DİPLOMASİ

Münih Güvenlik Konferansı’ndan ‘çok kutupluluk’ vurgusu

Yayınlanma

Münih Güvenlik Konferansı, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu stratejik zorlukları ve transatlantik ilişkilerdeki gerilimleri gündeme getirdi. Konferansta, Ukrayna’daki savaşın geleceği, ABD’nin değişen rolü ve Avrupa’nın küresel arenadaki konumunu güçlendirme gerekliliği tartışıldı.

Münih Güvenlik Konferansı, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu karmaşık sorunları ve kıtanın giderek istikrarsızlaşan küresel ortamdaki stratejik rolünü yeniden tanımlama ihtiyacını vurgulayarak sona erdi.

Konferansta, Ukrayna’daki devam eden çatışmalar, transatlantik ittifaktaki artan belirsizlikler ve Avrupa Birliği’nin (AB) uluslararası düzen vizyonu üzerindeki baskılar gibi Avrupa’nın karşı karşıya olduğu çoklu krizlere odaklanıldı.

Ayrıca, kıtanın bu zorlukların üstesinden gelerek dünya sahnesindeki yerini sağlamlaştırması gerektiği belirtildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, konferansta yaptığı konuşmada, ülkesinin ABD ve Avrupa ile çatışmanın nasıl sona erdirileceği konusunda anlaşmaya vardıktan sonra Rusya ile doğrudan görüşmelere hazır olacağını ifade etti.

Zelenskiy, “Sadece bu durumda görüşmeye hazırım,” dedi.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna lideri ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri yapmasından kısa süre sonra geldi.

Putin ile yaptığı 90 dakikalık telefon görüşmesinin ardından Trump, çatışmaların sona erdirilmesi için müzakerelerin “derhal” başlayacağını duyurdu.

Fakat Avrupa’da barış görüşmelerinde kenara itilme endişesi baş gösterdi. Birçok Avrupa ülkesi ve Avrupa Komisyonu tarafından yapılan ortak açıklamada, “Ukrayna ve Avrupa her türlü müzakerenin bir parçası olmalıdır,” denildi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da perşembe günü yaptığı açıklamada, “Dikte edilen bir barış asla desteğimizi bulamayacaktır,” diyerek bu düşünceyi yineledi ve barışın kalıcı olması ve Ukrayna’nın egemenliğini sağlaması gerektiğini vurguladı.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, “Herkes bu savaşın sona ermesini istiyor,” dedi ve savaşın nasıl sona ereceğinin Avrupa ve ABD’nin güvenlik düzeni üzerinde kalıcı bir etkisi olacağını belirtti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise “Başarısız bir Ukrayna’nın Avrupa’yı zayıflatacağı gibi ABD’yi de zayıflatacağı,” uyarısında bulundu.

Avrupa güvenlik çevrelerindeki birçok kişi, Washington’dan gelen son yorumlar karşısında “kafasının karıştığını” ve hatta bazılarının endişelendiğini dile getirdi.

‘Transatlantik ilişkiler’ risk altında

Konferans öncesinde yayımlanan bir rapor, yeni ABD yönetimi altında transatlantik ilişkilerin karşılaşacağı zorlukların altını çizdi.

Raporda, ABD’nin “daha seçici ve genellikle tek taraflı bir uluslararası angajmana” girmesinden duyulan endişe dile getirildi ve ABD’nin Avrupa’nın güvenlik garantörü olarak tarihi rolünden vazgeçebileceği uyarısında bulunuldu.

ABD ile ilişkiler konusundaki endişelerini dile getiren Steinmeier, yeni ABD yönetiminin “bizden farklı bir dünya görüşüne” sahip olduğunu ve yerleşik kuralları, ortaklıkları ve güveni hiçe saydığını söyledi.

Steinmeier, “Bunu değiştiremeyiz. Bunu kabul etmeli ve bununla başa çıkmalıyız,” dedi.

Konferans raporunda açıklanan sorumluluklardaki değişim, AB’nin haksız bulduğu ve “cevapsız kalmayacak” bir hamle olan çelik ve alüminyum ithalatına gümrük vergisi getirilmesi gibi yeni yönetim tarafından atılan adımlara yansıdı.

Von der Leyen, “Gümrük vergilerinin temel transatlantik tedarik zincirlerini ne kadar hızlı etkileyebileceğini biliyoruz,” diyerek ticaret savaşları ve cezalandırıcı gümrük vergilerinin hiçbir anlam ifade etmediğini yineledi.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından yapılan bir ankete göre, Avrupalılar transatlantik ortaklık konusunda yeni bir kötümser bakış açısına sahip.

Anket, Avrupalıların ABD’yi aynı çıkarları ve değerleri paylaşan bir müttefik olarak görmekten ziyade stratejik işbirliği yapmaları gereken bir ortak olarak gördüklerini ortaya koydu.

Dünyanın en yüksek gelişmiş ülke yoğunluğuna ev sahipliği yapan ve bir zamanlar dünyanın en büyük ekonomisi olan AB’nin rekabet gücünde son yıllarda sürekli bir düşüş görülüyor.

AB’nin istatistik ofisi Eurostat tarafından yayımlanan flaş tahmine göre, 2024’ün dördüncü çeyreğinde AB’de mevsimsellikten arındırılmış gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,2 arttı.

Bu yavaş hız, jeopolitik gerilimler ve süregelen enerji kırılganlıklarından artan ticari anlaşmazlıklar ve siyasi huzursuzluklara kadar uzanan risklerle birlikte Avrupa ekonomisinin karşı karşıya olduğu zorlukların altını çiziyor.

Münih toplantısı öncesinde açıklanan “Çok Kutuplulaşma” başlıklı raporda, Avrupa’nın Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana en zorlu jeopolitik durumla karşı karşıya olduğu vurgulanırken, uluslararası sistemin daha çok kutuplu bir dünyaya dönüşmeye devam ettiğinin altı çizildi.

Raporda, “AB’nin ticari ilişkilerini çeşitlendirmesi ve Küresel Güney olarak adlandırılan ülkelerle yeni işbirliği ortaklıkları kurması zorunludur,” denildi.

Konferans organizatörlerine göre, bu yılki konferansta konuşmacıların yüzde 30’undan fazlası Küresel Güney ülkelerini temsil edecek ve gelişen çok kutuplu düzenle ilgili tartışmalarda seslerinin duyulmasını sağlayacak.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Financial Times‘a cuma günü verdiği röportajda Avrupa’nın savunma ve ekonomi alanlarında “güçlenmesi” gerektiğini savundu. Macron, Trump’ın Gazze ve Grönland üzerindeki tasarımlarının dünyanın şu anda yaşadığı “aşırı stratejik belirsizliğin” örnekleri olduğunu söyledi.

Bu belirsizlik, AB’nin ve üye devletlerin nasıl işlediğinin radikal bir şekilde yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Macron, Avrupa’yı “uyanmaya” ve güvenliği için ABD’ye olan bağımlılığını azaltmak üzere savunmaya daha fazla harcama yapmaya çağırdı.

Fransa Cumhurbaşkanı, “Bu Avrupa’nın hızlanma ve uygulama zamanıdır,” dedi: “Başka seçeneği yok. Yollar tükeniyor.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version