Ortadoğu
Filistinli işçi yasağının faturası

Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale, İsrail’in 7 Ekim sonrası Filistinli işçilerin İsrail’e girişine izin vermemesinin ekonomik maliyetine odaklanıyor. Bu uygulamanın hem Filistin topraklarında hem İsrail’in inşaat başta olmak üzere çeşitli sektörlerinde hissedilen olumsuz etkisinin kalıcı olabileceği değerlendiriliyor:
***
İsrail’in Filistinli İşçilere Uyguladığı Yasak Her İki Ekonomiye de Zarar Veriyor
Bu sancılı ayrışma, Gazze’deki savaşın ilişkileri kalıcı olarak koparması halinde her iki tarafı nelerin beklediğine dair fikir veriyor.
Galit Altstein
Batı Şeria’nın Ramallah kentinde yaşayan inşaat işçisi Fadi Sajdia için Müslümanların kutsal ayı Ramazan, her gün oruç tutulan ve geceleri ziyafet çekilen bir zaman olmalı. Ancak Ekim ayında Hamas’ın İsrail’in güneyinde gerçekleştirdiği katliama kadar İsrail’de çalışan 150.000 Filistinli gibi o da işsiz.
“Ailemin geçimini sağlayan tek kişi benim” diyor 37 yaşındaki Sajdia: “Artık sadece temel ihtiyaçlarımızı alabiliyoruz.”
İsrail’in dört bir yanındaki şantiyeler, Filistinli işçilere yönelik yasak görünürde bir son olmadan devam ettiği için boş duruyor. İnşaat sektörünü ekonomik krizin merkez üssü haline getiren bu durum, Gazze’deki savaşın istikrarsız bağları kalıcı olarak koparması halinde her iki tarafı nelerin beklediğine dair fikir veriyor.
İki ekonomi arasındaki sancılı ayrışma, Filistin toprakları için can simidini tehdit ederken İsrailli inşaatçıları yurtdışında işgücü aramaya itti – sektör tahminlerine göre işgücündeki bu değişimin tamamlanması en iyi ihtimalle bir yıl sürecek. Savaştan önce İsrail’de istihdam edilen Filistinlilerin üçte ikisinden fazlası inşaat sektöründe çalışıyordu.
Gazze’deki savaşı tetikleyen 7 Ekim Hamas saldırısının ardından İsrailli yetkililer güvenlik kaygıları nedeniyle Batı Şeria ile olan sınırları tamamen kapattı. Hükümet o tarihten bu yana başta Hindistan ve Sri Lanka’dan olmak üzere İsrail’e girişine izin verilen yabancı işçi kotasını üç kat artırarak 65 bine çıkardı. Ancak şu ana kadar sadece 850 kişi geldi.
Bölünmenin her iki tarafında da kötü durum somut bir şekilde hissediliyor.
İsrail Maliye Bakanlığı inşaat, tarım ve sanayide çalışan Filistinli işçilerin yokluğunun ayda 3 milyar şekele (840 milyon dolar) mal olduğunu tahmin ediyor.
Savaşın ekonomik sarsıntıları Filistin topraklarında çok daha yıkıcı oldu ve Gazze’de insani bir kriz yaşanıyor. Orada çatışmalar hâlâ devam ediyor ve İsrail hükümeti, bu plana karşı artan küresel muhalefete rağmen, güneydeki Refah kentine asker göndererek ABD tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Hamas’a karşı kampanyasını sürdürme sözü verdi.
Halen 17 bin Filistinlinin Yahudi yerleşimlerinde çalıştığı Batı Şeria’da işsizlik iki kattan fazla artarak %30’un üzerine çıktı.
Birleşmiş Milletler’e göre, savaştan önce Batı Şeria’da istihdam edilenlerin beşte biri İsrail’de ya da yerleşim yerlerinde çalışıyordu ve buralarda ortalama yerel ücretin iki katından fazla kazanıyorlardı. Kazançları yıllık yaklaşık 4 milyar dolardı ve bu da yerel gayri safi yurtiçi hasılanın dörtte birine denk geliyordu.
Hamas’ın Ekim ayında düzenlediği ve bin 200 kişinin öldüğü, 250 kişinin de kaçırıldığı saldırının yarattığı şok, bazı İsrailli Yahudiler arasında başka Filistinlilerin de saldırı hazırlığında olabileceği şüphesini yarattı. Hamas tarafından yönetilen Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in Gazze’ye yönelik misilleme amaçlı hava ve kara saldırıları 31, binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.
Filistin Yönetimi tarafından yönetilen ancak hâlâ büyük ölçüde İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından kontrol edilen Batı Şeria’da gerilim tırmandı. İsrailli sivillere ve askerlere yönelik saldırıların ardından yüzlerce Filistinli IDF tarafından tutuklandı. Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti de artıyor.
Batı Şeria’dan gelen Filistinli işçilerin istihdamı son yirmi yılda, kısmen dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan İsrail’de düşük ücretli kol işçilerine olan talebe yanıt olarak giderek arttı. Geçen Ekim ayına kadar İsrail’de yaklaşık 156 bin Filistinli istihdam ediliyordu.
Gazze’den gelen işçiler için İsrail sınırı 2005 yılından beri kapalıydı. Son yıllarda en fazla 20 bin işçinin sadece sınırlı bir kısmının İsrail’e girmesine izin veriliyordu.
Görünürdeki Yol
Sorunlar ekonominin çok ötesinde. Eğer bir çözüm bulunamazsa, bu durum İsrail ve Filistin güvenlik güçleri arasındaki işbirliğini tehlikeye atabilir.
İsrail sağındaki bazı kesimler, yetkilileri bu fırsatı değerlendirmeye ve bağları koparmaya çağırıyor. Yüz bin işçinin üye olduğu küçük bir sendika olan Ulusal İşçi Federasyonu, “İsrail Filistinlileri istihdam etmeyi bırakmalı ve diğer ülkelerden vasıflı işçiler getirmeli” dedi.
Bu görüş, mevcut savaşa kadar gerilimin arttığı zamanlarda bile Filistinlilerin istihdamının korunmasından yana olan İsrail güvenlik kurumunun görüşü değil.
Şimdi ise kısmen Batı Şeria’yı istikrara kavuşturmak için Filistinlilerin dikkatli ve kademeli bir şekilde geri dönmelerini öneriyor. Şimdiye kadar Başbakan Binyamin Netanyahu’nun sağcı hükümeti, işçileri dışarıda tuttuğu için halkı arkasına almış görünüyor.
7 Ekim’den önce İsrail’deki her üç inşaat işçisinden biri Filistinlilerden oluşuyordu. İnşaat işlerinin ilk aşamalarını onlar domine ediyordu, yani onlar olmadan çok az şey ilerleyebiliyordu. İnşaat alanlarının yaklaşık %40’ı kapalı; geri kalanı ise sadece kısmen yeniden başladı.
İsrail’in altyapı sektöründe de benzer bir durum söz konusu; savaştan önce istihdam ettiği yaklaşık 10 bin Filistinli işçiye artık güvenemiyor. Gazze’den ve Lübnan’daki Hizbullah militanlarından atılan füzelerin isabet ettiği çok sayıda tesisin onarılması gerektiği için ihtiyaçlar daha da acil.
İnşaat, GSYH’nin yalnızca %6 ila %7’sini karşılasa da 2023’ün son çeyreğinde büyümede görünen neredeyse rekor düşüşün neredeyse yarısını oluşturdu.
Merkez Bankası’nın araştırma müdürü Adi Brender, “Bu, ekonominin üzerindeki bir değirmen taşı gibi, önümüzdeki yıl ya da daha uzun bir süre içinde İsrail’in GSYH’sinin %1,5-%2’sine mal olabilir” dedi. İnşaat sektöründeki gerileme, daha geniş çaplı bir toparlanmayı engelleyebilecek bir dizi faktör arasında yer alıyor.
Zincirleme Etki
İsrail’in son yirmi yılda hızla yükselen ekonomisi – büyük ölçüde gelişen yüksek teknoloji sektörü sayesinde kişi başına düşen GSYİH’si İngiltere ve Fransa’yı geçti- yolların ve konutların hızla genişletilmesini içeriyordu. Şimdi bu sektörler neredeyse durma noktasına geldiğine göre zincirleme etkileri yaygın olacak.
İnşaat sektörüne tedarik sağlayan yerel fabrikaların üçte ikisinden fazlası Ocak ayında satışlarının %50’den fazla düştüğünü bildirdi. İsrail İmalatçılar Birliği Başkanı Ron Tomer, kapanmalar, işten çıkarmalar ve “Türkiye ve Çin gibi dost olmayan ülkelerden ithalata bağımlılık” konusunda uyarıda bulundu.
Diğer bir endişe ise, halihazırda dünyanın en pahalı emlak piyasalarından biri olan bu bölgede emlak fiyatlarının hızla yükselerek kiracılar ve ev sahipleri üzerinde baskı oluşturması.
İnşaat sektöründeki sıkıntıların bulaşıcılığı, sağlam kredi kuruluşları için de risk oluşturabilir. Moody’s Investors Service’e göre inşaat ve gayrimenkul sektörleri Eylül 2023 itibariyle İsrail’in en büyük beş bankasının brüt kredilerinin %26’sını oluşturuyor.
40 yıllık bir inşaat firmasının sahibi olan Aharon Galili, 100 konutluk bir şantiyeyi kapatmak zorunda kaldı. “Hâlâ krediler için büyük faizler ödemek zorunda kalıyorum” dedi: “Ben hayatta kalabilirim ama bazıları bunu kaldıramaz.”
Ekonomik Yaralanma
Batı Şeria’da ekonomik olarak yolların ayrılması ağır bedeller ödetiyor. Bölge Eylül ortasından bu yana güvenlik tecridi altında ve İsrail’in beş ay önce Gazze’ye yönelik hava saldırıları ve neredeyse tam ablukası başladığından beri huzursuzluk arttı.
Filistin GSYİH’si 2023’ün son çeyreğinde yıllık bazda %33 daraldı. İşletmelerin üçte biri tamamen ya da kısmen kapandığını bildirdi.
Filistin Yönetimi’nin mali durumu daha da kötüleşiyor. İsrail’in kendi adına topladığı vergi gelirlerini kabul etmeyi reddetti çünkü İsrailli yetkililer hâlâ Hamas tarafından yönetilen Gazze için ayrılan fonları kesiyor. Filistin Ekonomi Bakanı Khaled al Osaily Bloomberg’e yaptığı açıklamada, sonuç olarak yönetimin çalışanlarının maaşlarının yalnızca %60’ını ödeyebildiğini söyledi.
Batı Şeria’nın daha derin bir izolasyona girmesi halinde İsrailli işletmeler ve Filistinli haneler bu durumla başa çıkmakta zorlanacak.
Şimdilik, işçilerin İsrail’e toplu dönüşüne dair bir işaret yok. İnşaat sektörüne tedarik sağlayan Termokir’in İcra Kurulu Başkanı Eli Cohen’e göre bu değişim muhtemelen kalıcı olacak.
“Bu gerçek bir kırılma noktası” dedi: “İşler yakın zamanda eski haline dönmeyecek ve bazı kısıtlamalar kaldırılsa bile bu çok sınırlı bir süreç olacak.”
Ortadoğu
Netanyahu boş salona konuştu: Türkiye, Katar ve İran’ı hedef aldı

İsrail Başbakanı Netanyahu, çok sayıda ülke heyetinin salonu terk ettiği Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Türkiye, Katar ve İran yönetimlerini hedef aldı. Gazze’deki soykırım suçlamalarını reddeden Netanyahu’nun konuştuğu saatlerde New York sokaklarında düzenlenen gösterilerde 100’den fazla kişi gözaltına alındı. Protestolara çok sayıda siyasetçi, insan hakları savunucusu ve ünlü oyuncu katıldı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, New York’ta toplanan 81. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsünde yaptığı konuşmada Türkiye, Katar ve İran yönetimlerine yönelik ağır ithamlarda bulundu.
Netanyahu kürsüye adım atmadan hemen önce Arap ve Müslüman ülkelerin temsilcileri başta olmak üzere çok sayıda diplomat Genel Kurul salonunu terk etti.
Birleşik Arap Emirlikleri heyeti ise salonda kalmayı sürdürdü. Sıraları boşaltan delegasyonları “ahlaki korkaklık” sergilemekle suçlayan Netanyahu, hitabını büyük bölümü boşalan koltuklara karşı gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı doğrudan hedef alan Netanyahu, Erdoğan için “tiran” nitelemesini kullandı.
Konuşmasında Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs’ı yasa dışı şekilde işgal etmekle, Yunanistan’ı tehdit etmekle, gazetecileri cezaevine atmakla ve Kürtlere şiddet uygulamakla suçladı.
Erdoğan’ın her gün İsrail’in yok edilmesi çağrısı yaptığını öne süren Netanyahu, “Kudüs’ün hâkimi olacağını söylüyor. Hayır, olmayacaksınız. Burası bizim şehrimiz” dedi.
Konuşmasında Katar’a da geniş yer ayıran İsrail Başbakanı, Doha yönetiminin Hamas’a destek verdiğini ve İsrail karşıtı söylemleri küresel ölçekte yaydığını iddia etti.
Katar’ın ABD üniversiteleri ile El Cezire televizyonuna milyarlarca dolar aktararak genç nesillerin zihnini yönlendirmeye çalıştığını savundu.
Gazze’de ateşkes ve esir takası müzakerelerinde kilit arabuluculardan biri olan Katar ile ilgili bu suçlamalar sürerken, Netanyahu’nun yakın çalışma ekibindeki kimi isimler hakkında Katar’dan maddi kaynak temin edip İsrail basınında Doha lehine yayın yaptırdıkları iddiasıyla yürütülen resmi soruşturma devam ediyor.
Netanyahu, önceki BM temaslarında izlediği yöntemi yineleyerek konuşmasında görsel araçlara başvurdu. Eylül 2024’te Lübnan genelinde siviller dahil binlerce kişinin ölümüne ya da yaralanmasına yol açan patlamaları hatırlatmak üzere kürsüde çağrı cihazı gösterdi.
Ardından Elon Musk’ın kurucusu olduğu Starlink uydusuna ait iletişim aygıtını havaya kaldıran Netanyahu, sistemin İran halkının bağımsız bilgiye ulaşmasını sağladığını ileri sürdü.
Bu cihazı Genel Kurul’daki İran heyetinin masasına bırakacağını belirten İsrail Başbakanı, İranlı yetkililerin “kaçınılmaz olarak saf değiştirdiklerinde anlatacaklarını sosyal medyada paylaşabileceklerini” savundu.
Tahran yönetiminin bizzat halk tarafından alaşağı edileceğini öne süren Netanyahu, “Halkın gücü, iktidardakilerin gücünü aşacak” dedi. İran’ın nükleer kapasitesi ve balistik füze programına ilişkin yeni kanıtlar sunması beklenen Netanyahu, konuşmasında bu başlıkta somut hiçbir yeni veri paylaşmadı.
Konuşmasının ağırlık merkezini Gazze’ye kaydıran Netanyahu, ülkesine yöneltilen soykırım suçlamalarını “yüzyılın en büyük yalanı” diye niteledi. İsrail ordusunun sivil can kayıplarını engellemek için her türlü tedbiri aldığını iddia eden Netanyahu, bölgeye ulaştırılan gıda ve aşı sevkiyatlarını örnek gösterdi.
Buna karşın İsrail’in çatışmalar sürecinde insani yardımların girişini iki ayı aşkın süre tamamen engellemesi, bölgede yaygın açlık felaketi yaşandığını ortaya koyan uluslararası basına yansımıştı.
Yardım kuruluşları da Gazze’ye ulaştırılan malzemelerin asgari insani ihtiyaçların dahi çok gerisinde kaldığını vurguluyor.
İsrail ordusunun “dünyanın en ahlaklı ordusu” olduğunu savunan Netanyahu, Tel Aviv’i soykırımla suçlayan çevrelere “Yazıklar olsun” sözleriyle çıkıştı.
İşgal altındaki Batı Şeria’da tırmanan yerleşimci şiddetini önemsizleştirmeye çalışan Netanyahu, saldırıları yaklaşık 150 kişiden oluşan “bir avuç çocuk suçlunun” taş atması, zeytin ağaçlarını kesmesi ve münferit yangınlar çıkarmasından ibaret gösterdi.
Yerleşimci eylemlerinde yılda yalnızca iki veya üç kişinin yaşamını yitirdiğini iddia eden Netanyahu, Filistinlilerin binlerce saldırı teşebbüsünde bulunduğunu ileri sürdü.
Sahada yerleşimci baskınları neredeyse her gün tekrarlanırken faillere yönelik gözaltı ve ceza süreçlerinin son derece yetersiz kaldığı biliniyor.
Netanyahu ise kanunsuzluğa göz yummayacaklarını öne sürerek iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’i olayların üzerine sevk ettiğini iddia etti.
Netanyahu, konuşmasında New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’yi de hedef tahtasına oturttu.
İsrail politikalarına dönük sert eleştirileriyle tanınan Mamdani’nin sesini kesmek istediğini iddia eden Netanyahu, “Beni susturamazsınız, gerçeği susturamazsınız” dedi.
Mamdani’yi Hamas sempatizanı ve Yahudi düşmanı olmakla itham eden Netanyahu’nun sözleri, New York Belediye Başkanlığı tarafından yalanlandı. Mamdani, Uluslararası Ceza Mahkemesinin savaş suçları kapsamında Netanyahu hakkında çıkardığı yakalama kararının New York sınırları içinde derhal infaz edilmesi gerektiğini savunuyor.
Konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump’a sadece bir kez teşekkür eden Netanyahu, iki ülkenin Tahran’a karşı omuz omuza durarak “medeniyeti kurtardığını” savundu.
Önceki konuşmalarının aksine Suudi Arabistan ile normalleşme sürecine ve İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesine hiç değinmemesi dikkat çekti. Netanyahu bu açıklamaları, İsrail’de yapılması planlanan genel seçimlere yaklaşık bir ay kala yaptı.
Netanyahu salonda konuşurken New York sokakları kitlesel eylemlere sahne oldu. Eylemi organize edenlerin verdiği bilgiye göre polis 100’den fazla göstericiyi gözaltına aldı.
BM Genel Kurul salonunda diplomatlar salonu terk ederken dışarıdaki yüzlerce eylemci “Gazze yaşasın” ve “Bütün dünya izliyor” sloganları attı.
Gösterilere Yahudi, Filistinli, İranlı ve Lübnanlı New York sakinlerinin yanı sıra kamu görevlileri, kasım seçimlerinde yarışacak adaylar ve tanınmış isimler katıldı.
Eylemcilerin giydiği tişörtlerde “Bombaları değil, insanları finanse edin” mesajı yer aldı. Göstericilerin ana cadde üzerinde bir saatten uzun süre oturma eylemi yapması nedeniyle BM yerleşkesine giden resmi konvoylar güzergah değiştirmek zorunda kaldı.
“Soykırımı durdurun” yazılı pankartlar açan grup, üzerinde “Özgür Filistin” yazan uçurtma uçurdu.
Right now in NYC a massive crowd of protesters take to the streets demanding war criminal Netanyahu be brought to justice! Free Palestine! pic.twitter.com/NAD8F2dFGX
— The People's Forum (@PeoplesForumNYC) September 24, 2026
Organizatörler bu eylemin, İsrail’in Gazze’de uçurtma uçuran Filistinli çocukları hedef alma tehdidine doğrudan bir yanıt niteliği taşıdığını aktardı.
İlk gösteriden saatler sonra Bryant Park’ta toplanan binlerce kişi BM binasına doğru yürüyüşe geçti.
Başlarına kefiye takan ve Filistin bayrakları taşıyan kalabalığa bando ve davullar eşlik etti. Taşınan dövizlerde BM üyesi ülkelere İsrail’e karşı somut yaptırımları yürürlüğe koyma çağrısı yapıldı.
Filistin Gençlik Hareketi temsilcisi Nas İssa, Trump ve Netanyahu’nun BM zeminini “kaba güce, uluslararası saldırı suçlarına ve hukuk dışı kesintisiz savaşlara dayalı hedeflerini dayatmak amacıyla kullandığını” söyledi.
İssa, üye devletlerin özellikle Gazze savaşının başından bu yana ABD ve İsrail’in zırhına büründüğü cezasızlık kalkanına dur demesi gerektiğini vurguladı.
Netanyahu karşıtı protestolar hafta boyunca kentin farklı noktalarında sürdü.
Amerika Demokratik Sosyalistleri teşkilatı, çarşamba günü John F. Kennedy Havalimanı’nda toplanarak İsrail ordusuna tahsis edilen silah ve patlayıcıların sivil yolcu uçaklarıyla sevk edilmesini protesto etti.
New York polisinin müdahalesi sonucu gözaltına alınanlar arasında sinema dünyasından Susan Sarandon, Debra Winger, Hannah Einbinder ve Indya Moore; eski ordu mensubu ve ihbarcı Chelsea Manning; komedyen Caleb Hearon; yazar Glennon Doyle; aktivist Linda Sarsour; Haham Abby Stein ve yazar David Velasco yer aldı.
Polisin dağılma ihtarına uymayan protestocuların gözaltı işlemi sırasında güvenlik güçlerine direnmediği kaydedildi.
Filistinlilerin haklarını kararlılıkla savunan isimlerden oyuncu Hannah Einbinder, “Hükümetimiz Filistin’deki soykırımı bütünüyle finanse ederken sessiz kalmayacağız” diyerek bu eyleme katılmayı “bir Yahudi, bir Amerikalı ve bir insan olarak ahlaki görev” şeklinde tanımladı.
Gösterilerde, yıl içindeki ön seçimleri İsrail’e sağlanan askeri yardımların kesilmesi vaadiyle kazanan sol eğilimli siyasetçiler de ön saflarda yer aldı.
New York’tan Darializa Avila Chevalier ve Brad Lander, Pennsylvania’dan Chris Rabb, New Jersey’den Adam Hamawy ve Colorado’dan Melat Kiros alana çıktı. New York Belediye Meclisi üyeleri Chi Ossé ve Tiffany Cabán dahil olmak üzere bölgeden en az 10 siyasetçi ve aday polis tarafından gözaltına alındı.
Gözaltı işleminden önce konuşan Chevalier, “New Yorkluların bu duruma rıza göstermediğini haykırmamız hayati önem taşıyor. Vergilerimizin savaş suçlarına kalkan yapılmasına karşı duracağız” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki insani kriz sırasında sağlık heyetinde gönüllü çalışan eski askeri doktor Adam Hamawy, BM’nin Netanyahu’yu konuk etmesine tepki gösterdi.
Hamawy, “Soykırımı engellemek için sokaklara dökülmek zorunda kalmamalıydık. Netanyahu’nun Lahey’deki mahkemede savaş suçlusu olarak yargılanması gerekirken bizim sokakta hakkımızı aramak zorunda bırakılmamız kabul edilemez” dedi.
Kasım seçimlerinde New York eyalet meclisine girmesi beklenen ilk Filistin kökenli Amerikalı aday Aber Kawas da gözaltına alınanlar arasında yer aldı.
Mamdani’nin Netanyahu’yu gözaltına alma vaadiyle geniş kitlelerin desteğini kazandığına dikkat çeken Kawas, “New Yorklular Netanyahu’nun bu kentte serbestçe dolaşmasını istemiyor; bağımsız yargı önünde tutuklanmasını talep ediyor” sözleriyle kamuoyunun tepkisini aktardı.
Ortadoğu
BAE, İranlı Bank Melli’nin ülkedeki işlemlerini yasakladı

BAE Merkez Bankası, İranlı Bank Melli’nin ülkedeki şubelerinin tüm finansal işlemlerini ve para transferlerini yasakladı. Kararın yürürlükteki bankacılık mevzuatına uyulmaması ile kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele denetimleri sonucunda alındığı kaydedildi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası, İran merkezli Bank Melli’nin ülkedeki tüm şubelerine kapsamlı yaptırım kararları getirdi.
Düzenlemeyle birlikte bankanın BAE sınırları içerisindeki tüm şubelerinin İran bağlantılı finansal işlem yürütmesi, para transferi gerçekleştirmesi ve ticaret finansmanı sağlaması yasaklandı.
Merkez Bankası, kararın gerekçesini yürürlükteki bankacılık mevzuatına ve denetim kurallarına uyulmaması olarak açıkladı.
Yapılan resmi bilgilendirmede kara para aklama, terörün finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasıyla mücadele düzenlemelerine işaret edildi; yaptırımların bankaya yönelik kapsamlı denetimlerin neticesinde yürürlüğe girdiği kaydedildi.
Washington yönetimi ise İran bankalarını ve havayolu şirketlerini küresel finans ağından bütünüyle dışlama amacıyla bölgedeki baskısını artırıyor. ABD Hazine Bakanlığı, 28 Ağustos tarihinde Bank Melli’nin Dubai şube müdürü olarak görev yapan İran vatandaşı Reza Mohammad Taeedi’yi yaptırım listesine eklemişti.
ABD yönetimi daha önce de Mısır merkezli Banque Misr’in BAE şubelerinin İran bağlantılı işlemleri sebebiyle dolar takas sistemine erişim yetkisini kesmişti.
Bölgede İran bağlantılı finans kuruluşlarına yönelik kısıtlamalar Türkiye ayağında da karşılık buluyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 18 Eylül’de İran sermayeli Bank Mellat’ın faaliyet iznini iptal ederek bankanın Türkiye’deki 44 yıllık faaliyetine son verdi.
BDDK kararında mevduat sahiplerinin hakları ile finansal istikrara yönelik riskleri gerekçe gösterdi, ABD yaptırımlarına değinmedi.
Hisselerinin çoğunluğu İran devletine ait olan Bank Mellat; ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere’nin yaptırım listelerinde yer alıyor.
Türkiye ayrıca ABD’nin Mahan Air’e hizmet sağlayan üç Türk şirketine yaptırım uygulamasının akabinde İranlı havayolu şirketinin Türkiye uçuşlarını durdurdu.
ABD Hazine Bakanlığı ise 4 Eylül’de Golden Global Bank ile bankanın İstanbul merkezli iki iştirakini, İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü’ne mali kaynak aktarma suçlamasıyla yaptırım kapsamına aldı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Tahran ile finansal bağlarını sürdüren ülke ve kuruluşlara her hafta yeni ikincil yaptırımlar getireceklerini duyurdu. Bessent yürüttükleri yaptırım politikasına ilişkin olarak, “Gerekirse bu finansal şiddet olacak” dedi.
Ortadoğu
İran’dan bölge ülkelerine ABD yaptırımlarına destek vermeme uyarısı

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Muhsin Rızai, ABD’nin havacılık yaptırımlarına ortak olan bölge ülkelerinin kendi havalimanlarını da işletemeyeceğini söyledi.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Muhsin Rızai, ABD’nin İran sivil havacılık sektörünü hedef alan yaptırımlarına destek vermemeleri konusunda bölge ülkelerine uyarıda bulundu.
Devlet televizyonuna mülakat veren Rızai, bölge ülkelerinden ABD’nin başlattığı adıma ortak olmamalarını istedi. Rızai, “Bölgedeki bütün ülkelerden ABD’nin bu macerasına katılmamalarını istiyoruz. İran uçaklarının sefer yapmasına izin vermezlerse kendi havalimanlarından da uçuş yapılamaz” ifadelerini kullandı.
Komşu ülkelere seslenen İranlı yetkili, “Siz bizim dostlarımızsınız ancak ABD’nin safına katılmamalısınız. Savaşın yayılmasını önlemelisiniz” dedi.
Washington yönetiminin İran sivil havacılığına yönelik yaptırım kararı dün yürürlüğe girdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, CNBC kanalına verdiği mülakatta, 23 Eylül itibarıyla tüm İran havayolu şirketlerine ait uçakların dünya genelinde yere indirileceğini söyledi.
İran uçaklarına yakıt, yer hizmeti veya bilet satışı sağlayan işletmeleri uyaran Bessent, bu şirketlerin Amerikan doları sisteminin dışına itileceğini vurguladı. Washington yönetimi bu ayın başında, aralarında Mahan Air şirketinin de yer aldığı tüm İran yolcu uçaklarını ve bunlarla ticari temas kuran yabancı işletmeleri yaptırım kapsamına almıştı.
Uçuş takip platformu Flightradar24 verilerine göre Mahan Air’e ait yolcu uçağı, yeni kısıtlamaların devreye girdiği 23 Eylül tarihinde Çin’in güneyine iniş yaptı.
Tahran yönetimi, bu dönemde ABD ile diplomatik temaslara dönme şartlarını Katar üzerinden Washington’a aktardı. Tahran’ın talepleri arasında bütün cephelerde çatışmaların durması, ABD saldırılarının son bulması, İran limanlarındaki deniz ablukasının kaldırılması, ekonomik kısıtlamaların bitirilmesi ve dondurulan İran varlıklarının iadesi yer alıyor.
Öte yandan İran ordusu, Washington’ın bazı bölge ülkelerinin katkısıyla yeni saldırılar planladığına dair istihbarat edindiklerini duyurdu.
Ordudan yapılan açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı hata yapılması halinde ABD’nin bölgedeki tüm askeri mevzileri ile çıkarlarının sınır tanınmaksızın kesintisiz, ağır ve etkili saldırılarla hedef alınacağı kaydedildi.
Devrim Muhafızları Ordusu da gerilimin artması halinde yeni hedefler ve yeni silah sistemleriyle karşılık verileceğini, çatışmaların coğrafi sahasının genişletileceğini ilan etti.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Asya2 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”










