Amerika
Eski CIA yetkilisi Giraldi: ABD istihbaratı gerçekleri değil siyasi ajandayı raporluyor
Eski CIA terörle mücadele uzmanı Philip Giraldi, Yargıç Andrew Napolitano’ya verdiği mülakatta, ABD’nin Venezuela’daki eylemlerinin anayasal bir savaş ilanı niteliği taşıdığını belirtti. İstihbarat teşkilatlarının veri toplamak yerine belirlenen politikalara gerekçe üretmek için kullanıldığını savunan Giraldi, Minneapolis’teki sivil ölümleri ve sosyal medya sansürleri üzerinden Washington yönetimini sert bir dille eleştirdi.
Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) yetkilisi Philip Giraldi, Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu “Judging Freedom” programında ABD’nin dış askeri müdahaleleri ve iç güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Giraldi, hükümetin “ilan edilmemiş savaşlar” yürüttüğünü ve istihbarat servislerinin olgusal gerçeklikten uzaklaşarak siyasi hedefler doğrultusunda hareket ettiğini savundu.
“Politika istihbaratı yönlendiriyor”
Giraldi, istihbarat teşkilatlarının çalışma prensiplerindeki bozulmaya dikkat çekerek, 11 Eylül saldırıları sonrasında bu durumun sistematik bir hal aldığını öne sürdü.
Teşkilat içindeki deneyimlerine atıfta bulunan Giraldi, kuralların esnetildiğini ve gerçeğin manipüle edildiğini şu sözlerle ifade etti:
“Geçmişte kurallara büyük bir titizlikle uyulurdu. Ancak 11 Eylül ile artan ve şu anda adeta bir vebaya dönüşen durum şudur: Siyaset istihbaratı yönlendiriyor. Hükümetin ne yapacağı ve nasıl yapacağı önceden belirleniyor; istihbarat ise buna uyduruluyor. Eğer bunu sağlamak için yalan söylemeniz veya mantıksız işler yapmanız gerekiyorsa, bu ‘görevin bir parçası’ sayılıyor.”
Giraldi, Minneapolis’te yaşanan ve Alex Pretti isimli bir sivilin ölümüyle sonuçlanan olayı bu duruma örnek gösterdi.
Beyaz Saray ve güvenlik birimlerinin, olay yerindeki görüntüleri kaydeden ve saldırıya uğrayan bir kadına yardım etmeye çalışan Pretti’yi “suikastçı” ve “iç terörist” olarak nitelendirmesini eleştiren Giraldi, bu tanımlamaların istihbarat verisine dayanmadığını, tamamen “siyasi gerekçelendirme” amacı taşıdığını savundu.
Programda, Senatör Rand Paul ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında geçen Venezuela operasyonu tartışması da ele alındı. Senatör Paul’un, bir ülkenin liderini kaçırmanın veya egemenliğine müdahale etmenin “savaş nedeni” sayılacağı yönündeki görüşüne destek veren Giraldi, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik eylemlerini değerlendirdi.
Giraldi, Donald Trump’ın CIA’yi Venezuela üzerinde yetkilendirdiğine dair açıklamalarını hatırlatarak şunları söyledi:
“Bunun bir savaş ilanı olduğu konusunda kesinlikle hemfikirim. Trump’ın CIA’yi Venezuela’da serbest bıraktığına dair açık beyanları da bana göre bir savaş ilanıdır. Kongre veya medya, o dönemde kendisinden hesap sormalıydı. İnsanları kuralların, hatta çoğu toplumun kabul ettiği normların dışında davranmaya teşvik ederseniz, sonucunda ölümle karşılaşırsınız.”
Giraldi, Rubio ve Trump yönetiminin yaklaşımını “çifte standart” olarak niteledi ve ABD’nin kendisini uluslararası hukuktan muaf, ayrıcalıklı bir konumda gördüğünü belirtti.
“İsrail eleştirileri engelleniyor”
Sosyal medya platformu TikTok’un “Siyonist” ifadesini belirli bağlamlarda nefret söylemi kapsamına almasını da eleştiren Giraldi, bu kararın arkasında İsrail lobisinin ve siyasi baskıların olduğunu ifade etti.
Platformun yeni yönetiminin, İsrail’e yönelik eleştirileri kısıtlamak amacıyla hareket ettiğini savunan Giraldi, şu ifadeleri kullandı:
“Bize kibarca söylenen şu: İsrail’in eylemlerine ve arkasındaki Siyonist devlete yönelik hiçbir eleştiri kabul edilemez. TikTok’ta İsrail ve destekçileri için kabul edilebilir olan görüşlerin yer aldığı bir alan yaratılacak. Trump, TikTok’un Çin sahipliğinden alınması gerektiğini savundu ancak bu süreçte İsrail lobisinin baskısı altındaydı. Amaç, Amerikalıların Gazze’de yaşananları görmesini veya konuşmasını engellemektir.”
Washington’daki liderlik krizi
Mülakatın sonunda ABD’deki genel siyasi atmosferi yorumlayan Giraldi, sorunun sadece mevcut yönetimle sınırlı olmadığını, Joe Biden ve önceki dönemlerde de benzer bir tablonun hakim olduğunu belirtti.
Washington’daki siyasetçilerin büyük kısmının ahlaki ve etik değerleri göz ardı ettiğini savunan Giraldi, “Ülke kötü bir liderlik nedeniyle düşüşte. Siyasetçilerin çoğu sadece kariyerleri ve sonrasında elde edecekleri maddi kazançlarla ilgileniyor” değerlendirmesinde bulundu.