Dünya Basını
Emekli büyükelçi Freeman: Savaşın sonuna Netanyahu ve Trump değil, İran karar verecek
ABD’nin eski Suudi Arabistan Büyükelçisi ve kıdemli diplomat Chas Freeman, mevcut savaşın ABD ve İsrail için stratejik bir yıkıma dönüştüğünü belirtti. Freeman, Washington’ın askeri kapasitesini ve caydırıcılığını devalüe eden bu sürecin, bölgedeki Amerikan varlığını sona erdirecek bir kırılma noktası olduğu uyarısında bulundu.
Dialogue Works kanalına konuşan emekli Büyükelçi ve kıdemli diplomat Chas Freeman, Ortadoğu’da devam eden savaşı “klinik bir başarısızlık” olarak nitelendirerek Washington ve Tel Aviv’in içine düştüğü stratejik körlüğü sert ifadelerle eleştirdi.
Freeman, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in “sahada kazanıyoruz” yönündeki açıklamalarının hiçbir inandırıcılığı olmadığını belirterek “Bu sadece bir temenni; binaları havaya uçurmakla savaş kazanılmaz. Savaş bir irade çatışmasıdır ve biz bu dersi Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’da öğrenmiş olmalıydık” dedi.
“İranlılar acıyı güce, İsrailliler ise nefrete dönüştürdü”
İsrail ve İran arasındaki temel kültürel farklara dikkat çeken Freeman, İsrail’in stratejisinin Avrupa’da Yahudi halkına yapılan tarihsel haksızlıkların intikamını Ortadoğu’da almak üzerine kurulu olduğunu savundu.
Freeman, “İsrail’in yaklaşımı sadistçe bir intikam duygusuna dayanırken, İran Şii geleneğiyle mağduriyeti bir güce dönüştürüyor. İranlılar ülkelerini seviyor ve onu savunmak için her türlü bedeli ödemeye hazır. Kendi rejimlerinden nefret edenler bile ‘vatan’ söz konusu olduğunda hükümetin arkasında kenetlendi” ifadelerini kullandı.
“İsrail ve ABD’nin hava savunma kapasitesi tükenme noktasında”
Savaşın askeri teknik boyutuna değinen Freeman, İsrail ve ABD’nin hava savunma ve önleme kapasitelerinin “nihai bir tükeniş” sürecine girdiğini kaydetti.
İran’ın bu duruma yanıt olarak artık bin ila 1500 kilogramlık ağır harp başlıklarına sahip gelişmiş füzelerini ateşlemeye başladığını belirten Freeman, “Bu ağır füzeler artık İsrail’i doğrudan vuruyor. İsrail, İran’ın aksine sıkı bir askeri sansür uyguladığı için uğradığı hasarı gizlemeye çalışıyor ancak gerçekler saklanamaz” diye konuştu.
Trump yönetiminin dış politika yaklaşımını ve müttefikleriyle olan ilişkilerini “yıkıcı” olarak tanımlayan Freeman, ABD’nin uluslararası toplum nezdindeki itibarının yerle bir olduğunu vurguladı.
Freeman, “Bunu büyük bir üzüntüyle söylüyorum; Donald Trump ve ABD hükümeti şu an dünyada ‘gangster’ olarak görülüyor. Bir gangsterle anlaşma yapmanın hiçbir mantığı yoktur çünkü ‘ticaret sanatı’ dediği şey aslında aldatma ve hile sanatına dönüşmüş durumda” dedi.
Müzakere sürecinin artık bir seçenek olmaktan çıktığını ifade eden Freeman, Rusya’nın Ukrayna’da vardığı karara benzer şekilde İran ve Hizbullah’ın da çözümün yalnızca savaş alanında elde edilebileceğine inandığını belirtti. zira
Freeman, “Kimse artık (Steve) Witkoff veya (Jared) Kushner gibi isimlerle müzakere etmek istemiyor. Çünkü bu görüşmelerin her seferinde birer aldatmaca ve saldırı hazırlığı için perde olduğu kanıtlandı” değerlendirmesinde bulundu.
“Hürmüz Boğazı’nın kapanması Çin ve Rusya’yı birbirine mahkum etti”
Savaşın küresel enerji arzı üzerindeki etkilerini analiz eden Freeman, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının Çin için stratejik bir katalizör olduğunu belirtti.
Çin’in Rus petrol ve gazına olan bağımlılığını artırma konusundaki isteksizliğinin bu savaşla birlikte sona erdiğini kaydeden Freeman, “Sibirya’nın Gücü boru hattı artık hızla ilerliyor. ABD’nin bu baskıcı politikaları, Çin ve Rusya’yı istemeseler bile birbirine daha fazla yaklaştırıyor” ifadesini kullandı.
Güney Amerika ve diğer küresel bölgelerdeki tepkilere de değinen Freeman, ABD’nin bölgedeki müdahaleci tavrının savunma reflekslerini tetiklediğini söyledi.
Freeman, “Brezilya Devlet Başkanı Lula ve Güney Afrika Devlet Başkanı Ramaphosa, kendilerini savunmak için bir ortaklık kurdu. Yüzyıllardır barış bölgesi olan Güney Amerika, şimdi benim ülkem yüzünden silahlanmak zorunda kalıyor. Bu, her ölçekte bir akılsızlık örneğidir” diye konuştu.
“İran’ın nükleer silah edinmesi artık kaçınılmaz bir gereklilik”
Saldırıların İran’ın stratejik tercihlerini radikalleştirdiğini belirten Freeman, nükleer caydırıcılığın Tahran için bir “ulusal hayatta kalma yolu” haline geldiğini dile getirdi.
Freeman, “İran’ı nükleer silahtan uzak tutmak için başlatılan bu savaş, aslında herkesi nükleer bir silaha ihtiyaç duydukları konusunda ikna etti. İran artık Kuzey Kore yolunu izleyecek ve ABD anakarasını vurabilecek kıtalararası balistik füzeler (ICBM) geliştirecektir” uyarısında bulundu.
“Hegseth, Cengiz Han seviyesinde bir ahlaki çöküşü temsil ediyor”
ABD SAVAŞ Bakanı Pete Hegseth’in uluslararası hukuku ve savaş kurallarını yok sayan açıklamalarına sert tepki gösteren Freeman, “Hegseth’in yaklaşımı Cengiz Han’ın ahlak anlayışına benziyor. Sivil ölümlerini önemsemeyen, uluslararası kuralları geçersiz sayan bu anlayış Nazilerden bile daha kötü bir seviyeye işaret ediyor. Sivil katliamları nesiller boyu sürecek bir nefret tohumu ekiyor” dedi.
Washington’ın “rejim değişikliği” hedefinin tam tersi bir sonuç doğurduğunu belirten Freeman, “Sahada gördüğümüz şey rejim değişikliği değil, rejim sürekliliği ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) daha büyük bir siyasi aktör olarak yükselişidir. İran siyaseti daha milliyetçi ve daha sert bir çizgiye kaydı” ifadelerini kullandı.
“Kasım 2026’da Amerikan halkıyla büyük bir hesaplaşma yaşanacak”
ABD iç siyasetindeki yansımalara da değinen Freeman, Trump yönetiminin yetkisiz ve gayri meşru bir savaşa girdiğini hatırlattı. Freeman, “Bu savaş ne Kongre ne de Amerikan halkı tarafından onaylandı. Sadece Siyonist lobinin ve Netanyahu’nun onayıyla yürütülüyor. Kasım 2026’daki ara seçimlerde, yükselen enerji fiyatları ve eve dönen tabutlar arasında Amerikan halkı bu yönetimle büyük bir hesaplaşma yaşayacaktır” diye ekledi.
ABD’nin askeri üstünlüğünün devalüe olduğunu söyleyen Freeman, Amerikan donanmasının risk altında olduğunu belirtti. Freeman, “Abraham Lincoln uçak gemisi İran’dan bin kilometre uzakta bekliyor çünkü saldırıya açık. İran onu batıracağını açıkça ilan etti. Uzun menzilli saldırılar düzenleyebiliyoruz ama İran’a hükmedemiyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.