Amerika
İkinci Trump yönetiminin ilk hedefi Maduro
Yeni Donald Trump yönetimi, daha göreve başlamadan önce kendisine öncelikli hedef olarak Venezuela’yı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu belirledi.
Axios’ta yer alan iddiaya göre Trump’ın ekibi Maduro’nun kısa süre önce devrilen Suriye lideri Beşar Esad’ın yolundan gitmesini istediğini söylüyor.
Fakat Trump’ın danışmanları rejim değişikliğinin mutlaka “askeri harekat” anlamına gelmediğini söylüyor.
Dış politika tartışmalarında yer alan Trump’ın bir danışmanı Axios’a verdiği demeçte, “Maduro’nun Moskova’da Esad ile komşu olduğunu görmeyi hiç umursamayız,” dedi.
Trump, seçim kampanyası sırasında Maduro’yu, Tren de Aragua gibi suç çetelerini kasıtlı olarak ABD’ye göndermekle suçlamıştı.
Maduro: Aşırıcılar, AB’nin talimatıyla Venezuela’ya müdahale etmeye çalışıyor
Florida Senatörü Marco Rubio çarşamba günü Trump’ın dışişleri bakanı olmak için onay duruşmasında yaptığı açıklamada, Venezuela’nın “kendisini bir ulus-devlet olarak güçlendirmiş bir narko-kaçakçılık örgütü tarafından yönetildiğini” ileri sürdü.
Venezuela’nın en yakın müttefiki, Amerika’nın Latin Amerika’daki en eski düşmanı Küba. Rubio, Maduro yönetiminin aynı zamanda Çin, Rusya ve Venezuela’da insansız hava araçları inşa eden İran ile de ittifak halinde olduğunu öne sürdü.
Trump ilk döneminde Venezuela’ya yaptırım uyguladı fakat seçilmiş başkanın Maduro’yu görevden uzaklaştırmak için ne yapmak istediği belli değil.
Dış politika görüşmelerine katılan Trump danışmanı Venezuela’daki durum için “Sürdürülebilir değil,” dedi. Maduro’nun “ülkeyi kelimenin tam anlamıyla mahvettiğini” öne süren yetkili, büyük mülteci sorunlarının bulunduğunu, Caracas’ın suçluları ABD’ye gönderdiğini, petrol üretiminin düştüğünü ve ülkede “Çinlilerin, Rusların ve Kübalıların olduğunu” savundu.
ABD Maduro’nun rakibini Venezuela seçimlerinin galibi olarak tanıdı
Axios’a göre Trump’ın Venezuela’ya olan ilgisi, özellikle Batı Yarımküre söz konusu olduğunda, “Önce Amerika” temasının sık sık yansıttığı “izolasyonist modelden” başka bir şey olmayan daha geniş, gelişmekte olan bir ulusal güvenlik politikasının parçası.
Trump’ın “Donroe Doktrini” olarak adlandırılan yeni politikası, ABD’nin müttefiklerini kızdıracak şekilde Kanada’yı ilhak etme ve Meksika’yı potansiyel olarak işgal etme spekülasyonlarının yanı sıra, Grönland’ı satın alma ve Panama Kanalını “Çinlilerden kurtarmayı” da içeriyor.
Öte yandan petrol lobisi ve yatırımcılar geçen yılın sonlarında ABD ile Venezuela arasındaki ilişkileri yumuşatmak için bir kampanya başlatmıştı.
Kasım ayında, ABD’nin yaptırımları hafifleteceği ve Venezuela’dan asfalt gibi daha fazla petrol ürünü alacağı bir göçmen karşılığı petrol anlaşması önerdiler.
Buna karşılık Venezuela da göçü yavaşlatmayı ya da ABD’den sınır dışı edilen milyonlarca göçmeni geri almayı kabul edecekti.
Bloomberg: Venezuela hükümeti mali danışman olarak Rothschild’ı tuttu
Fakat Trump, Maduro ile bir anlaşma yapma konusunda pek hevesli görünmüyor. Geçen ay gazetecilere verdiği demeçte “Venezuela’dan 50 kat daha fazla enerjimiz varken ondan enerji satın almak zorunda değiliz,” demişti.
Trump ayrıca Venezuela’nın sınır dışı edilen Tren de Aragua çetesi üyelerini geri alacağını da öngörmüştü.
9 Ocak’ta Venezuelalı muhalefet lideri María Corina Machado’nun kısa süreliğine tutuklanmasının ardından Trump, Truth Social’da Machado’nun adını anarak “özgürlük savaşçılarının zarar görmemesi, GÜVENDE ve HAYATTA kalmaları gerektiği” uyarısında bulunmuştu.