Ortadoğu

İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden protestolara ilişkin rapor

Yayınlanma

İran Ulusal Güvenlik Konseyi, ülke genelindeki olaylarda toplam 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Konsey, barışçıl başlayan ekonomik protestoların yabancı destekli unsurlarca şiddet eylemlerine dönüştürüldüğünü bildirdi.

İran Ulusal Güvenlik Konseyi, ülke genelinde meydana gelen ve “yabancı destekli terörist ayaklanmalar” olarak nitelendirdiği son olaylara dair kapsamlı bir rapor yayımladı.

Yayımlanan belgede, aralarında masum siviller ve güvenlik personelinin de bulunduğu 2 bin 427 kişinin, ABD ve İsrail rejimi tarafından organize edildiği öne sürülen “tam kapsamlı bir vahşet” neticesinde hayatını kaybettiği belirtildi.

Konsey, olaylar sırasında 690 kişinin daha yaşamını yitirdiğini ve toplam can kaybının 3 bin 117’ye ulaştığını kaydetti.

Şiddetin zirve yaptığı tarihler

Raporda, şiddet eylemlerinin özellikle 8 ve 9 Ocak tarihlerinde yoğunlaştığı ve bu süreçte eşi benzeri görülmemiş bir şiddet düzeyinin ortaya çıktığı ifade edildi.

Konsey açıklamasında, “Elimizdeki belgelere göre bu iki gün boyunca, İran ulusuna karşı kötü niyetli aktörlerin desteğiyle tam kapsamlı bir vahşet gerçekleştirildi” değerlendirmesine yer verildi.

‘IŞİD tarzı suçlar’ suçlaması

Konseyin raporuna göre, sahadaki “terör unsurları”; kafa kesme, bıçaklama ve insanları diri diri yakma gibi “IŞİD tarzı suçlar” işledi.

Söz konusu saldırıların çarşılar, dükkânlar, bankalar, camiler, hastaneler, ambulanslar, itfaiye istasyonları, klinikler ve kamu altyapısına yönelik sistematik eylemlerle yaygın bir yıkıma neden olduğu bildirildi.

Ekonomik taleplerden silahlı çatışmaya

Konsey, olayların başlangıçta ekonomik sıkıntılar gerekçesiyle esnaf ve ticaret grupları tarafından düzenlenen barışçıl protestolarla başladığına dikkat çekti.

Bu süreçte Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın temsilcilerle bizzat görüşerek talepleri dinlediği ve emniyet güçlerine azami itidal talimatı verdiği aktarıldı.

Ancak rapora göre, “organize kaos hücrelerinin” devreye girmesiyle barışçıl çözüm engellendi.

Bu grupların, kent merkezlerini istikrarsızlaştırmayı hedefleyen, yüksek can kaybı yaratmaya dönük silahlı ve hedefli saldırılara yöneldiği savunuldu.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Bu aşamadan sonra, 8 ve 9 Ocak tarihlerinde, durumu kontrolden çıkarmak; kamuya açık alanlara ve kalabalık yerlere yönelik azami şiddet ve koordineli silahlı saldırılarla şehirleri istikrarsızlaştırmak amacıyla, ülke genelinde çeşitli terör eylemleri gerçekleştirildi. Bu eylemlerin amacı, can kaybına yol açmak; kamu ve özel mülkiyeti tahrip etmekti.”

Toplumsal bütünlük hedef alındı

İstihbarat bulgularına dayandırılan raporda, bu girişimin geçen yıl haziran ayında ABD ve İsrail tarafından yürütülen “12 günlük savaş”ın başarısızlığına verilmiş doğrudan bir tepki olduğu öne sürüldü.

Açıklamada, askeri saldırıların tek başına İran’ın iradesini kıramayacağının anlaşılması üzerine, “ABD-Siyonist eksenin” odağını İran’ın toplumsal bütünlüğünü hedef almaya kaydırdığı belirtildi.

Açıklamada, “Düşman, askeri araçların İran ulusunu teslim alamayacağı sonucuna vardı. Bu nedenle ulusal iradeyi kırmak için toplumun bütünlüğü hedef alındı” denildi.

Konsey, söz konusu planın başarısızlığa uğramasını; dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in liderliğine, güvenlik güçlerinin mücadelesine ve 12 Ocak’ta milyonlarca İranlının şiddeti kınamak için sokaklara çıktığı ve “tarihi destan” olarak tanımlanan gösterilere bağladı.

Raporda, ülkede normal yaşamın yeniden tesis edildiği ve “İran halkının ulusal birliğinin, İran’ın düşmanlarına bir kez daha yenilgiyi dayattığı” vurgulandı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version