Dünya Basını

Dr. Warrick Powell: ABD bir entropi sürecine hapsolmuş durumda

Yayınlanma

Dr. Warrick Powell, yeni çalışması “Canavarlar Çağında Termodinamik” çerçevesinde küresel ekonomik sistemi termodinamik yasaları üzerinden değerlendirdi. Powell, enerji verimliliğindeki yapısal düşüşün ve sistem entropisinin uluslararası çatışmaları tetikleyen temel unsurlar olduğunu belirterek, özellikle Batı Asya ve ABD özelinde bir “sistem çöküşü” uyarısında bulundu.

Neutrality Studies kanalında Pascal Lottaz’ın konuğu olan Dr. Warrick Powell, küresel jeopolitik ekonominin temelinde yatan maddi süreçleri Thermodynamics in a Time of Monsters: Rethinking Theory, China and International Geopolitical Economy (Canavarlar Çağında Termodinamik: Teoriyi Yeniden Düşünmek, Çin ve Uluslararası Jeopolitik Ekonomi) adlı yeni kitabındaki teorik çerçeveyle değerlendirdi.

İnsan toplumlarının ve sosyoekonomik sistemlerin, dünyanın termodinamik potansiyelini dizginleme yeteneğine dayandığını vurgulayan Powell, bu sürecin temel amacının termodinamiğin doğasında var olan entropiyi aşmak olduğunu ifade etti.

Powell, “İnsan toplumları, karmaşık sistemleri sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz fazlalıkları üretebilmek adına sürekli bir enerjisel yenilenme süreci içindedir” dedi.

Powell’ın analizine göre, son yüz yıllık küresel ekonomik manzara, özellikle de 1960’lardan itibaren Amerikan askeri gücüyle desteklenen sistem, Batı Asya’dan gelen düşük enerjisel maliyetli kaynaklara, yani petrol ve doğal gaza göbekten bağlı durumda.

Ekonomik metabolizmanın ilerlemesini sağlayan ana unsurun “enerji yatırımının enerjisel geri dönüşü” (EROI) olduğunu belirten Powell, Körfez ülkelerinin küresel ölçekte sunduğu yüksek yoğunluklu enerji kaynaklarının modern sanayileşmenin merkezinde yer aldığını kaydetti.

“Batı Asya’daki kriz enerji birikim rejimlerinin bir ifadesidir”

Batı Asya’da süregelen trajik olayları termoekonomik bir perspektifle ele alan Dr. Warrick Powell, bu çatışmaların farklı birikim rejimleri arasındaki çelişkilerin bir dışavurumu olduğunu savundu.

Powell, “Bu çatışmayı, kalbinde farklı termoekonomik birikim rejimlerinin yattığı bir çelişki olarak görebiliriz” ifadesini kullandı.

Mevcut küresel sistemin, yüksek yoğunluklu hidrokarbon kaynaklarına erişim üzerinden şekillendiğini, ancak bu kaynaklara erişimin enerjisel verimliliğinin giderek azaldığını belirtti.

Powell, enerjinin sadece bir maliyet kalemi olmadığını, aynı zamanda bir “gelecek vaadi” olduğunu ifade ederek, enerji yoğunluğu yüksek malzemelerin karmaşık insan medeniyetlerinin gelişmesine olanak tanıdığını hatırlattı.

Ancak Powell’a göre, bu üstyapı, yüksek EROI oranına sahip kaynaklara erişimin devamlılığı ön kabulüne dayanıyor. Bu verimlilik azaldığında, sistemler kendilerini idame ettirecek enerjisel fazlalıkları bulmakta zorlanıyor ve bu durum küresel çapta bir “hırçınlaşmaya” yol açıyor.

“ABD kurumsal ve siyasi olarak enerjisel yenilenme odağını kaybetti”

Amerika Birleşik Devletleri’nin mevcut durumunu “geç aşama entropi” (late-stage entropy) olarak niteleyen Dr. Warrick Powell, ülkenin kurumsal ve siyasi süreçlerinde enerjisel yenilenme ihtiyacını gözden kaçırdığını ileri sürdü.

Powell, “ABD bir entropi sürecine hapsolmuş durumda; sistem giderek daha az uyumlu hale geliyor ve parçalanıyor” dedi.

Powell’a göre, bu parçalanma semptomları arasında evsizlik gibi toplumsal sorunlar da yer alıyor ve tüm bunlar sistemin genel enerjisel verimliliğindeki azalmanın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Sistemlerin, enerjisel fazlalıkların azalmasıyla başa çıkmaya çalışırken toplumsal ve kurumsal düzeyde çatışmacı bir hal aldığını belirten Powell, bu durumun dağılımsal sonuçları olduğunu vurguladı.

Powell, “Fiziksel doğanın üzerimize dayattığı kısıtlamalar var. Son birkaç yüz yıl harika bir dönem geçirdik ancak artık bu kaynaklara erişim temelindeki enerjisel verimlilik azalıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Para geleceğe yönelik maddi bir hak talebidir”

Ekonomik sistemdeki likidite ve para kavramlarını termodinamik bir temele oturtan Dr. Warrick Powell, kullanım değeri ile değişim değeri arasındaki ayrımın hayati önemde olduğunu belirtti.

Paranın sadece bir hesap birimi değil, aynı zamanda gelecekteki bir kullanım değeri veya enerjisel form üzerinde hak iddia etme aracı olduğunu kaydeden Powell, “Para, geleceğe yönelik bir hak talebidir” dedi.

Ancak Powell, maddi temel ile bu finansal hak talepleri arasındaki makasın giderek açıldığına dikkat çekti. Sistemin genişlemesi için net likidite büyümesine ihtiyaç duyulduğunu, kârın aslında dünkü likidite enjeksiyonunun bir sonucu olduğunu ifade eden Powell, bu sürecin sürdürülebilirliğinin maddi temelin bu talepleri karşılayabilme kapasitesine bağlı olduğunu vurguladı.

Maddi temel bu talepleri karşılayamadığında, sistemin “tenekeyi yolun sonuna doğru iterek” yeni finansal araçlar yarattığını ancak bunun temel sorunu çözmediğini ekledi.

“Bilgi sistemleri enerjisel açıdan entropic hale gelebilir”

Ana akım görüşün aksine bilginin her zaman “neg-entropic” (düzen getirici) olmadığını savunan Dr. Warrick Powell, bilginin kendisinin de enerji kullanılarak üretilen bir ürün olduğunu hatırlattı.

Powell, “Bilginin oluşturulması, depolanması ve dağıtılmasının enerjisel maliyeti, bu bilginin kullanımından elde edilen enerjisel geri dönüşten büyükse, o bilgi entropiktir” dedi. Anlamsız veriler, gürültü ve yanıltıcı enformasyonun bu kapsama girdiğini belirten Powell, bu tür sistemlerin bir toplumun kendi kısıtlamalarını anlamasını engellediğini ifade etti.

ABD’deki yapay zeka veri merkezlerini “enformasyonel bir Ouroboros” (kendi kuyruğunu yiyen yılan) olarak tanımlayan Powell, bu merkezlerin “neg-entropic” olma vaadiyle muazzam miktarda enerji tükettiğini, ancak aslında sistem entropisini hızlandırdığını savundu.

Powell, “Yapay zeka için kurulan veri merkezleri, sistemden daha fazla enerjisel potansiyel talep ederek sosyal ve ekonomik faaliyetler için kullanılabilecek kaynakları tüketiyor” dedi.

“Savaş sistemin temellerini yok eden bir entropi kaynağıdır”

Uluslararası ilişkilerde savaşın rolünü termodinamik bir perspektifle ele alan Powell, savaşın doğası gereği bir entropi artışı olduğunu belirtti. Savaşın sadece maddi yıkım getirmekle kalmadığını, aynı zamanda üretken kapasiteyi de yok ettiğini ifade eden Powell, “Savaş, üretken kapasitelerin karşılıklı olarak yok edilmesidir ve muazzam miktarda enerji tüketir” dedi.

ABD askeri makinesinin karbon salınımının büyüklüğüne de dikkat çeken Powell, bir devletin kendi entropisini azaltmak için başka yerlerde entropiyi artırmasının uzun vadede küresel sistemin temellerine zarar verdiğini vurguladı.

Powell, ulus devletlerin enerjisel verimlilikleri azaldıkça, başka yerlerdeki enerjisel potansiyeller üzerinde hak iddia etmeye başladığını, bunun da çatışmaların temel kaynağı olduğunu belirtti.

“Bazen bu enerjisel yenilenme arayışı savaş yoluyla olur; aynı zamanda başkalarının enerjiye erişimini engelleme çabasını da içerir” diyen Powell, bu durumun sömürücü bir yaklaşım olduğunu kaydetti.

“Sülfür ve bakır arzındaki daralma veri merkezlerini vuracak”

Batı Asya’daki çatışmaların beklenmedik ekonomik sonuçlarından birinin kükürt (sülfür) arzındaki azalma olacağını öngören Dr. Warrick Powell, bu durumun küresel bakır tedarikini doğrudan etkileyeceğini belirtti.

Kükürtün gübre üretiminin yanı sıra bakırın cevherden ayrıştırılmasında kritik rol oynadığını hatırlatan Powell, “Dünya genelindeki bakır arzının yaklaşık yüzde 20’si bu sürece bağlı. Batı Asya’daki çatışma nedeniyle 6 ila 12 ay içinde bakır arzında ciddi bir daralma yaşanacaktır” dedi.

Bakır arzındaki bu daralmanın, veri merkezlerini ve elektrik şebekelerinin iyileştirilmesini zorlaştıracağını ifade eden Powell, artan fiyatlar nedeniyle veri merkezlerinin önceliğe sahip olacağını, hanehalkı ve ikincil sanayilerin ise baskı altında kalacağını öngördü. Powell, bu durumun “elektriğe erişimi olanlar ve olmayanlar” şeklinde yeni bir toplumsal ve siyasi sorun yaratacağını vurguladı.

“Çin grafen ve füzyon teknolojilerinde avantaj sağlıyor”

Küresel enerjisel yenilenme yarışında Çin’in stratejik konumuna dikkat çeken Dr. Warrick Powell, Pekin yönetiminin elektrifikasyon, yeşil hidrojen ve füzyon teknolojileri konusundaki ilerlemelerini değerlendirdi.

Powell, “Çin son 15 yılda elektrifikasyon konusunda küresel bir talep yaratacak teknolojilere imza attı” dedi. Ayrıca bakırın alternatifi olarak görülen grafen üretimi konusunda da Çin’in ölçek ekonomisini yakaladığını belirtti.

Füzyon teknolojilerinin 2040-2050 bandında devreye girmesinin beklendiğini ifade eden Powell, bu teknolojilerin Çin’in mevcut beş yıllık planlarının bir parçası olduğunu kaydetti.

Powell’a göre, enerjisel yenilenme sürecini kucaklamayan veya kurumsal atalet nedeniyle bu sürece direnen toplumlar, azalan enerjisel fazlalıklar nedeniyle artan toplumsal çelişkilerle yüzleşmek zorunda kalacak.

“Akışların sürdürülebilirliği için bilgi sistemlerini yeniden düşünmeliyiz”

Analizini sistemik akışların yönetimi üzerine kurgulayan Dr. Warrick Powell, küresel ekonominin bir fiyat dengelenme sistemi değil, bir dönüşüm ve akış sistemi olarak görülmesi gerektiğini savundu.

Bu akışların sorunsuz ilerlemesi için bilgi sistemlerinin hayati rol oynadığını belirten Powell, “Bilgi sistemleri, kolektif varlığımıza tehdit oluşturmak yerine koordinasyon ve iş birliği araçları olmalıdır” dedi.

Powell, ülkelerin “bilgi egemenliği” ile “bilgi birlikte çalışabilirliği” arasında bir denge kurması gerektiğini ifade etti. Riskleri azaltmak için egemenlik, kolektif düzen için ise birlikte çalışabilirlik gerektiğini vurgulayan Powell, “Dünyamız finansal iddialar etrafında dönmüyor; dünyamız fizik yasaları ve maddi üretim sistemleri tarafından temellendiriliyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Dr. Warrick Powell, üretimin merkeziliğini anlamanın, sadece kaynak tahsisine odaklanan ana akım iktisattan ayrılan en temel nokta olduğunu da sözlerine ekledi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version