Ortadoğu
İran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, düzenlediği basın toplantısında bölgesel gelişmeler, nükleer müzakereler, ABD ile ilişkiler ve sınır güvenliği konularında önemli açıklamalarda bulundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İran’a yönelik değerlendirmelerini “hayret verici ve yanlış bir kıyas” olarak niteleyen Bekai, iki ülke arasındaki analizlerin mevcut gerçeklerle bağdaşması gerektiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemdeki dış politika gelişmelerini ve bölgesel güvenlik konularını değerlendirdi.
Toplantıda Türkiye ile ilişkilere ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarına geniş yer ayıran Bekai, ABD ile yürütülen mutabakat süreçleri ve nükleer program hakkındaki soruları da yanıtladı.
“Hakan Fidan’ın kıyaslaması hayret verici ve yanlıştır”
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İran’a yönelik iddiaları ve İran’ın eylemlerini İsrail rejiminin adımlarıyla kıyaslaması hakkındaki soru üzerine Bekai, bu değerlendirmeyi sert bir şekilde eleştirdi. Sözcü Bekai, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Fidan gibi bir şahsiyetin böyle yersiz bir kıyaslama yapması hayret vericidir. Kendisi de çok iyi bilmektedir ki İsrail rejimi doğası gereği yayılmacıdır ve Türkiye dahil tüm bölgeye zarar verme arayışındadır. Böyle tuhaf bir kıyaslamaya nasıl ulaştıkları bizim için bir soru işaretidir.”
İran’ın bölgede hiçbir vekil gücü olmadığını, bölgedeki tek vekil yapının İsrail rejimi olduğunu savunan Bekai, “Türkiyeli dostlarımızdan analizlerini mevcut gerçeklerle uyumlu hale getirmelerini ve İsrail rejiminin suistimaline hizmet edecek analizleri tekrarlamaktan kaçınmalarını istiyoruz” dedi.
Fidan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “İran’ın bölgedeki vekilleri olan Hizbullah ve Hamas ile mücadeleye” değinmişti.
Fidan, “Her ulusun egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün tamamen tanındığı bir duruma geri dönmemiz gerekiyor. İran uzun süredir bu ülkelerde vekiller bulundurarak önleyici bir güvenlik politikası yürüttüğünü iddia ediyor, tıpkı İsraillilerin güvenliklerinin bir parçası olarak bölgenin geri kalanını işgal etmesi gibi” demişti.
“İslamabad Mutabakatı kriz aşamasına girmiştir”
İslamabad Mutabakatı’nın geleceğine ilişkin soruyu yanıtlayan Bekai, “Bu mutabakatın bir kriz aşamasına girdiğinden hiçbir şüphe yoktur” dedi.
İran’ın her müzakereye ciddiyet ve titizlikle girdiğini, bir anlaşmaya varıldığında ise taahhütlerini iyi niyetle yerine getirdiğini belirten Sözcü, karşı tarafı sözünde durmamakla suçladı.
Bekai, “Anlaşmayı bozma konusunda o kadar sabırsız davrandılar ki, Hürmüz Boğazı ile ilgili beşinci maddede yer alan bir aylık sürenin dahi tamamlanmasına izin vermediler. İlk günlerden itibaren caymaya başladılar. Mutabakat zaptının 14 maddesini göz önüne alırsak, Amerikalılar bu kısa süre zarfında mutabakatın farklı unsurlarını parçaladılar. Biz başından beri ‘taahhüde karşı taahhüt’ dedik. Karşı taraf taahhütlerini yerine getirdiği sürece biz de taahhütlerimize bağlı kalacağız” şeklinde konuştu.
“UAEA’nın hasar gören tesislere erişim talebini reddediyoruz”
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin, denetçilerin İran’a dönmesi ve hasar gören nükleer tesisleri ziyaret etmesi yönündeki talebi sorulan Bekai, bu soruya net bir şekilde “Hayır” yanıtını verdi ve talebin kabul edilmeyeceğini açıkladı.
Nükleer tesislerin yeniden inşasına ilişkin uydu görüntüleri hakkındaki raporlara da değinen Bekai, bu yöndeki uydu görüntülerini henüz görmediğini ve bu nedenle bir yorumda bulunamayacağını belirtti.
“Hürmüz Boğazı’nın ABD tarafından tehdit edilmesine izin vermeyiz”
Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği ve ABD’nin 20 gemiye askeri eskort sağladığı yönündeki iddiaları değerlendiren Bekai, bölge dışı güçlerin varlığına karşı çıktı.
Bölge güvenliğinin ancak yabancı müdahalesi olmadan, bölge ülkelerinin kendi aralarındaki istişare mekanizmalarıyla sağlanabileceğini belirten Bekai, ABD askeri varlığının bölgede güvensizliğe yol açtığını ifade etti.
Sözcü, “Hürmüz Boğazı’nın İran’ın çıkarlarına yönelik bir tehdit alanına dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Seyrüsefer güvenliği için dürüstçe çaba gösterdik ancak süreci baltalayan taraf ABD oldu. Gemi eskortu iddiaları, ABD’nin bölgedeki müdahaleci ve saldırgan politikalarının devam ettiğini göstermektedir” dedi.
Mutabakat zaptının beşinci maddesinin yorumlanmasına ilişkin ise Bekai, metnin açık olduğunu ve yoruma yer bırakmadığını söyledi.
Boğazın yönetiminin İran’da olması ve Umman ile istişare içinde yürütülmesinin, İran’ın çıkarlarının korunması amacıyla metne eklendiğini kaydeden Bekai, ABD’nin bölge ülkelerini kışkırtarak paralel yollar oluşturmaya çalıştığını, bunun da hem çevre sorunlarına yol açtığını hem de deniz güvenliğini riske attığını belirtti.
“Üç Avrupa ülkesinin bildirisi hükümsüzdür”
Fransa, Almanya ve İngiltere tarafından yayımlanan ortak bildiriye değinen Bekai, bu bildirinin hiçbir geçerliliği olmadığını ve Avrupa ülkelerinin gerçekleri çarpıtmaya çalıştığını kaydetti.
Bölgede ve dünyada yaşanan zararların kaynağının ABD ve İsrail rejiminin eylemleri olduğunu ifade eden Bekai, bu tür açıklamaların çözüme katkı sunmayacağını dile getirdi.
Fransa Dışişleri Bakanı’nın iddialarına da değinen Bekai, Fransız yetkililerin kendilerini ilgilendirmeyen konularda rol kapmaya çalışmaktan vazgeçmeleri gerektiğini söyledi.
“Afganistan ile işbirliğini tanıma şartına bağlamadık”
Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Yardımcısı Celalzade’nin Afganistan ziyaretine ilişkin bilgi veren Bekai, görüşmelerin konsolosluk işleri ve halklar arası ilişkiler çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.
İran ile Afganistan arasında 900 kilometreyi aşan ortak sınır bulunduğunu, çok sayıda Afgan göçmenin İran’da yaşadığını ve geniş ticari ilişkilerin mevcut olduğunu belirten Bekai, “Afganistan yönetimini resmi olarak tanıma konusunu, iki ülkenin çıkarları için gerekli olan işbirliklerine şart koşmadık. Tanıma süreci hukuki bir prosedürdür ve zamanı geldiğinde bu konuda karar verilecektir” dedi.
“Lübnan adına karar vermiyoruz”
İran’ın Lübnan ve Umman’ın iç işlerine müdahale ettiği yönündeki iddiaları reddeden Bekai, “Biz kimse adına karar vermiyoruz. Lübnan’ın adının mutabakat zaptında yer alması, İran’ın uluslararası güvenliği koruma konusundaki sorumluluk bilincini göstermektedir. Biz metnin birinci maddesinde Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sonlandırılması gerektiğini vurguladık, bu bir karar alma meselesi değildir; karar Lübnan halkına aittir” diye konuştu.
Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönündeki uluslararası baskılara da değinen Bekai, Lübnan halkının direnişin silahının egemenliklerini korumadaki değerini en iyi bilen kesim olduğunu ve bu konudaki kararı yine Lübnan halkının vereceğini ifade etti.
“Trump’ın iddiaları yalandır”
ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın nükleer müzakerelerde İran’ın tavrına ilişkin iddialarını yalanlayan Bekai, “Yalan söylemek ABD’nin davranış kalıbı ve bağımlılığı haline gelmiştir. Cumartesi günü Maskat’ta yapılan görüşmeler yalnızca Hürmüz Boğazı üzerine odaklanmıştı. Umman’ın arabuluculuğuyla gemilerin güvenli geçişini sağlayacak bir mekanizma kurmaya çalıştık ancak Umman üzerindeki baskılar nedeniyle bu sonuca ulaşılamadı” dedi.
Trump’a yönelik suikast iddialarının ise hiçbir zaman müzakere masasında yer almadığını ekledi.
“Lindsey Graham’ın ölümü özgür insanları üzmeyecektir”
ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın ölümü hakkında gelen bir soru üzerine Bekai, “Azrail adildir. Hayat felsefesini tecavüz, savaş ve terör üzerine kurmuş, soykırımın en büyük destekçisi olmakla övünmüş bir figür için bölge halklarının yas tutması beklenemez. Bu saldırgan senatörün ölümü, hiçbir özgür insanın kalbini acıtmayacaktır” yorumunda bulundu.
Ortadoğu
Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.
Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.
İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.
Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.
Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.
Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.
Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü
ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.
Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.
Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.
Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.
Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.
Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.
Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.
Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.
Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı
Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.
Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.
Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.
Ancak toplantılarda İran yer almadı.
Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.
Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.
İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.
Ortadoğu
FlyDubai uçağında kokpit krizi: İsrail saldırı ihtimalini inceliyor

Dubai’den Tel Aviv’e giden ve yaklaşık 150 İsrailli yolcuyu taşıyan FlyDubai uçağı, kokpitte çıkan kavga ve ani irtifa kaybının ardından Suudi Arabistan’a indi. Uçaktan kaçırma kodu iletilmesi üzerine İsrail Hava Kuvvetleri alarma geçerken, Tel Aviv yönetimi olayın saldırı girişimi olma ihtimalini incelemeye aldı.
Dubai’den Tel Aviv’e giden FlyDubai yolcu uçağında kokpitte çıkan arbede ve ani irtifa kaybı üzerine acil durum ilan edildi.
İsrailli makamlar, uçağın Suudi Arabistan’a zorunlu iniş yaptığı hadiseyi olası bir saldırı girişimi veya intihar teşebbüsü ihtimaliyle incelemeye aldı.
FlyDubai’ye ait FZ1073 sefer sayılı Boeing 737 MAX tipi uçak, 30 Eylül’de İsrail hava sahasına yaklaştığı sırada rotasını değiştirerek Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında yer alan Tebük Havalimanı’na teker koydu.
Yaklaşık 150 İsrailli yolcunun yer aldığı uçuşta bir “hadise” yaşandığını doğrulayan havayolu şirketi, tüm yolcuların güvende olduğunu duyurdu.
Uçuş takip platformu Flightradar24 verilerine göre, seyir halindeki uçak kısa süre içinde yaklaşık 33-34 bin feet seviyesinden 14-16 bin feet irtifaya kadar sert bir düşüş yaşadı.
Uçaktan ilk olarak 7700 genel acil durum kodunun, hemen ardından ise kısa süreliğine “yasa dışı müdahale veya olası uçak kaçırma” anlamına gelen 7500 kodunun gönderildiği tespit edildi. Bu sinyal üzerine İsrail Hava Kuvvetleri teyakkuza geçti.
İsrail basınında yer alan iddialarda, Umman vatandaşı yardımcı pilotun uçuş sırasında kaptana saldırarak kumandayı ele geçirmeye çalıştığı öne sürüldü.
Ynet ve Reuters’a değerlendirmede bulunan İsrailli yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü belirtmekle birlikte ilk tespitler ışığında olayın “terör saldırısı girişimi” ya da bir intihar eylemi olma ihtimali üzerinde durulduğunu aktardı.
Uçaktaki bazı yolcuların kokpite girerek saldırgan olduğu ileri sürülen personele müdahale ettiği ve bu kişiyi etkisiz kıldığı iddia edildi.
Sosyal medyaya yansıyan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan paylaşımlarda, kabinde panik yaşandığı ve zeminde kan izlerinin yer aldığı öne sürüldü. Tebük Havalimanı yetkilileri ise uçağın kaptanı ile yardımcı pilotunun yaralı halde hastaneye kaldırıldığını açıkladı.
Gelişmenin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu güvenlik yetkilileriyle olağanüstü bir değerlendirme toplantısı yaptı. Başbakanlık Ofisi durumun kontrol altında olduğunu ve yolcuların tahliyesi için temasların sürdüğünü açıkladı.
Muhalefet lideri Yair Lapid’e de süreç hakkında bilgilendirme yapıldı.
Yaklaşan seçimler öncesinde dün hasım aktörlerin saldırı hazırlığında olabileceğini savunan Netanyahu’nun aksine, İsrail güvenlik kaynakları seçim sürecine dönük somut bir istihbarat olmadığını dile getirmişti.
Yaşanan hadise Tel Aviv’de siyasi tepkilere de yol açtı. İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, FlyDubai şirketinin İsrail uçuşlarının durdurulmasını talep etti.
The Times of Israel’ın aktardığına göre Regev, İsrail Sivil Havacılık Dairesinden Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan havacılık anlaşmasının şartlarını denetlemesini istedi.
Anlaşmanın, İsrail’e uçan personelin Tel Aviv ile diplomatik bağı olan ülke pasaportlarını taşımasını şart koştuğu ileri sürülüyor.
Suudi Arabistan ile İsrail arasında resmi diplomatik temas kurulmamış olsa da Riyad yönetimi, acil durumlarda hava sahasını İsrail bağlantılı seferlere açıyor.
Hadiseye ilişkin FlyDubai bünyesinde inceleme başlatılırken, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman makamları henüz ayrıntılı bir açıklama yayımlamadı.
Ortadoğu
Suudi Arabistan, yapay zeka fabrikaları için 14 GW’lık kaynak ayırdı

Suudi Arabistan, entegre bir yapay zeka ekosistemi oluşturmak için bol enerji kaynaklarına ve genişleyen dijital altyapıya güveniyor.
Şark’ül Evsat’ın haberine göre Riyad, HUMAIN’in “AI fabrikaları” olarak adlandırdığı yapıları desteklemek üzere yaklaşık 14 gigawattlık elektrik kapasitesi ayırıyor.
Bu adım, enerji, çip ve veri merkezlerinin kullanılabilirliği üzerindeki kısıtlamaların artmasıyla birlikte, şirketlerin ve ülkelerin gelişmiş modelleri eğitmek ve işletmek için gereken hesaplama kapasitesini güvence altına almak üzere yarıştığı bir dönemde atılıyor.
HUMAIN CEO’su Tareq Amin, Krallığın böyle bir ekosistem kurmak için gerekli kaynaklara sahip olduğunu belirterek, şirketin yalnızca hesaplama kapasitesi ve altyapı sağlamaya değil, aynı zamanda yazılım ve sistemleri şirket içinde geliştirmeye de odaklandığını açıkladı.
Bu, enerji ve veri merkezlerinden modellere ve uygulamalara uzanan entegre bir zincir oluşturmasına olanak tanıyacak.
Riyad’da düzenlenen Servcorp’un ilk ekonomi forumunda konuşan Amin, enerji sektöründeki önceki deneyiminin, gelişmiş bilgi işlem kapasitesini güvence altına almada karşılaşılan zorlukların boyutunu erkenden kavramasına olanak tanıdığını söyledi.
Grafik işlem birimlerine erişimin bazı durumlarda birkaç ay sürebileceğini belirten Amin, bunun kendisini Suudi Arabistan içinde entegre bir yapay zeka ekosistemi kurmayı düşünmeye ittiğini ifade etti.
Batılı şirketlerle ortaklık büyüyor
Amin, HUMAIN’in kurulduğu günden bu yana enerji, bilgi işlem ve dijital altyapı dahil olmak üzere ekosistemin temel bileşenlerini sağlayarak “yapay zeka fabrikaları” kurmaya odaklandığını, bunun yanı sıra yazılım, modeller, uygulamalar ve danışmanlık hizmetleri geliştirdiğini ve girişimlere yatırım yaptığını açıkladı.
Enerji Bakanlığı ve çeşitli devlet kurumlarıyla yapılan işbirliğinin, proje için gerekli arazi ve altyapının tahsisini hızlandırmaya yardımcı olduğunu ekleyen Amin, şirketin üzerinde çalıştığı tesise yaklaşık 14 GW’lık güç kapasitesinin tahsis edildiğini belirtti.
Amin, altyapı geliştirme çalışmalarının, küresel şirketleri bu altyapıyı kullanmaya çekme çabalarıyla paralel olarak ilerlediğini kaydetti.
Şirket, Amazon dahil olmak üzere uluslararası şirketlerle anlaşmalar imzalarken, AMD ile ortak bir proje üzerindeki çalışmalar da devam ediyor.
Diğer şirketler de Riyad’da geliştirilmekte olan yapay zeka ekosisteminde faaliyet göstermek üzere çekiliyor.
Suudiler üretken yapay zekanın ötesine geçmek istiyor
Amin, yapay zekanın mevcut kullanım alanlarının, teknolojinin mevcut potansiyelinin hâlâ sadece sınırlı bir kısmını temsil ettiğini söyledi.
Küresel ilgi şu anda üretken yapay zekaya ve şirketler içindeki uygulamalarına odaklanmışken, fiziksel dünya, endüstri ve altyapıyla bağlantılı yapay zeka uygulamaları henüz erken bir aşamada kalıyor.
Bir sonraki aşama için daha fazla bilgi işlem kapasitesi, enerji ve veri merkezi altyapısı gerekeceğini açıklayan Amin, destekleyici altyapı geliştikçe yapay zeka kullanımının kapsamında önemli bir genişleme olacağını öngördü.
Amin, şirketin yaklaşık 15 ayda çeşitli sektörleri kapsayan bir operasyon ağı kurmayı başardığını ekleyerek, yapay zekayı tam olarak kullanmanın sadece yeni teknolojik araçlar eklemekle ilgili bir mesele olmadığını, bunun yerine kuruluşların çalışma şekillerinin yeniden tasarlanmasını gerektirdiğini vurguladı.
Şirket için yazılım geliştirme sürecine odaklanılacak
Amin, şirketin karşılaştığı en büyük zorlukların teknolojik olmaktan çok, kurumsal kültür ve çalışma yöntemlerindeki değişikliklerle ilgili olduğunu belirtti.
HUMAIN, hazır yazılım satın almamak ve bunun yerine sistemlerini şirket içinde geliştirmek yönünde stratejik bir karar aldı.
Bu yaklaşım, ajansal iş akışlarının, kayıt sistemlerinin ve günlük operasyonlarda kullanılan bir dizi uygulamanın oluşturulmasını içeriyor.
Amin, işin geleceğinin kademeli olarak, kullanıcıların yalnızca gerçekleştirilmesini istedikleri görevi belirtmeleri yeterliyken, akıllı modellerin gerekli adımları ve prosedürleri otomatik olarak yerine getirdiği modellere doğru kayacağını söyledi.
Bu değişikliklerin amacının çalışanları ortadan kaldırmak değil, aksine verimliliklerini artırmak ve işlerini daha verimli bir şekilde yapmalarını sağlamak olduğunu vurguladı.
Bazı çalışanların artık daha önce çok daha büyük ekipler gerektiren görevleri tek başlarına tamamlayabildiğini belirtti.
Bu deneyim, insan kaynakları ve diğer departmanlara da yayıldı; artık ekip üyeleri, tamamen BT departmanlarına güvenmek zorunda kalmadan iş akışlarını ve yapay zeka ajanlarını kendileri geliştirebiliyor.
Yapay zeka ve jeopolitik
Amin’in açıklamaları, Suudi Arabistan, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye’nin ekonomilerini yeniden şekillendiren değişimleri tartışmak üzere yaklaşık 150 iş dünyası lideri, yatırımcı ve politika yapıcıyı bir araya getiren Servcorp’un ilk ekonomi forumu sırasında yapıldı.
Forumu açan Suudi Arabistan’daki EMIR Başkanı Walid Abukhaled, küresel ekonominin jeopolitik gerilimler ve hızlanan teknolojik değişim gibi birbiriyle iç içe geçmiş zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın küresel enerji sektöründeki kilit konumu nedeniyle öneminin giderek arttığını vurguladı.
Abukhaled, otomasyon ve modern teknolojilerin imalat, danışmanlık ve programlama alanlarına yayılmasıyla yapay zekanın işgücü piyasasını yeniden şekillendiren önemli bir faktör haline geldiğini ve bunun gelecekte ihtiyaç duyulacak becerilerle ilgili yeni zorluklar yarattığını da sözlerine ekledi.
Servcorp’un Orta Doğu, Avrupa ve Amerika kıtalarından sorumlu CEO’su David Godchaux ise Suudi Arabistan’ın son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirdiğini ve gelişmekte olan bir pazardan, küresel etkisi giderek artan büyük bir ekonomiye dönüştüğünü belirtti.
Bilgi bolluğunun karar verme sürecini kolaylaştırmadığını, aksine muazzam veri akışının yarattığı gürültüden değerli bilgileri ayırt etme ihtiyacını artırdığını açıkladı.
Forumun amaçlarından birinin, iş dünyası liderlerine ve yatırımcılara ekonomik eğilimleri daha net bir şekilde yorumlamalarına ve daha isabetli kararlar almalarına yardımcı olacak bir platform sunmak olduğunu belirtti.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası









