Dünya Basını

Eski istihbarat subayı Baud: Avrupa’nın hibrit savaş algısı bir yanılgı

Yayınlanma

Eski İsviçre ordusu albayı ve istihbarat subayı Jacques Baud, Avrupa Birliği (AB) tarafından yaptırım listesine alınmasını hukuk devleti ilkelerinin ihlali ve “yargısız infaz” olarak tanımladı. Baud, Kyoto Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Pascal Lottaz’a verdiği mülakatta, yaptırım kararının somut delillere değil, internetten derlenen ve hatalı çevrilen belgelere dayandığını ifade etti.

Kyoto Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Pascal Lottaz’ın mülakatına konuk olan eski İsviçre ordusu albayı ve istihbarat subayı Jacques Baud, Aralık 2025’ten bu yana Avrupa Birliği’nin yaptırım listesinde yer almasını değerlendirdi.

Baud, kendi durumunun sadece bireysel bir mesele olmadığını, Avrupa’nın demokratik değerleri ve hukuk düzeni için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Avrupa demokrasisinin temelinde yatan “habeas corpus” ve hukuk devleti ilkelerinin bu süreçte hiçe sayıldığını ifade eden Baud, “Mesele sadece benim durumum değil; bu durum gelecekteki diğer vakalar için bir emsal teşkil ediyor. Burada hukuk dışı bir cezalandırma türüyle karşı karşıyayız. Bu, Avrupa’daki tüm kurallara, uygulamalara ve değerlere aykırı” diye konuştu.

Baud, hukuk devleti kavramının her şeyin kanunla düzenlenmesi anlamına geldiğini, ancak kendi vakasında kanunların dışına çıkan bir yönetim anlayışının görüldüğünü vurguladı.

Bu uygulamanın başlangıçta yabancı uyruklu kişiler için tasarlanan dış politika araçları olduğunu kaydeden Baud, “Savaşta insan öldürme hakkınız vardır ancak savaşta değilseniz buna izin verilmez. Dış politika ve iç politika arasındaki ayrım budur. Hukuk ile hukuksuzluğu birbirine karıştırdığımızda son derece endişe verici bir durum ortaya çıkar” dedi.

Yaptırım kararının dayanağı internet belgeleri

Hukuki sürece ilişkin ayrıntıları paylaşan Baud, avukatlarıyla birlikte AB Konseyi’nin yaptırım kararına dayanak teşkil eden belgeleri incelediklerini belirtti.

Belgelerin içeriğinin hukuki bir mütalaadan ziyade “çalışma kağıtları” (working papers) olarak adlandırılan internet çıktılarından oluştuğunu ifade eden Baud, “Belgelerin hiçbirinde bana ait doğrudan bir alıntı yer almıyor. Tamamen başkalarının benim hakkımda söylediklerine veya duyumlara dayanıyor” ifadelerini kullandı.

AB Konseyi’nin cezai soruşturma yetkisi bulunmadığını ve sadece halka açık kaynakları kullanabildiğini hatırlatan Baud, sürecin “seçmeci” (cherry-picking) bir yaklaşımla yürütüldüğünü kaydetti.

Baud, “AB, belgeleri doğrulamak yerine sadece suçlamayı destekleyecek bilgileri seçiyor. Teknik olarak bu bir komplo teorisi inşa etmektir. Orijinal belgelere gitmiyorlar, sadece insanların o belgeler hakkında ne anladığını veya ne söylediğini baz alıyorlar” dedi.

Ayrıca belgelerdeki mekanik çevirilerin son derece niteliksiz olduğunu ve orijinal ifadelerini yansıtmadığını belirten Baud, “İçinde tek bir doğrudan alıntım olmayan, sadece ismimin geçtiği makaleleri toplamışlar. Hatta Rus propagandasına karşı olduğumu belirttiğim bir makale bile dosyaya dahil edilmiş” diye konuştu.

Jacques Baud vakası: Bern, AB’yi protesto etti

Belçika insani muafiyet kararını uygulamıyor

Yaptırımların günlük hayatı üzerindeki etkilerine değinen Baud, Aralık ayından bu yana banka hesaplarına erişemediğini, gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini açıkladı.

Belçika Adalet Bakanlığı’nın 6 Şubat tarihinde kendisine “insani muafiyet” (humanitarian derogation) tanıdığını belirten Baud, “Kararın üzerinden on gün geçmesine rağmen henüz bir uygulama gerçekleşmedi. Halen Aralık ayındaki noktadayım. Belçika halkı nazik insanlar ancak yönetim mekanizması son derece yavaş ve etkisiz işliyor” dedi.

Cezanın yargı sürecinden önce infaz edildiğini ve bu durumun süresiz bir cezalandırmaya dönüştüğünü vurgulayan Baud, normal yargılama süreçlerinde cezaların belirli bir süresi olduğunu hatırlattı.

Yaptırım listesinin her yıl ekim ayında gözden geçirildiğini ancak herhangi bir yorum yapılmaksızın otomatik olarak uzatıldığını kaydeden Baud, “Bu durum, hukuk sisteminin dışında olduğunuz anlamına gelir. İdam cezası Avrupa’da yasaktır çünkü kanunlar bunu söyler. Ancak hukukun dışına çıktığınızda teorik olarak her türlü kararı alabilirsiniz. Bu durum, ABD’nin Guantanamo’da uyguladığı mantıkla aynıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Hibrit savaş kavramının bir yanılgı olduğu belirtildi

Mülakatta askeri doktrinler ve “hibrit savaş” kavramı üzerine kapsamlı analizler yapan Baud, bu terimin Rusya’ya atfedilen bir doktrin olarak sunulmasının hatalı olduğunu ifade etti.

“Gerasimov Doktrini” olarak bilinen yapının aslında var olmadığını belirten Baud, İngiliz uzman Mark Galeotti’nin 2013 yılında yazdığı bir makaleyle bu terimi ortaya attığını ancak 2018 yılında hatalı bir yorum yaptığını kabul ederek özür dilediğini hatırlattı.

Baud, “Galeotti, böyle bir doktrinin olmadığını itiraf etmesine rağmen kimse bu düzeltmeden bahsetmiyor. Herkes hibrit savaş fikrine odaklanmış durumda ve yeni hikayeler icat ediyor” dedi.

Rusya’nın askeri doktrininde hibrit savaş değil, “gizli savaş” (clandestine warfare) unsurlarının bulunduğunu kaydeden Baud, Batı’nın kendi yarattığı hibrit savaş algısıyla gerçek Rus doktrininden uzaklaştığını savunu.

Baud, “Kendi yarattığımız hayali düşmanla savaşırken gerçek Rus askeri düşüncesini anlamaktan uzaklaşıyoruz. Bu durum bizi zayıflatıyor. Silahımız olmadığı için değil, düşmanın nasıl düşündüğünü anlayamadığımız için zayıf düşüyoruz” diye konuştu.

AB’den yeni yaptırımlar: İsviçreli emekli albay Baud da listede

Ukrayna’daki askeri eğitim yetersizliği vurgulandı

Ukrayna ordusunun sahadaki durumuna ve Batı’nın desteğine dair eleştirilerde bulunan Baud, savaşın sadece silah sayısıyla kazanılmayacağını, silahların bir sistem bütünlüğü içinde kullanılması gerektiğini belirtti.

Ukrayna’ya verilen eğitimlerin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini ifade eden Baud, “Fransa, Almanya ve İngiltere’de eğitim gören Ukraynalı askerler, döndüklerinde yanlış savaş için eğitildiklerini söylediler. Çünkü onları eğiten subayların tamamen farklı bir muharebe deneyimi vardı” dedi.

Modern savaşın özünün silahların koordinasyonu olduğunu vurgulayan Baud, İkinci Dünya Savaşı’ndaki “Blitzkrieg” örneğini verdi. Almanların tank, uçak, topçu ve piyadeyi tek bir komuta kontrol sistemi altında birleştirerek başarılı olduğunu hatırlatan Baud, “Ukrayna’ya bir miktar tank, bir miktar füze ve farklı sistemler veriyoruz ancak Ukrayna bunları hiçbir zaman tek bir sistem haline getiremedi. Fransızlar Mirage 2000 uçaklarını teklif ettiğinde Ukrayna Hava Kuvvetleri sözcüsü, bu uçakların lojistik karmaşa yaratarak hayatlarını zorlaştıracağını söylemişti” ifadelerini kullandı.

Baud, Batı’nın savaşı doğrusal bir matematik olarak gördüğünü, ancak askeri gerçekliğin çok daha karmaşık olduğunu kaydetti.

Avrupa liderliği rasyonel zeminden uzaklaşıyor

Avrupa’daki siyasi liderliğin kalitesine dair endişelerini dile getiren Baud, karar alma süreçlerinin analizden ziyade anlık tepkilere (hip shooting) dayandığını belirtti.

“Twitter tipi karar alma” modelinin hakim olduğunu ifade eden Baud, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un bir gün söylediğiyle ertesi gün söylediği arasındaki çelişkileri örnek gösterdi.

Baud, “Hızlı tepki vermek, içeriğin kalitesinden daha önemli hale geldi. Bu durum rasyonelliğin kaybına yol açıyor” dedi.

Soğuk Savaş döneminde bile Pravda gibi yayınların Avrupa’da serbestçe satılabildiğini hatırlatan Baud, o dönemde demokratik sistemlerin kendi üstünlüklerine güvendiği için sansüre ihtiyaç duymadığını vurguladı.

Günümüzde ise Rus medyasının yasaklandığını belirten Baud, “Eğer sisteminize güveniyorsanız sansüre ihtiyaç duymazsınız. Bugün daha fazla sansür ve anlatı kontrolüne ihtiyaç duyulması, liderliğin başarısız olduğunun zımni bir kabulüdür” değerlendirmesinde bulundu.

Yaptırımlar toplumsal desteği artırdı

Mülakatın sonunda, kendisine yönelik yaptırımların beklenen “toplumdan tecrit etme” hedefine ulaşmadığını, aksine desteğin arttığını belirten Baud, “Yaptırımlardan önce bu kadar tanınmıyordum. Bugün sokakta yürürken desteklerini ifade eden insanlarla karşılaşıyorum. İnsanlar liderliğin rasyonellikten ve insani değerlerden uzaklaştığını fark ediyor” dedi.

Ailesinin bir kısmının İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız direnişinde (Resistance) yer aldığını hatırlatan Baud, bugün kendisine gıda yardımı getiren insanların da kendilerini birer “direnişçi” gibi hissettiklerini söyledi.

Baud, “Savaşın sonunda direnişçiler kazandı. Onlar cesaretleri ve rasyonel yaklaşımları için övüldüler. Bugün de benzer bir durumun içindeyiz” diye konuştu.

Eski NATO-Rusya Konseyi Başkanı Kujat: Avrupa jeopolitik önemsizliğe sürükleniyor

Çok Okunanlar

Exit mobile version