Dünya Basını
Fransa, Afrika’ya veda ediyor
Çevirmenin notu: Aşağıda çevirisini sunduğumuz güncel inceleme yazısı, Fransa’nın sömürge sonrası dönemde ekonomik ve siyasi nüfuzunu sürdürme çabalarını ve bölgedeki aktörlerin artan özerklik taleplerini ele alırken, emperyalizmin dönüşen biçimlerini sorgulamaya dönük de önemli bir pencere açıyor. Sahel’de yaşanan dönüşüm, yalnızca Fransa’nın gerileyen gücünü değil, aynı zamanda küresel kapitalist dinamiklerin yeniden yapılandırdığı jeopolitik dengeleri de gözler önüne seriyor. Bu çerçevede, Afrika ülkelerinin eski sömürgeci metropolden koparak alternatif güç merkezleriyle ilişkilerini derinleştirmesi, basit bir jeopolitik kayma olarak değil, küresel güç hiyerarşilerinin kırılganlaştığı bir dönemde bağımsız ekonomik ve siyasi inisiyatiflerin inşasına yönelik kritik hamleler olarak okunmalı.
Zayıflamış bir Fransa Afrika’ya veda ediyor
Sarah N’tsia
Euractiv
5 Şubat 2025
Çev. Leman Meral Ünal
Son birkaç yıl içinde Fransız ordusu Afrika’daki askeri üslerinin büyük çoğunluğunu kaybetti, eski sömürgelerle ilişkiler sallantıda olsa da çoğu ülke Fransa ile askeri varlıktan bağımsız, yeni bir ilişki kurmayı umut ediyor.
Paris’teki artan bütçe baskıları ve siyasi çalkantılarla eşzamanlı olarak gerçekleşen bu kademeli geri çekilme, ilk kez 17. yüzyılda kıtada sömürgeci varlığını tesis eden Fransa için Afrika’daki nüfuzunun neredeyse tamamen kaybolduğunun bir göstergesi.
Bu süreç, Fransız askeri varlığına ve Sahel bölgesindeki¹ İslamcı isyanlara karşı yürütülen savaşa yönelik artan muhalefet nedeniyle, bölgede 40 yılı aşkın süredir devam eden askeri mevcudiyetin kademeli olarak sonunu getirmiştir. Uzmanlar ve medya tarafından “Françafrique’in düşüşü” olarak adlandırılan bu çekilme, Batı ile güvenlik ve kalkınma alanındaki iş birliklerinden uzaklaşarak Çin ve Rusya gibi aktörlere yönelme eğilimini de beraberinde getiriyor.
Daha geçtiğimiz hafta Fransa, N’Djamena üssünü resmen Çad makamlarına teslim etti; Çad’ın Fransa ile olan güvenlik ve savunma anlaşmalarını sonlandırmasının ardından ise kalan son askerlerini ülkeden çekti.
Bu gelişmenin, Fransız birliklerinin 2022’de Mali’den, 2023’te ise Burkina Faso’dan çıkarılmasının ardından geldiğini hatırlatalım. Eylül 2023’te gerçekleşen askeri darbenin ardından Fransa, Mali’deki terörle mücadele operasyonlarında uzun süre üs olarak kullandığı Nijer ile askeri iş birliğini de sona erdirmişti.
Üstelik Fransız birliklerinin eski kolonilerden çekilme sürecinin devam edeceği öngörülüyor.
Sahel’e komşu olan Fildişi Sahili ve Senegal, 2025 yılı itibariyle ülkelerindeki Fransız askeri varlığının sona ereceğini açıklarken, hemen hemen aynı zamanlarda Nijer’deki askeri rejim de “tam egemenlik yolunda ilerlediklerini” ilan etti.
Afrika ile ilişkilerin yeniden tanımlanması
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ocak ayı başında düzenlenen yıllık büyükelçiler konferansında yaptığı konuşmada, “Hayır, Fransa Afrika’dan geri çekilmiyor; yalnızca gerçekçi bir perspektifle kendisini yeniden yapılandırıyor” ifadelerini kullanmıştı.
Macron ayrıca Paris’in Afrika bölgesine yaptığı son askeri müdahaleleri de savunmuş, hatta “Fransız desteği olmadan hiçbir Afrika devletinin egemen bir ülke olarak varlığını sürdüremeyeceği” gibi provokatif ifadeler kullanarak gerilimi daha da tırmandırmıştı.
Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Ifri) Sahra Altı Afrika Merkezi araştırmacılarından Thierry Vircoulon, “Afrika’da Fransızca konuşulan ülkelerin tamamı Fransa ile aynı düzeyde ekonomik ilişkilere sahip değil” diyor.
“Daha genel bir ifadeyle, Fransa ve [Batı] Afrika arasındaki ilişkiler 20. yüzyılın sonundan bu yana giderek zayıfladı. Şimdilerde bu süreç hızlanıyor ve zamanla tamamen ihmal edilebilir bir hale gelecektir” değerlendirmesini yapıyor.
Fransa Maliye Bakanlığı’nın 2024 rakamlarına göre, Fransa ile Sahra Altı Afrika’daki 48 ülkeyle kaydedilen toplam ticaret hacmi 2023 yılında 24,5 milyar avro, Fransa’nın ihracatının yüzde 1,8’i; ithalatının ise yüzde 1,9’una tekabül ediyor. Bu veriler, son on yıl içinde ticari ilişkilerde gözlemlenen aşağı yönlü eğilimle birleştiğinde daha anlamlı bir hale geliyor.
Nijer’den gelen uranyum risk altında
Fransa ile Çad arasındaki ticaret neredeyse yok denecek kadar az olsa da aynı durum Nijer için geçerli değil. Fransız devletinin çoğunluk hissesine sahip olduğu nükleer yakıt şirketi Orano, Nijer’de üç yan kuruluşu aracılığıyla uranyum madenciliği yapmaya devam ediyor.
AFP’nin haberine göre Nijer’in uranyumu Fransa ve hatta Avrupa için stratejik önem taşıyor; nitekim 2022 yılı itibariyle Avrupa’daki nükleer santrallere sağlanan uranyumun dörtte biri Nijer’den temin ediliyor.
Ancak mevcut durum giderek belirsizleşmektedir, zira Nijer, başta uranyum madenciliği olmak üzere doğal kaynaklarının yönetimi üzerindeki kontrolünü geri kazanma niyetini artık açıkça ortaya koyuyor.
Orano, yüzde 36,6’sı Nijer devletine ait olan Nijer’deki madencilik iştirakindeki üretimini Ekim 2024 sonunda “operasyonel kontrol” kaybını gerekçe göstererek askıya almış, ardından ocak ayı sonunda Nijer aleyhine yeni bir tahkim davası açarak ülkeyi, “[uranyum] üretiminin ticarileştirilmesini engellemekle” suçlamıştı.
Bunun da ötesinde, Sahel’e komşu olan Mali, Burkina Faso ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ne benzer şekilde Nijer de artık Rusya ve İran’a yönelmeyi tercih ediyor. Çin ise 2024 yılının ilk yarısında Afrika’nın en büyük ticaret ortağı konumuna yükselmiş ve kıta ile toplam ticaret hacmi 152 milyar avroyu aşmıştır.
“İlişkileri tümüyle koparma” arzusu yok
Ne var ki, diğer Sahel ülkelerinde durum biraz daha iyimser görünüyor.
Burkina Faso’daki yetkililer için Fransız askeri varlığının sona ermesi, diplomatik ilişkilerin tamamen kesileceği anlamına gelmiyor. Başka bir deyişle, Fransız hazine verileri, 2023 yılında 2022’ye nazaran daha düşük ticaret hacmine ve hatta geleceğe ilişkin “belirsiz” öngörülere dikkat çekse de, işlerin halen olumlu yönde seyretme potansiyeli mevcut.
Fildişi Sahili’ne gelince, oradaki ticari ilişkiler tablosu Fransa için daha da umut verici. Nitekim Vircoulon’un dikkat çektiği üzere, ülkede faaliyet gösteren çok sayıda Fransız şirketi var.
Ülkede yaklaşık 300 Fransız iştiraki bulunuyor ve 700’den fazla Fildişili işletme Fransız sermayesi tarafından yönetiliyor. Burası, Fransa’nın Sahra Altı Afrika’daki ikinci en büyük müşterisi ve dördüncü en büyük tedarikçisi konumunda, özellikle de kakao ticaretinde. Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı’nın rakamlarına göre, 2023 yılı itibariyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2,4 milyar avro olarak gerçekleşti.
Senegal açısından da mesaj gayet net: Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye, Kasım ayında yaptığı açıklamada, “Sadece Fransa’nın değil, genel olarak askeri varlığın sona erdirilmesine yönelik bir eğilim, Fransa ile tüm ilişkileri koparma arzusu olarak yorumlanmamalıdır” demişti.
Ancak Vircoulon, Diomaye Faye’nin Afrika merkezli dış politikasına dikkat çekerek, bunun her halükârda “Fransa ile Senegal arasındaki ekonomik ilişkileri yavaşlatabileceği” uyarısında bulunuyor.
Senegal’in Saint-Louis kentinde serbest çalışan Babacar Ndiaye, Fransız ve Avrupalı şirketler ile yerel ekonomik aktörler arasındaki iş birliğini kolaylaştırmak için her gün çalışıyor. Ve ülkesi ile Fransa arasındaki gergin diplomatik ilişkilerin işlerini etkileyebileceğinden endişe duyuyor:
“Mesleki nedenlerle üç aylık vize almak zaten başlı başına karmaşık bir süreçti, ancak ilerleyen günlerde durumun daha da kötüleşmesinden ve ekonomik projelerimizi sekteye uğratmasından korkuyorum.”
Elbette, her durumda, “tango için iki kişi gerekir”. Vircoulon, Afrika’nın Fransız ekonomisi üzerindeki yadsınamaz etkisini göz ardı etmemenin önemli olduğunu söylüyor – özellikle de 2023 yılında Fransız şirketlerinin Afrika kıtasında 230,000 kişiyi istihdam ettiği düşünüldüğünde…
¹ Britannica’ye göre Sahra Çölü ile Afrika’nın tropikal kuşağı arasında uzanan yarı kurak bir geçiş bölgesi. Atlas Okyanusu’ndan doğuya doğru kuzey Senegal, güney Moritanya, Mali’deki Nijer Nehri’nin büyük kıvrımı, Burkina Faso, güney Nijer, kuzeydoğu Nijerya, güney-orta Çad ve Sudan’ı içine alır. (ç.n)