Amerika
Demokrat Senatör Murphy’nin Katar’daki askeri üsse girişi engellendi
ABD Senatörü Chris Murphy, İran savaşının bölgedeki etkilerini incelemek üzere çıktığı Körfez turunda Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’ne girişinin Pentagon tarafından engellendiğini duyurdu. Ziyaret sırasında paylaşılan Kongre Araştırma Servisi raporu savaşta en az 81 Amerikan askeri hava aracının imha edildiğini veya hasar aldığını, CENTCOM verileri ise maliyetin 43,6 milyar dolara ulaştığını gösterdi.
ABD Senatosu Dış İlişkiler ile Tahsisatlar komisyonlarının üyesi Demokrat Senatör Chris Murphy, Başkan Donald Trump yönetiminin gizlemeye çalıştığını savunduğu İran savaşının yol açtığı hasarı ortaya çıkarmak amacıyla geçen hafta Ortadoğu’ya gitti.
Connecticut Senatörü Murphy, bölgeye gerçekleştirdiği heyet ziyareti kapsamında Katar ve Suudi Arabistan’da üst düzey yetkililerle bir araya geldi.
Murphy, perşembe günü gazetecilerle yaptığı telefon görüşmesinde, mart ayı başında düzenlenen bir insansız hava aracı saldırısının ABD’nin Riyad Büyükelçiliğinde yol açtığı “olağanüstü” hasarı bizzat yerinde gördüğünü açıkladı.
Murphy, heyet ziyareti sırasında bölgede 10 bine kadar Amerikan askerine ev sahipliği yapan en büyük askeri tesis konumundaki Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’ne girişine izin verilmediğini bildirdi.
Trump yönetiminin 28 Şubat tarihinde İran’a karşı savaşı başlatmasından bu yana söz konusu üs, İran güçlerinin tekrarlanan saldırılarına hedef oluyor.
Pentagon’a savaşın bilançosunu gizleme suçlaması
İran savaşına yönelik sert eleştirileriyle tanınan Murphy, Pentagon’un kendisinin ve diğer milletvekillerinin üsse girmesini ve bölgedeki savunma yetkilileriyle görüşmesini kasıtlı olarak engellediğini savundu.
Demokrat senatör, bu tutumun yaklaşık sekiz aydır devam eden çatışmaların gerçek maliyetini ve faturasını gizleme çabasından kaynaklandığını dile getirdi.
Murphy, konuya ilişkin açıklamasında, “Hasara dair bilgileri gizlemek, can kayıpları ve yaralanmalara ilişkin raporların akışını yavaşlatmak ve savaşın gerçek maliyetini perdelemek adına hasarı görmemiz için gereken erişimi reddetmek de dahil olmak üzere ellerindeki her aracı bir örtbas kampanyasının parçası olarak devreye sokuyorlar” değerlendirmesini yaptı.
Ziyaret öncesinde üsse erişim talebini resmi bir yazıyla ilettiğini ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper ile şahsen görüştüğünü belirten Murphy, Kongre’deki 20 yıllık siyasi kariyeri boyunca ilk kez denetim ve gözetim amacıyla bir askeri üsse girişinin engellendiğini kaydetti.
Geçmişte Irak ve Afganistan’daki savaşların en yoğun dönemlerinde bu ülkelere yaptığı seyahatleri hatırlatan Murphy, mevcut durumla o dönem arasındaki tezatı şu sözlerle anlattı:
“Afganistan’da tam da Taliban saldırısı altında olduğu sırada ordu tarafından ileri harekat üssüne uçakla götürülmüştüm. Neden? Çünkü bir savaşı finanse etmeye, finansmanını kesmeye ya da savaşa yetki vermeye karar veren merci Kongre’dir; savaşın sahadaki sonuçlarını bizzat görmeden de görevimizi yerine getiremeyiz.”
Körfez bölgesindeyken Amerikan askeri liderlerinden brifing almayı da talep ettiğini ancak Pentagon tarafından bu talebinin geri çevrildiğini aktaran Murphy, konuyu Cooper ile de görüştüğünü söyledi.
Murphy, “En azından bir bilgilendirme toplantısı yapılmasının mümkün olup olmayacağını araştırmak üzere geri döneceğine söz verdi. Benim edindiğim izlenim, kendisinin üslere erişimi reddetme ya da brifing vermeme politikalarını desteklemediği yönündeydi. Ancak anlaşılan o ki Savunma Bakanı Pete Hegseth’in fikrini değiştirmeyi başaramadı” ifadelerini kullandı.
Pentagon ise senatörün ofisinin ziyaret öncesinde El Udeyd Üssü’ne erişim izni alamayacağı konusunda bilgilendirildiğini savundu.
Üst düzey bir Pentagon yetkilisi, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada Hegseth’in mart ayında yayımladığı bölgeye yönelik seyahat kısıtlamaları talimatına işaret ederek, “Bu karar, Yasama İşlerinden Sorumlu Savaş Bakanlığı Ofisi aracılığıyla önceden bildirilmişti. Bakanlık, Sayın Bakan’ın yönergesini herkese eşit biçimde uygulamaktadır” dedi.
Rapor: 81 Amerikan hava aracı imha edildi ya da hasar gördü
Murphy’nin ziyareti, yedi aydan uzun süre önce başlayan savaşta İran’ın yol açtığı yıkımın boyutlarına ilişkin yeni ayrıntıların kamuoyuna yansıdığı bir döneme rastladı.
Kongre Araştırma Servisi (CRS) tarafından milletvekilleri için hazırlanan yeni bir raporda, savaşın başlangıcından bu yana en az 81 Amerikan askeri uçağının ve insansız hava aracının hasar gördüğü ya da imha edildiği bilgisi yer aldı.
Rapora göre bu kayıplar arasında 45 adet MQ-9 Reaper insansız hava aracı, üç adet MQ-1 Predator insansız hava aracı ve bir adet uzun menzilli MQ-4C Triton uçağı yer alıyor.
Çatışmalar, ABD’nin uzun menzilli füze ve hava savunma önleme füzesi stoklarını ciddi biçimde tüketirken Washington’ı bölgedeki askeri varlığını küçültme ihtimalini değerlendirmeye mecbur bıraktı.
Savaş ayrıca Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Basra Körfezi’ndeki dört ülkede Amerikan diplomatik misyonlarının hasar görmesine yol açtı.
CENTCOM, eylül ayı ortasında Kongre’ye yaptığı bildirimde çatışmanın Amerikan bütçesine maliyetinin 43,6 milyar dolara ulaştığını bildirdi.
Murphy’nin temasları, Suudi Arabistan ile Yemen’deki İran destekli Husiler arasındaki çatışmaların tırmandığı bir sürece denk geldi.
Cumartesi günü Husilerin Riyad’daki uluslararası havalimanına düzenlediği saldırıda, aralarında bir Amerikan vatandaşının da yer aldığı 12 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
Demokrat Parti içinde 2028 başkanlık seçimleri aday adayları arasında gösterilen kıdemli senatör, sosyal medyadaki etkinliği ve televizyon yayınlarındaki açıklamalarıyla öne çıkıyor.
Merkez sol çizgideki Murphy, Başkan Trump’ın ikinci dönem dış politikasına karşı çıkan Demokratların önde gelen isimleri arasında yer alıyor ve görüşlerini aktarmak amacıyla sık sık dış seyahatler düzenliyor.
“Körfez’deki üslerimiz açık hedef konumunda”
Perşembe günü yaptığı açıklamada Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmeye değinen Murphy, daha önce insan hakları ihlalleri gerekçesiyle eleştirdiği veliaht prens ile “Trump’ın dış politikasındaki yozlaşmayı” konuştuklarını aktardı.
Trump’ın bölgedeki ticari anlaşmaları güvence altına almak uğruna dış politikayı şekillendirdiğini öne süren Murphy, ABD Başkanı’nın Suudi Arabistan’a F-35 savaş uçakları satma istekliliğini ve yeni Air Force One başkanlık uçağı olarak Katar’dan bir Boeing 747 uçağını kabul etmesini örnek gösterdi.
Murphy, görüşmeye ilişkin yorumunda, “Zor konuşmalardı ancak son derece önemliydi; zira Ortadoğu’daki liderlerimizin yürüttüğü temasların büyük bölümü, Amerikan dış politikasını paraya dönüştürmek amacıyla ellerini açıp bekleyen yozlaşmış Trump yönetimi üyeleriyle gerçekleşiyor” dedi.
İran savaşının ABD açısından bölgedeki askeri varlığını yeniden gözden geçirmesi gereken bir dönüm noktası olduğunu kaydeden Murphy, Amerikan üslerinin “İranlılar için kolay birer açık hedef haline geldiğini” belirtti.
Murphy gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu üsler bizi korumuyor çünkü bir savaş patlak verdiği anda derhal devre dışı kalıyorlar. Bir hasımla girilen savaşın ilk birkaç gününden daha uzun süre korunamayan bir üs ne işe yarar? Bölgede bir miktar personel tutma ihtiyacımız olabilir ancak bu üsleri geçmişte oldukları büyüklükte yeniden inşa etmenin çıkarlarımıza uygun olup olmadığı belirsiz” dedi.
Önümüzdeki günlerde Pentagon’un her şart altında milletvekillerine denizaşırı askeri üslere erişim hakkı tanımasını zorunlu kılacak yasal düzenleme metnini hazırlayacağını belirten Murphy, bu hükmün gelecek yılın bütçe tahsisatları ve ulusal savunma yetkilendirme yasalarına eklenmesini isteyeceğini bildirdi.
Yasanın yıl sonuna kadar geçmesi konusunda bir yanılsama içinde olmadığını söyleyen Murphy, İran savaşının gelecek yılın başlarına kadar sona ermemesi durumunda, milletvekilleri çatışmayı sonlandıracak bir hükmü yıllık ulusal savunma yetkilendirme yasasına dahil etmedikçe Kongre’nin Pentagon’a fon sağlamaması gerektiğini kaydetti.
Bölgeye yaptığı ziyaretten memnuniyet duyduğunu ifade eden Murphy, değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı:
“Bu seyahati yaptığım için memnunum, çünkü başka türlü görme imkanı bulamayacağım gelişmeleri ve hasarı bizzat görme fırsatım oldu. Ancak yönetimin, tamamen önemsizmişiz gibi davranarak Kongre’ye meydan okuduğu son derece tehlikeli bir andayız. Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderlerin denizaşırı ülkelerde meydana gelen hasarı kendi gözlerimizle görmemizi zorunlu kılacak bir sınır çizmeyecek olması nedeniyle, yönetim önümüzdeki birkaç ay boyunca bu tavrını cezasız şekilde sürdürebilir.”