Ortadoğu
İran 2025 terör raporu: Can kayıpları yarı yarıya azaldı

İran merkezli düşünce kuruluşu Habilian Topluluğu tarafından yayımlanan 2025 yılı terör raporu, ülkedeki terör saldırılarının yüzde 50, can kayıplarının ise yüzde 43 oranında azaldığını ortaya koydu. Kaydedilen 26 saldırının tamamının İran sınırları içinde gerçekleştiği belirtilen raporda, eylemlerin yüzde 84,6’sının ve can kayıplarının yüzde 86’sının Sistan-Belucistan vilayetinde yoğunlaştığı bildirildi.
İran merkezli sivil toplum ve düşünce kuruluşu Habilian Topluluğu (İran Terör Kurbanları Aileleri), ülkeye ve vatandaşlarına yönelik terör eylemlerini belgeleyen 2025 yılı yıllık terör raporunu kamuoyuna açıkladı.
Raporun bulguları, İran Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Merkezinin ev sahipliğinde, Habilian Topluluğu ve Bakanlığın ortak organizasyonuyla düzenlenen Terör Kurbanlarını Anma ve Saygı Günü töreninde paylaşıldı.
Törene Dışişleri Bakan Yardımcısı Dr. Said Hatibzade, Yargı Erki Başkan Yardımcısı Dr. Sirac ve Habilian Genel Sekreteri Seyyid Muhammed Cevad Haşiminejad’ın yanı sıra terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin aileleri katıldı.
İlk kez 2019 yılında yayımlanmaya başlanan ve bu yıl beşincisi hazırlanan rapor, İran’ın resmi Güneş Hicri takvimine göre 2025 yılını (21 Mart 2025 ile 20 Mart 2026 arası) kapsıyor. Farsça ve İngilizce olarak yayımlanan belgede, devlet dışı terör örgütlerinin ve devlet destekli aktörlerin faaliyetleri ayrıntılı verilerle inceleniyor.
“Saldırı sayısı yarı yarıya, can kayıpları yüzde 43 azaldı”
Raporda, İran genelinde terör göstergelerinin bir önceki yıla göre belirgin bir düşüş sergilediği vurgulandı. 2024 yılında 52 olarak kayıtlara geçen terör eylemi sayısının 2025 yılında yüzde 50 azalarak 26’ya gerilediği, can kaybı sayısının ise 100’den 57’ye inerek yüzde 43 oranında düştüğü aktarıldı.
Üç yıllık eğilimlerin karşılaştırıldığı raporda, 2024’te 2023 yılına kıyasla terör eylemlerinde yüzde 62,5 artış görüldüğü, ancak 2025 yılında 2023’e göre yüzde 18,7, 2024’e göre ise yüzde 50 oranında bir düşüş yaşandığı kaydedildi. Can kayıplarında da düzenli bir azalma eğilimi tespit edildi. Kirman Golzar kurbanlarının da dahil olduğu 2023 yılına kıyasla 2025’teki can kaybı sayısında yüzde 64,6’lık bir düşüş gerçekleştiği ifade edildi. Saldırı başına düşen ortalama can kaybı oranının ise 2024’teki 1,92 seviyesinden 2025’te 2,20’ye yükseldiği belirtildi.
Raporda, “İran’ın yaklaşık yarım yüzyıldır terör şiddetinin kurbanı olduğu, 23 bin insanın terör nedeniyle hayatını kaybettiği ve Tahran’a hasım ülkelerin terör örgütlerine sağladığı ofis, hareket serbestisi ve üst düzey temas imkanlarıyla açık bir çifte standart uyguladığı” ifadelerine yer verildi.
“Terör tehdidi neredeyse tamamen güneydoğuya sıkıştı”
2025 yılı raporunun öne çıkan en kritik bulgularından biri, terör eylemlerinin coğrafi dağılımındaki daralma oldu. 2024 yılında eylemler 6 vilayet ve 2 ülkeye yayılmışken, 2025 yılındaki 26 saldırının tamamı İran sınırları içinde gerçekleşti ve yalnızca 4 vilayette yoğunlaştı.
Sistan-Belucistan vilayeti, ülkedeki terör olaylarının ana merkezi olma konumunu korudu. Raporda, 2025 yılındaki terör saldırılarının yüzde 84,6’sının (22 operasyon) ve can kayıplarının yüzde 86’sının (49 kurban) bu vilayette kaydedildiği bildirildi. Bununla birlikte, Sistan-Belucistan’daki saldırı sayısı bir önceki yıla göre 36’dan 22’ye gerileyerek yüzde 39 düştü; ülke genelindeki toplam kurban sayısına oranı bazında da yüzde 17’lik bir iyileşme gösterdi. vilayet içinde en fazla saldırının İranşehr’de yaşandığı, bunu Zahidan’ın izlediği aktarıldı.
Ülkenin diğer bölgelerinde ise Kürdistan vilayetinde 2 saldırıda 3 kişi, Batı Azerbaycan vilayetinde 1 saldırıda 1 kişi ve Kirman vilayetinde 1 saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti. Tahran, İsfahan, Fars ve Hürmüzgan gibi önceki yıllarda hedef alınan merkezi ve güney vilayetlerde 2025 yılında hiçbir terör eylemi kaydedilmedi.
“Hedeflerin yüzde 75’inden fazlasını güvenlik güçleri oluşturdu”
Raporda kurbanların mesleki ve demografik profili ayrıntılı biçimde analiz edildi. Hayatını kaybeden 57 kişiden 56’sının erkek, 1’inin kadın olduğu; 49’unun İran vatandaşı, 8’inin ise Pakistanlı işçilerden oluştuğu kaydedildi.
Kurbanların mesleki dağılımında kolluk kuvvetleri en büyük grubu oluşturdu. 2025 yılında terör kurbanlarının 19’unu polis memurları (yüzde 33), 11’ini Besic mensupları, 8’ini yabancı uyruklu Pakistanlı işçiler, 6’sını zorunlu askerlik yapan erler, 6’sını siviller, 3’ünü sınır muhafızları, 3’ünü güvenlik görevlileri ve 1’ini Devrim Muhafızları personeli oluşturdu. Raporda, “Güvenlik ve kolluk kuvvetlerinin toplam kurbanlar içindeki payının yüzde 75,4 olduğu, Pakistanlı işçiler hariç tutulduğunda bu oranın yüzde 88’e ulaştığı” ifade edildi.
Devrim Muhafızları mensubu can kayıplarının 2024’teki 27 seviyesinden 2025’te 1’e gerilemesi, İranlı askeri danışmanların Suriye ve Lübnan’dan çekilmesiyle açıklandı. Sivillerin doğrudan ve öncelikli hedef seçilmediği, ancak Zahidan adliye binası saldırısında hayatını kaybeden 7 aylık Nevid Beluc Şir Muhammedi ve 60 yaşındaki Beluc kadın ile Kirman Fehrec kontrol noktasında yaşamını yitiren 16 yaşındaki Mansur Lセイeccei gibi sivil kayıpların yaşandığı vurgulandı.
“Ceyşül Adl isim değiştirerek varlığını sürdürdü”
Örgüt bazlı incelemede, Ceyşül Adl örgütünün 2025 yılında da İran’daki en aktif ve en ölümcül grup olmayı sürdürdüğü saptandı. 2025 yılı sonlarında adını “Halkın Savaşçıları Cephesi” olarak duyuran grup, 14 saldırı düzenledi ve 28 kişinin ölümüne neden oldu. Bu veriler, ülkedeki eylemlerin yüzde 53,8’ine ve can kayıplarının yüzde 49,1’ine karşılık geldi. Örgütün eylem sayısı 2024’e göre yüzde 48 oranında azalsa da eylem başına ölümcüllük oranı yükseldi. Raporda, grubun isim değişikliğinin “hukuki kısıtlamalardan kaçınmak, terör listelerinden kurtulmak ve örgüte canlılık görüntüsü vermek amacıyla yapılmış biçimsel bir hamle olduğu” değerlendirmesi yapıldı.
Kürt ayrılıkçı örgüt PJAK, iki yıllık sessizliğin ardından Temmuz ve Ağustos 2025’te Kürdistan ve Batı Azerbaycan vilayetlerinde 3 saldırı düzenleyerek 4 kişinin ölümüne yol açtı. Raporda, örgütün daha önce İran-Irak güvenlik anlaşması, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi alanındaki mevzilerine yönelik İran operasyonları ve sınırdan uzaklaştırılmaları sebebiyle eylem yapamadığı hatırlatıldı. Eylemlerin, İran’ın Penjwin’deki İHA saldırısına misilleme olabileceği veya Türkiye’de PKK’nın girdiği silahsızlanma sürecinde örgütün operasyonel bağımsızlığını gösterme çabasından kaynaklanabileceği ifade edildi.
Ensar el-Furkan örgütü 2 eylemde 5 can kaybına yol açarken, Belucistan Kurtuluş Ordusu (BNA) Mihristan’da 8 Pakistanlı işçinin öldürüldüğü 1 saldırı gerçekleştirdi. Huzistan’daki sayıları 15’i bulan Arap ayrılıkçı grupların ise 2025’te hiçbir silahlı terör eylemi gerçekleştiremediği, yalnızca medya propagandası yürüttüğü kaydedildi. Faili meçhul kalan 6 eylemde ise 12 kişi öldü; bu eylemlerin tamamının Sistan-Belucistan’da vuku bulduğu belirtildi.
İsrail ve ABD’nin 2024 raporunda yer alan doğrudan terör faili listesinden 2025 yılında çıkarılmasına ilişkin olarak raporda, askeri danışmanların Suriye ve Lübnan’dan çekilmesi, yaşanan iki savaş (“12 Gün Savaşı” ve “Ramazan Savaşı”) ile Ocak ayı olayları sırasında siyasi, bilimsel ve askeri şahsiyetlere düzenlenen suikastların konvansiyonel savaş çerçevesinde ele alınması gerekçe gösterildi.
“Suikastlar ve doğrudan silahlı saldırı taktiği öne çıktı”
Raporda terör örgütlerinin taktiksel dönüşümü de incelendi. 2025 yılında eylemlerin yüzde 69’undan fazlasının (18 vaka) ateşli silahlarla doğrudan saldırı şeklinde gerçekleştiği ve bu yöntemin kurbanların yüzde 87,7’sine karşılık geldiği aktarıldı. 2024’ün aksine 2025 yılında hiçbir intihar saldırısı veya “inghimasi” tipi baskın eylemi kaydedilmedi.
Buna karşılık yerel figürlere yönelik hedef gözetilerek yapılan suikastların yeniden arttığı vurgulandı. Zahidan’da Besic komutanı Cevad Kerimkoşte’nin cami önünde, Rask’ta yerel Devrim Muhafızları mensubu İrec Şems Eskani’nin berber dükkanında, İranşehr’de Şehr-i Deraz karakol komutanı Mahmud Hakikat’ın ve Eşkelabad’da kabile lideri Muhammedrıza Şahuzehi’nin konvoyunun hedef alınması, örgütlerin sınır bölgelerindeki yerel güvenlik unsurlarını ve kanaat önderlerini zayıflatma stratejisi olarak tanımlandı. “Güvenlik Şehitleri” tatbikatları ve Çabahar’da 25 kilogram patlayıcının ele geçirilmesi gibi istihbarat operasyonlarının birçok saldırı girişimini engellediği ifade edildi.
2025-2026 Terör Olayları Kronolojisi
Raporda yer alan aylık olay dökümü ve ayrıntılar şu şekilde sıralandı:
- 27 Mart 2025: İranşehr’de 12. Karakola ait polis devriye aracına düzenlenen saldırıda Başçavuş Hüseyin Teymurpur hayatını kaybetti, 2 polis yaralandı. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
- 12 Nisan 2025: Sistan-Belucistan vilayetinin Mihristan ilçesine bağlı Hizabad-ı Pain köyündeki bir oto tamirhanesine düzenlenen baskında 8 Pakistanlı işçi el ve ayakları bağlanarak yakın mesafeden vurularak öldürüldü. Kurbanlardan beşinin kimliği Delşad, Naim, Cafer, Daniş ve Nasır olarak açıklandı. Saldırıyı Beluc Milliyetçi Ordusu (BNA) üstlendi.
- 18 Nisan 2025: Zahidan’ın Kurin bölgesinde düzenlenen “Güvenlik Şehitleri” operasyonunda Ceyşül Adl’ın tim lideri Veli Muhammed Şahbahş öldürüldü; operasyonda Kudüs Karargahına bağlı Besic mensubu İshak Muhtari hayatını kaybetti.
- 4 Mayıs 2025: İranşehr’de 11. Karakola ait devriye araçlarına ateş açıldı; 4 polis personeli yaralandı, 3 saldırgan yakalandı. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
- 17 Mayıs 2025: Seravan’da polis devriye güzergahına yerleştirilen patlayıcı düzeneği imha edildi. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
- 11 Temmuz 2025: Çabahar’da polis devriyesine yönelik saldırıda polis memurları Hüseyin Caferniya, Hamidrıza Mirşahi ve er Abbas Beyragifard hayatını kaybetti; 1 saldırgan öldürüldü. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
- 21 Temmuz 2025: Kürdistan vilayetinin Bane sınır bölgesinde çıkan çatışmada Sınır Muhafızı Kıdemli Başçavuş Sina Settarvend hayatını kaybetti. Çatışmayı PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği bildirildi.
- 22 Temmuz 2025: Seravan’da devriye aracına bir araçtan açılan ateş sonucu Kaptan Mahmud Mutahhari yaşamını yitirdi. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
- 25 Temmuz 2025: Batı Azerbaycan vilayetine bağlı Serdeşt ilçesinin Aglan köyündeki askeri üsse PJAK mensuplarınca açılan ateşte Besic üyesi Meysam Kebiri hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
- 26 Temmuz 2025: Zahidan Adliyesi binasına girmeye çalışan silahlı unsurların el bombası ve silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda 7 aylık bebek Nevid Beluc Şir Muhammedi, 60 yaşındaki Beluc bir kadın ile adliye koruma birliğinde görevli Teğmen Hüseyin Refiinasab, Teğmen Hüseyinali Nuri, er Nima Keremi ve er Ahmed Abdullahi olmak üzere 6 kişi öldü, 22 kişi yaralandı. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
- 27 Temmuz 2025: Zahidan’ın Şirabad bölgesindeki bir cami girişinde güvenlik nöbeti tutan Besic komutanı Cevad Kerimkoşte uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Suikastı Ensar el-Furkan üstlendi.
- 15 Ağustos 2025: İranşehr’de devriye aracına düzenlenen saldırıda Çavuş Ramin Sadıki öldü, 1 güvenlik görevlisi yaralandı. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
- 22 Ağustos 2025: İranşehr Haş yolunda Daman Karakoluna bağlı iki polis aracına açılan ateşte Başçavuş Muhammedrıza Rahimi, Başçavuş Muhammed Noruzi, Çavuş Hasan Tevelli, er Hadi Ruyayi ve Kaptan Golamrıza Vahdani olmak üzere 5 polis yaşamını yitirdi. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
- 6 Eylül 2025: Rask ilçesine bağlı Pişin’de bir berber dükkanında bulunan yerel Devrim Muhafızları personeli İrec Şems Eskani silahla vurularak öldürüldü. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
- 16 Eylül 2025: Sib ve Suran ilçesine bağlı polis aracına Haş-Zahidan yolunda düzenlenen saldırıda Yunus Sayyad Erbabi ve İbrahim Piri hayatını kaybetti; ağır yaralanan Sib ve Suran Emniyet Müdürü Albay İbrahim Fazileti 18 Eylül’de hayatını kaybetti. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
- 18 Eylül 2025: İranşehr’de yerel Besic üyesi ve kanaat önderi Rıza Azerkiş (Şahlibor) silahla vurularak öldürüldü. Saldırıyı üstlenen olmadı.
- 2 Ekim 2025: Kasr-ı Kand ilçesinde motosikletli polis devriyesine açılan ateşte 1 polis yaralandı, olay yerinden geçen bir sivil hayatını kaybetti. Eylemin failleri belirlenemedi.
- 1 Kasım 2025: Haş-Zahidan yolu Eskelabad mevkiinde Şahuzehi kabilesi lideri Muhammedrıza Şahuzehi’nin aracına düzenlenen pusuda yerel Sünni Besic mensupları İsmail Şaverzi ve Muhtar Şahuzehi aynı gün, Yakub Ferd Salarzehi ise 12 Kasım’da hayatını kaybetti. Eylemi üstlenen olmadı.
- 1 Kasım 2025: İranşehr Bampur-Delkan yolunda güvenlik personeli Muhammed (Cevad) Siahani seyir halindeki plakasız bir araçtan açılan ateşle öldürüldü.
- 30 Kasım 2025: Zahidan’ın Lar sınır bölgesinde devriye görevi yapan Devrim Muhafızları Kudüs Karargahı aracına düzenlenen saldırıda Devrim Muhafızı Seccad Maraşi ile Besic mensupları Muhammed Bezi, Alireza Nesirabadi ve Alireza Piri yaşamını yitirdi. Saldırıyı Ceyşül Adl’ın yeni yapılanması “Halkın Savaşçıları Cephesi” üstlendi.
- 16 Aralık 2025: Kirman vilayetine bağlı Fehrec kontrol noktasına düzenlenen gece saldırısında polis memuru Said Purhadi, güvenlik personelleri Murad Salihi ve İsa Bersam ile 16 yaşındaki sivil hayatını kaybetti. Eylemi Ensar el-Furkan üstlendi.
- 16 Aralık 2025: İranşehr’de iki araçtan polise ateş açıldı; saldırganlar kaçarken güvenlik güçlerinde can kaybı yaşanmadı.
- 7 Ocak 2026: İranşehr’e bağlı Şehr-i Deraz karakol komutanı Mahmud Hakikat uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Suikastı Halkın Savaşçıları Cephesi (Ceyşül Adl) üstlendi.
- 9 Şubat 2026: Haş ilçesinde İmam Humeyni Caddesi üzerinde özel kuvvetler binası önünde bir araca düzenlenen silahlı saldırıda yaralanan 20 yaşındaki Besic üyesi İman Şahnevazi birkaç gün sonra yaşamını yitirdi. Eylemi Halkın Savaşçıları Cephesi üstlendi.
- 3 Mart 2026: Zahidan’da devriye aracına açılan ateşte er Emir Muhammed Kerimi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı. Saldırıyı Halkın Savaşçıları Cephesi üstlendi.
- 16 Mart 2026: Taftan ilçesinde polis devriye aracına açılan ateş sonucu Seccad Batakva, Muhammed Cevad İnsaf, Hamidrıza Şehreki, Alireza Purbakır adlı polis memurları, er Alireza Sergezi ve kimliği açıklanmayan 1 sivil olmak üzere toplam 6 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı üstlenen bir grup olmadı.
Ortadoğu
Suudi Arabistan’da 18 kişinin öldüğü saldırı öncesi halk uyarılmadı

Suudi Arabistan yönetimi, Riyad havalimanını hedef alan ve en az 18 kişinin öldüğü, 300’den fazla kişinin yaralandığı saldırılardan hemen önce halka yönelik erken uyarı bildirimlerini durdurdu. Körfez ülkeleri siren ve telefon mesajlarıyla önlem alırken Suudi makamlarının günlük yaşamın aksamaması gerekçesiyle ikazları kestiği belirtiliyor.
Suudi Arabistan yönetiminin, Riyad havalimanını hedef alan ve en az 18 kişinin ölümüne, 300’den fazla kişinin yaralanmasına yol açan saldırılardan günler önce halka yönelik erken uyarı bildirimlerini durdurduğu ortaya çıktı.
Hükümet, son bir haftada havalimanına düzenlenen dört saldırı öncesinde kamuoyuna neden ikaz gönderilmediğine dair resmi bir açıklama yapmadı.
Reuters ajansına konuşan bölgedeki dört Batılı ve Arap yetkili ile siyasi analistler, saldırılar sırasında devreye sokulmayan uyarıların Suudi Arabistan’ın savunma kapasitesini tartışmaya açtığını aktardı.
Uzmanlar, uygulamanın Yemen operasyonları sürerken hem ülke içine hem de dış dünyaya “hayatın olağan akışında ilerlediği” mesajını verme çabasından kaynaklandığını değerlendiriyor.
Ortadoğu Politikaları Konseyi kıdemli araştırmacısı Sultan el-Amer, Riyad yönetiminin bir yandan askeri harekat yürütürken diğer yandan topluma ve küresel aktörlere güven aşılama ikilemi yaşadığına dikkat çekti.
İçişleri Bakanlığına bağlı Sivil Savunma İdaresi ile hükümetin medya ofisi, uyarıların durdurulma gerekçesine ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.
Körfez genelinde alarmlar çalarken Suudi Arabistan sessiz kaldı
Şubat ayında patlak veren ABD-İran savaşından bu yana Körfez ülkeleri düzenli olarak füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor.
Katar İçişleri Bakanlığı temmuz ayındaki saldırılar dahil olmak üzere tehdit anlarında vatandaşların cep telefonlarına pencerelerden uzak durma ve evde kalma çağrısı iletti; Bahreyn ve Kuveyt ise halkı sığınaklara yönlendiren sirenleri devreye soktu.
Suudi Arabistan mayıs ayında faaliyete geçirdiği ulusal erken uyarı ağını son haftalarda devre dışı bıraktı.
Sivil Savunma İdaresinin paylaşımlarına göre son askeri tehdit uyarısı 29 Eylül’de güneydeki Necran bölgesi için yayımlandı.
Kurum, füze tehditleri karşısında sessiz kalırken yağmur ve sel gibi olumsuz hava koşullarına yönelik duyurularını sürdürdü.
Aynı kurum pazartesi günü yayımladığı mesajda, mart ayında yürürlüğe giren düzenlemeleri hatırlatarak halktan önleme faaliyetleri ile vurulan noktalara dair görüntü ve bilgi paylaşmamasını istedi.
“Vatandaşlar gece uyandırılmaktan şikayetçi oldu” savunması
Doğrudan bilgi sahibi iki yetkilinin aktardığına göre, havalimanı saldırılarından önce Riyad ile müttefik bir Batılı ülke, uyarıların kesilme nedenini Suudi makamlarına sordu.
Suudi yetkililer, gece gönderilen ikazların günlük yaşamı aksattığını ve çok sayıda vatandaşın uykusunun bölünmesinden şikayet ettiğini öne sürdü.
Eski ABD Büyükelçisi Michael Ratney, yönetimin sivil hayatın aksamasını önleme çabasının sahada tam tersi bir kaygı yarattığını belirtti.
Ratney, “Ensarullah’a karşılık vermeleri gerekiyor ama bunun toplumsal hayatı aksatmasını istemiyorlar. Ancak yaklaşan saldırılara dair uyarı yapılmaması, engellemeye çalıştıkları endişeyi daha da körüklüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sivil Savunma İdaresi, 29 Eylül’den bu yana ilk kez pazartesi günü Riyad ve güney kentleri için yeniden tehdit bildirimi yayımladı. Uyarılara dönüşün ölümcül havalimanı saldırılarıyla bağlantılı olup olmadığı teyit edilemedi.
“Her tesisi koruyacak hava savunma mühimmatı yok”
Suudi yönetimine yakınlığıyla bilinen analist Ali Şihabi, erken uyarılar sağlansa dahi ülkenin geniş coğrafyası nedeniyle tüm altyapıyı korumanın teknik sınırları olduğunu vurguladı:
“Suudi Arabistan’da korunması gereken havalimanları, boru hatları ve petrol tesisleri var. Devasa bir ülke. Her noktayı aynı anda savunacak yeterli Patriot sistemi, önleyici füze ve batarya mevcut değil.”
Güvenlik risklerine karşın Riyad’da düzenlenen Dünya Petrol Konseyi Enerji Kongresi’ne katılan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Abdülaziz bin Selman, risklerin sürdüğünü kabul etti ancak ekonomik vizyondan geri adım atmayacaklarını duyurdu.
Zirveye bazı küresel petrol şirketlerinin yöneticileri katılmazken Suudi Bakan, “Burada bir araya gelmemiz, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.
Yabancı misyonlar kendi personelini uyardı
Halka bildirim yapılmayan dönemde Riyad’ın onlarca kez hedef alındığı bildirildi.
Reuters’ın ulaştığı belgeler ve konuyu bilen kaynaklar, Batılı elçiliklerin ABD, müttefik istihbaratları ve Suudi makamlarından gelen verileri birleştirerek kendi çalışanlarına düzenli füze ve İHA uyarıları geçtiğini ortaya koydu.
Geçen haftaki ilk iki saldırıda diplomatik personele tahliye ve sığınma ikazı ulaştırıldı.
Öte yandan en az 18 kişinin hayatını kaybettiği cumartesi günkü son havalimanı saldırısı öncesinde yabancı elçiliklere de herhangi bir istihbarat veya ikaz iletilmedi. Saldırı öncesindeki istihbarat boşluğunun gerekçesi aydınlatılamadı.
Ortadoğu
İsrail hava sahasını 31 ülkenin uçuş personeline kapattı

İsrail, diplomatik ilişkisi olmayan 31 ülkenin vatandaşlığını taşıyan pilot ve kabin görevlilerinin hava sahasına girişini yasakladı. United Airlines ile Air France’ın benimsediği karar, FlyDubai seferindeki şüpheli uçak kaçırma iddiasının ardından alındı.
İsrail, diplomatik ilişkisi olmayan ülkelerin vatandaşlığını taşıyan yabancı havayolu mürettebatının hava sahasına giren uçuşlarda görev almasını yasakladı.
İsrail Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki Havacılık Güvenliği Operasyon Merkezi tarafından yayımlanan güncellenmiş güvenlik talimatı, çifte vatandaşlığı olan personeli de kapsıyor.
Haaretz gazetesinin duyurduğu güvenlik kısıtlamaları, geçen ay Tel Aviv seferini yapan bir yolcu uçağında Ummanlı yardımcı pilotun kontrolü ele geçirmeye çalıştığı iddiasına dayanıyor.
İsrail kamu yayıncısı KAN’ın aktardığı bilgilere göre United Airlines ve Air France yeni kuralları kabul ederek çalışanlarına tebliğ etti.
Yasak 31 ülkeyi kapsıyor
Düzenleme; Suudi Arabistan, İran, Malezya, Venezuela, Pakistan ve Umman dahil 31 ülkenin vatandaşlarını etkileyecek nitelik taşıyor.
Uygulama, çoğunluğu Müslüman olan bu ülkelerin pasaportuna sahip pilot ve kabin görevlilerinin İsrail varışlı seferlerde çalışmasını fiilen engelliyor.
Kararın uluslararası havayolu şirketlerinde çalışma hukuku sorunları doğurabileceği belirtiliyor.
Air France bünyesinde görev yapan çok sayıda Fransız çalışan, İsrail ile diplomatik bağı olmayan Tunus ve Cezayir vatandaşlığına da sahip.
Fransız şirketin kısıtlamaları yürürlüğe koymasının Fransa’da hukuki itirazlara yol açabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan İsrail merkezli Kanal 13 televizyonu, ülkedeki en az bir havayolu şirketinin yerel havacılık sektöründe görev yapan yaklaşık 2 bin 500 uçuş personeli hakkında güvenlik ve geçmiş araştırması başlattığını aktardı.
FlyDubai seferindeki iddia tartışma yarattı
Güvenlik tedbirlerine gerekçe gösterilen olay, 30 Eylül’de FlyDubai’nin 1073 sefer sayılı uçuşunda kayıtlara geçti.
İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) makamları, Ummanlı yardımcı pilot Hammam el-Hammami’nin acil durum baltasıyla kaptan pilota saldırdığını ve uçağı düşürerek İsrailli yolcuları hedef almayı amaçladığını ileri sürdü.
Resmi anlatıda yer alan bazı ayrıntılar ise olayın İsrail’in kamuoyu yönlendirme girişiminin parçası olabileceği yönünde şüpheler uyandırdı.
Uçaktaki 50 yaşındaki İsrailli tesisat şirketi sahibi Yaniv Hayun, havacılık eğitimi olmamasına karşın kokpite girerek yardımcı pilotu etkisiz hale getirdiğini savundu.
Uçak kazalarıyla ilgili bir televizyon belgeselinden öğrendikleri sayesinde 20 bin fit irtifa kaybeden uçağı yeniden dengeye kavuşturduğunu öne süren Hayun, 170’ten fazla kişinin hayatını kurtardığını iddia etti.
CNN’e değerlendirmede bulunan bir pilot, söz konusu irtifa kaybı iddiasını sorgulayarak “Aktarılan bazı rakamlar hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü bu kadar hızlı alçalsaydınız uçak tamamen parçalanırdı” dedi.
Hızlı irtifa kaybı iddialarına rağmen yolcuların kokpitteki durumu izlemek için koridorda ayakta durduğunu ve yürüdüğünü gösteren video kayıtları da resmi anlatıdaki çelişkileri artırdı.
Ortadoğu
Zuckerberg: Meta, yapay zeka “sınırlarına” ulaştı

Meta, pazartesi günü en yeni Muse modelini piyasaya sürerken, CEO Mark Zuckerberg şirketinin yapay zeka yeteneklerinin “sınırlarına” ulaştığını savundu.
“Bu noktaya gelmek, hem büyük miktarda hesaplama gücü hem de yatırım gerektirdi,” diyen Zuckerberg, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte daha fazla harcama yapma sözü verdi.
Milyarder CEO, yeni sistemin “yapay zeka alanında yapılan çalışmaların en ileri sınırlarında yer alan çok daha sofistike davranışlara olanak sağlayacağını” iddia etti.
Teknoloji devi, geçen yıl Scale AI’ya 14,3 milyar dolar yatırım yapmıştı ve bu şirketin kurucusu, Meta’nın yapay zeka başkanı oldu.
Muse şu anda ABD’de en çok indirilen uygulama konumunda. Bu durum OpenAI’ı rakip bir ajan aracı tanıtmaya itti.
Teknik karşılaştırma sonuçlarına göre, Silikon Vadisi’ndeki grup, Muse Wonder’ın bazı görevlerde Anthropic ve OpenAI tarafından piyasaya sürülen benzer modellerden daha iyi performans gösterdiğini iddia ediyor.
Meta, Muse Wonder’ın bazı teknik performans testlerinde Anthropic’in Claude Opus 5.5 ve Fable 5.1 modelleriyle OpenAI’nin GPT-6 Astra modelinden daha iyi performans gösterdiğini belirtti.
Şirket, yeni modelin “kira sözleşmesini anlamaktan finansal veya sağlık bilgilerini yorumlamaya kadar” karmaşık görevleri yerine getirmek için kullanılabileceğini ifade etti.
Öte yandan lansman, modelin kullanımının Meta’nın Code aboneliğindeki kullanım sınırlarına nasıl yansıtıldığını etkileyen bir hata nedeniyle gölgelendi.
Meta’nın yapay zeka başkanı Alexandr Wang, sorunu “çözmek için çalıştıklarını” söyledi.
Muse Wonder, en iyi sürümleri doğrudan işletmelere satılan “kapalı” bir model olacak.
Bu durum, şirketin hedeflerini ciddi bir sınava tabi tutacak şekilde, kurumsal yapay zeka sözleşmeleri konusunda onu Anthropic ve OpenAI ile rekabete sokacak.
Yapay zeka hamlesi başlangıçta yatırımcıları tedirgin etmişti. Fakat Meta’nın, market alışverişi yapmak ve seyahat rezervasyonu gibi günlük işleri yerine getirmek için otonom botlar kullanan “Muse” adlı kişisel yapay zeka asistanını piyasaya sürdüğü Eylül başından bu yana şirketin hisse fiyatı neredeyse yüzde 10 arttı.
Beyaz Saray’ın özdenetim protokolünün hazırlanmasına katkıda bulunan Zuckerberg, geliştirme sürecini yavaşlatma çağrılarını da reddetti.
CEO, güvenlik konusunda büyük teknoloji şirketlerinin yöneticileri arasında görüş ayrılığı olduğunu vurguladı.
Meta CEO’su, yapay zekanın kitlesel yıkıma yol açma olasılığını tanımlamak için Silikon Vadisi’nde sıkça tartışılan bir terim olan “P(doom)” rakamına ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.
Bunun yerine, model güvenliğini sağlamanın sorumluluğunun her bir laboratuvara ait olması gerektiğini savundu:
“AI’nın kendi başına hareket edeceği şeklindeki antropomorfik vizyondan ziyade, AI’nın normal güvenlik önlemleriyle tasarlanabilen ve sorumlu bir şekilde geliştirilebilen bir teknoloji olduğu inancına çok daha yakınım.”
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını5 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Görüş7 gün önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri










