Bizi Takip Edin

Amerika

Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin: BM açıkça antisemitik

Yayınlanma

Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin, cumartesi günü çalışanlara yönelik bir iç forumda Birleşmiş Milletler’i “açıkça antisemitik” olarak nitelendirdi.

Brin’in yorumları, geçen ay yayınlanan ve Google ve ana şirketi Alphabet’in de dahil olduğu teknoloji şirketlerinin İsrail hükümetine ve ordusuna bulut ve yapay zeka teknolojileri sağlayarak Gazze’de “İsrail’in gerçekleştirdiği soykırımdan” kâr elde ettiğini iddia eden BM raporuna yanıt olarak geldi.

Washington Post’ın gördüğü ekran görüntülerine göre Brin, şirketin yapay zeka bölümü Google DeepMind’da çalışanların raporu tartıştığı bir forumda, “Tüm saygımla, Gazze ile ilgili olarak soykırım terimini kullanmak, gerçek soykırımlara maruz kalmış birçok Yahudi için son derece incitici. Bu konularda BM gibi şeffaf bir şekilde antisemitik kuruluşları alıntılamaya da dikkat ederdim,” diye yazdı.

BM raporu, işgal altındaki Filistin toprakları özel raportörü İtalyan hukukçu Francesca Albanese tarafından yazıldı. ABD’nin BM temsilcisi, Albanese’yi “antisemitizm ve İsrail’e karşı önyargılı olmakla” suçlayarak görevden alınmasını istedi.

Sözcüsü aracılığıyla Post’a yorum yapan Brin, “Yorumlarım, açıkça önyargılı ve yanıltıcı bir raporu alıntılayan bir iç tartışmaya yanıt olarak yapıldı,” dedi.

Brin, Google Chat’te bulunan ve çoğu yapay zeka araştırmacısı olan yaklaşık 2.500 üyenin bulunduğu iç forumda nadiren yorum yapıyor. Forum üyesi ve Post tarafından incelenen ekran görüntülerine göre, Brin’in BM’ye yönelik suçlamaları bazı çalışanları “şaşırttı ve üzdü.”

Google yönetimi, 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı operasyonunun ardından, şirketin İsrail ile olan ilişkilerini protesto eden çalışanlarla çatışmış ve onları işten çıkarmıştı.

Post’un ocak ayında bildirdiğine göre, şirket, operasyonun ardından yapay zeka araçlarını İsrail ordusuna satmaya karar verdi.

Ken Auletta’nın 2009 yılında yayınlanan Googled: The End of the World as We Know It [Google’landınız: Bildiğimiz Dünyanın Sonu] kitabına göre, Brin, “Sovyetler Birliği’nde maruz kaldıkları antisemitizmden kaçmak isteyen” Rus Yahudisi ebeveynleriyle birlikte çocukken Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti.

Brin ve Google’ın kurucu ortağı Larry Page, 2019 yılında şirketteki günlük görevlerinden ayrıldı. Fakat Brin, 2022’nin sonlarında OpenAI’ın ChatGPT’sini piyasaya sürmesinin ardından Google’ın yapay zeka alanında rekabet etme çabalarına dahil oldu.

BM raporu, örgütün özel raportörü Albanese’nin İsrail’in Gazze’deki askeri harekatından sorumlu tutulması gerektiğini söylediği şirketlerin isimlerini veriyor.

Washington Post: Google çalışanları İsrail ordusuna doğrudan yardım ediyor

Raporda, Amerikan teknoloji devlerinin, İsrail’in Gazze’yi kontrolü altında tutmasıyla ortaya çıkan ve ordunun bilgi işlem hizmetleri ve bulut depolama alanına olan ihtiyacının artmasıyla oluşan kazançlı fırsatı değerlendirdikleri iddia ediliyor.

Raporda, İsrail’in 2021 yılında Google ve Amazon’a verdiği 1,2 milyar dolarlık bulut bilişim sözleşmesi olan Project Nimbus’a dikkat çekiliyor ve İsrail’in iç askeri bulutunun Hamas saldırıları sonrasında aşırı yüklenmesi üzerine bu şirketlerin “kritik bulut ve yapay zeka altyapısı ile devreye girdikleri” iddia ediliyor.

Geçen hafta, ABD’nin Birleşmiş Milletler Nezdindeki Misyonu, BM Genel Sekreteri’nden Albanese’nin faaliyetlerini kınamasını ve görevinden alınmasını talep ederek, bu yılın başlarında yaptığı, Albanese’nin görev süresinin uzatılmasına karşı çıkan talebini yineledi.

Google, İsrail’in ulusal güvenlik kurumlarından kamuoyu önünde uzak durmaya çalıştı, fakat Post ocak ayında, şirketin bulut bölümündeki belgelerin, 7 Ekim saldırıları sonrasında çalışanların ülkenin Savunma Bakanlığı ve İsrail Savunma Kuvvetlerinin yapay zeka teknolojisine erişimine doğrudan yardım ettiğini gösterdiğini bildirdi.

Şubat ayında şirket, yapay zeka teknolojisine ilişkin etik kurallarından, yapay zeka teknolojisini silah veya gözetleme amaçlı kullanmayacağına dair taahhüdünü kaldırdı.

Google’ın askeri sözleşmelerine karşı çalışanların protestoları üzerine 2018’de ilk kez yayınlanan genel kurallar, “uluslararası hukuk ve insan haklarının yaygın olarak kabul edilen ilkeleriyle” uyumlu, sorumlu yapay zeka peşinde olunacağını vaat ediyor.

Bazı teknoloji şirketleri, İsrail hükümetiyle iş yapmaları nedeniyle çalışanların protestoları üzerine çalışanların aktivizm ve siyasi muhalefetini bastırdı.

Google, 2024 yılında İsrail ile bulut sözleşmesini protesto eden bazı çalışanlarını işten çıkardıktan sonra, CEO Sundar Pichai bir şirket notunda çalışanların işyerlerini “rahatsız edici konular hakkında tartışmak veya siyaset tartışmak” için kullanmamaları gerektiğini söyledi.

Brin’in Google DeepMind’a atıfta bulunarak “GDM Hot Goss” olarak adlandırılan AI forumundaki yorumu, raporun bulgularından “dehşete düşmüş” görünen bir AI araştırma mühendisinin mesajının ardından geldi.

Mühendis, Google’ın AI yatırımlarının çoğunun sanal asistan uygulaması Gemini’ye odaklandığını belirtti. Ekran görüntülerinde, “Buradaki tek olumlu nokta, tüm zamanımızı ve paramızı Gemini’ye harcıyor ve soykırım için daha yararlı bir şeye harcamıyor olmamız,” yazıyor.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English