Ortadoğu
Lübnan ordusu duyurdu: Litani’nin güneyinde Hizbullah’ın silahsızlandırılması planı ileri aşamada
Lübnan ordusu, Litani Nehri’nin güneyinde “devlet otoritesini tesis etme” ve Hizbullah’ı silahsızlandırma planının ileri bir aşamaya geçtiğini açıkladı. Ordu, İsrail’in ateşkes ihlallerinin ve vaat edilen askeri teçhizatın gecikmesinin süreci olumsuz etkilediği uyarısında bulundu.
Lübnan ordusu, Bakanlar Kurulu’nun 5 Ağustos 2025 tarihli kararı uyarınca, ülkedeki “güvenlik ve istikrarın korunması” sorumluluğunu diğer güvenlik birimleriyle birlikte üstlendiğini teyit etti.
Reuters’ın aktardığına göre ordu, özellikle Litani Nehri’nin güneyindeki bölgede bu görevi tam yetkiyle yerine getirmeye devam ettiğini bildirdi.
Yürütülen çalışmaların Lübnan Anayasası, mevcut yasalar, siyasi otoritenin kararları ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde gerçekleştiği vurgulandı.
Açıklamada, güney sınırlarında güvenliğin yeniden tesis edilmesinin ve bu bölgelerin askeri faaliyetler için bir çıkış noktası olarak kullanılmasının tamamen önlenmesinin hedeflendiği belirtildi.
Bu adımların, Lübnan devletinin egemenliğini yalnızca kendi güvenlik güçleri aracılığıyla tüm ülke topraklarında tesis etme kararının bir parçası olduğu kaydedildi.
“Vatan Kalkanı” planında ilk aşama tamamlandı
Ordu, “silahların devlet tekelinde toplanmasına”, yani Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik planın ileri bir aşamaya ulaştığını ve ilk aşama hedeflerinin sahada somut biçimde gerçekleştirildiğini duyurdu.
İlk aşamanın, ordunun operasyonel varlığının genişletilmesine, kritik bölgelerin güvence altına alınmasına ve İsrail işgali altındaki noktalar hariç olmak üzere Litani’nin güneyinde fiili kontrolün sağlanmasına odaklandığı ifade edildi.
Ordudan yapılan açıklamada, bölgedeki çalışmaların patlamamış mühimmatların ve tünellerin temizlenmesi tamamlanana kadar süreceği belirtildi.
Ayrıca kontrolün pekiştirilmesi amacıyla yapılan resmi taleplerin (RFA) sonuçlandırılmasının beklendiği kaydedildi.
Temel amacın, silahlı grupların yeniden güç kazanmasını kalıcı olarak engellemek olduğu vurgulandı.
Ordu komutanlığının, “Vatan Kalkanı” planının ilk aşamasına ilişkin yapacağı kapsamlı değerlendirmenin, sonraki adımların yol haritasını belirleyeceği ifade edildi.
İsrail’in ihlalleri ve teçhizat sorunu süreci baltalıyor
Açıklamada, İsrail’in Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını sürdürmesi ve 27 Kasım 2024 tarihli ateşkes anlaşmasını günlük olarak ihlal etmesi sert bir dille eleştirildi.
İsrail’in bazı bölgeleri işgal altında tutmasının ve erişimi kısıtlayan tampon bölgeler oluşturmasının, ordunun görevlerini yerine getirmesini olumsuz etkilediği belirtildi.
Bu durumun, özellikle söz konusu bölgelerin çevresinde devlet otoritesinin tesis edilmesini ve silahların yalnızca Lübnan silahlı kuvvetlerinin elinde toplanmasını zorlaştırdığına dikkat çekildi.
Buna ek olarak, orduya vaat edilen askeri kapasite ve teçhizatın gecikmeli ulaşmasının da operasyon hızını düşüren kritik bir faktör olduğu kaydedildi.
Ordu, bu sorunların acil ve ciddi şekilde ele alınması gerektiğini, aksi takdirde planlanan görevlerin sorumlu ve koordineli biçimde tamamlanmasının zorlaşacağını vurguladı.
UNIFIL ve uluslararası güçlerle koordinasyon sürüyor
Lübnan ordusu, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ve Ateşkes İzleme Mekanizması ile koordinasyonun sürdüğünü, bu işbirliğinin güneydeki istikrarın güçlendirilmesine katkı sağladığını belirtti.
Ordu, UNIFIL’e katkı sağlayan ülkelere teşekkür ederken, mekanizma kapsamında görev yapan ABD ve Fransa ekiplerinin çalışmalarını da takdirle karşıladığını ifade etti.
Açıklamada ayrıca güneyde yaşayan vatandaşların işbirliği ve bilinçli tutumundan övgüyle söz edildi. Halkın istikrara verdiği önemin ilk aşamanın başarısında belirleyici olduğu belirtilirken, zorlu koşullara rağmen görev yapan askerlerin fedakarlığına dikkat çekildi.
Dışişleri Bakanı Recci’den Lübnan ordusuna Hizbullah ile savaş çağrısı
Diğer yandan Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, Lübnan’ın yeniden imarı ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına ilişkin tartışmalı açıklamalarda bulundu.
Recci, saldırılardan zarar gören bölgelerin imar edilmesine karşı çıkarak, “Yeniden imar sürecini şimdi başlatmak gülünç bir durumdur” ifadelerini kullandı.
Riyad’ın Lübnan’ın mali toparlanmasına destek verme konusunda ilgi gösterdiğini belirten Recci, ancak mevcut durumda bu adımın erken olduğunu savundu.
Recci, Hizbullah’ın İsrail’i yok etme arayışını sürdürdüğünü, İsrail’in de Hizbullah’ı hedef almayı henüz bitirmediğini iddia etti.
Suudi Arabistan’ın Lübnan’a yapacağı yardımları iki net şarta bağladığını öne süren Recci, bu şartların Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve ekonomik reformların yapılması olduğunu dile getirdi.
Recci ayrıca, hükümetin önceliğinin Hizbullah’ın silahlarını elinden almak olduğunu belirterek, “Lübnan ordusu, ihtiyaç duyulması halinde Hizbullah ile askeri olarak yüzleşebilecek tam kapasiteye sahiptir” dedi.
Hizbullah’ın yasa dışı bir askeri örgüt olduğu konusunda halk ve hükümet arasında bir fikir birliği olduğunu iddia eden Bakan, silahsızlandırma işleminin Lübnan halkının iradesi olduğunu savundu.
Hizbullah’ın saflarını yeniden düzenlemek ve ülke üzerindeki hakimiyetini sürdürmek için zaman kazanmaya çalıştığını söyleyen Recci, demokratik bir hükümetin yasa dışı silahlı bir örgütü silahsızlandırmak için harekete geçmesinin bir iç savaş değil, anayasa ve Taif Anlaşması ilkelerinin geri kazanılması olduğunu iddia etti.
İsrail ile normalleşme konusuna da değinen Recci, Lübnan yasalarına göre İsrail ile resmen savaş halinde olduklarını, ancak Lübnan hükümetinin 2002 Beyrut Zirvesi’ndeki Arap Barış Girişimi ve iki devletli çözüm şartıyla İsrail dahil tüm ülkelerle barış arayışında olduğunu ekledi.
Hizbullah vekilinden Recci’ye yanıt
El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre Hizbullah’ın Lübnan meclisindeki grubu Direnişe Vefa İttifakı Milletvekili Hasan Fadlullah da Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin açıklamalarına tepki göstererek, Recci’nin geçmişteki milis kimliğinden sıyrılamadığını ifade etti.
Fadlullah, Bakan’ın Lübnan halkına karşı iç savaşta yer almış bir isim olarak, Bakanlar Kurulu üyesi olmak ile bir savaş konseyine ait olmak arasındaki farkı ayırt edemediğini belirtti.
Recci’nin bağlı olduğu siyasi ekolün geçmişte ulusal orduya zarar verdiğini ifade eden Fadlullah, Bakan’ın hâlâ bu savaş kültürüyle yaşadığını ve devlete karşı saldırı için fırsat kolladığını iddia etti.
Fadlullah, Recci’nin Lübnan ordusunu Hizbullah ile karşı karşıya getirme yönündeki söylemlerini “hayal ürünü” olarak nitelendirerek, bu beklentilerin bir kez daha boşa çıkacağını vurguladı.