Dünya Basını

İranlı profesör Marandi: Amerikalılarla konuşmak artık anlamsız

Yayınlanma

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Seyyid Muhammed Marandi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri harekatının sahada mutlak bir yenilgiyle sonuçlandığını belirterek, Hürmüz Boğazı’nın şartlar yerine getirilene kadar kapalı kalacağını bildirdi.

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Seyyid Muhammed Marandi, George Galloway’in “The Mother of All Talk Shows” programına Tahran’dan katılarak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve sahadaki son durumu değerlendirdi.

Trump yönetiminin İran karşısında “mutlak bir başarısızlığa” uğradığını belirten Marandi, “Trump hızlı bir zafer vaat etmişti ancak İran’ın Basra Körfezi’ndeki ABD varlıklarını vurması karşısında şaşkına döndü. Bu durum, kendisinin ve danışmanlarının ne kadar cahil olduğunu ya da danışmanlarının onu savaşa sürüklemek için yalan söylediğini gösteriyor” dedi.

Marandi, Basra Körfezi bölgesindeki “Arap aile diktatörlüklerinin” saldırganlığa zemin hazırladığını ve İran’ın buna sert bir karşılık vermesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

“Rejim işgal altındaki Filistin’de ağır darbe alıyor”

İran’ın sadece savunmada kalmadığını, aynı zamanda İsrail rejimini de cezalandırdığını ifade eden Profesör Marandi, sansüre rağmen bölgeden gelen bilgilerin rejimin “ağır şekilde hırpalandığını” gösterdiğini kaydetti.

İran’ın küresel bir imparatorluğa, kolektif Batı’ya ve onların bölgesel vekillerine karşı savaştığını belirten Marandi, “Ürdün hava sahasını ve üslerini açıyor; Basra Körfezi ülkeleri ise tamamen bu politikanın safında yer alıyor. Ancak bu devasa koalisyona rağmen İran sert bir şekilde geri vuruyor” ifadelerini kullandı.

ABD’nin İran’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) üretim kabiliyetlerini yok etmeyi başaramadığını söyleyen Marandi, saldırıların gece gündüz sürdüğünü ve bunun Washington için kesin bir yenilgi olduğunu ekledi.

“Hürmüz Boğazı kapandı, sorumlusu Batı ekonomileri”

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel ekonomi ve özellikle Batı ekonomileri için büyük zorluklar yaratacağını belirten Marandi, “Bu konuda sadece kendilerini suçlayabilirler. İran bu savaşı istemedi, savaşı başlatan taraf olmadı. Tıpkı geçen seferki gibi müzakere ediyordu ancak ihanete uğradı ve saldırıya uğradı” dedi.

Galloway’in İran’ın Kuds kasabasında yaşandığı iddia edilen ve mantar bulutu oluşturan büyük patlamaya ilişkin sorusu üzerine Marandi, detayları bilmediğini ancak kullanılan mühimmat ne olursa olsun ABD silahlı kuvvetlerinin “barbarlıkta” İsrail rejiminden geri kalmadığını vurguladı.

“Savaş meydanında yenilenler intikamı sivillerden alıyor”

ABD ve İsrail’in yeraltı İHA ve füze üslerini imha edemediği için hüsrana uğradığını ifade eden Profesör Marandi, bu nedenle sivil yerleşim birimlerinin hedef alındığını kaydetti.

Marandi, “Hastaneleri, Kızılay binasını, ulusal acil servis binasını ve ulusal radyo-televizyon kurumunu defalarca bombaladılar. Çocukları katlediyorlar, apartman bloklarına saldırıyorlar ve gıda taşıyan kamyon şoförlerini hedef alıyorlar. Savaş meydanında başarısız oldukları için intikamlarını sıradan insanlardan alıyorlar. Bu tam olarak Siyonist zihniyetidir” diye konuştu.

“Batı medyası bu savaşın askeridir”

Tahran’da yaşanan katliamlara ve çifte vuruşlu saldırılara dikkat çeken Marandi, kurtarma ekipleri olay yerine ulaştığında ikinci bir saldırının gerçekleştirildiğini bildirdi.

Batı medyasının bu görüntüleri görmezden geldiğini savunan Marandi, “Batı medyası bu savaşın bir parçasıdır; onlar bu savaşın piyadeleridir. İran halkının çaresiz olduğu ve rejim değişikliği istediği yalanını tekrarlayarak ölümü ve yıkımı meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Oysa gerçekler sahada açık; halk İslam Cumhuriyeti’ni destekliyor” dedi.

Geçmişte protestolara katılan gençlerin bile ABD ve İsrail’in gerçek yüzünü görerek “uyandığını” belirten Marandi, ülkenin hiç olmadığı kadar birlik içinde olduğunu ifade etti.

“İran’ın günahı soykırıma karşı durmaktır”

İran halkının saldırılar altındaki vakur duruşuna değinen Profesör Marandi, Tahran’daki büyük gösteriler sırasında bombalar düşmesine rağmen kimsenin paniklemediğini ve yerinden kıpırdamadığını anlattı.

Batı’nın İran’a olan nefretinin nedenini şu sözlerle açıkladı:

“İran’ın günahı soykırıma, apartheid sistemine ve etnik temizliğe karşı çıkmasıdır. Gazze, Küba ve Venezuela halklarını desteklemesidir. Bağımsız olmak istemesidir. Batı medyasının bu muazzam halk desteğini görmezden gelmesinin sebebi, kendi anlatılarının yıkılacak olmasıdır.”

“Güvenlik garantisi ve tazminat olmadan ateşkes yok”

Galloway’in “ABD savaş gemilerinin İran’ın 700 kilometre uzağında olduğu ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kaldığı” yönündeki tespitlerine katılan Marandi, İran’ın füzelerinin hâlâ apartheid devletini vurmaya devam ettiğini belirtti.

Ateşkes çağrılarına ilişkin ise Marandi, “Geçen sefer olduğu gibi savaşı başlatanlar şimdi bitirmek istiyor. Ancak İran böyle bir ateşkesi kabul etmeyecek. Eğer çatışmalar duracaksa, Basra Körfezi’ndeki o küçük Arap aile diktatörlüklerinin bir daha İran halkına karşı üs olarak kullanılmayacağına dair güvenceler verilmeli ve tüm zararlar tazmin edilmelidir” değerlendirmesini yaptı.

İran’ın son sekiz aydır “büyük savaşa” hazırlandığını ve ateş gücü kapasitesinin eskisinden çok daha yüksek olduğunu vurguladı.

“Witkoff bir yalancıdır, Amerikalılarla konuşmak faydasız”

Trump’ın nükleer silah müzakereleri konusundaki iddialarını “külliyen yalan” olarak nitelendiren Profesör Marandi, İran’ın dini fetvası gereği nükleer silah peşinde olmadığını yineledi. Trump’ın danışmanı Witkoff ve damadı Kushner’in “etnik üstünlükçü Siyonistler” olduğunu belirten Marandi, “Witkoff bir yalancıdır. Amerikalıların söyledikleri hiçbir şeyin anlamı yok. Üçüncü tarafların arabuluculuk yapması bir şeyi değiştirmez çünkü ABD bugün bir şey söyler, yarın başka bir şey yapar” ifadesini kullandı.

Marandi, İran’ın teslim olmayacağını ve saldırganları geri adım atmaya zorlayacak askeri kabiliyete sahip olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version