Ortadoğu

IŞİD, İran savaşı karşısında ne söyledi?

Yayınlanma

ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşın ardından IŞİD örgütü, çatışmayı hem propaganda hem de operasyonel bir fırsat olarak kullanmaya başladı. Örgütün yayın organı en-Nebaa dergisinde yayımlanan başyazıları üzerinden küresel cihatçı dinamiklerin merkezine dönmeyi hedefleyen örgüt, Batı ülkelerinde “yalnız aktör” saldırılarını canlandırma arayışına girdi.

ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana IŞİD, çatışmayı hem bir propaganda kazanımı hem de operasyonel bir fırsat olarak değerlendiriyor.

En-Nebaa dergisindeki bir dizi başyazı ve yeniden hız kazanan saldırı planları aracılığıyla örgüt, kendisini küresel cihatçı dinamiklerin merkezine yeniden yerleştirmeye ve Batı topraklarındaki saldırıları canlandırmaya çalışıyor.

IŞİD bağlantılı saldırganlar ABD topraklarını yeniden hedef alırken, Old Dominion Üniversitesi’ndeki silahlı saldırı, 1 Ocak 2025’te Bourbon Caddesi’ndeki New Orleans kamyon saldırısından bu yana gerçekleşen “en önemli başarılı operasyon” olarak öne çıkıyor.

Aynı zamanda savaş ve Ramazan ayı etrafında kurgulanan anlatı, açıkça küresel bir çerçeveye oturtuluyor. Bu durum, yalnızca ABD için değil, IŞİD’in dış savaşları “yalnız aktör” ve küçük hücre operasyonlarını kışkırtmak amacıyla kullanma konusunda uzun bir geçmişe sahip olduğu Avrupa ve daha geniş anlamda Batı için de tehdidi artırıyor.

Somali ve Sahel’deki IŞİD kollarıyla bağlantılı olduğu belirtilen ve yakın zamanda İspanya’da engellenen saldırı planı, mevcut kışkırtma dalgasının birden fazla bölgesel kolu doğrudan Avrupa’yı hedef alan bir tehdit ağına bağladığını kanıtlıyor.

Bu yılın başlarında İtalya’da gerçekleştirilen IŞİD Horasan Vilayeti (IŞİD-H) gözaltına alması, örgütün çok vektörlü dış operasyon stratejisinin genişlemeye devam ettiğini ve Batı’ya yönelik tehdidin sürdüğünü gösteriyor.

Savaş öncesindeki operasyonel ivme

Savaşa giden aylarda, IŞİD’in 2025 yılındaki saldırı ve planlama faaliyetleri; Kuzey Amerika, Avrupa ve Pasifik genelinde Yahudilere, Hıristiyanlara ve geniş anlamda Batı kamuoyuna yönelik şiddet çağrıları için bir zemin oluşturmuştu.

New Orleans ve Bondi Plajı’ndan Villach, Berlin, Mulhouse, Bielefeld ve Manchester’a kadar uzanan bir hatta, ayrıca ABD, Avrupa ve Türkiye’de engellenen komplolarda örgüt; dini bayramları, anıtları, pazarları, gece hayatı bölgelerini ve diğer korumasız hedefleri defalarca hedef aldı.

Böylece Noel, Yeni Yıl ve Yahudi festivalleri saldırıların odak noktaları haline getirildi. Sidney sahilindeki Hanuka kutlamaları sırasında 15 kişinin ölümüne ve 40’tan fazla kişinin yaralanmasına yol açan 14 Aralık 2025 tarihli Bondi saldırısı, hem bu dalganın zirve noktası hem de 2026 başındaki yeni kışkırtmalar için bir sıçrama tahtası oldu.

IŞİD medyası ve destekçi kanalları, bu olayı yalnız aktör ve küçük hücre operasyonları için bir model olarak sundu.

En-Nebaa dergisi, Bondi saldırısının önemini hızla kurallaştırdı. “Sidney’in Gururu” başlıklı yazıda “Sidney’deki şanlı eylem” kutlanırken, “Yahudilerin Avustralya sokaklarında kan kaybettiği” ifade edildi.

İnternet üzerinden örgütün “cihatçı kodlarını” benimsemiş inananlara, festivallerde ve toplantılarda Yahudilere ve “Haçlılara” saldırma çağrısı yapıldı.

Çevrimiçi yönlendirmelerin, tek bir okuyucunun sinagoglara, kiliselere ve bayram kalabalıklarına karşı “bir kasırga gibi harekete geçmesi” için yeterli olduğu savunuldu.

Ardından yayımlanan “Terör Mevsimi” başlıklı başyazıda Noel, Yeni Yıl ve Yahudi bayramları “Haçlı” toplumları için bir “terör ve kaygı mevsimi” olarak tanımlandı.

Artan güvenlik önlemlerinin ve bozulan kutlamaların, savaşın “onların evlerine taşındığını” gösterdiği ileri sürüldü. Metinde, “her darbede bir ölüm olması” amacıyla araçla ezme ve ağır aletlerle saldırı gibi düşük teknolojili şiddet yöntemlerine başvurulması istendi.

Bu metinler Yahudileri ve Hıristiyanları “Yobi’den Bondi’ye kadar” tek bir düşman kategorisinde birleştirirken, herhangi bir Batılı kalabalığı meşru hedef olarak nitelendirdi.

Paskalya öncesi ABD ve Avrupa’daki ibadethanelere saldırı çağrısı

Öte yandan IŞİD, Paskalya öncesinde yayımladığı tehdit mesajında, “Müslümanlara ABD ve Avrupa genelindeki kilise ve sinagogları ateşe verme” çağrısında bulundu.

Örgüt, İsrail’in Kudüs’teki Mescid-i Aksa’yı kapatmasına yanıt olarak yapıldığını belirttiği bu çağrıyı, en-Nebaa’nın perşembe günü yayımlanan son sayısında dile getirdi.

En-Nebaa’da yer alan ifadelerin tercümesine göre örgüt şu beyanda bulundu: “Mübarek Mescid-i Aksa’nın kapatılması trajedisi karşısında, Peygamberlerinin İsra mekanının yardımına koşmayı arzulayan her yerdeki Müslümanların ayağa kalkması; Amerika, Avrupa, Rusya, Hindistan ve başka yerlere dağılmış olan Yahudi sinagoglarını ateşe vermesi üzerlerine bir yükümlülüktür.”

Tehdit metni, “Aynı durum Tunus, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suriye’deki sinagoglar için de geçerlidir; buraların konumları iyi bilinmektedir ve ayrıntıları yayımlanmıştır” ifadeleriyle devam etti.

Propaganda bülteni ayrıca benzer saldırıların kiliselere yönelik olarak da gerçekleştirilmesini istedi. Metinde dünya genelindeki “Yahudi toplantılarının” hedef alınması çağrısı yapılırken, destekçilere “Sidney Kahramanlarının eylemlerini örnek almaları” talimatı verildi.

Bu ifade, Avustralya’da 2025 yılında Hanuka kutlamaları sırasında düzenlenen ve aralarında saldırganlardan birinin de bulunduğu 16 kişinin ölümü, 40 kişinin ise yaralanmasıyla sonuçlanan saldırılara gönderme olarak kayda geçti.

IŞİD, son bir hafta içinde gerçekleştirdiği “15 operasyonda” 60 kişiye ulaştığını belirttiği zayiata yol açtığını da öne sürdü.

Çok Okunanlar

Exit mobile version