Dünya Basını
İran Hürmüz’de fiili kontrol düzeni kurdu: Sırada ne var?
İran, Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğini fiilen kendi askeri onayına bağladı ve geçiş rejimini köklü biçimde değiştirdi. Günlük transit hacmi yüzde 97 gerilerken, bölge ülkeleri gemi geçişlerini Tahran’la tek tek müzakere ediyor. Analistler, bu durumun küresel enerji güvenliği ve fiyatlar üzerinde kalıcı etkiler doğurabileceğini vurguluyor.
İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, dün SNN televizyonuna yaptığı açıklamada, İran ordusunun kontrolüne giren Hürmüz Boğazı’nın artık Amerika ve İsrail’in İslam Cumhuriyeti’ne yönelik askeri saldırılarından önceki işleyişle çalışmayacağını söyledi.
Galibaf, bölgede güvenliğin sağlanamaması nedeniyle deniz güzergahının sivil taşımacılığa kapalı kaldığını ifade etti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bir gün önce düzenlediği basın toplantısında tarafsız ülkelere ait gemilerin boğazdan geçiş yaptığını, ancak bu geçişlerin yalnızca İran askeri komutanlığının onayıyla gerçekleştiğini açıkladı.
Bloomberg, 17 Mart tarihli haberinde bu durumun 28 Şubat’ta başlayan çatışmaların ardından Tahran’ın bölgede gemi hareketlerini fiilen kendi kontrol sistemi altına aldığını gösterdiğini aktardı.
Bekai, İran silahlı kuvvetlerinin yalnızca Hürmüz Boğazı’nı değil, boğazdaki seyir düzenini de denetlediğini belirterek, “Hiçbir ülke bu deniz hattını İslam Cumhuriyeti’ne karşı saldırgan eylemler için kullanamayacak” dedi.
Geçişler Tahran’la tek tek müzakere ediliyor
Bu tablo, diğer ülkeleri Tahran’dan izin almaya ve Basra Körfezi’ne giriş şartlarını İran’la müzakere etmeye yöneltti.
Bloomberg’in aktardığına göre İran kıyılarına daha yakın serbest koridor üzerinden son dönemde bir Pakistan ve iki Hindistan tankerinin yanı sıra Gambiya bayraklı bir kuru yük gemisi ve kimliği açıklanmayan iki dökme yük gemisi geçiş yaptı.
Ajans, Hindistan yönetiminin altı petrol tankerinin daha güvenli geçişi için İranlı yetkililerle görüşmeler yürüttüğünü yazdı.
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, önceki gün Financial Times’a verdiği röportajda bu temaslara değindi ve Hint tarafının her gemi için ayrı ayrı geçiş izni aldığını söyledi. INA ajansı, Türkiye ve Irak yönetimlerinin de kendi gemileri için İran’dan izin almaya çalıştığını aktardı.
Enerji ticareti sınırlı akışla sürüyor
Bloomberg, Ortadoğu petrolünün Hürmüz üzerinden sınırlı da olsa taşınmasının petrol tüccarlarına kısmi umut verdiğini ancak askeri risklerin deniz sigortasını zorlaştırdığını belirtti.
Ajans, Körfez limanlarına ulaşabilen az sayıdaki geminin savaş öncesi trafiğin çok küçük bir bölümünü oluşturduğunu kaydetti.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre İran’ın askeri ve idari kısıtlamaları nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan geçen günlük gemi sayısı 129’dan yüzde 97 oranında azaldı.
SNN, Tahran’ın sınırlı sayıda petrol tankerine geçiş izni vermeyi değerlendirdiğini, ancak bu sevkiyatların Çin yuanı üzerinden işlem görmesi şartını gündeme aldığını yazdı.
Hürmüz üzerindeki kontrol küresel kaldıraç haline geldi
Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Vedomosti’ye konuşan Rusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nden Stanislav Lazovskiy, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılmasının İran’ın küresel ekonomi ve enerji güvenliği üzerindeki en etkili araçlarından biri olduğunu söyledi.
Lazovskiy, yeni savaşın başından bu yana İran’ın dayanıklılığını ve mühimmat ile füze stoklarını yenileme kabiliyetini gösterdiğini belirterek, diğer ülkelerin Basra Körfezi’ndeki deniz taşımacılığı için Tahran’la anlaşmak zorunda kalacağını ifade etti.
Lazovskiy, “Net ve istikrarlı kurallar dönemi sona erdi. İran artık eskisi gibi olmayacak, bölge ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkiler de eski haline dönmeyecek” dedi.
Öte yandan Ulusal Araştırma Üniversitesi Yüksek Ekonomi Okulu Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya Araştırmaları Merkezi’nden İlya Vaskin, İran yönetiminin tarafsız ülke gemilerine sınırlı geçiş izni vererek Arap komşularıyla ilişkileri düzeltmeyi hedeflediğini söyledi.
Vaskin, bu güzergahın yeni kurallarla belirsiz bir süre boyunca işlemeye devam edebileceğini belirtti.
Vaskin, “Arap ülkeleri bu durumdan memnun kalmayacak ve İran yönetimini ikna etmeye çalışacak. Tahran, komşularıyla diyalog kurulması şartıyla bu alanda taviz verebilir” dedi.
Tahran Washington’un güvenlik mimarisini test ediyor
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Başkanı Murad Sadıgzade, İran’ın bu adımlarla Amerika’nın güvenlik şemsiyesinin etkisizliğini göstermek istediğini ifade etti.
Sadıgzade, Tahran’ın serbest deniz taşımacılığına getirdiği kısıtlamaların uluslararası hukukla belirli ölçüde uyumlu olduğunu belirtti.
Sadıgzade, “ABD ve İsrail İslam Cumhuriyeti’ne yönelik askeri faaliyetleri durdurduğu anda Basra Körfezi’ne geçiş normal düzene döner. Yakın dönemde ABD’nin savaştan çekilerek tek taraflı zafer ilan etmesi mümkün” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Mart’ta Truth Social hesabından Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, Birleşik Krallık ve adını anmadığı diğer ülkelere çağrı yaparak donanmaları aracılığıyla Hürmüz Boğazı’nın açılmasını istedi.
Ancak bu çağrıya hiçbir ülke katılmadı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, CNBC’ye verdiği röportajda Washington’un çatışmalar sürmesine rağmen İran petrol tankerlerinin geçişine izin verdiğini ve bu yolla küresel arzı koruyarak petrol fiyatlarındaki artışı sınırlamayı hedeflediğini açıkladı.
Savaş deniz taşımacılığını ve fiyatları yeniden şekillendiriyor
Lazovskiy, Ortadoğu’daki çatışmaların deniz taşımacılığını kökten etkilediğini, çok sayıda tanker ve konteyner gemisinin limanlarda beklediğini ve ülkelerin Hürmüz dışındaki alternatif lojistik hatlara yöneldiğini söyledi.
Lazovskiy, bu durumun en fazla Asya ve Avrupa ülkelerini etkilediğini vurguladı.
Lazovskiy, “Hammadde fiyatları istikrarlı biçimde yükseliyor. Basra Körfezi’ndeki Arap monarşilerinin depolama tesisleri ve üretim altyapıları bombalanırken şirketler faaliyetlerini askıya alıyor ve mücbir sebep ilan ediyor. Bu tablo küresel enerji piyasasında arzı daraltıyor ve küresel enflasyonu artırıyor” dedi.