Amerika
Kanada elçisi: ABD, terk edilemeyecek kadar önemli

Kanada’nın ABD Büyükelçisi Mark Wiseman, Ottawa’nın ticareti Amerika’dan başka yönlere çeşitlendirme hedeflerinin komşusunu terk etmek anlamına gelmediğini söyledi.
Başbakan Mark Carney’in ABD ile yakın bağları düzeltilmesi gereken bir “zayıflık” olarak nitelendirmesinden birkaç gün sonra Wiseman, dünyanın en büyük pazarına komşu olmanın “büyük bir avantaj” olduğunu belirtti.
Wiseman perşembe günü parlamento komitesindeki ilk konuşmasında şunları söyledi:
“Bu bizim için çok büyük bir avantaj. Bizim için çok önemli. İnsanlık tarihinde kurulmuş en güçlü pazarın hemen yanındayız. Diğer ülkeler Amerika Birleşik Devletleri’nin komşusu olmayı diliyor.”
ABD ile ticaret savaşı sonu görünmeden sürerken, Carney sonuç elde etme konusunda artan bir baskı altında.
Wiseman, şubat ayında göreve başladı ve en üst düzey diplomatik görevde Kirsten Hillman’ın yerini aldı.
Eski Brookfield yöneticisinin atanması, Carney yönetimindeki Ottawa’nın Trump yönetimi ile ilişkilerini yönetme konusunda benimsediği yeni bir yaklaşımı işaret ediyor.
Başbakan, ticaret savaşı konusunda tavsiye almak için çevresini üst düzey yöneticilerle çevirmeye devam etti.
Ticaret avukatı olan Hillman, büyükelçi ve baş müzakereci olarak iki görevi birden üstlenmişti fakat ikili gümrük vergisi görüşmeleri ve ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın (USMCA) gözden geçirilmesi daha fazla dikkat gerektirdiğinden, bu ikili rol artık pratik olmaktan çıkmıştı.
Başbakan, USMCA gözden geçirme süreci öncesinde bu rolleri ayırmaya karar verdi ve eski üst düzey memur Janice Charette’i teknik görüşmelere odaklanmak üzere başmüzakereci olarak atarken, Wiseman’ın ise ABD’deki 12 konsoloslukta görev yapan yaklaşık 600 Kanadalı diplomatı yönetmesini sağladı.
Muhafazakârlar, Carney’in çoğunluk hükümeti kurması için yeterli sandalyeyi elde etmesine yardımcı olmak amacıyla Muhafazakâr Parti grubundan ayrılan dört eski milletvekilini kaybettiklerinden beri, hükümetin USMCA gözden geçirme sürecini ele alış biçimine yönelik saldırılarını artırıyor.
Muhafazakârlar, riskli ticaret gözden geçirme sürecinin, başbakanın kendi çelişkili mesajları ve şeffaflık eksikliği nedeniyle engellendiğini söylüyor.
Muhafazakâr Parti lideri Pierre Poilievre, perşembe günü Parlamento Binasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Carney’in birkaç gün içinde ABD hakkında bir dizi çelişkili açıklama yaptığını söyledi:
“Amerikalılarla birlikte daha güçlüyüz dedi. Kısa süre önce ABD ile ilişkilerin kesilmesini istediğini söyledi, şimdi ise karşılıklı olarak faydalı bir anlaşma yapabileceğimizi düşündüğünü söylüyor.”
Carney, ğazar günü bir video dizisi başlattı ve hükümetin planları hakkında Kanadalılarla “doğrudan ve düzenli” bir şekilde iletişim kuracağına söz verdi.
Carney, 19. yüzyıl savaş generali Sir Isaac Brock’un heykelciğini, Kanada’nın Amerika’yı “tekrar” yenebileceğini hatırlatmak için kullandı.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, 1 Temmuz’daki gözden geçirme tarihinde üçlü anlaşmanın yenilenmesi konusunda net bir tavır sergilemedi.
Charette, bu senaryonun görüşmeleri sonbahara kadar uzatabileceğini kabul etti. Washington ile resmi ikili görüşmeler henüz başlamadı.
Greer çarşamba günü, likör dükkanlarındaki Amerikan içkilerine yönelik eyalet boykotları konusunda “yaptırım uygulanabilir önlemler” alacağı tehdidinde bulundu ve bu da Ottawa’nın Washington ile ticaret görüşmelerini yürütme biçimine yönelik eleştirileri alevlendirdi.
Carney çarşamba günü gazetecilere verdiği demeçte, bu sorunun “hızla” çözülebileceğini belirterek, Trump yönetiminin çelik ve alüminyum üzerindeki yüzde 50’lik gümrük vergisini, otomobiller üzerindeki yüzde 25’lik gümrük vergisini ve yumuşak kereste üzerindeki vergileri kaldırmasının, ABD’nin alkollü içki yasağının ortadan kalkması için bir şart olduğunu ima etti.
“Bunlar sadece rahatsız edici unsurlar değil. Bunlar ticaret anlaşmamızın ihlalleridir,” diyen Carney, Ottawa’nın “ayrıntılı müzakerelere” hazır olduğunu fakat beklemenin de olası bir taktik olduğunu ekledi:
“ABD değişti. Bu onların hakkı. Değiştiler, ama biz karşılıklı olarak kabul edilebilir bir anlaşma müzakere etmeyi hedefliyoruz.”
Greer, iki ülkenin ticaret sistemlerinin uyumsuzluğu nedeniyle temel anlaşmazlıkların devam edebileceğini öne sürdü.
Greer, ABD Temsilciler Meclisi Yollar ve Araçlar Komitesinde yaptığı konuşmada, “Biz küreselleşmenin sorunlarını düzeltmeye çalışırken, onlar küreselleşmeye daha da ağırlık veriyorlar” dedi ve her gün 3,6 milyar Kanada doları tutarında mal ve hizmetin sınırdan geçtiği ikili ticaret ilişkisini göz ardı etti.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi3 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası









