Japonya’da yaklaşan genel seçimler için yürütülen kampanya, savunma politikaları ve komşu ülke Çin ile ilişkiler konusundaki siyasi bölünmeyi çarpıcı biçimde ortaya koydu. Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki koalisyon hükümeti, Çin’e karşı daha sert bir tutumdan yana olup savunmanın güçlendirilmesi vurgusu yaparken, başlıca muhalefet grupları ülkenin pasifist anayasasına bağlı kalınmasını ve Pekin ile her ne pahasına olursa olsun çatışmadan kaçınılmasını savunuyor.
Ülkenin ilk kadın başbakanı olan Takaichi, son dönem Japon liderleri arasında Çin’le ilgili konularda şahin söylemleriyle öne çıkıyor. Kasım ayı başlarında, Takaichi, Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir operasyonuna karşı Japonya’nın bir yanıt verebileceğini söylediğinde, Pekin karşılık olarak Japonya’ya yapılan nadir toprak elementi sevkiyatına kısıtlamalar getirdi ve ülkeye seyahat edilmemesi yönünde uyarıda bulundu.
Birden fazla kamuoyu yoklamasına göre, Takaichi’nin Liberal Demokrat Partisi’nin (LDP) gelecek pazar yapılacak genel seçimde Temsilciler Meclisi’nde yeniden çoğunluğu elde etmesi büyük olasılık olarak görülüyor. Parti lideri pazartesi günü, mevcut anayasada ülkenin askerî güç bulundurması yasaklanmış olsa da, Japonya Öz Savunma Kuvvetleri’nin anayasada daha açık biçimde tanınması gerektiğini söyledi. Pasifist anayasa bugüne kadar hiç değiştirilmedi.
Japonya ile ABD’nin Çin’e yönelik çevreleme politikalarını daha koordineli hâle getirme çabasının parçası olarak Takaichi’nin 20 Mart civarında Washington’a bir ziyaret planlamayı değerlendirdiği bildiriliyor.
Takaichi, 26 Ocak’ta TV Asahi programında şunları söyledi: “Eğer Japonya hiçbir şey yapmaz ve ABD ordusu saldırı altındayken sadece kaçıp giderse, Japonya-ABD ittifakı çöker.” LDP lideri sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir acil durum halinde Tayvan’daki Japon ve Amerikan vatandaşlarını gidip kurtarmamız gerekir.”
Takaichi, ABD Başkanı ile yakın kişisel ilişki kurmuş olan merhum Başbakan Şinzo Abe’nin çizgisini izleyerek Trump ile işbirliğini sürdürmeyi planladığını açıkça ortaya koydu.
Japonya Ulusal Basın Kulübü’nde diğer parti liderleriyle yaptığı tartışmada Takaichi, “ABD… Çin’in eşi görülmemiş hız ve ölçekte askerî yığınak yapmasından derin endişe duyduğunu ifade etti” dedi. “Birbirimize söylememiz gerekeni söyleyerek Japonya-ABD ittifakını inşa edecek ve güçlendireceğiz” diye ekledi.
Takaichi, Trump’ın uluslararası hukuku hiçe sayan eylemleri karşısında açık eleştiriden kaçındı; buna 3 Ocak’ta ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırması ve NATO müttefiki Danimarka’dan Grönland’ı alma tehdidi de dahil. Takaichi, 2 Ocak’ta Trump ile telefon görüşmesi yaptı.
Politika tartışmasında Maduro’nun ele geçirilmesine ilişkin tutumunu netleştirmeden, “İstediğimiz zaman açık konuşabildiğimiz bir ilişkimiz var ve söylemem gerekeni her zaman söylerim” dedi.
Şunları da ekledi: “AB ülkelerinin her birinin [bu konuda] farklı bakış açıları var; biz onlarla da görüş alışverişi yapıyoruz. Japonya, özgürlük, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi bu değerleri paylaşan ülkelerin sayısını artırmak için çalışmayı sürdürecek.”
Muhalefet partileri geçen ay, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırganlığına karşı Takaichi’nin protesto açıklaması yapmasını talep etti.
Yeni kurulan ana muhalefet oluşumu Merkezci Reform İttifakı’nın (CRA) eş lideri Yoshihiko Noda, “Japonya’nın, statükonun güç kullanılarak değiştirilmesinin kabul edilemez olduğunu ve uluslararası hukukun korunması gerektiğini [ABD’ye] kararlılıkla iletme rolü var” dedi.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Hudson Institute’ta Japonya başkanı olan Masashi Murano ise, Takaichi’nin Trump’ın küresel ölçekte sıra dışı eylemlerine karşı “sönük” kalan tepkisinin pragmatik bir tercih olduğunu söyledi.
Murano, “ABD ile iyi ilişkileri sürdürmek, özellikle Tayvan senaryosu gibi yüksek yoğunluklu çatışma risklerine hazırlık bağlamında Japonya’nın güvenliği için hayati önem taşıyor” dedi. “ABD-Japonya ilişkilerinde ciddi bir bozulma Japonya’nın varlığını doğrudan tehdit eder” diyerek Başbakanı onayladı.
CRA’nın eş lideri Tetsuo Saito ise, Osaka’daki seçim kampanyası sırasında “Komşu ülkeyle iletişim kanallarını açık tutmalıyız” dedi. “Ama eğer aşırı ve kabul edilemez bir şey söylerlerse elbette gereken şekilde protesto ederiz” diye de ekledi.
Saito,“Bu kararlı tutumu sergilerken kesinlikle savaşa gitmemeliyiz. Ne olursa olsun savaşa sürüklenmemeliyiz” vurgusunu yaptı.
Kampanya boyunca Takaichi, Çin’le diyalog kapısını açık tuttuğunu yineledi. Tokyo Üniversitesi’nde profesör ve Çin çalışmaları uzmanı Tomoko Ako ise, Takaichi’nin Pekin’e yönelik söylemini yumuşatacağını öngörüyor.
Ako, “Japonya-Çin ilişkileri daha da gerilirse, hem ekonomi hem de güvenlik üzerindeki olumsuz etkiler giderek daha belirgin hâle gelir” diye uyardı. “Başbakan Takaichi’nin sözlerini geri alacağını düşünmüyorum; fakat eskisinden daha temkinli bir dil ve eylem çizgisi benimsemesini bekliyorum” değerlendirmesini yaptı.
Ako ayrıca, “Merkezci Reform İttifakı gibi muhalefet partileri kayda değer bir güç kazanırsa, gerginliğin bir miktar azalacağını düşünüyorum” dedi.
Bununla birlikte, “Çin’in Japonya’ya yönelik sert tutumunun, Japon hükümeti somut adımlar ve açıklamalarla uzlaşmaya istekli olduğunu göstermedikçe değişmesi pek olası değil” değerlendirmesini yaptı.
Takaichi seçimleri kazanırsa, LDP ile koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi yıl sonuna kadar ülkenin savunma stratejilerini güncellemeyi hedefliyor.
Ayrıca savunma ekipmanı ihracatına ilişkin kısıtlamaların gevşetilmesi ve daha büyük bir savunma bütçesi için çalışacaklar. Yıllık savunma harcamalarının mart ayında sona erecek mali yılda ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının %2’sine denk bir seviyeye ulaşması bekleniyor; ancak iktidar koalisyonu bunun yeterli olmadığını düşünüyor.
Daha tartışmalı olan ise, ülkenin “nükleer silaha sahip olmama, üretmeme ve ülkeye sokulmasına izin vermeme” ilkelerinin gözden geçirilmesi ihtimali. Takaichi uzun zamandır ABD’nin bu tür silahları Japonya’ya getirmesine izin verilmesini savunuyor.
Mevcut hükümet pozisyonu, atom silahlarının ancak ülkenin güvenliğinin ABD’ye ait nükleer silah taşıyan savaş gemilerinin Japonya’da bulunması olmadan garanti edilemeyeceği gibi istisnai koşullarda ülkeye girişine izin verilebileceği yönünde.
Japonya İnovasyon Partisi lideri Hirofumi Yoshimura, “Temel tutumumuz ilkeleri korumaktır. Ancak tartışmaktan kaçınmayı bırakmalıyız” dedi.
Çin, Kuzey Kore ve Rusya gibi ülkelerle bağlantılı olarak “güvenlik ortamının değiştiğini” belirterek, “Bu gerçeği kabul etmeliyiz” diye konuştu.
Merkezci ittifak lideri Noda ise şöyle diyor: “Bu [nükleersiz] ilkeler temel bir ilke olarak kesin biçimde korunmalıdır. Değiştirilmemelidir. Daha fazla ülke Japonya’yı askerî bir güç olarak yeniden canlanmak istemekle etiketliyor. Böyle bir iddiaya dayanak sağlayacak her şeyden kaçınmalıyız.”
Buna karşın Takaichi, savunma stratejilerinin köklü biçimde gözden geçirilmesi gerektiğinde ısrar ediyor.
Ani seçim kararını açıklarken 19 Kasım’da “Bu revizyonlar acil bir meseledir. İhtiyacımız olan şey, yerleşik söylemi sürdürmek değil, bu belgeleri temelinden yeniden ele almaktır” dedi.
Çin, Japonya’nın savunma politikasındaki değişimleri militarizmin yeniden yükselişi olarak yorumluyor.