Ortadoğu

Gazze’de yardım adı altında ölüm tuzağı: Paralı askerler, CIA bağlantılı paravan şirketler…

Yayınlanma

Gazze’de 20 aydır devam eden ve 77 yıllık bir işgalin en kanlı perdesini oluşturan soykırım, 21. yüzyılın en sinsi savaş metotlarından biriyle yeni bir evreye taşındı; insani yardım maskesi altına gizlenmiş, kâr ve ideoloji odaklı bir toplu kıyım. Bu kanlı mekanizmanın merkezinde, ABD merkezli özel güvenlik şirketleri, eski istihbaratçılar tarafından yönetilen paravan yapılar ve Evanjelist Siyonist liderlerin kontrolündeki bir sözde yardım vakfı bulunuyor.

Kuzey Karolina merkezli UG Solutions, Wyoming merkezli bir servet yönetimi firmasının paravanı olan Safe Reach Solutions ve bu yapıların vitrindeki yüzü Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF), İsrail ordusunun doğrudan gözetimi ve işbirliğiyle, açlıkla boğuşan Filistinli sivilleri sistematik olarak birer “ölüm tuzağına” çekiyor. Yardım dağıtım noktaları, kasıtlı olarak aktif savaş bölgelerinin ortasına kuruluyor ve yiyecek bulma umuduyla bu noktalara gelen binlerce silahsız sivil, İsrail askerlerinin ve Amerikalı yüklenicilerin açtığı ateşle ya da kaos ortamında ezilerek can veriyor.

Bu kanlı mekanizmanın iç yüzü, operasyonda bizzat görev almış, 25 yıllık ABD Özel Kuvvetler (Yeşil Bereliler) mensubu, madalyalı emekli Yarbay Anthony Aguilar gibi vicdan sahibi tanıkların itirafları ve uluslararası kuruluşların raporlarıyla görünür oldu. Ortaya çıkan tablo, sadece bir savaş suçu silsilesini değil, aynı zamanda Evanjelik Siyonizm, aşırı sağcı ideolojiler, eski CIA yetkililerinin yönettiği paravan şirketler ve dizginsiz sermayenin Filistin halkını yok etme projesinde nasıl iç içe geçtiğini de gözler önüne seriyor.

Evanjelist liderliğindeki paravan vakıf GHF

Gazze’deki bu ölümcül operasyonun kamuoyuna dönük yüzü olarak tasarlanan Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF), dijital dünyada neredeyse hiçbir iz bırakmadan, bir hayalet gibi ortaya çıktı. ABD Dışişleri Bakanlığının varlığını savunan anlaşılmaz açıklamalarına rağmen, kuruluşun internet sitesi uzun süre içi boş bir “yapım aşamasında” sayfasından ibaretti. GHF, kendisini Gazze halkına “kritik yardım ve destek” sağlayan bir yapı olarak tanıtsa da, bu ifade pratikte tam tersi.

Kuruluşun kurucusu ve ilk yöneticisi Jake Wood’un, resmi açılıştan hemen önce 26 Mayıs 2025’te istifa etmesinin ardından yerine getirilen isim, projenin asıl amacını ele verir nitelikteydi: Johnnie Moore.

Moore, kariyerine Jerry Falwell Sr. tarafından kurulan Evanjelist Liberty Üniversitesi’nin Kurumsal İletişim Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak başlamış bir halkla ilişkiler uzmanı ve Evanjelik bir liderdi. Daha sonra kurduğu Kairo Company adlı halkla ilişkiler şirketi, kendisini “İşi bitiririz… Ne gerekirse yaparız,” sloganıyla tanıtıyordu. Bu “sonuç odaklı” yaklaşım, GHF’nin yürüttüğü kanlı operasyonun felsefesini özetler gibiydi.

Moore’un atanması, GHF’nin İsrail Koordinasyon ve İrtibat İdaresi (COGAT) ve İsrail ordusuyla ne kadar yakın çalıştığı düşünüldüğünde şaşırtıcı değildi. Moore, 2016’daki Trump faaliyetinde Evanjelik danışma kurulunun eş başkanlığını yapmış, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmüş ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yakın ilişkiler kurmuştu. Ancak en dikkat çekici bağlantısı, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile olan işbirliğiydi.

Moore’un sosyal medya hesabı, İsrailli risk sermayedarları, Fox News ve Breitbart gibi yayın organları ve savaşı savunan finansörlerin Siyonist propagandalarıyla dolu. GHF’nin yardım dağıtımlarında yaşanan ve yüzlerce Filistinlinin hayatına mal olan katliamların ardından Moore, sorumluluğu Hamas’a yıkan bir dil kullandı. Bir sosyal medya paylaşımında, Hristiyanlık ve barış söyleminin arkasına saklanarak şu ifadeleri kullandı:

“Tarafsızlık ilkesi, nötrlük anlamına gelmez. Bu dünyada iyilik ve kötülük vardır. Bizim yaptığımız iyiliktir ve Hamas’ın bu Gazzelilere yaptığı şey ise mutlak kötülüktür… Bize katılmayacaksanız bile en azından HAMAS’ı boykot edecek cesaretiniz olsun, bizi değil… Roma İmparatorluğu tarafından işkence gören Hristiyanlara yazılmış şu sözler aklımdan çıkmıyor: ‘Barışın Tanrısı, kısa zamanda Şeytan’ı ayaklarınızın altına ezecektir.’ Romalılar 16:20.”

Bu sözler, operasyonun ardındaki aklı açıkça ortaya koyuyor. Anayasal Haklar Merkezi, 10 Haziran 2025’te Johnnie Moore’a gönderdiği bir bildiriyle, GHF’nin “savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve Soykırım Sözleşmesi ihlallerine ortaklık nedeniyle doğabilecek yasal sorumluluk riski” altında olduğunu bildirdi.

GHF’nin finansal altyapısı da projenin arkasındaki güçleri gözler önüne seriyor. 8 Mayıs 2025 tarihli operasyon özetinde, vakfın Truist Bank ve JP Morgan Chase ile bankacılık ilişkileri sürdürdüğü ve İsviçre merkezli şubesi için Goldman Sachs’tan sözlü taahhüt aldığı belirtiliyor. Bu, soykırım suçlamalarının gölgesinde, küresel finans devlerinin de bu kanlı mekanizmanın bir parçası olduğunu gösteriyor.

Operasyonun kas gücü: Paralı askerler, paravan şirketler

GHF’nin sahadaki operasyonlarını yürüten ve şiddet tekelini elinde bulunduran yapılar, ABD merkezli özel güvenlik yüklenicileri. Bu firmalar, sadece askeri geçmişleriyle değil, aynı zamanda şaibeli kurumsal yapıları ve personelinin aşırılıkçı ideolojileriyle de dikkat çekiyor.

Operasyonun ana yüklenicilerinden UG Solutions, eski bir ABD Özel Kuvvetler askeri olan Jameson Govoni tarafından yönetiliyor. Govoni, kendisini “Boston’lı bir serseri” olarak tanımlıyor ve “bize acı çektirenlere acı çektirmek için orduya katıldım,” diyordu. Bu zihniyet, şirketin Gazze’deki acımasız uygulamalarının temelini oluşturuyor. Govoni, aynı zamanda 2022’de kurulan ve alkolün etkilerini azaltmayı vaat eden Alcohol Armor adlı bir ürünün de yaratıcısı. Bu ürünün fikrinin, Nikaragua’da gizli görevdeyken alkol tüketiminin zorunlu olduğu bir süreçte ortaya çıktığını anlatması, Govoni ve çevresinin profesyonellikten uzak, pervasız tavrına işaret ediyor. Ortağı Glenn Devitt’in, “Ordu içinde açık ara farkla en berbat içiciler biziz. Midem pompayla boşaltılmıştı,” sözleri biliniyor.

UG Solutions’ın ideolojik profili, sahada görevlendirdiği personelle daha da netleşiyor. GHF’nin tartışmalı gıda dağıtım noktalarında güvenlik hizmeti veren ekip liderlerinden biri olan Johnny “Taz” Mulford’un, “radikal cihatçı harekete” karşı olduğunu ilan eden Haçlı temalı bir motosiklet kulübünün üyesi olduğu anlaşıldı. Infidels (Kâfirler) adlı motorcu grubunun üyesi olan Mulford, Facebook hesabında Haçlı seferleriyle ilişkilendirilen çok sayıda dövmesini sergiliyor. Bunlar arasında Tapınak Şövalyeleri’nin haçı, Kudüs haçı ve Papa 2. Urbanus’un Birinci Haçlı Seferi için çağrı yaptığı yıl olan 1095 sayısı yer alıyor.

The Intercept‘e konuşan Haçlı ikonografisi uzmanı Profesör Matthew Gabriele’ye göre bu semboller, ırkçı ve aşırı sağcı kesim tarafından sıkça benimseniyor ve İslam ile Hristiyanlık arasında varoluşsal bir savaş olduğu yönündeki hayali bir düşünceye gönderme yapıyor. Gabriele, 1095 tarihinin, Norveçli toplu katliamcı Anders Breivik’ten Yeni Zelanda’daki katliamın failine kadar aşırı sağcılar tarafından sembolik olarak kullanıldığını ve Müslümanların “öldürülmesi gereken bir tehdit” olduğu bir dünya görüşünü temsil ettiğini belirtti. Bu durum, ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa “yardım” götürme iddiasındaki bir operasyonun, aslında ne tür bir zihniyet tarafından yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

Safe Reach Solutions: Bir CIA paravanı

Operasyondaki diğer kilit yüklenici olan Safe Reach Solutions (SRS) ise çok daha karanlık bir yapıya sahip. Gazeteci Jack Poulson’ın araştırmasına göre, SRS, aslında Wyoming merkezli bir “nesiller arası servet yönetimi” firması olan Two Ocean Trust Ltd.’nin paravan şirketiydi. İki şirket de Jackson, Wyoming’de aynı adreste kayıtlı.

Daha da önemlisi, Washington Post’un haberine göre SRS, CIA’nın eski Özel Faaliyetler Merkezi başkanı Philip F. Reilly tarafından kurulmuştu. Şirketin kuruluş süreci, “şeffaflık” vaadine rağmen son derece gizli tutulmuştu. İnternet sitesi, şirketin resmi kuruluşundan sadece bir gün önce tescil edilmiş ve sitede ne şirketin hukuki ismine ne de herhangi bir yöneticiye dair bilgiye yer verilmişti. Şirketin kuruluş belgeleri, geçmişte Panama Belgeleri soruşturmalarına konu olan şaibeli aracılarla bağlantılıydı. Bu durum, Gazze’deki operasyonun sadece paralı askerler tarafından değil, aynı zamanda ABD istihbarat dünyasının derinliklerinden gelen ve finansal gizlilik konusunda uzmanlaşmış yapılar tarafından yönetildiğine işaret ediyor. Bir servet yönetimi firmasının, eski bir CIA şefinin liderliğinde, Gazze’de ölümcül bir güvenlik operasyonu yürütmesi, projenin insani yardımın çok ötesinde, gizli ve muhtemelen yasa dışı amaçlar taşıdığının en bariz kanıtı.

“Distopik ve post-apokaliptik bir manzara”

Bu karmaşık ve kanlı mekanizmanın iç yüzünü en net şekilde ortaya koyan kişi, operasyonda bizzat görev almış, 25 yıllık ABD Özel Kuvvetler (Yeşil Bereliler) mensubu, Mor Kalp ve Bronz Yıldız madalyalı emekli Yarbay Anthony Aguilar oldu. Aguilar, hem Democracy Now! hem de Tucker Carlson’a verdiği mülakatlarda, Gazze’de tanık olduğu sistematik savaş suçlarını ve insanlık dışı uygulamaları bütün çıplaklığıyla anlattı. Kendisini bir “paralı asker” ya da “muhbir” olarak değil, “vatansever bir Amerikalı” olarak tanımlayan Aguilar, Amerikan halkının tarihin yanlış tarafında yer aldığını bilmesi gerektiği için konuştuğunu söyledi.

Aguilar, Gazze’ye ilk girdiğinde karşılaştığı yıkımı, “distopik ve post-apokaliptik bir manzara” olarak tanımladı. Daha önce görev yaptığı Irak, Afganistan veya Suriye gibi savaş bölgeleriyle kıyaslanamayacak kadar vahim bir tabloyla karşılaştığını belirten Aguilar, “Gazze’de tanık olduğum şey, ancak bir yıkım manzarası olarak tanımlanabilir. Bu, insan ahlakının çöküşüydü. ABD olarak biz de bu sürece ortak olduk. Gazze’de devam eden vahşete ve soykırıma el birliğiyle katılıyoruz,” dedi. Açlık ve kıtlık iddialarını reddedenleri “insanlıktan çıkmış” olarak nitelendiren Aguilar, gördüklerinin bir abartı değil, somut bir gerçek olduğunu vurguladı.

“Ölüm tuzağı olarak tasarlandılar”

Aguilar’ın en sarsıcı ifşaatları, yardım dağıtım merkezlerinin konumu ve işleyişiyle ilgiliydi. Bu noktaların, Senatör Chris Van Hollen’ın da belirttiği gibi, birer “ölüm tuzağı” olarak tasarlandığını söyledi. Aguilar, bu merkezlerin kasıtlı olarak İsrail ordusunun aktif taarruz harekâtları yürüttüğü çatışma bölgelerinin tam ortasına kurulduğunu belirtti. Bu durumun Cenevre Sözleşmeleri’nin açık bir ihlali olduğunu vurgulayan Aguilar, “Bu noktalar bilerek çatışma bölgelerine kuruldu. Bu durumun ya tam bir cehalet ya da kasıtlı olduğunu düşündüm. Kasıtlı olarak buraya yerleştirildiler,” diye konuştu.

Ayrıca, bu merkezlerin dikenli tel yerine, sivillerde ciddi yaralanmalara yol açan jiletli tellerle çevrili olduğunu ve bu tellerin bizzat ABD’li yükleniciler tarafından talep edildiğini söyledi. Bu uygulamanın da tek başına bir savaş suçu teşkil ettiğini belirtti.

Aguilar, dağıtım noktalarında silahsız sivillere karşı uygulanan şiddetin sistematik olduğunu anlattı. Herhangi bir saldırı olmamasına rağmen, kalabalığı kontrol etmek amacıyla gelişigüzel güç kullanıldığını, angajman kurallarının veya uygun müdahale protokollerinin bulunmadığını söyledi. Daha da vahimi, kullanılan mühimmatın M855 zırh delici mermiler olduğunu belirtti. Aguilar, “Bu mermi, zırh delmek ve öldürmek üzere tasarlanmıştır. Silahsız insanlara karşı neden böyle bir mühimmat kullanılsın?” diye sordu.

29 Mayıs’ta bizzat çektiği bir videoyu kanıt olarak sunan Aguilar, GHF’ye bağlı silahlı bir Amerikalı güvenlik görevlisinin, yardım alanlardan uzaklaşan sivil bir kalabalığa ateş açtığını gösterdi. Videoda, ateş eden kişinin yanındaki bir başka görevlinin, “Vurdun galiba!” dediği duyuluyordu. Aguilar, “Silahsız, aç insanlara yalnızca daha hızlı gitmeleri için ateş açıldı. Bu video benim tarafımdan çekildi. Hamas değil, Gazze Sağlık Bakanlığı değil, ben; bir Amerikalı,” diyerek olayın faillerinin kim olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Aguilar, hem Amerikalı yüklenicilerin hem de İsrail askerlerinin açlıkla mücadele eden Filistinlilere ateş açtığını “hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde” bizzat gördüğünü teyit etti.

Aldatmaca operasyonu

Aguilar, operasyonun hukuki temelinin de baştan sona yasa dışı olduğunu ifşa etti. Kendisi dahil tüm UG Solutions çalışanlarının, yani silahlı Amerikalıların, İsrail’de “turist vizesiyle” bulunduğunu belirtti. Bu durumun uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve görevin aceleye getirilerek pek çok usulsüzlüğe göz yumulduğunu gösterdiğini söyledi.

GHF’nin yardım miktarına ilişkin iddialarının da bir aldatmaca olduğunu rakamlarla ortaya koydu. Vakfın 65 günde 96 milyon öğün dağıttığı yönündeki duyurusunu eleştiren Aguilar, basit bir hesaplamayla bunun ne anlama geldiğini açıkladı:

“96 milyonu 2,21 milyona, sonra günde üç öğüne, sonra da 65 güne böldüğünüzde, 65 günün sadece 15 günü için yiyecek sağlamış oluyoruz. Diğer 50 güne ne oldu? Bu bir yardım değil; bu, sistematik bir aç bırakma operasyonudur.”

Aguilar, GHF’nin bu operasyonu yürütecek kapasiteye sahip olmadığını ve derhal fonlarının kesilerek yardım sürecinin yeniden Birleşmiş Milletlere devredilmesi gerektiğini savundu.

Aguilar, UG Solutions’ın kendisini itibarsızlaştırma girişimlerine de yanıt verdi. Şirketin, kendisini uygunsuz davranış nedeniyle kovduklarını iddia ettiğini, oysa kendisinin 13 Haziran’da istifa ettiğini belirtti. İstifasından sonra bile maaşının ödendiğini, sigortasının karşılandığını ve istifasını geri çekmesi için ikna edilmeye çalışıldığını söyledi. “Kovulmadım. Aksine, iki kez terfi ettirildim, maaşım iki kez artırıldı,” diyen Aguilar, elindeki tüm kanıtların orijinal, zaman damgalı ve doğrulanmış olduğunu, hatta UG Solutions’ın kendi basın açıklamasında onun videolarından birini kullandığını ekledi.

ABD’de çatlak sesler

Bu kanlı operasyon, hem ABD içinde hem de uluslararası alanda tepkilere yol açtı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), 1 Ağustos 2025’te yayımladığı raporda, İsrail güçlerinin yardım dağıtım noktalarında düzenli olarak açlıkla boğuşan Filistinli sivillere ateş açmasının “savaş suçu” anlamına geldiğini bildirdi.

ABD Kongresinde de bazı üyelerden de sesler gelmeye başladı. Temsilciler Meclisi üyeleri Joaquin Castro ve Sara Jacobs ile Senatörler Peter Welch ve Chris Van Hollen, UG Solutions ve Safe Reach Solutions şirketlerine bir mektup göndererek, Gazze’deki faaliyetlerine ilişkin açıklama talep etti. Mektupta, şirketlerin ve personelinin, ABD’nin Savaş Suçları Yasası gibi yasalar kapsamında ileride cezai ve hukuki sorumlulukla karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulunuldu. Yasama üyeleri, “Personelinizin… Turist vizesiyle İsrail’e getirildiğini, Gazze’ye savaş donanımıyla gönderildiklerini ve İsrailli yetkililer tarafından silahsız ve aç Filistinli sivillere karşı ölümcül güç kullanmaları için emir verildiğini” gösteren bilgiler olduğunu belirttiler. En az 21 ABD senatörü de Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya mektup yazarak, GHF’ye yapılan ABD fonlamasının durdurulmasını talep etti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version