Bizi Takip Edin

Amerika

Mamdani Porto Riko’da Demokratların kampında

Yayınlanma

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, Demokratların Porto Riko’da düzenlediği geleneksel “Somos” festivaline katıldı.

Eyalet milletvekillerinden belediye yardımcılarına ve sendika liderlerine kadar New York’un Demokratları her kasım ayında San Juan’a giderek uzun bir hafta sonu boyunca paneller ve resepsiyonlar düzenliyor, sohbet ediyor ve anlaşmalar yapıyor.

4.000’den fazla katılımcının yer aldığı Somos konferansı, New York siyasi dünyasının “gayri resmi aile toplantısı” olarak da işlev görüyor ve bu yıl, en yeni ve en beklenmedik zaferi elde eden aile üyesi en büyük ilgiyi çekti.

34 yaşındaki “demokratik sosyalist”, perşembe akşamı erken saatlerde Caribe Hilton oteline geldi ve okyanus kıyısında onu bekleyen yüzlerce kişilik kalabalığa hitap etti.

Mamdani kalabalığa, “Çalışanların, evleri olarak gördükleri şehirde yaşayabilecekleri bir gelir elde etmelerinin zamanı geldi. Bu liderlere baktığımda, otoriter bir yönetime karşı mücadele etmek ve ekonomik krizle başa çıkmak gibi iki şeyi aynı anda yapmaya istekli ortaklar görüyorum. Artık sadece birini yapamayız. Şimdi ikisini de yapmalıyız,” diye hitap etti.

Somos’ta birçok resepsiyon arasından seçim yapabilirsiniz ve Mamdani, seçimiyle bir mesaj verdi: seçimlerde eski Vali Andrew Cuomo’ya karşı onu destekleyen şehir kamu çalışanları sendikası District Council 37 ve yeni adayın adaylığını da destekleyen Eyalet Başsavcısı Letitia James’in ortaklaşa düzenlediği bir açık hava toplantısı.

James sahnede yaptığı konuşmada, ”Cesaret, dostlarım, bulaşıcıdır. Ve New York şehrinin gelecek belediye başkanı Zohran Mamdani’de, hepimizi bir araya getirecek, cesur liderliği ve cesur vizyonu olan bir liderimiz var. Onu her gün takdir etmeli, desteklemeli ve korumalıyız,” dedi.

POLITICO’ya göre Somos, New York’un Demokrat hiyerarşisinin her yıl dedikodu yapmak, anlaşmalar yapmak ve gücün nabzını tutmak için toplandığı yer.

Mamdani’nin varlığı, her iki taraf için de yeni bir soru ortaya attı: Mamdani, Demokratların “eski muhafızlarıyla” köprüler kurmaya çalışacak mı, yoksa uzun süredir eleştirdiği makineden uzak mı duracak?

POLITICO’ya göre Mamdani şimdilik çatışma yerine “bir arada yaşama” sinyali veriyor. Hafta sonu boyunca özel toplantılar planlıyor, fakat Somos’un mesai sonrası siyasetinin büyük bir bölümünü oluşturan bar turlarından uzak duruyor. POLITICO’ya göre bu, şehrin eski iktidar yapısına ne kadar yakınlaşacağına henüz karar vermemiş bir figür için temkinli bir giriş.

Mamdani 2024’te Somos konferansına ilk kez katıldığında pek dikkat çekmemişti; o zamanlar yeni açıklanan ve oy oranı yüzde sıfıra yakın olan bir belediye başkan adayıydı.

Bir yıl sonra, lobinin çok kalabalık olacağı için yan kapıdan gizlice girmek zorunda kalan ve konuşmasının ardından selfie çekmek için barikatların altına koşan hayranlarından kaçmak zorunda kalan bir balonun yıldızı oldu.

Mamdani, Başkan Donald Trump’ın Fox News’te “seçilmiş belediye başkanının kendisine ulaşmasının daha uygun olacağını” söyledikten sonra, “Başkan Trump ile bir görüşme yapmayı dört gözle beklediğini” söyledi.

Mamdani, belirli bir zaman planlamadığını, fakat konuştuklarında “bu konuşmanın, Amerika Birleşik Devletleri’nin en pahalı şehrinde şu anda fiyat artışları nedeniyle yaşamaktan mahrum kalan beş ilçedeki New Yorkluların hizmetine yönelik olacağını” söyledi.

Zohran Mamdani: Canavarın ininde bir ‘nepo bebek’

Trump, Mamdani’nin kazanması halinde şehirden federal fonları çekip asker göndereceği tehdidinde bulunmuştu.

Mamdani, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın onu “Marksist” olarak nitelendirmesine de yanıt verdi.

Mamdani, “Ben Johnson olsaydım, Cumhuriyetçi yönetimin ülke çapındaki Amerikalılara sunduğu felaket sonuçlarına odaklanmazdım. Siyasetin, Washington, D.C.’den sık sık gördüğümüz zulüm ve cezadan daha fazlası olabileceğini göstermenin zamanı geldi,” dedi.

Cumhuriyetçi milletvekili Elise Stefanik’in cuma günü valilik kampanyasını başlatma planları sorulduğunda Mamdani, Stefanik’in “şehirde, eyalette ve ülkede bu kadar çok umutsuzluk yaratan siyasetin tam da tipik bir örneği” olduğunu söyledi.

Fakat Mamdani’nin odak noktası sadece Cumhuriyetçi Parti liderleri değildi. Mamdani, ücretsiz ve evrensel çocuk bakımı gibi önerilerini finanse etmek için eyalet hükümetinin 1 milyon doların üzerinde gelir elde eden New Yorkluların vergilerini artırması planına ne kadar olumlu yaklaştığı sorulduğunda, “en önemli şey gündemi finanse etmek” olduğunu yineledi.

Eyalet Valisi Kathy Hochul vergi artışına karşı çıkmaya devam eder ama gelirleri artırmak için başka yollara başvurursa, “Buna açığım, çünkü benim için en önemli şey, bu vaatleri gerçekten yerine getirmek,” diye konuştu.

Hochul, Mamdani’den önce resepsiyonda bir konuşma yaptı ve onun zaferini, Demokratların salı günü eyalet genelinde elde ettiği bir dizi zaferin bir vurgu işareti olarak kutladı.

Fakat başlangıçta Mamdani’den uzak duran ama daha sonra dikkatlice hazırlanmış bir destek açıklaması yapan vali, ikilinin siyasi farklılıklarının son derece farkında görünüyordu.

Vali, “Mücadelemiz birbirimizle değil. Mücadelemiz, yaşam tarzımızı, demokrasimizi yok eden Washington’daki Cumhuriyetçilerle,” dedi.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English