Ortadoğu
İran savaşı, Körfez sermayesini küresel piyasalardan çekebilir
BlackRock’a göre, İran savaşı nedeniyle ortaya çıkan belirsizlik, aksi takdirde yurtdışına yatırılabilecek olan on milyarlarca dolarlık Körfez sermayesinin ülkede kalmasına neden olabilir.
BlackRock Yatırım Enstitüsü’nün Orta Doğu ve Asya-Pasifik baş yatırım stratejisti Ben Powell, bu sermayenin yeniden dağıtımının Körfez’deki özel piyasalara yönlendirilebileceğini düşünüyor.
Powell, bölgedeki 50-100 milyar dolarlık sermayenin yurt içinde yeniden yönlendirilebileceğini de ekliyor.
Körfez varlık fonları (SWF’ler) ABD, Avrupa ve Asya’daki özel sermaye, altyapı, gayrimenkul ve teknoloji yatırımlarını destekleyerek dünyanın en önemli kurumsal sermaye kaynaklarından bazıları haline geldi.
Ne var ki analistler, çatışmanın halihazırda var olan yurt içi yatırım eğilimini güçlendirdiğini, bu durumun yurtdışı tahsisatlarını marjinal olarak azaltabileceğini ve yurtdışına çıkan sermayeyi daha az sayıda, daha güvenli yatırımlara yoğunlaştırabileceğini belirtiyor.
Powell, “Kısmen de olsa, bölgede iktisadi, siyasi ve hatta savunma alanlarında ihtiyaç duyulan yatırımların arttığı hissediliyor,” dedi.
Bu durum, fon sermayesi üzerinde iki potansiyel talep yaratıyor. Hükümetler, kamu maliyesini desteklemek için varlıklarından daha fazla yararlanırken, aynı zamanda varlık fonlarından yurt içinde daha fazla sermaye yatırımı yapmalarını ve uluslararası yatırımcıları da bu sürece dahil etmelerini isteyebilir.
Global SWF’nin kurucusu Diego Lopez şunları söyledi:
“Kovid-19 döneminde, beş devlet fonunda [para çekimleri] 74 milyar dolara ulaştı ve bu yıl da benzer veya daha büyük rakamlar görebiliriz. Örneğin, Kuveyt, devlet fonundan ‘borç alabilmek’ için mevzuatı çoktan değiştirdi ve Katar maliye bakanı da kısa süre önce, varlık fonu olan Katar Yatırım Kurumu’ndan [QIA] ilk kez yararlanmanın bir olasılık olduğunu doğruladı.”
Lopez, stratejinin ikinci kısmının, büyük uluslararası kurumların yanı sıra yurtiçi yatırımları desteklemek için varlık fonu sermayesinin giderek daha fazla kullanılmasında şimdiden görüldüğünü belirtti.
Lopez, “Bunun, BAE’nin L’Imad’ının Singapurlu Temasek ve BlackRock’a ait GIP’yi, Doha Investments aracılığıyla QIA’yı ve Suudi Arabistan’ın Kamu Yatırım Fonu’nu [PIF] ve diğer birçok fon yöneticisini çekmesiyle de gerçekleştiğini görüyoruz,” dedi.
Aracı kurum Century Financial’ın yatırım direktörü Vijay Valecha’ya göre, küresel özel sermaye, altyapı ve gayrimenkul fon yöneticileri, özellikle bazı Batılı kurumsal yatırımcıların likidite kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalması nedeniyle, son on yılı Körfez’deki devlet ve aile sermayesini büyük tutarlı taahhütlerin kaynağı olarak çekmeye çalışarak geçirdiler.
Bu durum, Körfez’e yapılan tahsislerdeki nispeten küçük bir kaymanın bile uluslararası fon yöneticileri için önemli olmasını sağlıyor.
Valecha şunları söyledi:
“50 ila 100 milyar dolarlık bu sermayenin sadece bir kısmı bile ülkede kalırsa, küresel fon yöneticilerinin kaynak toplama döngüleri uzayabilir ve ABD, Avrupa ve Asya’daki fon yöneticileri arasında Körfez sermayesinin geri kalanı için rekabet kızışacaktır. Çatışma, zaten devam etmekte olan iç pazara yönelme sürecini hızlandırdı.”
ABD, herhangi bir yeniden dengeleme durumunda özellikle risk altında olacak.
The National’da yer alan habere göre, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) varlık fonları, 2026 yılının ilk yarısında 108 işlemde rekor düzeyde 54 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi ve bu sermayenin neredeyse yarısı ABD’ye gitti.
Körfez fonları, söz konusu dönemde 1 milyar doların üzerinde değer taşıyan 42 küresel işlemin 21’inde de yer aldı.
Elevate Financial Services’in kurucusu ve CEO’su Madhur Kakkar, “Bu nedenle, herhangi bir yeniden dengeleme, daha küçük veya gecikmeli yeni taahhütler yoluyla ilk olarak orada hissedilecektir,” dedi.
Fakat savaş, Körfez yatırımcılarını küresel piyasalardan tamamen çekilmeye zorlamıyor. Bunun yerine marjinal sermaye tahsislerini değiştiriyor ve yurt dışı yatırımlar, özellikle isteğe bağlı sektörlerde daha seçici hale geliyor.
Powell, “Sanki bir düğmeye basıp [sermaye] ihracatçısından ithalatçısına geçiyormuşuz gibi bir durum söz konusu değil,” dedi.
Özel piyasalar, bu değişimin en büyük yararlananları arasında yer alacak. Araştırma şirketi Preqin tarafından izlenen Orta Doğu varlık fonları, portföylerinin yüzde 43’ünü özel sermayeye ayırırken, Afrika hariç dünyanın diğer bölgelerindeki benzer fonlarda bu oran yüzde 35.
Sadece varlık fonları değil; Preqin tarafından izlenen aktif Orta Doğu sınırlı ortaklarının neredeyse yarısını artık aile ofisleri oluşturuyor ve bu ofislerin gelecekteki yatırım portföylerinin yüzde 27’sini özel sermaye oluşturuyor.
Bu oran gayrimenkul, özel kredi ve altyapı sektörlerinin önünde yer alıyor.
Kakkar, “Tahsis, endeks ağırlığından ziyade sektöre göre belirleniyor; enerji, kamu hizmetleri, su ve ulaşım, Körfez hükümetlerinin aktif olarak özel sermaye aradığı sektörler arasında yer alıyor,” dedi.
Dünyanın en hızlı büyüyen şirketlerinden bazıları hâlâ özel mülkiyette. Bu da, yalnızca halka açık piyasalara güvenen yatırımcıların yapay zeka gibi sektörlere sınırlı bir maruz kalma düzeyine sahip olacağı anlamına geliyor.
Powell, “Dolayısıyla özel piyasalar, yalnızca halka açık piyasa yatırımcısıysanız ulaşamayacağınız fırsatlar sunabilir,” dedi.