Bizi Takip Edin

Amerika

FBI’dan 277 sayfalık dosya: Rusya, “Avrupalıların kalplerini ve zihinlerini kazanmaya” yönelik plan yapıyormuş

Yayınlanma

ABD hükümeti çarşamba günü iki Rusya vatandaşını suçladı ve Amerikan seçimlerini etkilemeye yönelik bir kampanyayla ilgili 30’dan fazla internet alanına el koydu.

FBI tarafından mahkemeye sunulan dosya ise başka iddiaları da ortaya çıkardı, FBI’a göre Alman, Fransız, İtalyan ve İngiliz siyasetçileri, iş adamlarını, gazetecileri ve diğer nüfuz sahiplerini manipüle etmeye yönelik bir Rus operasyonu mevcut.

FBI’a göre Kremlin’in Avrupa’daki kampanyasının amacı “bölünme tohumları ekmek, Amerika’yı itibarsızlaştırmak ve Ukrayna’ya desteği baltalamak.”

POLITICO’ya göre belgeler FBI tarafından elde edildi ve çarşamba günkü iddianamelerin bir parçası olarak bir mahkemeye sunuldu.

277 sayfalık dosyada Rusya’nın “Avrupalıların kalplerini ve zihinlerini kazanmaya yönelik planları” ayrıntılarıyla anlatılıyor.

İddiaya göre Rusya’nın “Sosyal Tasarım Ajansı”ndan gelen bir notta, sosyal medya şirketlerinin bot filtrelerini aşmak için sosyal medyada gerçek paylaşımlar ve yorumlar yoluyla insanları hedef alma planı anlatılıyor.

FBI mahkeme ifadesine göre Sosyal Tasarım Ajansı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in genelkurmay başkan yardımcısı Sergey Kiriyenko’nun emri altında hareket ediyor.

Rus belgesinde kampanyanın amacının “izleyicilerde rasyonel (‘Gerçekten, neden Ukrayna’ya yardım etmemiz gerekiyor?’ gibi) ve duygusal (‘Amerikalılar tam bir pislik!’ gibi) tepkiler uyandırmak” olduğu söyleniyor.

“Psiko-operasyonlar” ayrıca sahte makaleleri ve Batılı medya kuruluşlarından gelmiş gibi gösterilen içerikleri yaymak için “tıpkısının aynısı” (doppelgänger) alan adlarına da dayanıyordu.

FBI yeminli ifadesine göre bu alan adları Reuters, Der Spiegel, Bild, Le Monde, Le Parisien, Welt, FAZ, Süddeutsche Zeitung, Delfi ve diğerlerinin sahtelerini içeriyordu ve ödemeler bitcoin gibi kripto para birimleriyle yapılıyordu.

FBI’a göre Rus psikolojik operasyon ekibi Almanya’yı Rus etkisi için özellikle “savunmasız bir hedef” olarak tanımlıyor.

İddia edilen Rus belgelerinden birinde “Almanlar Fransızlardan daha bağımlı” deniyor ve muhtemelen Almanya’nın Rusya doğalgazına ve ihracatına olan ekonomik bağımlılığına atıfta bulunuluyor.

FBI’ın aktardığı bir Rus notunda, “Öncelikle ABD, İngiltere ve NATO’nun itibarını sarsmamız, ikinci olarak da Almanları ‘verimsiz yaptırım politikalarına’ karşı çıkmaya ikna etmemiz gerekiyor,” deniyor.

Bir başka Sosyal Tasarım Ajansı belgesi ise özellikle Fransa ve Almanya’yı hedef alan “Uluslararası Çatışma Kışkırtma” adlı bir operasyonun ana hatlarını çiziyor.

FBI’ın iddiasına göre operasyonun amacı, “Rusya Federasyonu’nun çıkarlarını desteklemek için… iç gerilimleri tırmandırmak” ve sahte makaleler, etkileyiciler ve sosyal medyada hedefli paylaşımlar ve yorumlar yoluyla “gerçek hayattaki çatışmaları etkilemek ve yapay olarak çatışma durumları yaratmak.”

FBI’a göre ilgili Rus belgesi, amacın “ek sahte anlatılar yayarak”; “sahte videolar, belgeler ve telefon görüşmesi kayıtları”; “sosyal medyadaki yorumlar” ve “fenomenlerden sahte ve gerçek alıntılar” yoluyla Fransa ve Almanya’daki “toplumsal durumu istikrarsızlaştırmak” olduğunu da ekliyor.

Amerika

Trump, Venezuela’da kalıcı asker konuşlandırmak istiyor

Yayınlanma

ABD’li yetkililer, Trump yönetiminin Venezuela ile, ülkede olası bir uzun vadeli ABD askeri varlığının temelini atacak bir anlaşma üzerinde müzakere ettiğini belirtti.

New York Times’a konuşan ABD’li yetkililer, Marco Rubio yönetimindeki Dışişleri Bakanlığı’nın, “kuvvetlerin statüsü anlaşması” (SOFA) olarak bilinen askeri anlaşmaya ilişkin görüşmelere öncülük ettiğini belirtti.

Venezuela’daki uzun vadeli ABD asker varlığına ilişkin sayılar ve konumlar da dahil olmak üzere tüm ayrıntılar, gelecekteki anlaşmalarda belirlenecek.

Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, 100’den fazla ülkeyle kuvvetlerin statüsü anlaşmaları müzakere ettiğini belirtti.

ABD, bazı ülkelerdeki üslerde on binlerce asker bulundururken, diğerlerinde sadece birkaç danışman veya birim bulunduruyor.

Açıklamada, bu anlaşmaların “ABD kuvvetlerinin, gemi ziyaretleri, eğitim, tatbikatlar ve insani yardım gibi güvenlik ortaklarımızla karşılıklı olarak kararlaştırılan faaliyetlerde çalışabilmesi için net ve öngörülebilir bir yasal çerçeve sağlayarak savunma işbirliğini teşvik ettiği” belirtildi.

Ocak ayında ABD askerlerinin Venezuela’ya düzenlediği gece baskınında onlarca kişiyi öldürmesi ve ülkenin lideri Nicolás Maduro’yu kaçırmasından bu yana, Venezuela’nın üst düzey yetkilileri Donald Trump’a boyun eğmiş durumda.

Pazartesi günü Washington’da yaptığı bir konuşmada Trump, “Venezuela’yı fethetmek”ten bahsetti.

New York Times’a göre müzakereler, ABD hükümetinin Latin Amerika’da giderek artan askerileştirilmiş politikalarının en son tezahürü.

Trump ve üst düzey danışmanları, Kolombiya, Ekvador ve Venezuela’daki güçlerle ortak operasyonlar da dahil olmak üzere, bölge genelinde operasyonlar yürütülmesi için askerlere talimat vermişti.

ABD ordusu ayrıca Karayipler ve doğu Pasifik’te sivil teknelere yönelik onlarca saldırı düzenledi; birçok hukuk uzmanı bu saldırıları yargısız infaz olarak nitelendiriyor.

Trump yönetimi, bölgedeki birçok sağcı hükümetle daha yakın güvenlik bağları kurdu ve Orta ve Güney Amerika’daki üslerde asker ve askeri varlık bulunduruyor.

Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Ekim ayı sonlarında bazı Kongre danışmanlarına Venezuela ile yakında başlayacak müzakereler hakkında resmi bir brifing verdi.

Pazartesi günü, Rubio, Washington’da Venezuela’nın yeni dışişleri bakanı Oliver Blanco ile bir araya geldi.

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, ikili görüşmede ülkenin siyasi grupları arasındaki uzlaşma görüşmeleri, gelecekte seçimlerin yapılma olasılığı ve siyasi tutukluların serbest bırakılması konusu ele alındı.

Bakanlığın toplantı özetinde askeri bir anlaşmaya ilişkin müzakerelerden bahsedilmedi.

Venezuela, Karayipler’e kıyısı ve Kolombiya, Brezilya ve Guyana ile kara sınırları bulunması nedeniyle bölgesel bir operasyon üssü olarak son derece elverişli.

ABD ordusu ve diğer Amerikan kurumları, uyuşturucu kaçakçılığını durdurmak amacıyla Kolombiya’da operasyonlar yürütüyor.

Buradaki sorulardan biri, ABD’nin Venezuela’da Amerikan askeri üsleri kurup işletmeyi mi, yoksa Venezuela üslerine asker yerleştirmeyi mi planladığı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Karakas’ta yaptığı açıklamada, ABD’nin Venezuela ile güvenlik işbirliğini genişletmeyi beklediğini ama üslerin kurulmasına ilişkin ciddi bir tartışmanın “çok, çok uzak bir ihtimal” olduğunu vurguladı.

Yetkili, şu anda Venezuela hükümetiyle üsler konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Teksas’ta 32 yıl sonra Demokratları zafere götüren Gina Hinjosa kimdir?

Yayınlanma

Demokrat Partili Gina Hinojosa, Teksas valilik seçimini kazanarak eyalette 32 yıldır süren Cumhuriyetçi Parti hakimiyetine son veren ilk Demokrat oldu. Dördüncü dönemi hedefleyen Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott yenilgiyi kabul ederken Hinojosa, eyalet meclisindeki sandalye dağılımı sayesinde güçlü bir veto yetkisiyle göreve başlayacak.

Demokrat Partili Gina Hinojosa, Teksas valilik seçimini kazanarak eyalette 32 yıldır süren Cumhuriyetçi Parti yönetimine son veren ilk Demokrat oldu.

Dördüncü dönemini hedefleyen mevcut Vali Greg Abbott, Hinojosa’yı telefonla arayarak yenilgiyi kabul etti. Associated Press (AP) haber ajansı da eyaletteki seçimi Hinojosa’nın kazandığını duyurdu.

Seçim zaferinin ardından destekçilerinin tezahüratları eşliğinde sahneye çıkan Hinojosa, “Başardık. Bu zaferin yarattığı sarsıntı da dahil olmak üzere, Teksas’ta her şey daha büyüktür. Bu gece dünyayı şaşırttık.” dedi.

Valilik görevini ocak ayında devredecek olan Abbott ise destekçilerine teşekkür ederek görevi devralacak Hinojosa ve ekibine geçiş sürecinde yardımcı olacağını belirtti.

Abbott, “Buraya çıkmadan hemen önce, eyaletteki bütün bölgelerin ayrıntılarını inceledikten sonra Gina Hinojosa’yı arayıp kendisini Teksas valilik yarışını kazandığı için tebrik etme kararı aldım. Halen sayılacak oylar var ancak matematiksel olarak bu seçimi kazanmamız mümkün görünmüyor.” diye konuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, kaybettiği seçimin ardından sosyal medyada Abbott’ı hedef aldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, “Teksas Valisi Greg Abbott, siyasi hayatının son altı ayında yalnızca adı Cumhuriyetçi olan birine (RINO) dönüşmeseydi kaybetmezdi. Eski formülüne geri döndü ve sonuç hiç hoş olmadı!” değerlendirmesini yaptı.

Hükümet ve Plan II alanında öğrenim gören Hinojosa, valilik yarışına şansı daha düşük gösterilen aday olarak başladı.

Önceki üç rakibini açık farklarla mağlup eden Abbott, yarışa büyük bir bağış toplama avantajıyla girdi. Hinojosa ise görevdeki valiyi geçmek amacıyla seçim kampanyasında eğitim ve veri merkezleri konularına ağırlık verdi.

Teksas genelindeki Demokrat zaferleri valilikle de sınırlı kalmadı; AP, ABD Senatosu yarışında Demokrat James Talarico’nun Cumhuriyetçi Ken Paxton karşısında kazandığını bildirdi.

Siyasete oğlunun okulunu kurtarmak için adım attı

Rio Grande Vadisi’nde doğup büyüyen yerli bir Teksaslı olan Gina Hinojosa, Brownsville devlet okullarında eğitim gördü.

Teksas Üniversitesinden mezun olmasının ardından George Washington Üniversitesinde hukuk öğrenimini tamamladı.

Kariyerine ailelerin ve işçilerin haklarını savunan bir sivil haklar ve sendika avukatı olarak başlayan Hinojosa, çalışanların adil ücret ve özlük haklarına kavuşması için çalıştı.

Hinojosa, 2005 yılında Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Tom DeLay hakkında kara para aklama suçlamasıyla açılan davayı yürüten hukuk ekibinde görev aldı.

Hinojosa, başlangıçta kamu görevine aday olma planı yapmıyordu. Ancak eyalet bütçesindeki kesintiler nedeniyle oğlunun gittiği ilkokul kapanma tehlikesiyle karşılaşınca diğer velileri bir araya getirdi.

Austin Bağımsız Okul Bölgesi Yönetim Kuruluna adaylığını koyarak seçimi kazanan Hinojosa, oğlunun okulunun yanı sıra bölgedeki diğer tüm devlet okullarının eğitime devam etmesini sağladı.

Kurul üyeleri, 2015 yılında Hinojosa’yı Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevlendirdi.

Eyalet meclisinde eğitime bütçe mücadelesi verdi

Kamu hizmetine okul yönetiminde başlayan Hinojosa, Teksas Temsilciler Meclisinde Austin bölgesini dokuz yıl boyunca temsil etti.

Eyalet meclisinde 2017 yılında insan ticareti mağdurlarına destek amacıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Komisyonuna 3 milyon dolar aktarılmasını önerdi.

Öneri Temsilciler Meclisinden geçse de Senato görüşmelerinde bütçeden çıkarıldı. 2019 yılında ise afetzedelerin yardım başvurusu yapmasını sağlayan bir sistem kuran HB 1307 sayılı yasa tasarısını hazırlayarak yasalaşmasını sağladı.

Ayrıca Travis bölgesindeki yoksullara sağlık hizmeti verilmesi için yaklaşık 1 milyar dolarlık federal fon ayrılmasına öncülük etti.

Eğitim odaklı girişimlerini mecliste de sürdüren Hinojosa, 2019 yılında kamu okullarına 11 milyar doları aşan yatırım ayrılması sürecinde yer aldı.

2023 yılındaki yasama döneminde ise öğretmen maaşlarına 15 bin dolar, destek personeline 5 bin 500 dolar zam yapılmasını ve öğrenci başına ayrılan bütçenin 6 bin 160 dolardan 8 bin 947 dolara çıkarılmasını hedefleyen 40 milyar dolarlık “Geleceğimizi Tam Fonlayın Yasası” teklifini sundu.

Vali Abbott, özel okul kuponu uygulaması geçmedikçe kamu eğitimi bütçesini artırmayacağını açıkladı ve okullara ek bütçe aktarılamadı.

2025 yılı şubat ayında bu kesintileri gösteren bir internet sitesi açan Hinojosa, Abbott’ın suçlamasına karşı “Yüzüme karşı yalancı de.” çağrısıyla bir video paylaştı.

Seçim zaferi yeni bir yasama dengesi getirdi

Hinojosa, meclisteki görev süresi boyunca Demokrat parlamenterlerle birlikte oy hakkı kısıtlamalarını durdurmak ve seçim bölgeleri haritalarını engellemek amacıyla eyalet dışında eylemlere katılmıştı.

Başsavcı Ken Paxton’ın Hinojosa ve diğer vekilleri görevden alma talebiyle açtığı dava ise Teksas Yüksek Mahkemesince yetkisizlik gerekçesiyle reddedildi.

Ocak ayında valilik koltuğuna oturacak olan Hinojosa; binlerce eyalet görevlisini atama, yasa tasarılarını imzalama veya veto etme ve afet durumu ilan etme yetkilerine sahip olacak.

Cumhuriyetçilerin Teksas Meclisinin her iki kanadında da üçte iki çoğunluğu elde edememesi nedeniyle yeni vali, yasama sürecinde veto gücünü etkin bir şekilde kullanabilecek.

Çocukluğunda büyükannesinden “No te dejes” (Boyun eğme) ilkesini öğrendiğini dile getiren Hinojosa, konuşmasını “Teksaslılara özgü o kararlılıkla her şeyin mümkün olduğunu gösterdik.” sözleriyle tamamladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Tıp doktorluğundan Senatoya: Abdul El-Sayed kimdir?

Yayınlanma

Michigan’daki yarışta Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ı mağlup eden tıp doktoru Abdul El-Sayed, ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü oldu. El-Sayed, evrensel sağlık sigortası ve İsrail’e askeri yardımın sonlandırılması talepleriyle biliniyor.

Abdul El-Sayed, ABD’nin Michigan eyaletinde Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ı mağlup ederek ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü unvanını kazandı.

Demokrat Parti’nin sol kanadında yer alan 42 yaşındaki El-Sayed, hem partisinin yerleşik düzenine yönelttiği eleştirilerle hem de Cumhuriyetçilerin ve Donald Trump’ın hedef aldığı seçim kampanyasıyla öne çıktı.

Mısır kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olarak 1984 yılında Detroit’in banliyösü Rochester Hills’te doğan El-Sayed’in ilk dili Arapça oldu. Lise yıllarında güreş, Amerikan futbolu ve lakros takımlarının kaptanlığını yürüten El-Sayed, Michigan Üniversitesinde biyoloji ve siyaset bilimi eğitimi aldı; lakros sporunu üniversite takımında da sürdürdü. Ardından Rhodes bursuyla Oxford Üniversitesinde ve Michigan Üniversitesinde tıp eğitimi gördü; tıp doktorası derecesini Columbia Üniversitesinden aldı.

Epidemiyolojiden Detroit Sağlık Departmanına

Siyasete atılmadan önce kamu sağlığı epidemiyolojisi alanında çalışan ve akademide doçentlik kadrosuna yönelen El-Sayed, daha sonra Detroit Sağlık Departmanının başına getirildi. 2018 yılında, 32 yaşındayken Flint su krizindeki çalışmalarından esinlenerek Michigan Valiliği adaylığı için görevinden istifa etti. Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez gibi sol Demokrat isimlerin desteğini almasına karşın, partisinin ön seçiminde Gretchen Whitmer’a 20 puandan fazla farkla kaybetti.

Ardından Wayne County Kamu Sağlığı Direktörlüğü görevini yürüten El-Sayed, 2026 yılındaki Senato yarışında şansını yeniden denedi.

Demokrat Partinin emekliye ayrılan Senatörü Gary Peters’ın yerine geçmek için başlatılan ön seçim yarışında ilk olarak El-Sayed, Michigan Eyalet Senatörü Mallory McMorrow ve Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens yarıştı. McMorrow’un temmuz ayında adaylıktan çekilmesinin ardından yarış, Stevens ile El-Sayed arasında geçti.

İsrail yanlısı lobi örgütü AIPAC’e bağlı United Democracy Project adlı bağımsız harcama komitesinin (Super PAC) Stevens’ı desteklemek ve El-Sayed’i durdurmak için 30 milyon dolar harcadığı ön seçimi, El-Sayed yaklaşık yüzde 1 farkla kazandı.

“Trump etrafında ördüğümüz ittifak artık yok”

Obama’nın desteğini aldı

Eski ABD Başkanı Barrack Obama, El-Sayed’in Senato kampanyasına destek verdi.

El-Sayed, aralarındaki ilişkiyi zaman zaman kendi babasıyla kurduğu bağa benzeterek her başlıkta aynı görüşü paylaşmasalar dahi Obama’nın açtığı yol ve sunduğu katkı nedeniyle “derin bir minnettarlık duyduğunu” dile getirdi.

El-Sayed, Barack Obama’nın 2004 yılındaki Demokratik Ulusal Kurultay (DNC) konuşmasını takip ettikten sonra ilk kez bir siyasetçide kendisini gördüğünü kaydetti. Her iki ismin de Afrika kökenli babalara sahip olması, alışılmışın dışında isimler taşıması ve benzer fiziksel özellikleri paylaşması, El-Sayed’in sıklıkla dikkat çektiği unsurlar arasında yer aldı.

El-Sayed, geçmişte Obama yönetiminin bazı adımlarına yönelik eleştirilerini açıkça paylaştı. Özellikle dış politika kararlarını ve sağlık reformundaki sınırlılıkları hedef alan siyasetçi, bir dönem kendisine yakıştırılan “yeni Obama” nitelemesinden rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.

El-Sayed, bu dönemde yaptığı değerlendirmede “Ben Obama değilim.” ifadesini kullandı. Obama döneminde yürürlüğe giren Sağlık Sigortası Reformu’nu (Affordable Care Act – ACA) ise geliştirilmeye muhtaç bir “başlangıç evi” olarak tarif etti.

Trump yenilgiyi kabul etti

İsrail’e askeri yardımları kampanyanın merkezine taşımıştı

El-Sayed, siyasi çizgi olarak kendisini demokratik sosyalist şeklinde tanımlamasa da Bernie Sanders çizgisine yakın bir ekonomik popülizmi savunuyor. Herkes için sağlık sigortası (Medicare for All) tasarısını destekleyen, şirket tekellerini eleştiren ve seçim harcamalarını serbest bırakan Citizens United kararının iptalini isteyen Michiganlı siyasetçi, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza dairesinin (ICE) lağvedilmesini talep ediyor.

Dış politikada ise El-Sayed, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını doğrudan “soykırım” olarak niteledi ve ABD’nin bu ülkeye yönelik koşulsuz askeri yardımlarının kesilmesini savundu.

Nisan ayında CNN’e verdiği demeçte, “On binlerce insanı öldürmek sizi fazlasıyla kötü yapar. Hangisinin diğerinden daha kötü olduğunu tartışmıyoruz. Hamas: kötü. İsrail hükümeti: kötü. İkisini de söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

El-Sayed, seçim konuşmalarında bütçe önceliklerine değinerek “Vergilerimizin burada; buradaki okullar, sağlık sistemi ve altyapı için harcanmasını istiyoruz. Paramızın apartheid, soykırım ya da savaş yürütmek için gönderilmesini istemiyoruz.” görüşünü dile getirdi.

Genel seçim sürecinde Donald Trump ve Cumhuriyetçi çevrelerin hedefi olan El-Sayed, “cihatçı”, “komünist” ve Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütünün mensubu olmakla itham edildi.

Trump, El-Sayed’in Senatoya girmek için metal detektöründen geçmesi gerekeceğini iddia etti; Başkan Yardımcısı JD Vance ise El-Sayed’in ABD’ye hiçbir bağlılığının olmadığını öne sürdü.

Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers da El-Sayed’i kararsız bir eyalet için aşırı solda konumlandırmaya çalıştı. Genel seçim sürecinde taraflar ekim ayı ortasına kadar 220 milyon doları aşkın reklam harcaması yaptı.

Seçim gecesi Detroit’te eşi Sarah Jukaku ile birlikte zafer konuşması yapan El-Sayed, kendisine yöneltilen suçlamalara yanıt vererek “Ben Müslüman bir senatör olmak için yarışmıyorum. ABD Senatosu için yarışıyorum ve tesadüfen Müslümanım.” dedi.

Ocak ayında göreve başlayacak olan El-Sayed, anayasa gereği yemin törenini yönetecek olan Başkan Yardımcısı Vance’e seslenerek “JD, habibi, ocak ayında bana yemin ettirmekle anayasal olarak yükümlü olman leziz bir ironi barındırıyor.” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English