Dünya Basını

Emekli Tuğamiral Steven Jermy: İran’da hava gücüyle rejim değişikliği hedefine ulaşılması düşük ihtimal

Yayınlanma

Emekli Tuğamiral Steven Jermy, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yürüttüğü askeri harekatın stratejik bir temelden yoksun olduğunu ve bölgedeki rejim değişikliği hedeflerinin hava gücüyle karşılanmasının güç olduğunu belirtti. Jermy, harekatın stratejik bir geri tepme ile sonuçlanma olasılığının yüzde 70 olduğunu ifade etti.

Emekli Tuğamiral Steven Jermy, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik mevcut askeri harekatını değerlendirdiği söyleşide, operasyonun stratejik bir temelden yoksun olduğunu belirtti.

İngiliz Kraliyet Donanması’nda strateji direktörü olarak görev yapmış olan Jermy, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’e verdiği mülakatta, askeri planlamaların 30 yıl önceki yaklaşımlardan farklı olmadığını ve savaşın doğasının anlaşılmadığını vurguladı.

Jermy, Prusyalı general Carl von Clausewitz’e atıfta bulunarak, “Savaşa girmeden önce savaşın doğasını anlamanız gerekir; Amerikalıların bu harekatın doğasını anladıklarına dair güçlü bir izlenimim yok” dedi.

Jermy ayrıca Fransız general André Beaufre’nin, “Savaşta kaybeden kişi, yenilgisi savaş öncesinde veya sırasında yapılan düşünsel hataların bir sonucu olacağı için kaybetmeyi hak eder” sözlerini hatırlatarak, stratejik düşünce eksikliğinin hem ABD ve İsrail’in yenilgisiyle sonuçlanabileceğini hem de küresel ekonomi üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti.

“Hava gücüyle rejim değişikliği stratejik bir yanılgı”

Harekatın temel amacının hava gücüyle rejim değişikliğini sağlamak olduğunu kaydeden Jermy, tarihte bu yöntemin başarısının kanıtlanmadığını savundu.

“Hava gücüyle rejim değişikliği gerçekleştirmek büyük bir iddiadır; bunun en son ne zaman veya hiç yapılıp yapılmadığını hatırlamıyorum” ifadelerini kullanan Jermy, rejim değişikliği için sahada ciddi ve büyük askeri güçlerin bulunması gerektiğini, ancak ne İsrail’in ne de ABD’nin bu tür bir taahhüde girmek istediğini belirtti.

Emekli Tuğamiral, harekatın başarısının rejim değişikliği hedefine bağlı olduğunu, bu hedefe ulaşılamadığı takdirde harekatın hem ABD hem de İsrail için başarısızlıkla sonuçlanacağını değerlendirdi.

Buna karşılık İran tarafı için stratejik hedefin sadece “hayatta kalmak” olduğunu belirten Jermy, İran’ın mevcut rejimini koruması ve karşı tarafa ciddi hasar vermesi durumunda bunun İran için bir zafer sayılacağını ifade etti.

“İran’ın hayatta kalma kapasitesi askeri operasyonları kısıtlıyor”

İran’ın askeri doktrinini ve direniş kapasitesini analiz eden Jermy, Tahran yönetiminin acıyı emebilme kapasitesinin, sadece İran içinde değil, bölgedeki fundamentalist hareketler nezdinde de karşılık bulduğuna işaret etti.

Jermy, İran’ın Hamas ve Hizbullah örneklerinde olduğu gibi, kazanmaktan ziyade yenilmemeye odaklandığını belirterek şunları söyledi:

“İran’ın hayatta kalması onlar için bir zaferdir. Rejimin, bombardımanlar karşısında kontrolünü koruma kapasitesi önemli bir faktör.”

Glenn Diesen’in, İran’ın saldırılarında eski silahlarını kullanıp kullanmadığına ilişkin sorusuna yanıt veren Jermy, “İran’ın elindeki eski ekipmanları ilk aşamada tükettiğini düşünüyorum. Bu durum, karşı tarafın hava savunma mühimmatını tüketmesini sağlamak için izlenen sofistike bir strateji olabilir” dedi.

Jermy ayrıca mühimmat stoklarının sınırlı olabileceğine dikkat çekerek, bu faktörün harekatın süresini belirleyebileceğini dile getirdi.

“Bölgesel müttefikler gerilimden kaçınmaya çalışıyor”

ABD üslerine yönelik gerçekleştirilen saldırıları değerlendiren Jermy, İran’ın bu stratejisini “net bir uyarı” olarak nitelendirdi. İran’ın saldırılarını ABD üslerine odaklamasının, Körfez ülkelerini çatışmaya doğrudan dahil olmaktan caydırabileceğini savunan Jermy, “Körfez ülkelerinin elit düzeyde İran ile bir antipati ilişkisi olsa da, halk kitleleri arasında İran’ın tutumuna karşı bir destek olabilir. Bu durum, bölge ülkelerini ABD veya İsrail tarafında savaşa katılma konusunda oldukça temkinli olmaya itecektir” şeklinde konuştu.

Jermy, İran’ın Körfez ülkelerindeki enerji altyapısına doğrudan saldırmasının kendi çıkarlarına uygun olmadığını, ancak İsrail’in liman, ulaşım ve enerji altyapısına yönelik saldırıların sürmesinin beklendiğini belirtti.

İslam dünyasındaki fundamentalist hareketler ile reformcular arasındaki çekişmeye değinen Jermy, dış müdahalelerin reform yanlısı kesimleri zor durumda bıraktığını vurguladı.

Jermy, “Batı’nın bölgeye yönelik müdahaleleri, hem fundamentalistlerin elini güçlendiriyor hem de reform isteyen kesimleri zor durumda bırakıyor” dedi.

Afganistan’daki deneyimine atıfta bulunan Jermy, 2007 yılında hava kuvvetleri karargahında yaptığı analizde, karşılaştıkları sorunun bir “Afgan isyanı” değil, “Peştun isyanı” olduğunu fark ettiklerini anlattı.

“Bir ülkenin yapısını ve nasıl düşündüğünü anlamak, bu tür bir müdahaleye girişmeden önce esastır” diyen Jermy, Batı’nın bu analizi yapmadan harekete geçmesinin “beceriksizce” olduğunu ve bölgedeki geçmiş müdahalelerin (Irak, Libya, Suriye) durumun iyileşmesine değil, aksine daha karmaşık sorunlara yol açtığına dikkat çekti.

Harekatta yüzde 70 başarısızlık ihtimali

Harekatın geleceğine ilişkin tahminlerini paylaşan Jermy, başarı şansını yüzde 30, başarısızlık ihtimalini ise yüzde 70 olarak belirledi.

Rejim değişikliği hedefine kara birlikleri olmadan ulaşmanın mümkün olmadığını yineleyen Jermy, 30 günlük bir sürenin ardından harekatın hedeflerine ulaşamaması durumunda ABD’nin, “bombardıman kuvvetlerini etkisiz hale getirdik” gibi ifadelerle hedefleri yeniden tanımlayarak geri çekilme yoluna gidebileceğini öngördü.

“Trump, bir zaferi yeniden tanımlama konusunda güçlü olabilir ve bu onun stratejik bir hamlesi olabilir” diyen Jermy, nihai sonucun stratejik bir geri tepme olacağını yineledi.

Jermy, mevcut siyasi ortamın analizden ziyade ideolojik slogancılığa dayandığını savunarak, “Stratejik analiz yapılmış olsaydı, bu savaşlara hiç girilmezdi” değerlendirmesinde bulundu.

Çok Okunanlar

Exit mobile version