GÖRÜŞ

Neocon’ların en büyük başarısı: Avrasya’nın kucaklaşması

Yayınlanma

“Joe Biden verdiği yıkıcı zararın farkında mı?”

Bu cümle, İngiliz istihbaratı ve devlet mekanizmalarına yakınlığıyla bilinen Daily Telegraph gazetesinde yayınlanan makalenin başlığı. Spotunda; “Amerika’nın gaflet içindeki başkanı, özgür dünyayı yok etme arayışındaki şer eksenini cesaretlendirdi” cümleleri dikkat çekiyor.

Makalenin sahibi Telegraph editörü Allister Heath’in yazarken sinirleri boşalmış olsa gerek. Demokrat Başkanı Biden’ın Jimmy Carter ile kıyaslandığı yazı, Anglo-Amerikan ittifakının belirleyicisi ABD’deki yönetimi Batı hegemonyasının her cephedeki çöküşünden sorumlu tutuyor. Doğrusu; Çin ve Rusya liderlerinin geçen haftaki zirvelerine asabi nazarlarla yaklaşan makale, ciddi bir analizden ziyade Batı’da kendilerini ‘en iyisi ve üstün’ gören kibrin tüm tezahürlerini taşıyor. Nedenler nasıllarla derdi zaten yok. Aksine ‘şahinlik’ peşinde koşuyor. Sonuçları itibarıyla Batı’daki büyük paniğin çarpıcı bir örneği.

Biden idaresi ve neocon’ların ‘iki büyük güçle aynı anda iştigal’ stratejilerinin görünümü gerçekten parlak değil. Rusya Federasyonu’na Ukrayna’yı kullanarak açılan vekalet savaşında iki yıldır dillerinden düşmeyen argüman; Moskova’nın askeri harekata girişerek ‘büyük bir hata’ yaptığı ve Batı bloğunu birleştirdiği oldu. Atlantik İttifakı içinde çatlaklar ve sancılar her gün hissedilirken, bu iddia görünüşte ‘tarafsız’ İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliğinden hareketle temellendirildi.

Bugün Batı bloku ‘kimin hata yaptığını’ sorgulatacak gelişmelerle karşı karşıya. En başta Avrasya’nın iki büyük gücü Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırsız işbirliğinin pekişmesinin katalizörü oldukları için.

Batılı siyasi yorumcular ve hatta elitler artık Rusya’nın dünyada hedeflendiği gibi tecrit edilemediğini teslim etmekle kalmayıp ‘Küresel Güney’ diye anılan itaatsizler cephesiyle karşı karşıya. Ve Rusya ile Çin aralarındaki işbirliğini her alana yayarken, ‘Küresel Güney’i etkileyen mekanizmalarda başı çekmekte.

Esasında neoconlar, ABD’nin bugün artık ikisi de ‘toprak olmuş’ iki dış politika ustasının; Henry Kissinger ile Zbigniew Brzezinski’nin 20’inci yüzyılda küresel Amerikan hegemonyasını tesis ederken her ne yaptılarsa, tersine çevirmiş görünüyor. Sıra bir nevi ‘Büyük Satranç Tahtası’nın asıl ustalarında…

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 16-17 Mayıs’taki Çin ziyareti ve ürettiği sonuçlar, son iki senede iki ülke ilişkilerine temkinli nazarlarla yaklaşan gözlemcilerin şüphelerini topyekün dağıtacak cinsten. Aynı zamanda iki yıl önce Moskova’da açıklanan ve Rusya-Çin ilişkilerinin sınırının olmadığını’ vurgulayan bildirinin de ötesine geçtikleri rahatlıkla söylenebilir.

BIDEN’IN İKİ BAKAN GÖNDERİP ÇEKTİĞİ ÜLTİMATOMLAR

Rusya liderinin Beijing ziyareti, Biden yönetimi ile Avrupa’daki neocon ortaklarının görünür telaşlarına eşlik eden tehditlerinin hemen ardından gerçekleşti. Biden 2 Nisan’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i telefonla aramış ve iki önemli bakanının Pekin’de bir kez daha kabülünün yolunu açmıştı; Hazine Bakanı Jennett Yellen ile Antony Blinken. Önce 4 Nisan’da Yellen Çin’e gitti. Ardından Antony Blinken 24-26 Nisan’da.

Dokuz ay önceki ziyaretinde Çin’den Amerikan tahvillerinin alımı konusunda adeta ‘ricacı’ olmuş Yellen’ın dört gün süren ziyaretini, giderek tırmanan ticari anlaşmazlıkları belirledi. Çinliler Yellen’ın taleplerinin tam aksini yapıp hızla Amerikan tahvillerini ellerinden çıkarmaya devam ederlerken (2024 ilk çeyreğinde 53 milyar dolar) ABD Hazine Bakanı’nın Beijing’deki teması da ‘değişti’. Çin’le ekonomik ilişkilerde kurguladıkları yeni denklemin başlığı ‘kapasite fazlası’ olarak kondu. Yellen, Çin’in elektrikli araçlar, bataryalar, yeşil enerji teknolojisi gibi alanlarda Çin’in Amerikan kapitalizmini düşürdüğü durumdan yakındı. Rusya ile ticaretin devamından duydukları rahatsızlığı dile getirip bunun devamının ‘sonuçları olacağını’ söyledi

Çin Başbakanı Li Qiang’dan yardımcısı He Lifeng’e kadar Çinli yetkililer ise, Washington’un ekonomi ve ticaret konularını ‘siyasileştirmemesi’, ‘adil rekabet ve açık işbirliği gibi temel piyasa ekonomisi normlarına’ bağlı kalmasını salık verdiler. “ABD kapasite meselesine piyasa ekonomisi ve küresel vizyon perspektifinden objektif ve diyalektik olarak bakmalıdır” mesajı verilirken, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uyduğunun altını çizdiler.

Rusya konusunda ise Çin Dışişleri ‘çeşitli alanlardaki normal işbirliğine müdahale edilmemesi ya da kısıtlanmaması gerektiğini’ söyleyerek yanıt verdi. Çinliler kiminle nasıl ticaret yapacaklarının dayatılmaya çalışılmasından hoşlanmadı ve şirketlerine yaptırım sopası sallanmasını reddetti.

Blinken’ın ziyaretinin hedef açıkça ‘dediklerimizi yapmazsanız bedelini ödersiniz’ ültimatomu için yapıldığı açıktı. Bu ziyaretin anlamıtı son Harici yazımda aktarmıştım. https://harici.com.tr/neoconlar-cocukluk-hastaligi-cin/

Bugün soldan sağdan Amerikalı Kongre üyeleri, askeri yetkililer ve düşünce kuruluşlarının uzmanları, ‘Rusya’nın işini halledip Çin’le hesabı görme’ temasını açıkça ‘2025’te Çin ile savaşa girme’ söylemlerine vardırıyor. Tıpkı yıllarca Rusya’nın yaptığı gibi sabırla ‘diplomasi kapısını açık tutan’ Çinlilerin artık neredeyse ‘kaçınılmaz’ gibi görünen Amerikan saldırısına hazırlanmakta olduklarını düşünmemek elde değil. Ve bu açıdan Rusya’nın Ukrayna harekatının önemli deneyime dönüştüğünü de…

8 BİN KELİMELİK ORTAK BİLDİRİ; YOK YOK

Rusya Devlet Başkanı’nın yeni görev döneminde yönetim ekibindeki taşları yerli yerine oturduktan sonra ilk olarak Çin başkentinin yolunu tutması önemli.

Çin-Rusya diplomatik ilişkilerinin 75’inci yıldönümü nedeniyle planlanan iki günlük ziyaretteki Rusya heyeti de çarpıcıydı. Putin’in yeni kabinesinin; Başbakan Mihail Mişutsin ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Medvedev haric neredeyse herkes heyetteydi. Rusya Ulusal Güvenlik Konseyi’nin başına getirilerek terfi ettirilen eski Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile onun yerine sivil ve askeri sanayiyi eşgüdümlü olarak güçlendirme ve inovasyon hedefiyle atanan yeni Savunma Bakanı ve önde gelen ‘planlamacı ekonomist’ Aleksey Belousov bilhassa dikkat çekiciydi. ABD’nin Rusya ile ilişkiler nedeniyle Çin bankalarına yaptırım sopası salladığı, BRICS’te alternatif para meselelerinin tartışıldığı bir dönemde, Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabuillina ve büyük Rusya bankalarının yöneticileri de heyette yerlerini aldılar.

İki liderin yine saatlerce görüşmeleri, Putin’in Beijing’in ardından Çin’in kuzeyinde Rusya sınırında bir ‘Beyaz Rus’ azınlığın da yaşadığı Harbin’deki temasları, teknoloji enstitüsünü ziyareti, üniversitede öğrencilerle bir araya gelmesi dikkat çekiciydi.

8 bin kelimeden oluşan Ortak Bildiri ise Şubat 2022’deki meşhur ‘müttefiklik ilişkilerinin sınırı yok’ temalı bildiriyi de solladı, siyasi ve askeri ittifakın da ötesinde bir işbirliği zemini ortaya koydu. (*tamamını Mandarin dilinden DeepL çevirisiyle okumak isteyenler için hazırladım. Linki aşağıda)

Rusya-Çin Ortak Bildirisi

Ortak Bildiri, son derece detaylı; dış politika mesajlarında Batı’nın kendi kurallarını dayattığı hegemonyanın kabul edilmeyeceği, Rusya ile Çin’in BM kurallarını temel alan uluslararası ilişkiler sisteminde demokratikleşme ve çok kutupluluğa öncülük edeceği ve ‘Küresel Güney’in birliği ile gücünün pekiştirilmesi’ vurgusu dikkat çekiyor. Yine ‘kalkınmanın, kaynaklar ve fırsatların yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler lehine yeniden dağılımına’ atıf da öyle.

‘Yeni sömürgecilik ve hegemonyacılık’ içermeyen bir küresel düzende, tüm ülkelerin ‘ulusal koşulları ve halklarının iradesi temelinde kalkınma modellerini seçmesinin’ altı çizilirken, ‘egemen ülkelerin içişlerine müdahale’ ve ‘tek taraflı yaptırımlar’ ile BM dışı ‘yargı yetkilerinin’ kabul edilmediği belirtiliyor.

Metinde, ABD Asya-Pasifik’ten Avrupa’ya nükleer güvenlikle ilgili uyarılıyor. ABD’nin yapıcı olmayan ve düşmanca ‘çifte çevreleme’ politikasına yanıt vermek için Rusya ile Çin’in koordinasyon ve işbirliğini güçlendirileceğinin altı çiziliyor.

Kuzey Kore’den Afganistan’a istikrarsızlaştırma girişimlerine dikkat çekilen metinde Ukrayna konusunda ‘krizin istikrarlı çözüm için temel nedenlerinin ortadan kaldırılması’ vurgusu eşliğinde güvenliğin bölünmezliği ilkesi anımsatılıyor. Rusya ile Çin’e göre temel nedenler aşikar; NATO yayılmacılığı.

Ortak bildirinin, Çin’in ABD öncülüğündeki kolektif Batı’nın dondurulmuş Rusya varlıklarını çalarak Kiev’e aktarma hamlesine de açıkça itirazını kayda geçirmesi açısından önemli

Ve elbette Rusya-Çin ilişkilerinde ekonominin her alanda; uçak motorlarından, uzayda işbirliğine, tüketim ürünlerinden finansmana ve Kuzey Deniz rotalarına uzanan ortak projeler, bazıları detaylarıyla aktarılıyor. Medyadan kültüre değinilmedik alan yok. Ve esasında Avrasya’da yaratılan ortak ekonomik alanın yanında BRICS’le genişletilmesi hedeflenen egemen ulusların işbirliği çerçevesi konuyor. Bu kadar kapsamlı bir bildirinin önceden hazırlandığı aşikar.

KUCAKLAŞMA

Ziyaretin sembolü Çin’de adet olmadığı halde Xi Jinping’in yolcu ederken Putin’i hararetle kucaklaması oldu. Beyaz Saray Stratejik ilişkiler sözcüsü John Kirby’ye bu kucaklaşmanın mesajı sorulduğunda, “Kucaklaşma mı? Bu onlar için çok güzel” dedikten sonra bunun ABD’ye yönelik taşıdığı mesaja dair soruyu, “Oh, dostum. Kişisel insan bedeni sevgisi hakkında konuşmakta iyi değilim, bu yüzden sanırım birbirlerine sarılmanın neden iyi bir şey olduğunu düşündükleri hakkında konuşmayı bu iki beyefendiye bırakacağım” diye yanıtladı.

Kirby, Çin ve Rusya liderleri ile yöneticilerinin ‘birbirlerini tanımadıkları ve pek güvenmediklerini’ savunurken, “Ortak noktaları, uluslararası kurallara dayalı düzene meydan okuma, ABD’nin sahip olduğu ittifaklar ve ortaklıklar ağına meydan okuma ve birbirlerinin ulusal güvenlik çıkarlarını desteklemenin yollarını arama arzusudur” dedi. Ve Rusya ile Çin’in işbirliğinden kaygılandıklarını teslim etti.

Avrasya’nın iki büyük gücünün buluşturan Biden yönetiminin nihayet ‘gelmekte olanı’ gördüğü açık. Biden, Putin’in ziyaretinin hemen öncesinde Çin’i yarı iletken teknolojisinden men etme kararından sonraki ikinci büyük hamlesini de yaptı. Çin’de üretilen mallara gümrük duvarları çekildi; çelik ve alüminyumda %25, yarı iletkenlerde %50, elektrikli araçlarda %100, güneş panellerinde %50. Joe Biden, “Çin bu sektörlere hakim olmaya kararlı. Amerika’nın bu konularda dünyaya liderlik etmesini sağlamaya kararlıyım” diye buyurdu.

ABD’nin küresel pazarda liderlik bakımından işi kolay değil. Örneğin çelikte ABD’nin yüzde 4.3’lük payına karşı Çin’in payı yüzde 54, alüminyum’da ABD’nin yüzde 1.5’luk payına karşılık Çin’in yüzde 55, elektrikli araçlarda ABD’nin yüzde 8’lik payına karşılık Çin’in yüzde 60, güneş pillerinde ABD’nin yüzde 2’lik payına karşılık Çin’in yüzde 78. Sadece yarı iletkenlerde Çin’in yüzde 7’lik payına karşılık ABD yüzde 48 ile lider. Peki gümrük tarifeleri ‘liderliği’ getirir mi?

Çinlilere göre, ABD’nin bu hamlesi ‘yanlış üstüne yanlış eylem’.  Kararın sadece ABD işletmeleri ve tüketicilerine zarar vereceğini belirten Beijing, korumacı tedbirlerin tedarik zincirlerinin istikrarını tehlikeye atabileceğini söylüyor. Tabii Beijing’in çok sayıda Avrupa ülkesinin ek gümrük tarifelerini de eleştirdiğini belirtelim. Avrupa’da şimdilik Almanya kendisi için önemli bir pazar olan Çin ile ilişkileri gözetmeye çalışıyor ama ABD’nin sözünden çıkmaları pek olası görünmüyor..

Rusya ile Çin Avrasya ekonomik ve siyasi coğrafyasını birlikte düzenlerken, Amerikan kapitalizminin ‘geriye düşme’ tedirginliğinin sonu hayırlı görünmüyor. ‘En iyi medeniyet biziz. Herkes bizim gibi olmalı ama üstünlüğümüzü kabullenmeli’ görüşündeki Batı aklı ile ‘Dünyaya biz hükmetmeyeceksek, yansın yıkılsın’ diyebilecek neocon’ların gerilimi daha da tırmandırmama olasılıkları yok. Avrasya’daki Çin-Rusya ortaklığı pekişirken, Amerika’daki 5 Kasım seçimlerinin, Biden yahut Trump’ın hiç fark etmediğini muhtemelen tarih gösterecek. Tek soru hangisinin daha beter olacağı…

Çok Okunanlar

Exit mobile version