Bizi Takip Edin

Avrupa

Jordan Bardella’ya “antisemitizm” suçlaması

Yayınlanma

Fransız Ulusal Birlik’in (RN) Başkanı Jordan Bardella’nın, henüz 17 yaşındayken parti üyeleri ile yaptığı özel sohbetlerde antisemitik görüşler dile getirdiği öne sürüldü.

Araştırmacı haber sitesi Mediapart’ın pazartesi günü yayınladığı haberde, Bardella’nın “Yahudiler diğer halklara hükmetmeli, onları ezmeli ve soymalıdır” ve “tüm bankalar Yahudilerin elindedir” dediği yazışmaları elde ettiğini ve bunları bağımsız olarak doğruladığını açıkladı.

Bardella bu iddiaları şiddetle reddetti ve Mediapart’a dava açacağını ekledi.

Hem Bardella hem de Marine Le Pen, bu haberi, şu anda anketlerde başı çeken aşırı sağcı deneyimli politikacının gelecek yılki seçimleri kazanmasını engellemek için yürütülen daha geniş çaplı ve koordineli bir çabanın parçası olarak nitelendirdi.

Bardella şöyle konuştu:

“Fikirlerimizin zaferine hiç bu kadar yaklaşmadığımız bir dönemde, bazı aktivist basın organları, cumhurbaşkanlığı kampanyasını istikrarsızlaştırmak ve şerefime saldırmak için karalama kampanyaları düzenlemeye hazır.”

RN Başkanı, “Topyekûn bir savaşın ilk işaretlerini ve cumhurbaşkanlığı kampanyasını istikrarsızlaştırma girişimlerini hissediyoruz,” dedi.

Le Pen ise Fransa parlamentosunun alt meclisi olan Ulusal Meclis’te gazetecilere konuşurken Bardella’nın yanında oturarak, “Sistem bu ivmeyi engellemek için her şeyi, en iğrenç şeyleri bile yapacak,” dedi.

Pazartesi günü inşaat sektörüne yönelik bir etkinliğe katıldığı sırada Le Pen, Mediapart’ın haberini “delilik” olarak nitelendirdi.

Ulusal Birlik’in öncülü olan Ulusal Cephe, Nazi işbirlikçileri ve nefret söylemi nedeniyle defalarca mahkum edilen Le Pen’in babası Jean-Marie tarafından kurulmuştu.

Le Pen, Holokost’un tarihin bir “ayrıntısı” olduğu iddiasını tekrarlayan babasını 2015 yılında partiden ihraç etmişti.

Le Pen’in Bardella’nın kariyerine ivme kazandırdığı ve onu partinin imajını temizleme çabalarının ön saflarına yerleştirdiği göz önüne alındığında, bu son skandalın yarattığı etki özellikle zarar verici olabilir.

Partinin eski muhafazakâr kanadıyla ilişki kurmak için çok genç olan Bardella, Le Pen soyadının çok fazla olumsuz çağrışım taşıdığı seçmen kesimlerinde (özellikle yaşlı seçmenler ve Yahudi cemaati arasında) partinin ilerleme kaydetmesine yardımcı olabilecek taze bir yüz olarak görülüyordu.

2021’de Ulusal Birlik’in başına geçtiğinden beri, Bardella partiyi Fransa’daki Yahudi nüfusunun savunucusu olarak tanıttı ve bunun kanıtı olarak İsrail’e verdiği tam destekten bahsetti.

31 yaşındaki Bardella, İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli’den davet aldıktan sonra 2025’te İsrail’e gitti.

Avrupa

Kuzey Avrupa ülkeleri, askeri üslerin çevresindeki Rus mülklerine el koymaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Telegraph gazetesinin haberine göre Baltık ve İskandinav ülkeleri, askeri tesislerin çevresinde Rusya ile bağlantılı kişilere ait mülklerin casusluk ve sabotaj amacıyla kullanılabileceği gerekçesiyle el koyma ve alım kısıtlaması adımları atıyor. İsveç donanma üssü yanındaki bir araziyi devralmaya hazırlanırken, Litvanya havalimanları ve askeri poligonlar çevresindeki alımları sınırladı.

Baltık ve İskandinav ülkeleri, askeri üslerin yakınında Rusya bağlantılı kişilere ait olduğu değerlendirilen gayrimenkullere yönelik tedbirleri sıkılaştırıyor.

The Telegraph gazetesinin Avrupalı yetkililere dayandırdığı habere göre planlar arasında bu mülklere el konulması da yer alıyor.

Görüşlerine yer verilen yetkililer, stratejik tesislerin çevresindeki bu yapıları Rusya’nın olası “Truva atları” şeklinde nitelendiriyor.

İncelenen taşınmazların Litvanya, İsveç ve Norveç’te yer aldığı belirtiliyor. Batılı yetkililer, bu mülklerin askeri altyapıyı gözetleme, olası sabotaj hazırlıkları yürütme veya insansız hava araçları fırlatma amacıyla kullanılabileceğinden endişe ediyor.

İsveç yönetimi, Muskö Deniz Üssü yakınındaki bir konuta el koymaya hazırlanıyor. İsveç Savunma Bakanı Pål Jonson gazeteye yaptığı değerlendirmede arazinin stratejik önem taşıdığını ve mülk sahibinin İsveç tarafınca güvenlik tehdidi görüldüğünü dile getirdi.

Jonson, arazinin bölgede İsveç Silahlı Kuvvetleri’nin tasarrufunda olmayan tek parsel kaldığını belirterek bu durumun deniz üssünün savunmasında kritik bir açık yarattığını söyledi.

Bakan ayrıca bölgeye erişimin üssü insansız hava araçlarından korumak için de gerekli olduğunu ifade etti.

İsveç’te güvenlik açısından hassas faaliyetlerle bağlantılı gayrimenkul işlemlerinde 1 Temmuz itibarıyla sıkı denetimler uygulanıyor.

Yetkililer, ülkenin savunma çıkarlarını etkileyebilecek yabancı mülk edinimlerine karşı ek denetim mekanizmaları üzerinde çalışıyor.

Litvanya ise Rusya vatandaşlarının stratejik tesislerin yakınında mülk edinmesine yönelik kısıtlamalar getirdi.

Litvanyalı yetkililer, Rusya ile bağlantılı kişilerin Šiauliai-Zokniai ve Panevėžys-Pajuostis hava üsleri, Rukla’daki askeri poligon ile Vilnius ve Palanga havalimanları çevresinde mülk satın aldığını aktarıyor.

Litvanya’nın eski Londra Büyükelçisi Eitvydas Bajarūnas, Baltık ülkelerinde Rusya’nın mülk sahipliğini veya aracıları bir tür Truva atı gibi kullanabileceğine dair ciddi kaygılar bulunduğunu ifade etti.

Vatan Birliği partisi milletvekili Mindaugas Lingė de yetkililerin askeri tesislerin yakınındaki gayrimenkullerin kullanım biçimlerini değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.

Lingė, bu tür yapıların birer gözlem noktası ya da ekipman deposu işlevi görebileceği uyarısını yaptı.

The Telegraph, şubat ayında da üç ayrı Avrupa istihbarat servisinin mevcut ve eski çalışanlarına dayandırdığı haberinde benzer iddiaları gündeme getirmişti.

Haberde askeri ve sivil tesislerin yakınındaki evlerin, depoların ve diğer binaların gözetleme ile sabotaj hazırlıklarında kullanılabileceği öne sürülmüştü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, şubat ayındaki haberde yer alan casusluk ve sabotaj iddialarını geri çevirmişti.

Haberi enformasyon alanına yönelik klasik bir manipülasyon olarak niteleyen Zaharova, yayınlanan iddiaların Rus düşmanlığının bir tezahürü ve Avrupalıların korkularını istismar etme çabası olduğunu ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İspanya’da solun bölünmesi Sánchez’in seçim planlarını zora soktu

Yayınlanma

İspanya’da sol partilerin kasım ayındaki genel seçim öncesinde tek listede birleşememesi, Başbakan Pedro Sánchez’in iktidarda kalma umutlarını zayıflattı. İttifak dışında kalan Podemos’un oyları yaklaşık yüzde 3 seviyesinde görünürken, ana ortak Sumar’ın desteği 2023’ten bu yana yarıdan fazla azalarak yüzde 5’e geriledi.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in kasım ayındaki genel seçimde kamuoyu yoklamalarını boşa çıkarma umudu ciddi bir darbe aldı.

Ülkenin geleneksel olarak parçalı solunun tek bir çatı altında birleşmeyi başaramaması, Sosyalist liderin seçmeni sandığa taşıma ve yeni bir hükümet kurma planlarını zora soktu.

Sol cenahtaki bölünme, Alberto Núñez Feijóo liderliğindeki muhafazakar Halk Partisi’ni Madrid’deki sekiz yıllık sosyalist yönetimin ardından iktidara bir adım daha yaklaştırdı.

Bu gelişme, Avrupa siyasetini yeniden şekillendiren genel sağa kayış dalgasıyla da örtüşüyor.

Müzakerelerin tıkanması üzerine Geniş Cephe adayı ve Sağlık Bakanı Mónica García sosyal medyadan tepki gösterdi.

García, solun “sağ cenah dışında hiç kimsenin işine yaramayan egolara, kaygılara, iç çekişmelere ve seçim hesaplarına sıkışma” riskiyle karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

Seçim kararının hemen ardından Sánchez’in solundaki partileri bir araya getirmek amacıyla kurulan Geniş Cephe, solun önemli aktörlerinden Podemos’u ikna edemedi.

Podemos, Kanarya Adaları ve Valensiya bölgesi haricinde ortak listeye katılmadı ve solun genel seçim şansını zayıflattı.

El País anket analisti Kiko Llaneras, Sánchez’in yeniden yönetebilmesinin tek yolunun Sosyalistlerin solunda güçlü bir varlık gösterilmesi olduğunu belirtti.

Llaneras, “Geniş Cephe aslında o kadar da geniş değil” diyerek yeni hareketin solun çoğunluk kurmasına yetecek güce ulaşmasının zorluğuna işaret etti.

Podemos ortak listeden çekildi

Eski Barselona Belediye Başkanı Ada Colau’nun liste başı olduğu Geniş Cephe çatısı altında mevcut koalisyon ortağı Sumar, Katalan Comuns, komünistlerin öncülüğündeki Birleşik Sol (IU), Más Madrid ve bölgesel sol partiler yer alıyor.

İspanya’nın seçim sistemi birleşik platformları ödüllendirirken, mevcut ittifak Sánchez’in 2023’te hükümet kurmasını sağlayan ve Podemos’u da kapsayan önceki birlikteliğin gerisinde kalıyor.

Politico‘nun verilerine göre ittifakın ana gücü konumundaki Sumar’ın oy oranı, 2023’ten bu yana yarıdan fazla eriyerek yüzde 5 seviyesine geriledi.

Madrid Carlos III Üniversitesi’nden siyaset bilimci Pablo Simón, koalisyonların küçük ortaklarının görünürlük kaybetmesi ve kendi programlarını uygulamakta zorlanması nedeniyle güç kaybettiğini kaydetti.

Daha önce başbakanlık için adı geçen Çalışma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Yolanda Díaz’ın seçimlerde aday olmaması da Sumar’ı güçlü bir lider figüründen yoksun bıraktı.

Pablo Simón, Geniş Cephe listesinin hiçbir anlaşma olmamasına kıyasla daha iyi bir seçenek olduğunu ancak tablonun sol adına zorlu göründüğünü aktardı.

İttifakların tescili için belirlenen cuma gece yarısı mühletine kadar yürütülen görüşmeler, aday listeleri ve yaklaşık yüzde 3 oy oranına sahip Podemos’un ittifak içinde erime kaygıları nedeniyle sonuçsuz kaldı.

Gelişmelerin ardından sol seçmenden özür dileyen Ada Colau, “Birisi masaya oturmak istemiyorsa onu zorlayamazsınız” dedi.

Rufián’ın çekilmesi birleşme umudunu tüketti

Anketlerin işaret ettiği en olası senaryo, Halk Partisi’nin göç karşıtı söylemleriyle desteğini artıran aşırı sağcı Vox ile koalisyon kurması yönünde şekilleniyor.

Sánchez ise bu senaryoyu engellemek için kendi partisinin güçlü bir sonuç almasına ve Sumar çevresindeki partilerin toparlanmasına güveniyor.

Sol tabandaki hayal kırıklığı, Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) Meclis Sözcüsü Gabriel Rufián’ın yalnızca kendi partisinden aday olacağını duyurmasıyla daha da derinleşti.

Katalonya dışındaki sol seçmende de karşılığı bulunan Rufián, aşırı sağın iktidara gelişini önlemek için geniş katılımlı bir sol birliğin öncülüğünü yapıyordu.

Bağımsızlık yanlısı partisinin sınırları nedeniyle ulusal bir listeye liderlik edemeyeceğini belirten Rufián, “Başarısız olduk, özellikle de ben başarısız oldum” ifadesini kullandı.

Politico‘ya konuşan Podemos kurucularından Juan Carlos Monedero ise sol birliği başarıya ulaştıracak bir otorite kalmadığını, Rufián’ın bu fikre yaklaştığını ancak ERC’ye olan bağlılığının ağır bastığını söyledi.

Anket analisti Llaneras, bölünmenin seçim sistemindeki baraj etkisi nedeniyle ağır sonuçlar doğurabileceğini hatırlattı.

İspanya’da yüzde 10’un altındaki oyları sandalyeye dönüştürmenin hayli zor olduğunu vurgulayan Llaneras, seçim bölgelerinin küçüklüğü nedeniyle oyların bölünmesinin temsil gücünü doğrudan yok ettiğini ve altı ya da yedi milletvekili çıkaran bölgelerde solun tüm sandalyeleri kaybedebileceğini aktardı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Polonyalı hava yolu şirketi, yakıt maliyetleri nedeniyle kış seferlerinin bir kısmını durdurdu

Yayınlanma

Polonya hava yolu şirketi LOT, uçak yakıtı fiyatlarındaki artış sebebiyle kış sezonundaki bazı Avrupa seferlerini geçici olarak askıya aldı. Şirkette şubat ayında yüzde 25 seviyesinde olan yakıt payının yüzde 40’a dayanması, Varşova ve Krakow çıkışlı popüler hatları doğrudan etkiledi.

Polonya’nın ulusal hava yolu şirketi LOT, kış tarifesindeki bazı seferleri havacılık yakıtı fiyatlarındaki artış sebebiyle geçici olarak durdurdu.

Gelişmeyi Polsat News televizyonuna açıklayan hava yolu şirketi sözcüsü Krzysztof Moczulski, yakıt maliyetlerinin toplam harcamalar içindeki payının ciddi şekilde yükseldiğini belirtti.

Yakıt maliyetleri toplam giderlerin yüzde 40’ına ulaştı

Kış tarifesinde planlanan kısıtlamaların arkasındaki mali tabloya değinen Moczulski, şu bilgileri paylaştı:

“LOT kış tarifesi kapsamında seferlerin bir kısmını durduruyor. Bunun birkaç nedeni var ancak en önemlisi maliyetler. Şubat ayında yakıt giderleri şirketin toplam harcamalarının yüzde 25’ini oluştururken bugün bu oran yüzde 40 seviyesine kadar çıkabiliyor”

1929 yılında kurulan Polonya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu şirketi LOT, dünya genelinde 50 ülkede 120 farklı noktaya uçuş gerçekleştiriyor.

Uçuşların durdurulmasından etkilenen güzergahlar arasında Varşova’dan Bologna’ya ve Krakow’dan Roma, Madrid ile Barselona’ya yapılan seferler yer alıyor. Şirket sözcüsü, kış tarifesinde askıya alınan bu hatların önümüzdeki yılın yaz döneminde yeniden açılabileceğini aktardı.

Sektör temsilcilerine göre yüksek yakıt fiyatları yeni normal haline geldi

Yakıt maliyetlerindeki küresel baskı diğer taşıyıcıları da zorluyor. Financial Times gazetesi 17 Ekim tarihli haberinde, büyük hava yolu şirketlerinin İran ile başlayan savaşın ardından yükselen uçak yakıtı fiyatlarını “yeni normal” olarak değerlendirdiğini yazmıştı.

Şirket yöneticileri, artan giderleri dengelemek için bilet fiyatlarına yapılacak olası zamların yolcular tarafından kabul görmeyeceğinden endişe ediyor ve sektörün yıllar sürecek zorlu bir döneme hazırlandığını ifade ediyor.

Öte yandan, küresel yakıt piyasasındaki dalgalanmalar uçakların yakıt ikmali tercihlerini de değiştirdi. Rusya Federal Sivil Havacılık Kurumu (Rosaviatsiya) basın biriminin haziran ayında Rus medya kuruluşu RBK‘ya verdiği bilgiye göre, yabancı taşıyıcılar operasyonel maliyetleri düşürmek amacıyla Rusya havalimanlarında daha sık yakıt ikmali yapmaya başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English