Diplomasi
East-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor

Harici ve Berlin merkezli Avrupa Kıtalararası İnisiyatifi ortaklığıyla düzenlenen East-West Forum, uluslararası düşünürleri İstanbul’da bir araya getiriyor. Akatlar Kültür Merkezi’nde 26 Eylül 2026 tarihinde gerçekleşecek konferansta, Batı merkezli paradigmaların ötesinde çok kutuplu küresel denge ve Avrasya perspektifi tartışılacak.
Soğuk Savaş sonrası kurulan tek kutuplu dünya düzeninin sona ermesi ve küresel sistemin yeniden tasarlanması ihtiyacı, uluslararası düşünür ve stratejistleri İstanbul’da bir araya getiriyor.
Harici Medya ile Berlin merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Kıtalararası İnisiyatifi (ETI) ortaklığıyla düzenlenen East-West Forum (EWF), 26 Eylül 2026 tarihinde Akatlar Kültür Merkezi’nde toplanıyor.
Bağımsız ve tarafsız bir çizgide çalışmalarını sürdüren ETI; hukuk önünde eşitlik, sosyal sorumluluk, yerellik, federalizm, özgürlük ve sosyal adalet ilkeleri ışığında Avrupa’nın çok kutuplu dünyadaki rolüne odaklanacak.
Forum; kaynak kıtlığı, iklim stresi, aşırı nüfus, ticaret savaşları, küresel yeniden silahlanma yarışları, yapay zeka devrimi, bölgesel çatışmalar ve Birleşmiş Milletler sisteminin işlevsizleşmesi gibi eşzamanlı paradigma değişimlerini odağına alacak.
G7 ve G20 yapılarının ilerlemeyi yalnızca teknolojiye indirgeyen, gücü sadece devletlere tanıyan ve kapitalizmi sorgulamayan klasik yaklaşımlarına karşı EWF; heterodoks yanıtlar aramayı, alternatif toplumsal ve siyasal kavramlar geliştirmeyi ve “imkansızı tartışmayı” amaçlayacak.
İnsana hizmet eden ve doğaya saygı duyan ekonomi modelini savunan organizasyon, 21. yüzyıl için gerçekçi bir ütopya kurgulamayı hedefleyecek.
Batı başkentlerinde düzenlenen ve dünyayı bütünüyle Batı merkezli çerçeveden yorumlayan geleneksel güvenlik konferanslarına alternatif sunmayı amaçlayan girişim, ilhamını 1534 tarihli en eski Avrupa haritasından alıyor.
Yüzü Doğu’ya dönük ancak Avrasya zemininde sağlam duran bu tarihi bakışı canlandırmak isteyen forum; Batı ülkeleri, BRICS ve Küresel Güney arasında yapıcı diyalog köprüsü kurmayı, uzun vadede ise Avrupa Birliği sınırlarının ötesinde stratejik özerkliğe sahip, arabulucu bir Avrupa kimliğini tartışmaya açacak.
🌐 East-West Forum 26 Eylül’de İstanbul’da!
📍 ABD’den Çin’e, Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Rusya’dan İran’a uzanan geniş bir coğrafya İstanbul’da buluşuyor
💬 15 ülkeden 20’yi aşkın seçkin konuşmacı, değişen küresel düzeni, yeni güç dengelerini ve geleceğin güvenlik mimarisini… pic.twitter.com/0n2wmoTom9
— harici (@haricitr) September 1, 2026
Açılış paneli liberal düzenin sonunu ve medeniyet devletini tartışacak
Konferans, saat 10.00’daki resmi açılışın ardından Prof. Ulrike Guérot moderatörlüğünde toplanacak birinci genel oturumla başlayacak.
“Geçiş Dönemindeki Dünya: Çok Kutupluluk ve Liberal Düzenin Sonu” başlıklı açılış panelinde Prof. Zhang Weiwei, Prof. Glenn Diesen, Anatol Lieven ve Prof. Jagannath Panda konuşmacı koltuğuna otururken, ilk değerlendirmeyi Papalık Temsilciliği yetkilisi yapacak.
Panelde, ABD’nin 1989’dan itibaren dünyaya dayattığı liberal istisnacılığın ve diğer kültürlere nüfuz etme kabiliyetinin doğurduğu sonuçlar irdelenecek.
Sömürgecilik ve yeni sömürgecilik süreçlerinde köklü medeniyetlerin yaşadığı hafıza ve kültürel derinlik kaybı, “medeniyet devleti” kavramı ve modern öncesi geleneklerin 21. yüzyıla taşınma ihtimali masaya gelecek.
Katılımcılar, AB’nin Hristiyanlık, Aydınlanma, modernite ve barış gibi Avrupa felsefi köklerini ne ölçüde yansıttığını, ABD’nin AB mimarisine etkilerini ve tarafsız bir Avrupa’nın küresel arabulucu rolünü tartışacak.
Çin, Rusya, Hindistan, İran ve Brezilya gibi yükselen aktörlerin devleti kamusal yararın koruyucusu olarak yeniden inşa edip edemeyeceği, Çin’in tahakküm yerine uyumu, baskı yerine eşitliği öne çıkaran nizam anlayışının BM Şartı ile nasıl kurumsallaşabileceği ve adil ortaklığa geçiş imkanları değerlendirilecek.
Uzmanlar tırmanan savaş riskini ve Avrasya güvenliğini tartışacak
Saat 11.55’te Prof. Hasan Ünal moderatörlüğünde başlayacak ikinci genel oturum, “Kontrolden Çıkan Gerilim: Yıkıcı Bir Dünya Savaşını Önlemek – Yeni Bir Düzeni Birlikte İnşa Etmek ve Barışçıl Şekilde Kurumsallaştırmak” temasını taşıyacak.
Panelde Prof. Zhou Bo, Daniel L. Davis, Michael von der Schulenburg, Alexander Shenderyuk-Zhidkov ve Ali Asghar Soltanieh konuşmacı olarak yer alırken oturumun ilk değerlendirmesini Roger Köppel üstlenecek.
Oturum, diplomasi kanallarının tıkanması, silah kontrol mekanizmalarının yokluğu ve yapay zeka destekli harp yöntemleri nedeniyle Batı ile BRICS veya Küresel Güney ülkeleri arasındaki gerilimin küresel savaşa evrilme riskine odaklanacak.
Hem Ukrayna hem de Ortadoğu (Filistin, İsrail, İran, Lübnan, Suriye) coğrafyalarını kapsayan dengeli Avrasya güvenlik mimarisinin imkanları ele alınacak.
Rusya’nın Avrupa kimliğini koruyarak Doğu-Batı köprüsü olup olamayacağı, AB’nin militarist tırmanma sarmalı ve dağılma ihtimali, BM Şartı’nın geleceği ve insansız hava araçlarıyla robot savaşlarının getirdiği tehditler irdelenecek.
Tartışmada ayrıca nörolojik ve enformasyon harpleri karşısında sivil alanın korunması, 500 yıllık Batı hegemonyasının gerilemesiyle şekillenen dönemde Türkiye gibi orta ölçekli güçlerin rolü, ABD’nin askeri imparatorluktan ulus devlete dönüşme zorunluluğu, İran’ın bölgesel konumu, Körfez İşbirliği Konseyi’nin su arıtma gibi somut bölgesel istikrar projeleri ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması incelenecek.
Tartışmalar Avrupa için stratejik özerklik arayışına odaklanacak
Öğle arasını takiben saat 14.20’de Isabelle Casel yönetiminde üçüncü genel oturum başlayacak.
“AB’nin Ötesinde Avrupa ve Felsefi Temelleri: Atlantizm, Avrasya ve Stratejik Özerklik” başlıklı panelde Hauke Ritz, Thomas Fazi, Prof. Dragana Mitrović ve Georges Renard-Kuzmanovic sunum yaparken ilk yorumcu olarak Walter Komarek söz alacak.
Oturum, mevcut küresel güç dengesinde bağımsız aktör hüviyeti taşımayan ancak çok kutuplu dünyanın tesisi için kilit önemde duran Avrupa’nın stratejik geleceğine odaklanacak.
Avrupa’nın transatlantik çerçeveden sıyrılarak ABD merkezli dijital platformlar karşısında dijital egemenliğini nasıl geri kazanabileceği, Avrasya, Asya, BRICS ve Küresel Güney ile uzun süredir ihmal edilen derin bağları nasıl kurabileceği tartışılacak.
Avrasya kıtasındaki ticaret ve enerji akışları ele alınırken, Avrupa devlet kurumlarının, medyasının, üniversitelerinin ve kiliselerinin alternatif tartışmaları engelleyecek biçimde kilitlenişi sorgulanacak.
Hümanizm, Aydınlanma felsefesi, işçi hareketleri ve karma ekonomi geleneğinin canlandırılmasıyla, salt teknolojik gelişmeye dayalı Amerikan ilerleme anlayışına alternatif üretilmesi ve kontrolsüz yapay zeka ile genetik mühendisliğinin Doğu ile kurulacak dengelerle sınırlandırılması önerileri irdelenecek.
Panelistler bölgesel vekalet savaşlarını ve Gazze krizini inceleyecek
Günün dördüncü ve son genel oturumu, saat 16.00’da Pascal Lottaz moderatörlüğünde “Ayrıntılara Bakış: Büyük Resimden Bölgesel Vekalet Savaşlarının Niteliklerine ve Çözüm İhtimallerine” başlığıyla toplanacak.
Muhammad Shehada, Prof. Richard Sakwa, Andrew Day ve Prof. Abdullah Baabood’un konuşmacı olacağı panelde ilk değerlendirmeyi Ahmed Moustafa yapacak.
Panel, bölgesel krizlerin uluslararası sistem dönüşümüyle kesiştiği noktalara ve dünya savaşı riskine odaklanacak.
Ortadoğu’da elli yıllık ABD hegemonyasının ve öncesindeki İngiliz etkisinin Arap-İslam kültürünü nasıl dönüştürdüğü, Gazze’deki soykırımın Batı’nın bölgedeki meşruiyetini nasıl sarstığı ve BRICS’in Filistin meselesindeki potansiyel rolü sorgulanacak.
İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin yayılmacı “Büyük İsrail” tasavvurlarını durdurma yolları ve Lahey Grubu’nun geleceği incelenecek.
Katılımcılar; Ukrayna ve İran çatışma hatlarını, askeri-endüstriyel yapının istihbarat, medya ve akademiyle ilişkisini irdelerken, NATO ve AB güvenlik yapılarının çökmesi senaryosunda Avrupa’nın alacağı vaziyeti değerlendirecek.
Konferans, Serdar Yurtçiçek’in de aralarında yer aldığı konuşmacı kadrosunun genel değerlendirmeleriyle saat 17.25’teki kapanış oturumunda noktalanacak.
Organizasyon kalıcı düşünce ağı ve yıllık yayın serisi hedefleyecek
East-West Forum, 27 Eylül 2026 Pazar sabahı 09.30-13.00 saatlerinde düzenlenecek değerlendirme toplantısı ve çalışma kahvaltısıyla devam edecek.
Bu aşamada beş temel hedef hayata geçirilecek: EWF buluşmalarını çoklu paradigma değişimini şekillendiren kalıcı ve yıllık küresel platform haline getirmek; konferans çıktılarını Almanya merkezli Westend Verlag yayınevi ortaklığında yıllık kitap formatında basarak uluslararası dağıtıma taşımak; yıl boyunca çalışacak üçer aylık EWF ihtisas grupları teşkil etmek; eleştirel küresel aklı temsil eden EWF Ağı’nı faaliyete geçirmek ve iş dünyasıyla koordinasyon sağlayan EWF İş Konseyi’ni kurmak.
Konferans Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlenecek
Konferans, Beşiktaş ilçesindeki Akatlar Kültür Merkezi bünyesinde yapılacak. Akat Mahallesi Zeytinoğlu Caddesi No: 16 adresindeki tesise toplu ulaşım ve özel araçlarla erişim sağlanabiliyor.
Yenikapı-Hacıosman M2 metro hattını tercih eden katılımcılar, Levent istasyonunda M6 Boğaziçi Üniversitesi/Hisarüstü hattına geçiş yaparak Nispetiye durağında inebilecek; buradan kısa bir otobüs veya taksi yolculuğuyla merkeze ulaşabilir.
Marmaray kullanan yolcular Yenikapı aktarmasıyla aynı güzergahı izleyebilir. İstanbul Havalimanı yönünden gelenler M11 Gayrettepe hattından M2 ve M6 bağlantılarına erişebilir.
Zincirlikuyu metrobüs merkezinden hareket eden 58A numaralı otobüs Zeytinoğlu durağında, 58N numaralı hat ise Sarı Konaklar durağında yolcuları kültür merkezinin hemen yakınında indiriyor.
Diplomasi
Atina: ABD ile güçlü ilişkilerimiz seçim sonuçlarından bağımsız

Yunanistan, ABD ara seçimlerinin sonucu ne olursa olsun Washington ile ilişkilerinin güçlü kalacağını belirtti.
Skai televizyonuna konuşan hükümet sözcüsü Pavlos Marinakis, ABD’yi stratejik bir müttefik olarak nitelendirdi ve seçim sonuçlarının ikili işbirliğini etkilemeyeceğini söyledi.
Yunan yetkililerin, ABD politikasının şekillenmesinde ve ikili ilişkilerin denetlenmesinde önemli bir rol oynayan Kongre komitelerinde kilit pozisyonlara gelmesi muhtemel üyelerle iyi ilişkiler sürdürmeyi beklediklerini de sözlerine ekledi.
Marinakis ayrıca, şu anda Yunan Sol İttifakı (ELAS) lideri olan eski başbakan Aleksis Çipras’ın hükümetin dış politikasına yönelik eleştirilerini reddetti ve Başbakan Kyriakos Mitsotakis’in Türkiye’ye karşı daha sert bir tutum sergilediğini savundu.
Marinakis, Mitsotakis’in, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) savunma finansman programına katılımı için bir koşul olarak, Ankara’nın “casus belli” olarak bilinen uzun süredir devam eden savaş tehdidini geri çekmesi konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.
SAFE, üye devletlerin ortak tedarik yoluyla silahlı kuvvetlerini ve Avrupa’nın savunma sanayisini güçlendirmelerine yardımcı olmayı amaçlayan, 150 milyar avroya varan bir AB destekli kredi programı.
Marinakis, Mitsotakis’in Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik tehdidini sürdürdüğü sürece programdan yararlanmaması gerektiğini açıkça belirttiğini söyledi.
Sözcüye, Dışişleri Bakanı George Gerapetritis’in, Yunanistan ile Kıbrıs’ı birbirine bağlayacak ve ileride İsrail’e kadar uzanması planlanan deniz altı elektrik kablosu projesi Great Sea Interconnector (GSI) ile ilgili anlaşmazlıkta, gerekirse Yunanistan’ın operasyonel bir yanıt verebileceği yönündeki son uyarısı hakkında da soru yöneltildi.
Maliyeti 1,9 milyar avro olarak tahmin edilen AB destekli proje, adayı Avrupa elektrik şebekesine bağlayarak Kıbrıs’ın elektrik izolasyonuna son vermeyi amaçlıyor.
Projenin ilerlemesi, önerilen güzergaha itiraz eden ve araştırma çalışmalarının planlandığı deniz alanının bazı kısımları üzerinde egemenlik iddiasında bulunan Türkiye ile yaşanan anlaşmazlık nedeniyle gecikti.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Ankara’nın iddialarını reddediyor.
Marinakis, Yunanistan’ın barış içinde bir arada yaşamayı arzuladığını ama kırmızı çizgilerinden vazgeçmeyeceğini söyledi.
Yunan yetkililerin ruhsatlandırma sürecini başlattığını ve projenin dışişleri bakanı tarafından açıklanan takvime göre ilerleyeceğini de sözlerine ekledi.
Ayrıca, deniz tabanı araştırmaları gibi faaliyetler hakkında gemileri bilgilendiren bir deniz güvenliği bildirisi olan Navtex’in yayınlanmasında gecikme olduğu yönündeki iddiaları da reddetti.
Türkiye ile yaşanan anlaşmazlık nedeniyle askıya alınan kablo güzergâhı boyunca araştırma çalışmalarının yeniden başlamasını kolaylaştırmak için böyle bir bildiriye ihtiyaç duyuluyor.
Marinakis, “İzinler için gerekli başvurular derhal yapılmıştır,” diyerek, Yunanistan’ın net bir planı olduğunu ve geri adım atmayacağını ekledi.
Diplomasi
NATO, Rusya’nın derinliklerini vurma planlarını yeniden ele alıyor

The Wall Street Journal gazetesi, NATO’nun kısıtlamaları kaldırarak Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenleme yaklaşımını yeniden değerlendirdiğini yazdı. Planda uzun menzilli hassas silahlarla cephe gerisindeki üslerin, depoların ve sanayi tesislerinin vurulması öngörülüyor.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre NATO, Rusya’ya karşı izlediği yaklaşımları yeniden değerlendiriyor. İttifakın gündemindeki seçenekler arasında kısıtlamaların kaldırılması ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırılar düzenlenmesi yer alıyor.
Gazete, yeni yaklaşımın yalnızca askeri birliklerin değil, cephe gerisindeki askeri üslerin, depoların ve sanayi tesislerinin de vurulmasını öngördüğünü yazdı. Gazeteye göre planın temel dayanağını hem yüksek maliyetli hem de daha uygun fiyatlı uzun menzilli yüksek hassasiyetli silah sistemleri oluşturuyor.
NATO ilk kez derinliklere yönelik saldırıları tartıştı
NATO temsilcileri, haziran ayında ittifak tarihinde ilk kez derinliklere yönelik saldırılara odaklanan bir sempozyum düzenledi.
ABD Hava Kuvvetleri Generali Alexus Grynkewich yönetiminde yapılan tartışmalar ve komuta kademesi tatbikatlarında, katılımcıların çok yakın zamana kadar açıkça dile getirmeye cesaret edemeyeceği bir başlık ele alındı.
NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Alexus Grynkewich, ekim ayında ittifakın “zafer teorisini” tanıttı.
Konsept, olası bir saldırı karşısında üç aşama öngörüyor: düşmanın ilk darbesinin caydırılması, saldırının devamının engellenmesi ve muharebe kapasitesinin düşürülmesi.
Avrupa’da askeri bir çatışmanın kaçınılmaz veya yakın olduğunu düşünmediğini vurgulayan Grynkewich, ittifakın “muhtemel olana değil, mümkün olana” hazırlanması gerektiğini belirtti.
General ayrıca NATO’nun düşmanı stratejik bir yenilgiye uğratmayı hedeflemediği, yalnızca ittifak topraklarının ele geçirilmesini önlemeyi amaçladığı güvencesini verdi.
Putin: “NATO ülkeleri doğrudan savaşa girmiş olur”
Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önceki açıklamalarında uzun menzilli Batı silahlarının Rusya’yı vurmak için kullanılmasının “NATO ülkelerinin, ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaştığı anlamına geleceği” uyarısını yapmıştı.
Putin, “Mesele, NATO ülkelerinin askeri çatışmaya doğrudan katılıp katılmayacağına dair karar verilmesidir.” demişti.
Rusya’nın kimseyi tehdit etmediğini ve Moskova’nın Avrupa ile hiçbir savaş istemediğini dile getiren Putin, “Rusya da diğer tüm nükleer güçler gibi kendi nükleer ve stratejik potansiyelini geliştiriyor.” ifadelerini kullanmıştı. Putin, “Kimseyi tehdit etmiyoruz, kimseye saldırmaya niyetimiz yok; ne 29’da, ne 30’da, ne de 50’de.” diye konuşmuştu.
Bunun yanı sıra Putin, Moskova’nın NATO ülkeleriyle savaşmak için “hiçbir gerekçesi” olmadığını savunarak “Ne jeopolitik bir çıkar var, ne ekonomik, ne siyasi, ne de askeri.” değerlendirmesini yapmıştı.
Diplomasi
Xi, Trump ve Putin için APEC’te üçlü zirve girişimi

ABD, Rusya ve Çin, 18-19 Kasım tarihlerindeki APEC Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında ilk kez üçlü bir liderler görüşmesi gerçekleştirmeyi müzakere ediyor. Washington ve Moskova temas konusunda ısrarcı davranırken, Ukrayna ve nükleer denetim başlıklarındaki görüş ayrılıkları nedeniyle Pekin henüz nihai kararını vermedi.
ABD, Rusya ve Çin’den üst düzey yetkililer, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında üçlü bir liderler zirvesi olasılığını ele alıyor.
Financial Times’a (FT) konuşan ve üç başkentteki temaslara vakıf kaynaklar, son iki haftadır devlet başkanları düzeyindeki ilk üçlü buluşmanın organizasyonuna dair ciddi görüşmeler yürütüldüğünü kaydetti.
APEC Zirvesi’ne katılması ve Çin Devlet Başkanı Xi ile bir araya gelmesi planlanan Trump, bir süre önce Putin’in de bu temasa dahil edilmesi fikrini gündeme getirmişti.
Ancak FT’nin kaynakları, ev sahibi Pekin’in zirvenin yapılıp yapılmayacağına ilişkin henüz kesin bir karar vermediğini aktardı.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de pazar günü yaptığı açıklamada, geçen haftaki görüşmelerinde olası üçlü zirveyi sorduğunda Xi’nin şaşkınlık yaşadığı izlenimi edindiğini bildirdi. Steinmeier, Çin liderinin bu söylentilerin nereden çıktığını sorduğunu aktardı.
Diplomatik temasların doğrudan üçlü formatta mı yürütüldüğü, yoksa ev sahibi Pekin’in Moskova ve Washington ile ayrı ayrı mı istişarelerde bulunduğu netlik kazanmadı.
Müzakerelerin seyrine yakın bir kaynak, ABD ve Rusya’nın Çin’in görüşmeyi kabul etmesi yönünde ısrarcı olduğunu ifade etti.
Zirvenin gerçekleşmesinin önündeki temel engellerden birini ortak bir gündem belirlenememesi oluşturuyor. Steinmeier’in aktardığına göre Şi, Ukrayna’daki savaşı ele almak üzere üçlü bir toplantı planı olmadığını belirtti.
Xi, söz konusu çatışmanın bir Avrupa meselesi niteliği taşıması nedeniyle Avrupalı tarafların müzakere masasında yer alması gerektiğini dile getirdi.
Moskova ise Avrupalı temsilcilerin bu tür görüşmelere katılmasına karşı çıkıyor. Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, ekim ayı sonunda yaptığı açıklamada, kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nde Ukrayna konusunda yapılması planlanan müzakerelerde Avrupalıların yer almayacağını belirterek “Kimse onları müzakere masasına davet etme niyetinde değil.” demişti.
Moskova’nın tutumunu bilen bir kaynak ise FT’ye, Shenzhen’de bir araya gelinmesi durumunda dahi Rusya’nın Ukrayna başlığında somut bir ilerleme beklemediğini savundu. Kaynak, Rusya’nın Çin’i krizin çözümünde öncü rol üstlenmek istememekle, çözüme yaklaşıldığı anda ise barış yapıcısı rolünü sahiplenmeyi hedeflemekle değerlendirdiğini ileri sürdü.
Diğer taraftan Trump, Pekin’in nükleer cephaneliğini hızla büyüttüğü gerekçesiyle nükleer silahların denetimi konusunu ele almak istediğini aktardı.
ABD ile Rusya arasındaki nükleer silah sınırlandırma anlaşmalarının süreleri de dolmuş durumda.
George W. Bush yönetiminde Asya konularında başdanışmanlık yapan Dennis Wilder, Çin yönetiminin on yıllardır bu konuyu müzakere etmeyi reddettiğine işaret ederek şöyle konuştu:
“Xi, üçlü bir toplantının gerçekleşmesini uluslararası arenadaki liderlik rolünü gösteren şahsi bir başarı olarak değerlendirebilir. APEC Zirvesi’nin kendi hedefleri oldukça mütevazı ve zirveden büyük sonuçlar beklemek pek olası değil.”
Pekin’in Ortadoğu diplomasisi hız kazandı
FT, olası zirvede İran dosyasının gündeme gelip gelmeyeceğinin henüz netleşmediğini bildirdi.
The Washington Post’un aktardığına göre ise Pekin, Ortadoğu’daki gerilimin düşürülmesi için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı.
Pazartesi günü Xi, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yürüten Umman Sultanı’nı ağırladı.
Temas, iki ülke arasındaki 48 yıllık diplomatik ilişkilerde bir Umman devlet başkanının Pekin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de İran ve Suudi Arabistan temsilcileriyle görüşmeler yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki yedi ülkeye üç üst düzey temsilcinin gönderileceği bir diplomatik hamle başlatıldığını duyurdu.
Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamalarda Pekin’in Ortadoğu’da acil bir gerilimi düşürme sürecini ve bölgesel güvenlikte daha etkin rol almayı hedeflediği vurgulandı.
Demokrasileri Savunma Vakfı’nın Çin programı direktörü Craig Singleton, Pekin’in zamanlamasına ilişkin olarak, “Trump yeniden İran’ı tehdit ediyor, Körfez ülkeleri yeni bir gerilimden endişe duyuyor ve Riyad, Tahran’ı frenlemesi için Çin’den ilişkilerini devreye sokmasını talep etti.” değerlendirmesini yaptı.
Üçlü zirve ihtimaline ilişkin Çin Dışişleri Bakanlığı, FT’ye yaptığı açıklamada Pekin’in “Çin ve Rusya devlet başkanları arasındaki görüşmeye dair ilgili taraflarla temas halinde olduğunu” bildirdi ancak Trump’a değinmedi. Beyaz Saray konuya dair henüz bir yorum yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise FT’ye yaptığı açıklamada, “Böyle bir görüşmenin organize edilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.” dedi.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu
Dünya Basını2 hafta önceSavaş, petrolde varil başına 65 dolarlık bir savaş primi oluşturdu












