Dünya Basını
Ilan Pappé: Batılılar İsrail’deki mesihçi ve irrasyonel siyaseti sorun olarak görmüyor
Çevirmenin notu: Aşağıda makalesinin çevirisini verdiğimiz tarihçi Ilan Pappé, İsrail’deki iktidarın da muhalefetin de mesihçi, irrasyonel ve fanatik bir zihin dünyasına sahip olduğuna işaret ediyor. Pappé, ironik bir şekilde, Batı dünyasının, “İslamcılar”dan gelmediği sürece Siyonizmde cisimleşen “rasyonalizm ve hümanizm” karşıtlığına pek de ses çıkarmadığını tespit ediyor. İran’a yönelik saldırganlığın iki hedefi olduğunu savunan tarihçi, ilk olarak Orta Doğu devletlerinden İsrail’in bölgesel hegemonyasının kabul edilmesinin, ikinci olaraksa Filistinlilerin etnik temizliğinin tamamına erdirilmesinin hedeflendiğini vurguluyor. Bu bağlamda İsrail’i yönetenler, “eski” zihniyetten bir kopuşa işaret ediyor ve İsrail toplunun daha dinci, siyasetinin ve yönetiminin de daha teokratik olmasına yönelik hamleler yapıyor. Pappé, İsrail’in “başarısının” pamuk ipliğine ve çok sayıda faktöre bağlı olduğunun da altını çizerken, İran’a yönelik işgal girişiminin fiyaskoyla sonuçlanacağına, fakat bu sonuçtan önce Filistinlilerin, Lübnanlıların ve İranlıların büyük acılar çekeceğine inandığını yazıyor. Metindeki köşeli parantezleri çevirmene aittir.
Savaş Yolu
Ilan Pappé
New Left Review
10 Mart 2026
Alın size bir muamma. Dünya borsaları İran’a yönelik saldırıya tedirgin bir şekilde tepki gösterirken, Tel Aviv Borsası patlama yaşıyor. Bir başka muamma daha: Bölgedeki milyonlarca insan ABD-İsrail askeri operasyonu ve sonuçlarından korkarken, İsrail toplumu sevinç içinde. Son anketlere göre, Yahudi nüfusun yüzde 93’ü savaşı destekliyor. Yedioth Ahronoth gazetesinde yazan bir gazeteci, coşkulu havayı şöyle aktarıyor:
“Biz korkunç İran ahtapotundan kurtulurken, ben sokakta yürüyorum, dükkanlar açık, Wolt kuryeleri İsrailli vatandaşlara suşi, şavurma ve pahalı çikolatalı kekleri teslim etmek için acele ediyor, insanlar parkta koşuyor ve evimde elektrik, sıcak su ve internet var. Pilates stüdyosu açık ve İsrail borsası rekorlar kırıyor. Ve tam da bu anda, kavrayışımın dışındaki düzlüklerde, Hava Kuvvetlerinin savaş uçakları bir başka sorti için havalanıyor… Devrim Muhafızları’nın orta rütbeli bir subayının evini imkansız bir hassasiyetle yok ediyorlar…
Devletin kurulmasından bu yana en kritik savaş bu mu? İsrail Devleti açıklanamayan bir mucize olduğu için böyle görünüyor.”
O, İsrail’in, Netanyahu’nun büyük liderliğine, halkının olağanüstü niteliklerine ve ilahi yardıma şükretmesi gerektiğini öne sürüyor. Israel Hayom’da, bir başka önde gelen gazeteci, İsrail Başbakanına şovenist bir övgüde bulunuyor. Netanyahu’nun aleyhtarları bile, onun düşmanını istikrarlı bir şekilde yok ederken –önce Hamas’a, sonra Hizbullah’a, şimdi de İran’a karşı topyekûn savaş– ve Trump’ın mollalarla müzakere etme ve Gazze için bir barış planı tasarlama gibi aptalca girişimlerini engellerken “sabır, kurnazlık, kararlılık ve sarsılmaz odaklanma” özelliklerine sahip olduğunu kabul etmek zorunda.
Strateji, şüphesiz birbiri ardına şok ve dehşet [shock and awe] kampanyalarıdan ibaret görünüyor. İran şu anda hedef tahtasında, fakat mesaj tüm Orta Doğu devletlerine yönelik: İsrail’in bölgesel hegemonyası veya Filistin’in etnik temizliği girişimine karşı çıkmaya cüret etmeyin. İlki başarılırsa, İsrail ikincisi için ihtiyaç duyduğu dokunulmazlığı elde edecek: Tarihçi Benny Morris’in, 1948’de tüm Filistinlileri sürgüne göndermediği için [David] Ben Gurion’u eleştirdiğinde yakındığı hatayı düzeltmek. Bezalel Smotrich’in 2021’de Knesset’in Filistinli üyelerine söylediği gibi, “Ben Gurion işi bitirmediği için buradasınız.” Hükümetin ve genel olarak siyasi elitlerin gözünde, işi bitirme zamanı gelmiş gibi görünüyor.
Bu, gizli operasyonlar ve kripto diplomasiye dayanan, devlet öncesi Siyonist stratejiden ve ardından İsrail’in bölgesel politikasından bir kopuşu işaret ediyor. Sık sık, mevcut savaşın Yinon Planı olarak bilinen planı uygulamayı amaçlayıp amaçlamadığı sorulur. Oded Yinon, [Ariel] Şaron’un danışmanıydı ve 1982’de Arap dünyasını böl ve yönet stratejisini özetleyen bir makalenin ortak yazarıydı. O, fırkacılığın [sectarianism] İsrail’in yararına olduğunu ve teşvik edilmesi gerektiğini savunuyordu. Bu, Şaron’un Gazze’deki İslamcı güçleri teşvik etmek de dahil olmak üzere Filistin direnişinin saflarında bölünme yaratmaya çalıştığı bir dönemdi. Bu girişim başarısız olunca Şaron, Lübnan’daki Filistin Kurtuluş Örgütü’ne doğrudan saldırı başlattı fakat bu hamle İsrail’de stratejik bir hata olarak geniş çapta eleştirildi.
İran’a yönelik hava bombardımanını tamamlamak için Irak’tan Kürtlerin kara saldırısını kolaylaştırma girişimi hakkındaki son haberler, bu taktiklerin hâlâ uygulanmakta olduğunu doğruluyor gibi görünebilir. Ama durum böyle değil. Eski strateji çok daha az dramatikti: diğer devletlerin iç politikasına gizli müdahale, övünülmesi gereken bir politika değildi; bölgenin savaşa sürüklenmesine dayalı politika da öyle.
Ilan Pappé: İsrail demokratikleştirilemez, Filistin’in tamamı dekolonize edilmelidir
Bariz bir şekilde, bu artık İsrail devletinin modus operandi’si değil. İronik olarak, buradaki en iyi açıklama şeması, oryantalistlerin İslam Cumhuriyeti’ne tipik olarak uyguladıkları (her zaman çok doğru olmasa da) şema olabilir: Bu, siyasette, “Batı”nın rasyonel ve hümanist yaklaşımına göre hareket etmeyen, fanatik bir ideolojiye sahip bir güç. Mevcut İsrail stratejisini belirleyenler, bu stratejinin kökeninin mesihçi Siyonizm öğretisinde ve mevcut savaşı takdir-i ilahi olarak görmelerinde yattığını açıkça belirtiyorlar. Netanyahu, müttefiklerinden daha az ideolojik olabilir ve siyaseten hayatta kalmayla daha yakından ilgileniyor olabilir, fakat hem stratejik bir deha hem de Tanrının elçisi olarak yüceltilmesini kabul ettiğine dair çok az şüphe var. Bu kamp için, İsrail toplumu çok daha teokratik hale gelmeli. Smotrich, [İsrail’in] henüz “Cohanim devleti”¹ olmadığını, fakat Halaha yasasının² sert bir İncil versiyonu tarafından yönetilmeye doğru gittiğini üzülerek belirtiyor: “Yahudi halkının ülkesi olan İsrail Devleti, Tanrı’nın izniyle, Kral Davut ve Kral Süleyman’ın zamanında olduğu gibi yeniden işleyişine dönecektir.” Hükümetin iç mevzuatının çoğu bu amaca ulaşmaya adanmıştır. İkincisi, Filistin sorununun çözülmesi gerekiyor. Bunun modeli Gazze’dir. Smotrich yine şöyle diyor: “Yarım önlemler yok. Refah, Deyr el-Bela, Nuseyrat – tamamen yok edilecek. ‘Amalek’in hatırasını göklerin altından sileceksin. Göklerin altında onlara yer yok.’”³
Ekim 2024’te konuşan Smotrich, “Bir nesilde bir kez, tarihi değiştirmek, dünyadaki güç dengesini değiştirmek ve geleceği yeniden şekillendirmek için nadir bir fırsat vardır. Yakında, yeni ve daha iyi bir Orta Doğu’ya yol açacak kader kararları almak zorunda kalacağız,” demişti. Çoğu Batılı siyasi yorumcu için, mesihçi beyanlar –İslamcılar tarafından yapılmadıkça– siyasetle ilgisiz görünür. Ama bunlar boş sözler değil. Bu, şu anda hem siyasi hem de askeri kurumları domine eden dünya görüşü ve medyanın mevcut coşkusunun ve koşulsuz desteğinin büyük bir kısmının temelini oluşturuyor. İran’a karşı savaş, Mossad ve akademi dünyasında siyasete daha seküler –ve sözde daha rasyonel– bir yaklaşıma sahip olanlar tarafından da destekleniyor. Ayrıca, ekim ayındaki seçimlerde Netanyahu’yu yenebilecek yegane politikacılar Avigdor Liberman ve Naftali Bennet de bu savaşı destekliyor. Gerekçe, İsrail’in varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğu için harekete geçmek zorunda olduğu şeklinde – Colin Powell’ın BM’ye Irak’ın işgalini haklı göstermeye çalıştığı kadar inandırıcı bir iddia. Daha da absürt olanı, Filistinlilerin haklarını sistematik olarak ihlal eden bir devletin insan hakları için savaştığı iddiası.
İktisadi açıdan bakıldığında, İsrail borsasının coşkusuna rağmen, İsrail devletinin izlediği yol oldukça tartışmalı. Bu, çok büyük bir maliyet gerektiriyor –doğrudan harcamalar günde iki milyar NIS [İsrail şekeli], dolaylı harcamalar ise beş ila altı milyar NIS– ve Amerika’nın önemli ölçüde devam eden mali yardımı gerekecek. Hükümetin mantığı, bunun iktisadi getirilerle dengeleneceği yönündedir: İsrail’in en son teknoloji silahları savaş alanında sergilenmeye başladığı için silah satışlarından elde edilen kârlar hızla artmaktadır, İran’ın petrol rezervleri ve Körfez ülkelerinin İsrail’in korumasına ihtiyaç duyduklarını fark ettikçe bu ülkelerin petrol rezervlerine daha fazla erişim imkanı da cabası. Yine de bunun mali yükü telafi edeceğinin kesin bir garantisi yok; aynı şey, sağlık hizmetleri ve diğer toplumsal öncelikler yerine yerleşim yerlerine ve mesihçi Yahudiliğin teşvikine harcanan paralar için de geçerli.
İsrail’in uzun vadede stratejisini sürdürmekte zorlanacağına dair başka nedenler de var. Geçmişte bu tür askeri kampanyalar, zorluklarla karşılaşır karşılaşmaz terk edildi. Amerikan vatandaşlarının hayatlarını kaybetmesi, bölgedeki diğer ülkelerin baskısı, ABD’deki kamuoyu, İran rejiminin potansiyel direnci ve Filistinlilerin devam eden direnişi dengeleri değiştirebilir. Geçmişteki girişimlere bakılırsa, Lübnan’ın işgali kimseye fayda sağlamayacak. Epey bir şey, İsrail’in savaşlarını güçlendiren küresel koalisyona bağlı: silah endüstrisi, çok uluslu şirketler, güçlü devletlerin megaloman liderleri, Hıristiyan ve Yahudi Siyonist lobileri, küresel kuzeydeki çekingen hükümetler ve Orta Doğu’daki yozlaşmış Arap rejimleri. Kesin olan şey, bu fiyasko sona ermeden önce İsrail’in İranlılara, Lübnanlılara ve Filistinlilere büyük acılar yaşatacağı.
¹ Kohen’in çoğulu. Musa’nın kardeşi Harun’un soyundan gelen, geleneksel Yahudi inancında Kudüs’teki kutsal tapınakta görev yapan rahip sınıfı. (ç.n.)
² Halaha: Yahudi şeriatı. (ç.n.)
³ Amalek: Tevratta İsrailoğullarının en büyük ve ezeli düşmanı olarak tanımlanan, Sina Yarımadası ve çevresinde yaşamış eski bir Sami kavmi. (ç.n.)