı giderek daha eleştirel bir tutum sergilemeye başladı.
Bu figürler, yabancı müdahalelerden kaçınacağına dair vaatlerle seçim kampanyası yürüten başkanı, İran’ın kolayca yenilebileceğine inandırarak yanılttığı iddiasında bulunuyorlar.
Anketler, çoğu Amerikalının bu savaşa karşı olduğunu gösteriyor; bu savaş, ABD’deki benzin fiyatlarını artırmış ve Trump’ın destek oranlarını düşürdü.
Bazı ABD’li İsrail destekçileri Trump’a kararını yeniden gözden geçirmesini ve bunun yerine yardımı kademeli olarak kesmesini tavsiye ederken, Kaliforniya’dan “ilerici” bir Demokrat olan Temsilci Ro Khanna, X platformunda, partisinin Kongre’de çoğunluğu kazanması halinde “İsrail’e sıfır yardım” politikasının gündeminde yer alacağını belirtti.
Amerika
Trump yenilgiyi kabul etti

ABD’de dün (3 Kasım) yapılan ara seçimlerde Trump karşıtı öfke açığa çıktı ve Kongre’nin her iki kanadında da Demokratlar çoğunluğu ele geçirdi.
Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanmasına kesin gözüyle bakılırken, Senato aynı durumda değildi. Buna rağmen Senato’da da çoğunluk Demokratlara geçti. Şu anda demokratların 51 sandalyesi var gibi görünüyor.
Parti, Teksas, Iowa, Kansas ve Güney Carolina’da elde ettiği tarihi zaferlerle şu anda üst meclisi kazanmış durumda.
Temsilciler Meclisi’nde ise şu anda Demokratların 189 sandalyesi, Cumhuriyetçilerin 117 sandalyesi var. Çoğunluk için 218 sandalye gerekiyor ve Demokratların o seviyeye ulaşacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Meclisin mevcut yapısı 218 Cumhuriyetçi, Cumhuriyetçilerle aynı grup içinde yer alan bir bağımsız ve 214 Demokrat’tan oluşuyor; ayrıca iki sandalye boş durumda.
Amerikan ara seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nin tamamı değişirken, Senato sandalyelerinin üçte biri 2 senede bir yenileniyor.
ABD Başkanı Donald Trump, CBS News ile yaptığı telefon görüşmesinde mağlubiyeti kabul ederek Demokratları ara seçimlerdeki zaferlerinden dolayı tebrik etti.
Trump, “Mesajım şudur: Demokratları tebrik ediyorum ve ülkemizin iyiliği için sizlerle birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum,” dedi.
Başkan, muhalefet partisiyle işbirliği yapmayı planladığını belirterek şunları söyledi:
“Birçok Demokrat tanıyorum, tam veto yetkisine sahibim ve eminim ki sorunları çözebileceğiz. Bence benimle çalışmak isteyecekler. Aksi takdirde her şeyi veto ederim ve onlar bunu istemezler.”
Başkan, çok sayıda Cumhuriyetçinin kaybetmesinin sebebinin kendisinin oy pusulasında yer almaması olduğunu ısrarla vurguladı.
Trump, “Oy pusulasında yer almadığımı hissediyorum ve bu konuda yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Eğer olsaydım, kazanırdık,” dedi.
Cumhurbaşkanı, Cumhuriyetçilerin kayıplarını açıklarken şunları ekledi:
“Bazı durumlarda adayları beğenmediler, bazı durumlarda ise o adaylar benim dostum değildi ve taban bunu herkesten daha iyi biliyor. Ve destek vermediler. Onların elinde… Yani, ben seçim listesinde olsaydım kolayca kazanırdık, bu açıdan üzücü. Ama listede değildim.”
Üzgün olup olmadığı sorulduğunda, “elinden geleni yaptığını” ve “her şeyi sahada bıraktığını” söyledi:
“İnsanların seçilmesine yardım etmeye çalıştım, ama seçilemediler, seçilemediler. Halk olması gerektiği gibi sandığa gitmedi. Eğer ben aday olsaydım, sandığa giderlerdi. Ama gitmediler. Bu da o tür şeylerden biri işte, anlarsın ya? Bu geçici bir durum. Daha önce de birçok kez yaşandı.“
Başkan ayrıca İran savaşının ”temel olarak ben bitti dediğimde biteceğini“ söyledi.
Salı günü yapılan ara seçimlerde 35 Senato koltuğu için yarışıldı. CBS News’in tahminlerine göre Demokratlar, Senato’nun kontrolünü ele geçirmek için gerekli olan dört koltuğu kazanmayı başardılar; bu başarıya Teksas, Güney Karolina ve Kansas’ta yaşanan üç büyük sürpriz zaferin yanı sıra Ohio ve Kuzey Karolina’da kazandıkları koltuklar da katkıda bulundu. Parti ayrıca Georgia ve New Hampshire’daki koltuklarını da korudu.
James Talarico, Austin’de düzenlediği seçim sonuç izleme partisinde destekçilerine, “Dünyadaki tüm para, Teksas halkının karşısına çıkamaz,” dedi
“Bu eyaletteki, bu ülkedeki her milyarder büyük bağışçıya, her trilyoner büyük bağışçıya, bu bozuk siyasi sistemin her yozlaşmış savunucusuna bir mesaj gönderdik: İktidar halka aittir. Dünyanın en zengin adamına, dünyanın en güçlü adamına ve tüm Washington kurumsal yapısına. Teksas halkı benim sapanımdı ve bu gece Calut’u yendik.”
Senato’daki zafer, Demokratlara ek denetim yetkileri sağlayacak; artık yönetim ve yargı atamaları konusunda çok daha fazla söz sahibi olacaklar.
Ayrıca Senato’nun gündemini belirleyecekler ve yönetim yetkililerini duruşmalara çağırma konusunda yeni yetkilere sahip olacaklar.
Demokratların arka arkaya kazandığı zaferler, Senatör Chuck Schumer’in 2027’de çoğunluk lideri olarak geri dönmesinin ve federal harcama seviyeleri de dahil olmak üzere bir dizi konuda Trump ile sert müzakereler yürütülmesinin önünü açıyor.
Bu durum, Trump’ın yasama yetkilerini ve federal mahkeme sistemini yeniden şekillendirme kabiliyetini önemli ölçüde kısıtlıyor.
Fakat Demokratların kendi yasama zaferlerini elde edebilmeleri için Beyaz Saray ile müzakere etmeleri gerekecek.
Demokratların Senato çoğunluğunu kazanmak için en az dört sandalye kazanması gerekiyordu. Fakat Cumhuriyetçilerin elindeki çekişmeli sandalyelerin çoğunun Trump’ın rahatlıkla kazandığı eyaletlerde olması nedeniyle bu, zor bir hedef gibi görünüyordu.
Ne var ki, İran’daki savaşın yol açtığı yüksek benzin fiyatları ve ekonomiye dair daha genel endişeler, Demokratlara Trump ve Cumhuriyetçilere karşı saldırı için malzeme sağladı.
Eski Demokrat Vali Roy Cooper, eski Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı Michael Whatley’i mağlup edince, Senato’daki Demokratlar gecenin ilk koltuğunu Kuzey Carolina’da kazandılar.
Demokratlar, seçim gecesinin bir sonraki en önemli zaferini, çocuk doktoru Annie Andrews’ın, uzun süredir görevde olan kardeşi Senatör Lindsey Graham’ın ani ölümünün ardından Temmuz ayında koltuğa atanan Senatör Darline Graham’ı mağlup ettiği ilan edildiğinde elde etti.
Demokratlar için bir başka önemli erken sonuç ise Teksas’tan geldi. Burada Eyalet Temsilcisi James Talarico (Demokrat), Cumhuriyetçi Parti’nin Senato ön seçimlerinde Trump’ın Senatör John Cornyn’e karşı tartışmalı bir şekilde desteklediği Eyalet Başsavcısı Ken Paxton’ı rahat bir farkla mağlup etti.
Trump ayrıca, Amerika’nın en eski müttefiklerinden biri olan Kanada da dahil olmak üzere, fiyatları artıran bir ticaret savaşı başlattı. Bu durum, Kanada ile uzanan uzun sınır boyunca yer alan eyaletler de dahil olmak üzere birçok eyalette bir sorun haline geldi.
Maine ve Iowa gibi sınır eyaletlerinde Demokratlar kazanırkan, Kansas’ta da Büyük Buhran’dan bu yana ilk kez bir Demokrat senatör seçildi.
Öte yandan Kansas, aynı zamanda oy kullanabilmek için vatandaş olmak gerektiğini belirleyen bir referandum önergesini de ezici bir çoğunlukla kabul etti.
Cumhuriyetçi Parti’nin çöküşüne rağmen, muhafazakâr referandum önergeleri ülke genelinde hem mavi (Demokrat) hem de kırmızı (Cumhuriyetçi) eyaletlerde kabul ediliyor. Dolayısıyla “Trump’çı” eğilimler sürse de sonuçlar tamamen Trump’a karşı gibi görünüyor.
Amerika
Demokratlar Cumhuriyetçilerin kalesi Teksas’ta 30 yıl sonra valiliği kazandı

Demokrat aday Gina Hinojosa, ABD’deki ara seçimlerde Teksas Valisi Cumhuriyetçi Greg Abbott’ı yenilgiye uğrattı. Eyaletin Latin Amerika kökenli ilk valisi seçilen Hinojosa’nın zaferiyle Demokratlar, 1995’ten bu yana ilk kez Teksas’ta valilik koltuğunu devralıyor.
ABD’deki ara seçimlerde Demokrat aday Gina Hinojosa, Teksas eyaletinde üç dönemdir valilik görevini yürüten Cumhuriyetçi Greg Abbott’ı mağlup etti.
NPR’ın aktardığı sonuçlarla birlikte Demokratlar, geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti’yi destekleyen eyalette 1995 yılından bu yana ilk kez valilik koltuğunu Cumhuriyetçilerden devralıyor.
Rio Grande Vadisi’nde doğup büyüyen Hinojosa, Teksas’ın Latin Amerika kökenli ilk valisi olacak.
2016 yılında Teksas Temsilciler Meclisi’ne seçilen Demokrat siyasetçi, meclise girmeden önce medeni hukuk ve iş hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukat olarak çalışıyordu.
Seçimi kaybeden Abbott ise kazanması halinde Teksas tarihinde bu görevde en uzun süre kalan vali olacaktı.
Seçim sürecinde Hinojosa, veri merkezlerinin inşasına verdiği destek nedeniyle Abbott’ı “milyarder bağışçılarının iradesini yerine getirmek” ve “Teksas’ın çıkarlarına ihanet etmekle” suçlamıştı.
Abbott ise rakibini “radikal” görüşleri nedeniyle eleştirmiş ve onu “cinsiyet değiştiren Gina” diye nitelendirmişti.
ABD’nin en istikrarlı Cumhuriyetçi eyaletlerinden biri sayılan ve Axios’un “Cumhuriyetçi kale” olarak tanımladığı Teksas, tarihsel olarak her zaman bu siyasi çizgide değildi.
Eyalet siyasetinde uzun süre Demokratlar etkili olurken, 20. yüzyılda Teksas kademeli olarak Cumhuriyetçi Parti’nin kalesine dönüştü.
Eyalette valilik koltuğuna oturan son Demokrat, 1991-1995 yıllarında görev yapan Ann Richards olmuş, 1995’ten itibaren ise valilik görevine hep Cumhuriyetçi isimler seçilmişti.
Demokratlar Teksas’taki Senato yarışını da kazandı
Eyaletteki bir diğer yarışı da Demokratlar önde tamamladı. Teksas Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat James Talarico, Teksas’taki Senato seçimlerinde zafer elde etti.
Yarışı kaybeden Cumhuriyetçi aday ise Başkan Donald Trump’ın yakın müttefiki ve eyalet başsavcısı Ken Paxton oldu.
Donald Trump, Abbott’ın yenilgisinin ardından Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “Teksas Valisi Greg Abbott siyasi kariyerinin son altı ayında bir ‘RINO’ya’ (‘sadece ismen Cumhuriyetçi’) dönüşmeseydi kaybetmezdi.” ifadelerini kullandı.
Trump: “Kazanacak mıyız? İyi bir şansımız var”
Öte yandan CNN, NBC ve Decision Desk HQ (DDHQ), ara seçim sonuçlarına göre Temsilciler Meclisi’nde kontrolün Demokratlara geçeceğini öngörüyor.
Trump, CBS News’a yaptığı açıklamada Cumhuriyetçilerin şansına ilişkin, “Kazanacak mıyız? İyi bir şansımız var. Ama kesinlikle utanmayacağız.” dedi.
Seçimlerden önce Beyaz Saray’ın başındaki isim, Demokratların kazanması halinde “Bay Veto” olacağını ve “bir ya da iki ay” boyunca Demokratların girişimlerini engelleyeceğini vaat etmişti.
Daha sonra The New York Times gazetesine konuşan Cumhuriyetçi lider, ara seçim sonuçlarını kabul ederek Demokrat Parti ile çalışmaya hazır olduğunu dile getirdi.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu








