Dünya Basını

Emekli istihbarat subayı Baud: İran’ın artık diplomatik bir girişime güvenmesi imkansız

Yayınlanma

Eski İsviçreli stratejik istihbarat albayı Jacques Baud, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik son saldırılarının ardından bölgedeki askeri ve siyasi tabloyu analiz etti. Baud, Batı’nın hasmını anlama konusundaki başarısızlığının ve diplomatik ikiyüzlülüğün, İran’ı “barış dilenene kadar” tansiyonu yükseltmeye mecbur bıraktığını belirtti.

Eski İsviçreli albay ve stratejik istihbarat uzmanı Jacques Baud, Dialogue Works kanalına verdiği mülakatta, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği son saldırıları ve bölgedeki tırmanan gerilimi değerlendirdi.

Baud, mevcut çatışmanın kökenlerini ve tarafların stratejik hatalarını analiz ederken, özellikle Batı’nın diplomasiyi bir “aldatma aracı” olarak kullanmasının sonuçlarına dikkat çekti.

Baud, Ocak ayında Rusya’nın arabuluculuğunda İran ve İsrail arasında bir diyalog kurulduğunu ve tarafların bir “saldırmazlık paktı” imzalamasının hedeflendiğini hatırlattı. Bu sürecin hemen ardından Şubat ayında Cenevre’de Jared Kushner ve Steve Witkoff’un katılımıyla ABD ve İran arasında görüşmelerin yapıldığını belirten Baud, “Bu görüşmeler bizzat İsrail’in talebiyle başlatılmıştı. Ancak ABD tarafı, İranlıların karşılaması imkansız olan talepleri sistematik olarak artırdı. İran’dan balistik füze programından vazgeçerek ulusal güvenliğini tehlikeye atması istendi” dedi.

Müzakere süreci devam ederken saldırı planlarının çoktan yapılmış olduğunu vurgulayan Baud, “11 Şubat’ta Binyamin Netanyahu’nun Washington’da Donald Trump’ı ziyareti sırasında bu ortak operasyon kararlaştırılmıştı. Bu, diplomasi masasında barış konuşulurken arka planda saldırı hazırlığı yapıldığını gösteriyor. İran perspektifinden bakıldığında, karşı tarafa güven duyulması artık söz konusu olamaz” ifadelerini kullandı.

“Batı, İran toplumunun dinamiklerini temelden yanlış anlıyor”

Operasyonun askeri boyutuna değinen Baud, ABD ve İsrail arasında bir “iş bölümü” yapıldığını kaydetti. İsrail’in askeri liderlik, komuta kontrol sistemleri ve Devrim Muhafızları birimlerini hedef aldığını; ABD’nin ise nükleer altyapı başta olmak üzere stratejik tesisleri vurduğunu belirten Baud, “Saldırıların ilk gününde Ali Hamaney dahil olmak üzere İran liderliğinden yaklaşık 40 kişi hayatını kaybetti. İsrail ayrıca Tahran’da bir okulu vurarak 160 çocuğun ölümüne yol açtı. Batı medyası Tel Aviv’deki misillemede ölen dokuz kişiyi haberleştirirken, Tahran’daki sivil can kayıplarına dair tek kelime etmedi” diye konuştu.

Baud, ABD ve İsrail’in temel hedefinin bir “rejim değişikliği” olduğunu ancak bu stratejinin başarısızlığa uğradığını savundu. Batı’nın, İran halkının yüzde 80’inin rejimi devirmeye hazır olduğu yönündeki varsayımının bir yanılsama olduğunu ifade eden Baud, “İran toplumunun nasıl işlediğine dair temel bir anlayış eksikliği var. Ocak ayındaki protestoların ABD tarafından ekonomik ve parasal önlemlerle finanse edildiği biliniyor. Starlink terminalleriyle bir ağ kurmaya çalıştılar ancak hükümet durumu kontrol altında tutmayı başardı” dedi.

Saldırıların zamanlamasına dair eleştirilerde bulunan Baud, “Gerçek bir rejim değişikliği yapmak isteseydiniz, askeri saldırı ile toplumsal ayaklanmaları eş zamanlı yürütürdünüz. Operasyonları yanlış bir sırayla gerçekleştirdiler. Sonuçta liderlik kadrosunda bir değişim yaşandı ancak rejim değişikliği gerçekleşmedi” değerlendirmesinde bulundu.

“Asıl zafer, düşmanı yok etmek değil, direnişi sürdürebilmektir”

Müslüman toplumların savaş ve zafer anlayışının Batı’dan çok farklı olduğunu vurgulayan Baud, bu durumun İran’ın direnç kabiliyetini artırdığını belirtti. Batı askeri doktrininde zaferin “düşmanın imhası” olarak tanımlandığını ancak İslam düşüncesinde zaferin “vazgeçmemek ve öz benliğine karşı galip gelerek direnişi sürdürmek” olduğunu söyleyen Baud, “Hamaney’in bir tünelde saklanırken değil, ofisinde masası başında çalışırken öldürülmüş olması, İran halkı için bir onur meselesidir. Batı bunu anlamıyor. Jihad kelimesinin özü de budur; kutsal savaş değil, direniş kabiliyetidir” dedi.

Baud, liderlerin öldürülmesinin stratejik durumu iyileştirmek yerine daha da kötüleştirdiğini savunarak asimetrik savaş teorisine atıfta bulundu. “Her ne zaman bir lideri öldürseniz, yerine kimin geleceğini bilemezsiniz. Filistin deneyimi gösteriyor ki, diyalog yanlısı liderlerin yerini her zaman daha sert, daha genç ve daha dinamik kadrolar alıyor. ABD ve İsrail bu suikastlarla kendi stratejik konumlarını aslında zayıflatmış oldular” ifadelerini kullandı.

İran’ın kaynaklarının sanılandan daha büyük olduğunu ve uzun süreli bir yıpratma savaşına hazırlıklı olduklarını belirten Baud, “İran, liderliğin yok edilmesi senaryosuna karşı aylardır geçiş sürecini planlıyordu. Her karar bir sonraki komuta kademesiyle paylaşıldı. Bu nedenle sistem çökmedi, aksine daha sert bir yanıt verme motivasyonu kazandı” dedi.

“Arap devletleri sadece İsrail’i korumak için kurban ediliyor”

Bölgesel ittifaklara ve Arap devletlerinin konumuna da değinen Baud, ABD’nin bölgedeki Arap müttefiklerine yönelik yaklaşımını “faydacı” olarak nitelendirdi. ABD’nin bu ülkeleri yalnızca askeri üs konuşlandırmak ve bölgeyi kontrol etmek için kullandığını belirten Baud, “Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, İran ile İsrail arasında bir tampon bölge olarak kullanılıyor. Bu ülkelerin hiçbirinin topraklarındaki üslerin veya hava sahalarının İran’ı vurmak için kullanılmasına itiraz etmemesi, sergilenen ikiyüzlülüğü ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

Arap devletlerinin kırılgan yapılarına dikkat çeken Baud, “Bu ülkeler kabile yapıları üzerine kurulu ve dışarıdan finanse edilen gruplarla istikrarsızlaştırılmaya çok müsaitler. Irak ve Suriye’de yapılanlar Suudi Arabistan’da da kolayca yapılabilir. Bölge ülkeleri artık şunu fark etmeye başladı: ABD’nin müttefiki olmak, kendi topraklarınıza füze çekmekten başka bir işe yaramıyor” dedi.

Batı’nın son 30 yılda Ortadoğu’yu hiçbir rasyonel neden olmaksızın, tamamen yalanlar ve dezenformasyon üzerine kurulu gerekçelerle istikrarsızlaştırdığını kaydeden Baud, “Haçlı seferlerinin hafızası bölgede hala canlı. Bugün yöntemler farklı olsa da sonuç aynı: Kaos ve yıkım. Batı, bölgeyle sinerji kurmak yerine çatışmayı tercih ediyor. İran bugün bu direnişin sembolü haline gelmiş durumda” ifadelerini kullandı.

“Barış istenene kadar tansiyonu yükseltmekten başka seçenek yok”

Mülakatın sonunda İran’ın stratejik seçeneklerini değerlendiren Baud, Tahran yönetiminin artık sadece ateşkes için değil, kalıcı bir barış için karşı tarafı “diz çöktürene kadar” çatışmayı tırmandırmak zorunda kalabileceğini savundu. “Rasyonel olmayan bir savaşın içindeyiz. İran’ın İsrail üzerinde ne toprak ne de ekonomik bir iddiası var. Bu savaş, ABD’nin 1979 devriminden bu yana süregelen aşağılanma duygusu ve obsesyonu tarafından yönlendiriliyor” dedi.

İran füzelerinin Demir Kubbe (Iron Dome) ve ABD tarafından sağlanan savunma sistemlerini aşabildiğinin görüldüğünü belirten Baud, Batı’nın teknolojik üstünlük varsayımının sahada sarsıldığını ifade etti. Baud, “İranlılar Batı teknolojisini baypas etmenin yolunu buldu. ABD ve İsrail, kısa süreceğini tahmin ettikleri ve rejimi sarsacağını düşündükleri bir saldırıyla savaşı başlattılar ancak bekledikleri toplumsal tepkiyi alamadılar. Şimdi kendilerini hazırlıklı olmadıkları uzun süreli bir savaşın içinde bulabilirler” değerlendirmesinde bulundu.

Baud, İran’ın mevcut pozisyonunu şu sözlerle özetledi: “İran artık ABD’den gelen hiçbir diplomatik girişime güvenemez. Tek yol, çatışmayı hem İsrail’in hem de ABD’nin barış için yalvaracağı noktaya kadar taşımaktır. Sadece barış istemeleri değil, barışa ihtiyaç duymaları sağlanmalıdır. Bu çok fazla can kaybına mal olacak ancak Batı’nın güvenilmezliği İran’a başka bir seçenek bırakmadı.”

Baud, Batı’nın Ortadoğu’daki imajının uzun vadede telafi edilemez bir şekilde zedelendiğini ve “verilen sözlerin tutulmadığı bir tarih” olarak hafızalara kazındığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Kıdemli albay Jacques Baud, “Batı artık bu bölgede güvenilir bir ortak değil. İmzalanan anlaşmalara uyulmaması ve müttefiklerin ilk fırsatta terk edilmesi, bu algıyı kalıcı hale getirdi” dedi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version