Diplomasi

Dünya kamuoyu ABD ve İsrail’in İran saldırısına nasıl tepki verdi?

Yayınlanma

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a düzenlediği ortak askeri harekat, küresel siyasette ve Batı ittifakında benzeri görülmemiş bir kutuplaşma yarattı. Washington’da Kongre onayı etrafında siyasi bölünmeler derinleşirken, İspanya’nın askeri üslerini kapatma kararı aldı.

ABD’nin “Destansı Öfke Operasyonu” ve İsrail tarafının “Kükreyen Aslan Operasyonu” olarak adlandırdığı ortak harekat, 28 Şubat 2026’da başladı.

Müdahale, İran’ın nükleer altyapısını imha etmeyi, balistik füze kapasitesini etkisiz hale getirmeyi ve Tahran yönetimini devirerek siyasi bir değişim sağlamayı hedefliyor.

Saldırganlık eylemi, İran içinde 28 Aralık 2025’te başlayan protestoların ve şubat ayı başında nükleer müzakerelerin başarısız olması gerekçe gösterilerek hayata geçirildi.

Başkan Donald Trump’ın 28 Şubat sabahı saat 02:00’de yaptığı açıklamayla eş zamanlı olarak Tahran, İsfahan, Kum ve Kirmanşah’taki stratejik nükleer tesisler, füze fabrikaları ve Devrim Muhafızları Ordusu komuta merkezleri hedef alındı. “Başsız bırakma” vuruşları sonucunda İran Dini Lideri Ali Hamaney’in konutu imha edildi; Hamaney ile birlikte 40’tan fazla üst düzey sivil ve askeri yetkili hayatını kaybetti.

Washington’da anayasal yetki krizi büyüyor

Trump yönetimi harekatı ulusal güvenliğin savunulması olarak nitelendirdi ve İran’ın nükleer silah elde etmesinin ABD ana karası için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Trump, İran halkını hükümeti devralmaya çağırarak rejim değişikliği hedefini açıkça ilan etti.

Cumhuriyetçi Partili Senato Çoğunluk Lideri John Thune ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, operasyon yetkisinin doğrudan başkomutanda olduğunu savundu.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Arap müttefiklerin de mücadeleye katılacağını iddia ederek operasyonun sonuna kadar götürülmesi gerektiğini vurguladı. Senatör Markwayne Mullin ise savaş zamanında karar alıcının Başkan olması gerektiğini belirterek Kongre denetimini eleştirdi.

Demokratlar ise operasyonun yasal dayanağına karşı çıktı. Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, yönetimin çıkış stratejisi olmadığını ve görev genişlemesi tehlikesi yaşandığını kaydetti.

Virginia Senatörü Tim Kaine ve Kentucky Senatörü Rand Paul, ABD kuvvetlerinin Kongre onayı olmadan çekilmesini öngören bir Savaş Yetkileri Kararı sundu. Ancak Pennsylvania Senatörü John Fetterman gibi bazı Demokratların operasyona destek vermesi yasa tasarısının onaylanma ihtimalini düşürdü. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve Temsilci Ro Khanna, durumu “imal edilmiş bir kriz” olarak değerlendirdi.

Amerikan kamuoyu bölünmüş durumda

Chicago Council on Global Affairs ve Ipsos tarafından yapılan anketler, Amerikan toplumundaki derin endişeleri gözler önüne serdi.

Katılımcıların yüzde 49’u nükleer tesislere yönelik hava saldırılarını desteklerken, yüzde 40’ı kara birliklerinin gönderilmesine onay verdi. Kongre onayını zorunlu görenlerin oranı yüzde 56 olarak ölçüldü.

Müdahalenin bölgesel bir savaşa yol açma riskinden endişe edenlerin oranı yüzde 71’e ulaştı. Halkın yüzde 79’u hala diplomatik çabaların sürdürülmesinden yana olduğunu belirtti.

İspanya askeri üslerinin kullanımını yasakladı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Savaşa hayır” açıklamasıyla operasyona karşı en katı duruşu sergiledi. Sanchez, harekatı milyonlarca insanın kaderiyle Rus ruleti oynamak olarak tanımladı ve ABD’nin Rota ile Moron askeri üslerini kullanmasını engelledi.

ABD Başkanı Trump, İspanya’yı berbat bir ortak olarak niteledi ve Hazine Bakanı Scott Bessent’e İspanya ile ticari ilişkileri askıya alma talimatı verdiğini duyurdu. Hazine Bakanı Bessent, bu ambargonun birleşik bir çaba olacağını belirtti.

Avrupa Birliği (AB) İç Pazar Komiseri Stéphane Séjourné, bir üye ülkeye yapılan tehdidin tüm AB’ye yapılmış sayılacağını kaydetti. Almanya Başbakanı Friedrich Merz de AB ticaret politikalarının merkezi olarak yürütüldüğünü ve İspanya’yı dışarıda bırakan ayrı bir anlaşma yapılamayacağını ABD yönetimine iletti.

Avrupalı müttefikler defansif önlemlere odaklandı

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, İngiliz kuvvetlerinin saldırı operasyonlarında doğrudan yer almadığını, Kraliyet Hava Kuvvetleri uçaklarının yalnızca koordineli bölgesel savunma görevlerini icra ettiğini belirtti.

Londra yönetimi, Diego Garcia ve RAF Fairford üslerinin sınırlı defansif amaçlarla kullanılmasına onay verdi. İngiliz Parlamentosunda Muhafazakar Parti üyeleri operasyona tam destek verirken, Liberal Demokratlar üs kullanımı için parlamento oylaması talep etti.

Almanya Başbakanı Merz, İsrail’in güvenlik endişelerini paylaştığını ancak Almanya’nın aktif bir katılım sağlamayacağını açıkladı.

Merz, önceliğinin Ürdün ve Irak’taki Alman askeri personelinin güvenliğini sağlamak olduğunu vurguladı. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Alman personelinin saldırıya uğraması halinde meşru müdafaa hakkını kullanacaklarını kaydetti.

BM Genel Sekreteri António Guterres, zincirleme olaylar riski konusunda uyardı ve tüm tarafların eylemlerini kınadı. BM Güvenlik Konseyi’ndeki acil oturumda ABD temsilcisi Mike Waltz saldırıların yasal olduğunu belirtirken, İran temsilcisi Said İrevani zorla siyasi tayin hakkını sorguladı.

Rusya ve Çin müdahaleyi önceden planlanmış bir eylem olarak kınadı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, nükleer kapasitenin zayıflatılmasını olumlu bulduğunu ancak ittifakın kolektif olarak savaşa dahil olmayacağını aktardı. AB yetkilisi Kaja Kallas ise Körfez ülkeleriyle diplomatik temasları yoğunlaştırdı.

Hürmüz Boğazı’nda enerji tedariki tehlikeye girdi

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması küresel ekonomiyi sarstı. Gemi trafiği yüzde 70 azalarak Ümit Burnu’na yönlendirildi. Doğalgaz fiyatları, Katar tesislerine yapılan drone saldırılarının ardından yüzde 50 artış gösterdi.

Körfez ülkeleri hava sahasını kapattı; Dubai, Doha ve Kuveyt merkezli binlerce uçuş iptal edildi. Kanada Siber Güvenlik Merkezi, Unit 42, APT42 ve MuddyWater gibi İranlı grupların Batı’nın kritik altyapılarına yönelik siber saldırı hazırlığında olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Uluslararası hak örgütleri operasyonun insani boyutuna dikkat çekti. HRANA verilerine göre 4 Mart itibarıyla yaklaşık 1100 İranlı sivil yaşamını yitirdi. Tahran’da bir okula isabet eden füzenin 150 çocuğun ölümüne yol açtığı yönündeki haberler uluslararası boyutta geniş yer buldu.

Çok Okunanlar

Exit mobile version