Asya

İran savaşı, Çin’de ABD’nin caydırıcılığına dair kuşkuları artırdı

Yayınlanma

The New York Times’ın aktardığına göre Çinli askeri ve jeopolitik analistler, İran’la savaşın ardından ABD’nin mühimmat stoklarında yaşanan aşınmanın Washington’ın Tayvan’ı savunma kapasitesini zayıflattığını değerlendiriyor. Analistler, savaşın yalnızca Amerikan cephaneliğini tüketmediğini, aynı zamanda ABD’nin uzun süreli ve yoğun çatışmalarda silah üretim kapasitesine dair yapısal sorunları da görünür hale getirdiğini belirtiyor.

The New York Times’ın aktardığına göre Çinli askeri ve jeopolitik analistler, İran’la savaşın ardından ABD’nin Tayvan’ı savunma kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretleri taşıyor.

Gazete, Çinli uzmanların özellikle Amerikan silah stoklarında yaşanan aşınmanın Washington’ın askeri caydırıcılığı üzerindeki etkisini tartıştığını yazdı.

ABD Savaş Bakanlığı ile Kongre temsilcilerinin verdiği bilgilere göre Washington, Ortadoğu’daki çatışmanın başlamasından bu yana eski nesil seyir füzesi stoklarının yaklaşık yarısını kullandı.

Haberde, ABD’nin ayrıca yılda ürettiği miktarın yaklaşık 10 katına denk gelen sayıda Tomahawk seyir füzesi ateşlediği belirtildi.

Çinli askeri ve jeopolitik analistler, savaşın yalnızca Amerikan mühimmat stoklarını tüketmediğini, aynı zamanda Washington’ın askeri üstünlük algısını da zedelediğini düşünüyor.

Analistler, çatışmanın ABD askeri stratejisindeki önemli yapısal sorunlardan birini görünür hale getirdiğini ifade ediyor. Buna göre Washington, uzun süreli ve yoğun çatışmalarda cephaneliğini yenilemeye yetecek ölçekte silah üretme kapasitesine sahip değil.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’ndan emekli Albay Yue Gang, bu ölçekteki aşınmanın “ABD silahlı kuvvetlerinin savaş gücünü küresel ölçekte yansıtma kapasitesini önemli ölçüde azalttığını ve Amerikan askeri hegemonyasının zayıf yönlerini ortaya çıkardığını” söyledi.

Gazete, bu değerlendirmelerin Çin’de ABD birliklerinin Tayvan’ı artık savunamayabileceği yönündeki görüşlerin yayılmasına katkı sağladığını yazdı. Haberde ayrıca mevcut durumun Donald Trump’ın Xi Jinping ile ileride yapacağı görüşmelerdeki pazarlık gücünü de zayıflattığı belirtildi.

Yue, “Trump başlangıçta Çin’e kazanan taraf görüntüsüyle gitmeyi ve bu konumunu Çin üzerindeki baskıyı artırmak için kullanmayı planlıyordu. Ancak çatışmanın çıkmaza girmesi ve askeri harekatın ilerleyememesi nedeniyle şimdi zor durumda kaldı” diye konuştu.

Haberde, Trump’ın Xi Jinping ile ABD’nin Çin karşısındaki ticaret açığını azaltmaya yönelik anlaşma arayacağı belirtildi. Bu çerçevede Pekin’in daha fazla Amerikan soya fasulyesi ve Boeing uçağı satın almayı taahhüt edebileceği ifade edildi.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer ise Bloomberg’e yaptığı açıklamada Trump’ın ayrıca Xi Jinping’den Çin’in İran petrolü alımını durdurmasını isteyeceğini söyledi.

Çin tarafı ise iki ülke arasındaki ilişkileri istikrara kavuşturmayı ve ticaret savaşındaki ateşkesi uzatarak kendi ekonomisini canlandırmayı hedefliyor. The New York Times, Pekin’in aynı zamanda Trump yönetiminin Tayvan’a verdiği desteği azaltmasını istediğini yazdı.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, nisan ayında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede Tayvan konusunda “yeni imkanların önünü açmak” gerektiğini söyledi. Haberde Wang Yi’nin bu ifadeyi ayrıntılandırmadığı belirtildi.

Gazete, zirve öncesinde tarafların kamuoyu önünde görece temkinli bir çizgi izlediğini kaydetti. Haberde, Çin medyasının ABD’nin askeri kırılganlığı konusunda sınırlı yorum yapmasının da bu yaklaşımın sonucu olabileceği ifade edildi.

Hindistan merkezli Takshashila Enstitüsü’nün Hint-Pasifik çalışmaları bölümünün başındaki isim Manoj Kewalramani, Çin medyasında Amerikan füze stoklarındaki aşınma ve kaynakların yeniden dağıtılmasının işlendiğini, ancak savaşın Çin açısından stratejik avantaj olarak sunulmadığını söyledi.

Haberde istisna örnekler de yer aldı. Qiushi dergisinde yayımlanan makalede, “çatışmanın ABD’nin stratejik kaynaklarını tükettiği ve bunun ülkeyi kırılgan konuma sürükleyebileceği” değerlendirmesi yapıldı.

Global Times gazetesindeki yazıda ise ABD’nin dünya çapında silah konuşlandıramaması halinde “aksak dev” haline geleceği ifade edildi.

Global Times’ın eski genel yayın yönetmeni Hu Xijin, ABD’nin mühimmat tedarik zincirlerinde yaşadığı sorunların Pekin’e yalnızca maddi değil, psikolojik üstünlük de sağladığını söyledi.

Tayvan nedeniyle yaşanabilecek olası savaşta bu unsurun önem taşıyacağını belirten Hu, “Duruma Çin ile ABD arasında Tayvan Boğazı’nda güven üzerine kurulu stratejik oyun, başka bir ifadeyle satranç karşılaşması gibi bakılırsa, ABD neredeyse bütün taşlarını kaybetmek üzere” ifadelerini kullandı.

Washington yönetimi ise Ortadoğu’daki operasyonların Asya’daki Amerikan konumunu zayıflattığı yönündeki değerlendirmeleri reddediyor.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Çin’i “güç yoluyla” caydırmanın Pentagon’un dört temel önceliğinden biri olduğunu söyledi.

ABD Deniz Kuvvetleri Hint-Pasifik Komutanlığı’nın başındaki Amiral Samuel Paparo Jr. da kaynakların Ortadoğu’ya kaydırılmasının Amerikan ordusunun hazırlık seviyesini etkileyip etkilemediği yönündeki soruya yanıt verdi.

Paparo, “Bunun Çin’i caydırma kapasitemizi etkilediğini görmüyorum” dedi.

Pentagon’un eski yetkililerinden Drew Thompson ise ABD’nin askeri kapasitesini “oldukça etkili biçimde” ortaya koyduğunu ve Çin’in bunu dikkate alması gerektiğini söyledi.

Thompson ayrıca İran’daki çatışma ile Tayvan nedeniyle çıkabilecek olası savaşın aynı koşullarda değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Haberde, Tayvan’ın savunulması halinde ABD’nin ağırlıklı olarak gemisavar füzelere dayanacağı kaydedildi. Bu silahların Ortadoğu’daki çatışmalarda neredeyse hiç kullanılmadığı ifade edildi.

Buna karşın Pekin Üniversitesi bünyesindeki Küresel İşbirliği ve Karşılıklı Anlayış Enstitüsü’nün direktörü Wang Dong, mevcut gelişmelerin Washington’ın müttefikleri üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Wang, “Müttefikler birlik konuşlandırmaları ve ekipman sevkiyatları konusunda belirsizlikle karşı karşıya kaldığında, bu durum kaçınılmaz biçimde ABD’nin bölgedeki güvenlik garantilerinin güvenilirliği ve sürekliliği konusunda soru işaretleri doğuruyor” dedi.

Wang, ayrıca ABD’nin “küresel varlığının sınırlarıyla karşı karşıya kaldığını” ifade etti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version